Ebû Gallâb Yûnus b. Cübeyr

Ebû · Tâbiî, Basralı güvenilir râvi

Yûnus b. Cübeyr

Vefath. 90
KünyeEbû
Nisbeel-Bâhilî, el-Basrî, el-Kilâbî
Yaşadığı yerleral-Basra
Tabaka3. tabaka
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Hakkında

Ebû Gallâb Yûnus b. Cübeyr, Bâhile kabilesine mensup Basralı bir tâbiîdir. Berâ b. Âzib, Cündeb b. Abdullah el-Becelî ve Abdullah b. Ömer gibi sahâbîlerden, ayrıca Hıttân b. Abdullah er-Rakâşî'den rivayette bulunmuştur. Kendisinden Muhammed b. Sîrîn, Katâde, Humeyd b. Hilâl ve Abdullah b. Avn hadis nakletmiştir.

Yahyâ b. Maîn ve Nesâî onu güvenilir saymış, Zehebî de sika olarak nitelemiştir. H. 90 / m. 709 yılından sonra, sahâbî Enes b. Mâlik'ten önce vefat etmiş ve cenaze namazının Enes tarafından kıldırılmasını vasiyet etmiştir.

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Ebu Ğallab, Yunus İbn Cübeyr'den dedi ki: "İbn Ömer'e: Bir adam hanımını ay hali iken boşarsa (ne olur), diye sordum. o: Sen İbn Ömer'i tanıyor musun? İbn Ömer hanımını ay hali iken boşadı. Bunun üzerine Ömer, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e giderek ona bu durumu anlattı, Allah Rasulü ona İbn Ömer'in hanımına dönmesini emretti. Ay halinden temizlendikten sonra onu boşamak isterse boşamasını söyledi, dedi. Ben: Peki, bunu bir talak olarak saydı mı, diye sordum. O: Ya İbn Ömer acze düşmüş ve ahmaklık etmişse (ne olacak), dedi."
Yunus İbn Cübeyr'den (şöyle dediği rivayet edilmiştir): "Ben İbn Ömer'e (karısını boşamasına dair soru sordum) da şöyle dedi: İbn Ömer karısmı ay hali iken boşadı. Ömer de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sordu. Allah Rasulü: Ona karısına geri dönmesini emret, sonra iddetine doğru ona talak versin, diye buyurdu. Ben: Peki, o verdiğin bir talakı bir boşama olarak saydm mı, diye sordum. O: Eğer (İbn Ömer) acizlik ve ahmaklık etmişse ne dersin (bu niye sayılmasm ki) diye cevap verdi." Bu hadise dair yeterli açıklamalar talak bölümünün baş taraflarında (5252.hadiste) geçmiş bulunmaktadır
Bize Saîd b. Mansur ile Kuteybetü'bnü Saîd, Ebu Kâmil el-Cahderî ve Muhammed b. Abdilmelik el-Emevî rivayet ettiler. Lâfız Ebu Kâmil'indir. Dediler ki: Bize Ebu Avâne, Katâde'den, o da Yunus b. Cübeyr'den, o da Hıttân b. Abdillâh er-Rakaaşî'den naklen rivayet etti. Demiş ki: Ebu Musel-Eş'arî ile birlikte bir namaz kıldım. Ka'deye sıra gelince; cemaattan biri: Namaz, sadaka ve zekatla birlikte mi ikrar «olundu? Dedi. Ebu Musâ namazı eda ederek selam verince: kalktı ve: - (demin) Şöyle deyen hanginizdi? diye sordu. Cemaat sükutu iltizam ettiler. Sonra tekrar: (demin) şöyle deyen hanginizdi? dedi. Cemaat yine sükut ettiler. Bunun üzerine Ebu Musa: - Bunu galiba sen söyledin ya Hıttan! dedi. Hıttan; Onu ben söylemedim; beni azarlarsın, diye korktum dedi. Müteakiben cemaat’tan biri; - Onu ben söyledim. Ama bu sözle hayır’dan başka bir şey kastetmedim, dedi. Bunun üzerine Ebu Musa: - Siz namazınızda ne diyeceğinizi bilmiyor musunuz? Gerçekten Resulullah (Sallallıhu Aleyhi ve Sellem) bize hutbe okuyarak sünnetimizi beyan ve namazımızı bize ta’lim eyledi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular: «Namaz kılacağınız zaman saflarınızı düzeltin. Sonra içinizden biriniz size imam olsun. O tekbir aldımı siz de tekbîr alın [ ğayri'l mağdubi aleyhim veleddaallin ] dedimi sizde âmin deyin ki Allah duanıza icabet buyursun. İmam tekbir alarak röku'a gittimi siz de tekbir alın ve rüku' edin. Çünkü İmam sizden önce rüku eder; sizden önce rüku'dan doğrulur.» Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle devam etti: «Bu bununla kapanır. İmam [ semi'allahu li men hamide ] dediği vakit sizde [Allahumme Rabbena lekel hamd ] deyin Allah sizin bu sözünüzü kabul eder. Çünkü Allah tebâreke ve Teâlâ, Nebii (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dilinden [ semi'allahu li men hamide ] buyurmuştur. İmam tekbir alarak secdeye gittimi sizde tekbir alın ve secdeye gidin, zîra imam sizden önce secde edecek ve yine sizden önce secdeden başını kaldıracaktır.» Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (burada yine): «Bu bununla kapanır. Oturuş anında sizden her hangi biriniz ilk sözü şu olsun [Ettehiyatu etteyyibatu esselevatu lillahi esselamu aleyke eyyuhennebiyyu ve rahmetullahi ve berekatuhu esselamu akeyna ve ala ibadillahi salihin eşhedu en la ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve resulehu]
Bize İshâk b. İbrahim ile İbni Ebî Ömer, Abdurrezzâk'dan, o da Ma'mer'den, o da Katâde'den bu isnadla rivayet etti. Bu hadisde de Ebu Musâ: «Zirâ Allah (azze ve celi). Nebi'i (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dilinden: buyurdu.» demiştir.
Bana Ya'kub b. İbrahim ed-Devrakî, İbni Uleyye'den, o da Yûnus'dan, o da Muhammed b. Sirîn'den, o da Yûnus b.- Cübeyr'den naklen rivayet etti. Yûnus b. Cübeyr şunu söylemiş: İbni Ömer'e : Bir adam hayız halinde olan karısını boşayabilir mi? dedim. (Bana) şu cevabı verdi : — Abdullah b. Ömer'i tanır mısın? İşte o karısını hayız hâlinde boşadı. Bunun üzerine Ömer Nebi (SaIlallahu Aleyhi ve Sellem)'e giderek meseleyi ona sordu. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: «Kadın (temizlik) müddetini yenileyinceye kadar kendisine ric'at etsin!» emrini vermiş. Ben İbni Ömer'e (tekrar): «Bir adam karısını hayız halinde iken boşarsa bu talâk sayılır mı?» diye sordum. — Ne demek, (insan) âcz gösterip ahmakhk etse de (hiç vuku' bulan talâk gider) mi? cevabını verdi.
Bize Muhammed b. el-Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. İbni'l-Müsennâ dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Katâde'den rivayet etti. Demiş ki: Ben Yûnus b. Ciibeyr'den dinledim. (Dediki): İbni Ömer'i şunu söylerken işittim: Karımı hayız hâlinde iken boşadım. Bunun üzerine (babam) Ömer, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e giderek meseleyi ona anlattı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «Ona ric'at etsin, kadın temizlendiği vakit isterse onu boşasın!» Râvi Yûnus demiş ki : Ben İbni Ömer'e : Sen bu talâkı hesaba kattın mı? diye sordum. — Ona ne mâni var, (insan) âciz gösterip ahmaklık etse de (hiç vuku' bulan talâk gider) mi; ne dersin? cevâbını verdi.
Bize Muhammed b. Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Katâde'den, o da Yûnus b. Cübeyr'den, o da Muhammed b. Sa'd'dan, o da Sa'd'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti: «Birinizin içinin onu bozacak irinle dolması, şiirle dolmasından daha hayırlıdır.» buyurmuşlar.