İbrâhîm b. Abdurrahman

Ebû İshâk · Tâbiî, Abdurrahman b. Avf'ın oğlu

İbrâhîm b. Abdurrahman b. Avf

Doğumh. 6 · Medine
Vefath. 95 · Medine
KünyeEbû İshâk
Nisbeez-Zührî, el-Medenî, el-Kureşî
Yaşadığı yerlerMedine
TabakaNebî'yi görmüştür

Hakkında

İbrâhîm b. Abdurrahman, aşere-i mübeşşereden Abdurrahman b. Avf'ın oğludur. Künyesi Ebû İshâk olarak bilinir; Ebû Muhammed ve Ebû Abdullah dendiği de rivayet edilir. Annesi Ukbe b. Ebû Muayt'ın kızı Ümmü Gülsüm'dür; Ümmü Gülsüm, Hz. Osman'ın anne bir kız kardeşidir. Doğum tarihi tartışmalıdır: Bir kısım kaynaklar onu tâbiînin ilk tabakasında sayarken İbn Hacer, Hz. Peygamber'i gördüğünün de söylendiğini kaydederek el-İsâbe'de ona yer vermiştir.

Babası Abdurrahman b. Avf'ın yanı sıra Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali ve Sa'd b. Ebû Vakkâs gibi büyük sahâbîlerden rivayette bulundu. Kendisinden oğulları Sâlih ile Medine kadısı Sa'd, ayrıca Atâ b. Ebû Rebâh, İbn Şihâb ez-Zührî ve Muhammed b. Amr b. Alkame hadis aldı. Nesâî ve İclî gibi münekkitler onu güvenilir kabul etmiştir.

Medine'de yaşadı ve orada vefat etti. Vefatı için h. 95 / m. 713 ile h. 96 arası tarihler öne çıkar; h. 97 ve h. 105 yılları da zikredilir. Yetmiş beş yaşında öldüğü nakledilir.

Ailesi

Babası
'Abdur Rahman Ibn 'Awf
Annesi
Umm Kulthum bint 'Uqba
Eşi
Umm Khultum bint Sa'd bin Abi Waqqas, Others
Kardeşleri
Muhammad bin 'Abdur-Rahman, Humaid bin 'Abdur Rahman, Isma'il, Hamida, Ammatul Rahman
Çocukları
Sa'd bin Ibrahim, Salah bin Ibrahim, al-Maswar bin Ibrahim, Others

