

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Buhari «Kitâbu'I-Edeb»'de tahrîc etmiştir. Buradaki zandan murad başkalarına sû-i zanda bulunmaktır. Hattabî diyorki: «Sû-i zan hatırdan gelip geçen şeyler değil, zannı hakikat kabul edip tasdikde bulunmaktır. Zira hatırdan gelip geçen şeylerin önünü almak elde değildir. Kaadî İyad, Süfyân'ın şu sözünü nakleder: «Kul'u günah'a sokan zan, kabul edip konuştuğu zandır. Hatırından geçeni soylemezse günaha girmez.» Bu hususta evvelce izahat vermiştik. Tecessüs: Casusluk etmek, başkalarının gizli şeylerini araştırmaktır. Bu kelime ekseriyetle şer hususunda kullanılır. Gizli şerrin sahibine casus derler. Nitekim hayrı gizleyene de namus denilir. Tahassüs: Başkalarının sözünü dinlemektir. Bazıları; tecessüs bir sırrı başkası için dinlemektir; tahassüs ise kendisi için dinlemektir, demiş. Bir takımları her ikisinin aynı mânâya geldiğini ve ikisinin de bilinmeyen hal ve haberleri öğrenmek istemek mânâsına geldiğini söylemişlerdir. Tenâfüs ve münafese; bir şeyin yalnız kendisinde olmasını istemektir. Hücr: Çirkin söz mânâsına gelir. Müşteri kızıştırmak, başkalarının pazarlığı üzerine pazarlık yapmak meseleleri alışveriş bahsinde görülmüştü. Sû-i zan; tecessüs hasedlik ve emsali şeyler Kur'ân âyetleriyle de haram kılınmışlardır. Sû-i zannın mukabili hüsn-ü zan'dır Sisn-ü zan yâni bir kimsenin hal-ü tavrını iyiye yorarak ondan hayır beklemek müslümana yaraşan bir harekettir. Hüsn-ü zan'nın vâcib olduğu yerler bile vardır. Meselâ; ALLAH Teâlâ hakkında hüsn-ü zan'da bulunmak vâcibdir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.