Ebü'l-Melîh b. Üsâme

Ebû · Tâbiî, Basralı, Übülle âmili

Vefath. 98
KünyeEbû
Nisbeel-Hüzelî, el-Basrî
Yaşadığı yerlerÜbülle, Basra
Tabaka3. tabaka
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Hakkında

Künyesiyle tanınan Ebü'l-Melîh'in adının Âmir b. Üsâme olduğu yaygın görüştür; Zeyd b. Üsâme olduğu da söylenmiştir. Hüzeyl kabilesine mensup olup babası Üsâme b. Umeyr sahâbîdir. Übülle ve Basra'da yaşadı; Haccâc'ın Übülle'deki âmili olarak görev yaptı ve cuma namazlarını Basra'da kılardı.

Babasından, Büreyde el-Eslemî'den, Ma'kıl b. Yesâr'dan, Hz. Âişe ve İbn Abbâs'tan rivayette bulundu. Kendisinden Katâde, Ebû Kılâbe, Eyyûb es-Sahtiyânî, Yezîd er-Rişk ve oğlu Muhammed hadis aldı. Hadisleri çok olan güvenilir bir râvi kabul edilir. Vefatı için h. 98 (m. 716), 108 ve 112 yılları zikredilir; Hasan-ı Basrî'den yaklaşık bir yıl önce öldüğü ve Hasan'ın cenazesinde bulunduğu da nakledilir.

Ailesi

Babası
Usama bin 'Umayr al-Hadhali
Çocukları
Muhammad bin Abi al-Mlyh, Mbshr bin Abi al-Mlyh, 'Abdur Rahman bin Abi al-Mlyh, Ziyad

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Bize Ebu Gassan el-Mismai, Muhammed b. el-Müsenna ve İshak b. İbrahim de tahdis etti. İshak: Bize Muaz b. Hişam tahdis etti derken, diğer ikisi haber verdi, diye rivayetle bulundular. (Muaz dedi ki): Bana babam Katade'den tahdis etti. Onun Ebu'l-Melih'ten rivayetine göre Ubeydullah b. Ziyad hasta olan Ma'kil b. Yesar'ı ziyaret etti. Ma'kil ona: Ben sana bir hadis rivayet edeceğim eğer ölüm halinde olmasaydım bu hadisi sana rivayet etmeyecektim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken dinledim, dedi: "Müslümanların işlerinin yönetimine gelip de sonra da onlar için bütün gayreti ile çalışmayan, onların iyilikleri için uğraşmayan her bir emir, mutlaka onlarla birlikte cennete girmeyecektir. "
Bize, Süreye b. Yûnus rivayet etti.. (Dediki): Bize Hüşeym rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid, Ebu'l-Melih'den, o da Nubeyşetül-Hüzeli'den naklen haber verdi. Nübeyşe şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Teşrik günleri yeyip içme günleridir, buyurdular .
Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr rivayet etti. (Dediki) Bize İsmail yani İbni Uleyye, Hâlid-i Hazzâ'dan rivayet etti. (Demişki): Bana Ebî Kılâbe, Ebûl-Melih'den, o da, Nübeyşe'den naklen rivayet eyledi. Hâlid Demişki: Ben, Ebul-Melih'e rastladunda sordum, bu hadisi bana o anlattı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Hüşeym hadîsi gibi rivayette bulundu, o: «Bir de Allah için zikir günleridir.» ibaresini ziyâde eyledi.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki) Bize Hâlid b. Abdillah, Halid'den, o da Ebû Kilabe'den naklen haber verdi. (Demişki): Bana Ebu'l-Melik haber verdi. (Dediki) Babamla birlikte Abdullah b. Amr'ın yanına girdim de, bize benim oruç tuttuğumun Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e söylendiğini anlattı. Derken Efendimiz yanıma girdi. Ben hemen kendilerine içi hurma lifi ile doldurulmuş, deriden mamul bir yastık koydum. Fakat Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yere oturdu. Yastık ikimizin arasında kaldı. Bana hitaben: — «Sana her aydan üç gün oruç tutmak yetmiyor mu?» dedi. — «Yâ Resûlallah bu kadarı bana yetmez» diyecek oldum. (Sözümü keserek): — «Beş gün tut,» buyurdu. Ben : — «Yâ Resûlallah,» dedim. — «Yedi gün tut,» buyurdu. Ben yine : — «Yâ Resûlallah, ...» dedim. — «Dokuz gün tut,» buyurdu. Tekrar: — «Yâ Resûlallah, ...» dedim. — «Onbir gün tut,» buyurdu. Yiue : — Yâ Resulullah, ...» dedim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Davud (Aleyhisselâm) orucunun fevkinde oruç yoktur. Bu oruç senenin yarısıdır. Bir gün oruç tutmak, bîr gün tutmamaktan ibarettir,» buyurdular.
Bize Ebû Gassân El-Mismai ile İshâk b. İbrâhîm ve Muhammed b. El-Müsennâ da rivayet ettiler. (İshâk: Bize haber verdi, tâbirini kullandı. Ötekiler: Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti; dediler.) (Demiş ki): Bana babam, Katâde'den, o da Ebû'l-Melîh'den naklen rivayet ettiki, hastalığında Ma'kıl b. Yesâr'ın yanına Ubeydullah b. Ziyâd girmiş. Ma'kıl ona: — Ben sana bîr hadis söyliyeceğim! ölüm hâlinde olmasam onu sana söylemezdim. Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Eğer bir âmir müslümanların işini üzerine alır; sonra onlar için çalışıp samimiyet göstermezse onlarla birlikte cennete giremez!» buyururken işittim, demiş