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Sa'd, babasından şunu rivayet etmiştir: Bir gün Abdurrahman İbn Avf (r.a.)'a yiyeceği getirildi. O şöyle dedi: "Mus'ab İbn Umeyr benden daha hayırlı olduğu halde şehit oldu. Onu kefenlemek için bir kaftan'dan başka bir şey yoktu. Hamza (veya başka birisi) benden daha hayırlı olduğu halde şehit oldu. Onu kefenlemek için de bir kaftandan başka bir şey yoktu. Korkuyorum ki Allah bizim güzelliklerden olan hakkımızı bize dünyada verir (de bize ahirette bir şey kalmaz olur)." Abdurrahman bunu söyledikten sonra ağlamaya başladı. Tekrar: 1275, 4045.
Abdurrahman İbn Avf r.a. şöyle anlatır: Ümeyye İbn Halef'e benim malını Mekke'de koruması ve benim de onun Medine'de malını korumam için mektuplaştım. Mektubumda, "Abdurrahman" ismimi kullanınca, bana, "Ben Rahman'ı tanımıyorum, bana cahiliyye dönemindeki ismini yaz" diye cevap yazdı. Ben de "Abdü Amr" şeklinde yazdım. Bedir savaşında, insanlar uyurken, onu korumak amacıyla dağa çıktım. Fakat Ümeyye'yi Bilal görmüştü. Bunun üzerine hemen o da çıkıp, bir grup ensarlı Müslüman'a doğru, "Ümeyye İbn Halefi Ümeyye kurtulursa ben kurtulamam!" diye bağırdı. Onunla birlikte bir grup ensarlı da peşimize düştü. Bize yetişeceklerinden korkunca, hemen Ümeyye'nin oğlunu onun yerine çektim, fakat onlara engel olamadım, onu öldürdüler. Biz oradan uzaklaşmak isterken peşimizi bırakmayıp bizi takip ettiler. Ümeyye ağır (şişman) bir adamdı. Bize yetiştiklerinde (Ümeyye'ye) çök dedim, o da çöktü. Onu korumak için kendimi siper ettim. Fakat altımdan kılıçlarını uzatıp onu öldürdüler. İçlerinden birinin kılıcı ayağıma isabet etti. Ravi, "Abdurrahman, ayağının arkasındaki bu izi bize gösterirdi" demiştir. Tekrar: 3971
Salih İbn İbrahim İbn Abdurrahman İbn Avf - İbrahim İbn Abdurrahman (babası) - Abdurrahman İbn Avf (dedesi) yoluyla nakledilen rivayette Abdurrahman İbn Avf şöyle demiştir: "Ben Bedir savaşında mücahidlerle birlikte saf tutmuştum. Bu sırada sağıma ve soluma baktım. Birden gözü me ensardan iki delikanlı ilişti. Gidip onların arasına girmek istedim. Bu iki delikanlıdan birisi bana dokunup: "Ey Amca, Ebu Cehil'i tanır mısın?" diye sordu. Ben de: "Evet tanırım. Senin onunla ne işin var yeğenim!?" deyince şöyle cevap verdi: "Duydum ki o Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sövüyormuş! Canımı elinde tutan Allah'a yemin ederim ki savaş sırasında onu görürsem bir gölge gibi takip edeceğim. Artık kimin eceli daha önce ise o ölene kadar bu devam edecek!" Ben bu cevabı alınca şaşkına döndüm. O sırada diğer delikanlı da buna benzer şeyler söyledi. Ben müşrik ordusuna doğru baktım ve Ebu Cehil'in insanlar arasında dolaştığını gördüm. Sonra bu delikanlılara: "İşte orada! Peşine düşeceğiniz adam işte şu!" dedim. Onlar da yalın kılıç Ebu Cehil'in üzerine saldırıp öldürünceye kadar vurdular. Ebu Cehil'i öldürdükten sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Onu hanginiz öldürdü?" diye sorunca her biri: "Ben öldürdüm!" diye atıldı. Bunun üzerine Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Peki kılıçlarınızı sildiniz mi?" diye sordu. Onlar: "Hayır" deyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kılıçlara baktı ve: "Onu ikiniz öldürdünüz. Selebi de Muaz İbn Amr İbnü'l-Cemuh'a aittir." Bu iki delikanlı Muaz İbn Afra ile Muaz İbn Amr İbnü'l-Cemuh idi. " Tekrar: 3964 ve 3988
Salih b. İbrahim'in, Bedir ile ilgili rivayetini yani Afra'nın iki oğluyla ilgili hadisi nakletti.
Salih b. İbrahim b. Abdurrahman b. Avf, babasının, o da dedesi Abdurrahman b. Avfın şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Umeyye b. Halef ile yazıştım. Bedir günü olunca -onun ve oğlunun öldürülüşünü sözkonusu ederekdedi ki: Bilal: Eğer Umeyye kurtulursa ben kurtulmayayım, dedi."
Sa'd'dan, dedi ki: "Uhud günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in solunda ve sağında, üzerlerinde beyaz elbiseler bulunan iki adam gördüm. O ikisini de ne daha önce görmüştüm, ne de sonra gördüm."
Ebu Bekre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Medine'ye Mesih Deccal'in (değil kendisi) korkusu (bile) giremeyecektir. O gün Medine'nin yedi kapısı olacak, her bir kapıda iki melek bulunacaktır."
Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî rivayet etti. (Dediki): Bise Yûsuf b. Mâcişûn, Salih b. ibrahim b. Abdirrahmân b. Avf dan, o da babasından, o da Abdurrahmân b. Avf'dan naklen haber verdi ki, şunları söylemiş: Bedir (harbi) günü ben safta dururken sağıma ve soluma baktım. Gördüm ki Ensârdan iki çocuğun arasındayım! Yaşları genç! Keşke bunlardan daha kuvvetliler arasında olaydım temennisinde bulundum. Derken biri beni dürterek: Ey amca! Ebû Cehli tanırmısın? dedi. — Evet! Ona ne hacetin var ey kardeşim oğlu? dedim. — Haber aldım ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e söğermiş! Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemîn ederim ki, onu görürsem ikimizden eceli gelen ölmedikçe şahsım şahsından ayrılmayacaktır! dedi. Ben buna şaştım. Az sonra diğeri de beni dürttü ve berikinin söylediğinin mislini söyledi. Çok geçmeden Ebû Cehl'i halkın arasında bocalarken gördüm ve: — Görüyor musunuz, işte sorduğunuz sizinki! dedim. Hemen ona koştular ve kılıçları ile onu vurarak öldürdüler. Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e giderek kendisine haber verdiler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onu hanginiz öldürdü?» dîye sordu. iki gençten her biri: — Ben öldürdüm! cevâbını verdi. «Kılıçlarınızı sildiniz mi?» diye sordu. — Hayır! dediler. Bunun üzerine kılıçlara baktı; ve: «Onu ikiniz de öldürmüşsünüz!» buyurdu. Ve üzerindeki eşyanın Muâz b. Amr b. EI-Memûh'a verilmesine hükmetti. (Bu iki zât Muâz b. Arar b. El-Memûh ile Muâz b. Afrâ'dır.)
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Bişr ile Ebû Üsâme Mis'ar'dan, o da Sa'd b. İbrahim'den, o da babasından, o da Sa'd'dan naklen rivayet etti. Sa'd şöyle demiş: Uhud gününde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sağında ve solunda iki adam gördüm. Üzerlerinde beyaz elbiseler vardı. Bunları ne daha önce gördüm, ne de sonra. (Bu sözüyle Cibril İle Mikâil Aleyhisselâm'ı kasdetmiştir.)
Bana İshâk b. Mansûr da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü's-Samed b. Abdil-Vâris haber verdi. (Dediki): Bize İbrahim b. Sa'd riviiyet etti. (Dediki): Bize Sa'd babasından, o da Sa'd b. Ebî Vakkas'dan naklen rivayet etti. Sa'd şöyle demiş: Gerçekten Uhud günü Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sağında ve solunda iki adam gördüm. Üzerlerinde beyaz elbiseler vardı. Onun nâmına en şiddetli çarpışmayı yapıyorlardı. Onları ne bundan önce gördüm, ne de sonra!
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b, Numeyr ile Ebû Üsânıe Zekeriyya'dan, o da Sa'd b. İbrahim'den, o da babasından, o da Cübeyr b. Mut'ım'den naklen rivayet ettiler. Cübeyr şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İslâm'da ahidleşme yoktur. Cahiliyyet devrinde olan herhangi bir ahidleşmeyi islâm ancak şiddet yönünden artırmıştır.» buyurdular.