Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bu hadisi bize, Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivyet etti. (dediki): Bize îbni'l -Mübarek ile Yezid b. Hârûn rivayet ettiler. H. Bana Alîyyü'bnü Hucr dahî rivayet etti. (dediki): Bize İbni'I-Mübârek ile Fadl b. Mûsâ haber verdiler. Bu râvllerin hepsi Huseyn'den bu isnâdla rivayette bulunmuş fakat Ümmü Kâ'b'ı zikretmemişlerdir.
Bize Yûsuf b. İsa rivayet etti. (Dediki): Bize Fadl b. Mûsâ rivsy«i etti. (Dediki): Bize Hişâm b. Urve. Salih b. Ebî Sâlîh'desı, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdi. Ebû Hureyre Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Bir kimse Medine'nin sıkıntısına sabrederse...» buyurdu diyerek yukarki hadîsin mislini rivayet etmiş.
Bize İbni Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Sekafi. Eyyûb'dan naklen rivayet etti. H. Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile İshâk b. İbrahim de rivayet ettiler. Bunların hepsi Vekî'den, o da Süfyân'dan naklen rivayet etmiş. H. Bize Muhammed b. Rumh dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, İbnî Cüreyc'den naklen haber verdi. H. Bana Alî b. Hucr da rivayet etti. (Dediki): Bize Fadl b. Mûsâ, Şerîk'den, o da Şu'be'den rivayet etti. Bu râviierin hepsi Amr b. Dinar'dan, o da Tâvûs'dan, o da İbni Abbâs'datt, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen yukarıkilerin hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır.
Bu hadîsi bize İshâk b. İbrahim El-Hanzalî de rivayet etti. (Dediki): Bize Fadl b. Mûsâ haber verdi. (Dediki): Bize İsmâî! b. Ebî Hâlid rivayet etti. (Dediki): Bize Kays b. Ebî Hâzim haber verdi. (Dediki): Ben Adiy b. Amîrate'l-Kindî'yi şunu söylerken işittim: Ben Resûlullah'i şöyle buyururken işittim... Râvi, yukarıkilerin hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Bize Hüseyin b. Hureys Ebû Ammâr rivayet etti. (Dediki) : Bize Fadl b. Musa rivayet etti. (Dediki): Bize Talha b. Yahya, Ebû Bürde'den, o da Ebû Musâ'l-Eş'arî'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: Ebû Musa, Ömer b. Hattâb'a gelerek: Esselâmu aleykum! Ben Abdullah b. Kays'ım, dedi. Fakat Ömer ona izin vermedi. Yine: — Esselâmu aleykum! Ben Ebû Musa'yım. Esselâmu aleykum! Ben Eş'ari'yim, dedi. Sonra çekildi, gitti. Ve : — Bana cevap verin! Bana cevap verin! dedi. Arkacığından Ömer gelerek: — Yâ Ebû Musa, seni ne reddetti? Biz işteydik, dedi. Ebû Musa: — Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «İzin istemek üç keredir. Sana izin verilirse ne âlâ, yoksa dönuver.» buyururken işittim. Ömer: — Bunun üzerine bana mutlaka şahit getirmelisin. Yoksa şöyle yaparım, şöyle ederim, dedi. Ebû Musa da gitti. Ömer demiş ki: Eğer şahit bulursa, onu akşama minberin yanında bulursunuz. Şahit bulamazsa, onu bulamazsınız. Akşam olunca onu bulmuşlar. Ömer: — Yâ Ebâ Musa ne diyorsun, şahit buldun mu? diye sormuş. Ebû Musa : — Evet! Übeyy b. Kâ'b'ı! demiş. Ömer: — Âdildir diyerek yâ Eba't-Tufeyl! Ne diyor bu? demiş. Übeyy: — Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bunu söylerken işittim. Ey Hattaboğlu! Binâenaleyh sakın Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabı üzerine azab olma! demiş. Ömer: — Sübhânallah! Ben ancak bir şey işittim. Ve onun aslı olup olmadığını anlamak istedim! cevâbını vermiş.
Bize Ebû Ahmed Mahmud b. Gaylân rivayet etti. (Dediki): Bize Fadl b. Musa Es-Sınâni rivayet etti. (Dediki); Bize Talha b. Yahya b. Talha, Âişe binti Talha'dan, o da Ümmü'l-Mü'minin Âişe'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sizin bana en çabuk kavuşacak olanınız, kolu en uzun olanınızdır.» buyurdular, Âişe demiş ki: Artık kadınlar hangisinin kolu en uzun olduğunu ölçüyorlardı. Kolu en uzun olanımız da Zeyneb idi. Çünkü Zeyneb eliyle çalışır ve sadaka verirdi.
Bana Hüşeyn b. Hureys rivayet etti. (Dediki): Bize Fadl b. Musa, Hüseyn b. Irâk'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki, Resûlullalı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Eslem! Allah ona selâmet versin! Gıfâr! Allah ona mağfiret buyursun! Bana gelince: Bunu ben söylemedim. Lâkin onu Allah (Azze ve Celle) soyladi.» buyurdular
Bana Ebû Ammar Hüseyin b. Hureys de rivayet etti. (Dediki): Bize Fadl b. Musa, Hüseyin'den, o da Matar'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Katâde, Mutarrif b. Abdillah b. Sihhîr'den, o da Benî Muşâci'ın kardeşi İyad b. Himar'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün hutbe okumak üzere aramızda ayağa kalktı da: «Şüphesiz kî, Allah bana emir buyurdu...» dedi. Râvî hadîsi Hişam'ın Katâde'den rivayet ettiği hadîs gibi nakletmiş. Şunu da ziyâde eylemiştir : «Şüphesiz ki, Allah bana sîzin tevazu göstermenizi bildirdi. Tâ kî, kimse kimseye karşı böbürlenmesin, kimse kimseye tecavüzde bulunmasın!» O, hadîsinde şunuda söylemiştir : «Onlar sizîn aranızda tabiîlerdir. Ne aile ararlar, ne de mal.» (Katâde diyor ki:) Ben (Mutarrife): Bu olur mu ya Ebâ Abdillah? dedim. — Evet! Vallahi ben onlara cahiliyyet devrinde eriştim. Bir adam mahallenin koyunlarını güdüyor, kendisine ancak onların cariyesi veriliyor, ona yakınlık ediyordu, dedi.