

Ahmed Davudoğlu açıklaması: «Namaz, sadaka ve zekâtla birlikte mi ikrar olundu» sözünden murad, bunlar beraberce mî emredildiler? demektir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in «Bu bununla kapanır» sözünden murad: Rüku' tekbîrini imamın tekbîrinden sonra almanız, rüku'u da imamın rüku'undan sonra yapmanız, rüku'dan imamdan sonra doğrulmanız, imamın rüku'una müsavidir, demektir. Çünkü cemâat rüku*a varma hususunda bir an imamdan geri kalırlarsa da doğrulurken de geri kalmaları ile o an kazanılmış ve imamın rükuu ile cemâatin rükuları tamamen müsavileşmiş olur. Aynı söz secde hakkında da vârid olmuştur. Bazıları «Buradaki işaret namazın rabtına âiddir. Yani namazın sahîh olması ancak bu şekilde imam'a tabi olmakla sağlanır demiş; bir takımlarıda işaretin «Amîn» sözünü fatihanın sonuna bağlamaya âid olduğunu ileri sürmüşlerdir. Hadîsin bazı rivayetlerinde tesmî'den sonra «Rabbena leke*l Hamd» bazı rivayetlerinde de «Rabbena ve leke'I - Hamd» denileceği talim buyurulmuştur. Yanî rivayetlerin bazısında (ve) ziyade edilmiş, bazısında edilmemiştir. Bu sebeple ulemâ her iki vechin caiz olduğunu söylemişlerdir. 404 nolu Hadis'in 2.rivayetinin sonunda zikri geçen Ebu îshâk Müslim'den bu kitabı rivayet eden îbrahîm b. Süfyân'dır. Onun Ebu Bekr'den naklettiği hâdise şudur: Ebu Bekr, îmam Müslim'e bu hadîsin sıhhatine dokunacak şekilde ta'n olunduğunu; buna ne diyeceğini sormuş, Müslim de: Süleyman 'dan daha belleyişli râvi mi istiyorsun? diyerek Süleyman'ın belleyiş ve zaptı kâmil bir râvi olduğunu, binâenaleyh başkasının ona muhalefeti zarar vermeyeceğini anlatmak istemiştir. Filhakika bu hadîsteki: «İmam okuduğu vakit sîz susun» ziyadesi hadîs ulemâsı arasında ihtilâfı mucib olmuştur. Beyhakî'nin «Sünen-i Kebîr» inde Ebu Dâvud'dan naklen bu ziyadenin mahfuz olmadığı kaydedildiği gibi, yine Beyhakî, Yahya b. Maîn, Ebu Hatim, er-Râzî, Dâre Kutnî ve Hâkim'in şeyhi Ebu Ali en-Nisâburî'nin dahi mezkur ziyade hakkında söz ettiklerini ve: «Mahfuz değildir,» dediklerini rivayet eylemiştir. Süleyman Teymî bu ziyade hususunda Katâde'nin bütün ravîlerine muhalefet etmiştir. Ebu Ali en-Nisâburi; «Mezkur râvilerin bu ziyâdeyi zayıf bulmaları, Müslim'in onu sahih bulmasına tercih edilmiştir. Bu husus Müslim'in onu kitabına almaması da zayıftır diyenleri te'yid sayılmıştır», demiştir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.