Hâtim b. İsmâil

Ebû İsmâil · 8. tabaka

Vefath. 186
KünyeEbû İsmâil
Nisbeel-Medenî, el-Hârisî, el-Kûfî aslen, mevlâ
Yaşadığı yerlerKûfe, Medine
Tabaka8. tabaka
Cerh-ta'dîlsadûk, vehmi olur

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Bize Kuteybe b. Said rivayet etti. (Dediki): Bize Hatim (yâni İbni İsmail),.Yezid b. Ebi Ubeyd'den, o da Seleme b. Ekva'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Hayber'de Ali, Nebi (Salkıllahu Aleyhi ve Sellem)'den geri kalmıştı. Gözleri ağırıyordu. Ben Resûlullah (Salkıllahu Aleyhi ve Sellem)'den geri mi kalacağım, dedi. Ve Ali hemen yola çıkarak Nebi (Salkıllahu Aleyhi ve Sellem)'e yetişti. Sabahında Allah'ın fethi müyesser kıldığı gecenin akşamı olunca Resûlullah (Salkıllahu Aleyhi ve Sellem): «Bu sancağı mutlaka vereceğim yahut bu sancağı yarın mutlaka Allah'ın ve Resulünün sevdiği bir adam alacaktır. Veya Allah'ı ve Resulünü seven bir adam alacaktır. Allah ona fethi müyesser kılacaktır.» buyurdu Bir de ne görelim, bu zât Ali imiş. Halbuki biz onu ummuyorduk. Ashab, İşte Ali! dediler. Resûlullah (Sailallahu Aleyhi ve Sellem) de sancağı ona verdi. Ve Allah fethi ona müyesser kıldı.
Bize Muhammed b. Abbâd rivayet etti. (Dediki): Bize Hatim (yâni İbni ismail) Bükeyr b. Mismar'dan, o da Âmir b. Sa'd'dan, o da babasından naklen rivayet etti ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Uhud gününde onun için annesi ile babasını bir arada zikretmiş, Sa'd şöyle demiş: Müşriklerden bir adam Müslümanları (n canlarını) yakmıştı. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Sa'd'a : «At! Babam ve annem sana feda olsun!» buyurmuştu. Sa'd demiş ki: O müşrik için uçsuz bir ok attım ve yan tarafına vurdum. Derhal düştü. Ve avreti açıldı. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) güldü. Hattâ yan dişlerini gördüm.
Bize Muhammed b. Abbâd ile Muhammed b. Mihrân Er-Râzi rivayet ettiler. Lâfız İbni Abbâdındir. (Dedilerki): Bize Hatim (bu zât İbni İsmail'dir) Abdurrahman b. Humeyd'den, o da İbrahim b, Muhammed b. Talha'dan naklen rivayet etti, (Demişki): Ben Ebû Üseyd'i, ibni Utbe'nin yanında hutbe okurken dinledim. Şunu söyledi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ensâr hanelerinin en hayırlısı Beni Neccâr hanesi ile Beni Abdi'l-Eşhel, Beni Haris b. Hazrec ve Beni Saide hcneleıidir.» buyurdular. Vallahi! Bunlara birini tercih edecek olsam mutlaka kendi aşiretimi tercih ederdim.
Bize Kuteybe b. Saîd b. Cemil b. Tarif b. Abdillah Es-Sekafî ile Muhammed b. Abbâd rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Hatim (bu zât İbni İsmail'dir), Muâviye'den rivayet etti. Bu zât Benî Hâşim'iıı azatlısı İbni Ebî Müzerrid'dir. (Demişki): Bana amcam Ebû'l-Hubab Saîd b. Yesâr, Ebû Hureyre'den rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: «Şüphesiz Allah mahlûkatı yaratmıştır. Onlardan fariğ olduğu vakit rahm ayağa kalkmış : Bu, kat' edilmekten sığınanın makamıdır, demiş. ALLAH Teâlâ : Evet! Sana sıla yapana, benim sıla yapmama; senden alâkayı kesene, benim de alâkayı kesmeme razı değil misîn? buyurmuş. Rahm: Evet, razıyım, demiş. ALLAH Teâiû da : Bu sana verilmiştir.» buyurmuştur. Bundan sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İsterseniz: (Demek siz iş başına gelecek olursanız yeryüzünde bozgunculuk çıkaracaksınız ve akrabalık bağlarınızı koparacaksınız öyle mi? İşte onlar, Allah'ın lanetlediği, kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimselerdir. Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerinin üzerinde kilitleri mi var?} [Muhammed 22'den-24'e] âyet-i karîme'sini oküyuverin!» buyurdular.
{M-100} Bana Ebû'r-Rabî ile Ebû Kâmil rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Hammâd (bu zat ibni Zeyd'dir), Eyyûb'dan rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Abbâd da rivayet etti. (Dediki): Bize Hatim (yâni; İbni İsmail) Musa b. Ukbe'den rivayet etti. Her İki râvî Nâfi'den, o da ibni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Abbâd ← Hâtim b. İsmâil ← Mûsâ b. Ukbe ← Nâfi' Mevlâ b. Ömer ← İbn Ömer
Bize nârım b. Ma'ruf ile Muhammed b. Abbâd rivâyettiler. (Hadîsin lâfzında birbirlerine yakındırlar.) Siyak Harun'undur. ki): Bize Hatim b. İsmail, Ebû Hazre Yakub b. Mücâhid'den, o da Ubâde b. Velîd b. Ubâde b. Sâmit'den naklen rivâyet etti. (Şöyle dedi): Ben ve babam bilgi edinmek için ensardan şu kabileye —vefatlarından önce— çıktık. Bize ilk rastlayan Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ve sahâbisi Ebû’l-Yûsr oldu. Beraberinde bir de hizmetçisi vardı ki, elinde sahîfelerden müteşekkil bir bohça vardı. Ebû'l-Yüsr'un üzerinde çizgili bir elbise ile bir maafir kumaşı vardı. Hizmetçisinin üzerinde dahi çizgili bir elbise ile maafir kumaşı vardı. Babam kendisine: Ey amca! Ben senin yüzünde bir kızgınlık alâmeti görüyorum, dedi. Ebû’l-Yüsr: Evet, benim Benî Haram kabilesinden filân oğlu filânda alacağım vardı. Ailesine gelerek selâm verdim ve o burada mı? diye sordum. Hayır! dediler. Yanıma bulûğa yaklaşmış bir oğlu çıktı. Ona: Baban nerede? diye sordum. Senin sesini işitti de, annemin yatağına giriverdi, dedi. Yanıma çık! Nerede olduğunu öğrendim, dedim. Bunun üzerine çıktı. Ben: Benden saklanmaya seni sevkeden nedir? dedim: Ben, vallahi sana anlatayım. Sonra sana yalan söylemem. Vallahi seninle konuşup da sana yalan söyleyeceğimden, sana va'd edip sözümden döneceğimden korktum. Sen Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sahâbisi idin. Ben vallahi yoksul idim, dedi. Allah aşkına mı? dedim. Allah aşkına, dedi, Allah aşkına mı? dedim. Allah aşkına, dedi. Allah aşkına mı? dedim. Allah aşkına, dedi ve senedini getirdi. Babam onu eliyle yırttı. Müteakiben şunu söyledi: Ödeyecek bir şey bulursan hana öde! Yoksa sana helâl olsun. Şu iki gözümün görmesiyle (iki parmağını iki gözünün üzerine koydu) ve şu iki kulağımın işitmesiyle, şu kalbimin bellemesiyle (kalbinin damarına işaret etti). Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: kim bir yoksula mühlet verir yahut borcunu bağışlarsa, Allah onu kendi gölgesinde gölgelendirir.» buyururken şâhid oldum. ki: Ben de kendisine: Ey amca! Hizmetçinin çizgili elbisesini alsan da, ona kendi maafirini versen yahut onun maafirisini alsan da, kendi çizgilini ona versene, bu suretle senin üzerinde bir hülle, onun üzerinde de bir hülle olurdu, dedim, Bunun üzerine başımı sıvazladı ve ; Allahım! Buna bereket veri Ey kardeşim oğlu! Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) kendi yediklerinizden doyurun ve giydiklerinizden giydirin!» buyururken, şu iki gözüm görmüş, şu iki kulağım işitmiş ve şu kalbını bellemiştir. (Kalbinin damarına işaret etti.) Dünya malından ona vermem kıyâmet gününde benim hasenatımdan almasından, benim için daha ehvendir, dedi