Abdurrahman b. Avf Râvi

Doğum: h.ö. 43 · Vefat: h. 32
Abdurrahman b. Avf b. Abd Avf b. Abd b. el-Hâris b. Zühre b. Kilâb b. Mürre b. Ka'b b. Lüey b. Gâlib
Künye
Ebû Muhammed
Nisbe
el-Kureşî, ez-Zührî
Tabaka
Aşere-i mübeşşereden
Şehir
Medine
Vefat kaydı
h. 31 (bazı kaynaklarda 32, 33)
Cerh-ta'dîl
sahâbî

Kureyş'in Zühreoğulları koluna mensup Abdurrahman b. Avf, Fil Vakası'ndan yaklaşık on yıl sonra (m. 581 civarı) Mekke'de doğmuştur. Câhiliye'deki adı Abdüamr ya da Abdülkâbe iken Müslüman olduktan sonra Hz. Peygamber ona Abdurrahman adını vermiştir. Eski dostu Hz. Ebû Bekir vasıtasıyla ilk Müslüman olan sekiz kişiden biri olmuş ve cennetle müjdelenen on sahâbî (aşere-i mübeşşere) arasında yer almıştır.

Mekke'deki baskılar yüzünden önce Habeşistan'a, ardından Medine'ye hicret etmiş; Resûlullah onu Ensâr'dan Sa'd b. Rebî' ile kardeş yapmıştır. Bütün gazvelere katılmış, Uhud'da yirmiden fazla yara almış ve bu yaralar ayağında kalıcı iz bırakmıştır. Ticaretteki başarısıyla büyük servet edinmiş, bunu cömertçe dağıtmasıyla tanınmıştır; bir defasında beş yüz deve yükü malı bağışladığı ve bir günde otuz köle azat ettiği nakledilir.

Hz. Ömer'in vefatından sonra halifeyi belirlemekle görevli altı kişilik şûra heyetine girmiş, kendi adaylığından çekilerek hakem rolünü üstlenmiş ve Hz. Osman'ı halife olarak belirlemiştir. Yetmiş beş yaşında, h. 32 / m. 652 yılında Medine'de vefat etmiş, cenaze namazını Hz. Osman kıldırmıştır.

Babası 'Awf b. 'Abd 'Awf b. 'Abd b. al-Harith, annesi al-Shifa' bint 'Awf. Eşi/eşleri: Umm Kulthum bint 'Utba b. Rabi'a, Umm Kulthum bint 'Uqba, Sahla bint 'Asim bin 'Ady, Bahria bint Hani, Sehlah bint Suhayl, Umm Hakim bint Qariz bin Khalid, bint Abi al-Husayn, Tumadir bint al-Asbagh Kalbia, Asma' bint Salama/Makhrabah, Umm Wald, Badiyya bint Ghilan al-Thaqafi. Kardeşleri: 'Atika bint 'Awf, al-Shifa' bint 'Awf, 'Abdullah Ibn 'Awf, Halah bint 'Awf. Çocukları: Salim, Muhammad bin 'Abdur-Rahman, Ibrahim bin 'Abdur Rahman, Humaid bin 'Abdur Rahman, Isma'il, Hamida, Ammatur Rahman, Ma'n, 'Umar bin 'Abdur Rahman bin Awf, Zayd bin 'Abdur Rahman, Ammatur Rahman, 'Urwa (Akbar) bin 'Abdur Rahman, Salim(Asghar) bin 'Abdur Rahman, Abu Bakr bin 'Abdur Rahman, 'Abdullah bin 'Abdur Rahman, Abu Salama bin 'Abdur Rahman, 'Abdur Rahman bin 'Abdur Rahman, Mus'ub bin 'Abdur Rahman, Suhayl, Jawayriya. Yaşadığı yerler: Makkah, Abyssinia, Medinah. Doğum yeri: est., Makkah. Vefat yeri: Medianh.

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış, kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir; eşleşmeyen yazımlar ayrı kayıt olarak kalabilir.

7 hadis
Sa'd, babasından şunu rivayet etmiştir: Bir gün Abdurrahman İbn Avf (r.a.)'a yiyeceği getirildi. O şöyle dedi: "Mus'ab İbn Umeyr benden daha hayırlı olduğu halde şehit oldu. Onu kefenlemek için bir kaftan'dan başka bir şey yoktu. Hamza (veya başka birisi) benden daha hayırlı olduğu halde şehit oldu. Onu kefenlemek için de bir kaftandan başka bir şey yoktu. Korkuyorum ki Allah bizim güzelliklerden olan hakkımızı bize dünyada verir (de bize ahirette bir şey kalmaz olur)." Abdurrahman bunu söyledikten sonra ağlamaya başladı. Tekrar: 1275, 4045.
Sa'd İbn İbrahim babası İbrahim'den şunu rivayet etmiştir: Abdurrahman İbn Avf oruçlu iken (kendisine) iftar etmesi için yemek getirildi. O şöyle dedi: "Benden daha hayırlı olan Mus'ab İbn Umeyr şehid oldu ve bir kaftan ile kefenlendi. Başı örtülse bacakları ve ayakları, ayakları örtülse başı açıkta kalıyordu. Benden daha hayırlı olan Hamza şehid oldu. Sonra dünya bize her yönden açıldı (dünyadan sahip olduklarımıza sahip olduk). İyiliklerimin (karşılığının) bize dünyada iken verilmiş olmasından korkarız." Abdurrahman daha sonra ağlayarak yemeği bıraktı.
Abdurrahman İbn Avf r.a. şöyle demiştir: Medine'ye geldiğimizde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem benimle Sa'd İbnü'r-Rebî'i kardeş yaptı. 5a d İbnü'r-Rebi bana: "Ben ensar içinde malı en çok olanlardanım. Malımın yarısını sana vereyim. İki eşimden hangisi hoşuna giderse ondan boşanayım. İddeti bitip de sana helal olunca onunla evlenirsin" dedi. Ben: "Benim buna ihtiyacım yok. Medine'de ticaret yapılan bir çarşı var mı?" diye sordum. Sa'd: "Kaynuka çarşısı var" dedi. Abdurrahman sabahleyin Kaynuka çarşısına gitti. Akşam gelirken yanında keş ve yağ getirdi. Sonra bu çarşıya gitmeye devam etti. Çok geçmeden Abdurrahman üzerinde sarı bir şeyin izi bulunduğu halde geldi. Resulullah ona: "Yoksa evlendin mi?" buyurdu. Abdurrahman: "Evet" dedi. Resulullah: "Kiminle?" diye sordu. Abdurrahman: "Ensardan bir hanımla" dedi. Resulullah: "Ne kadar mehir verdin?" diye sordu. Abdurrahman: "Bir çekirdek ağırlığınca altın" dedi. Resulullah ona: "Bir koyunla da olsa bari bir velime (düğün yemeği) ver" buyurdu. Tekrar: 3780
Abdurrahman İbn Avf r.a. şöyle anlatır: Ümeyye İbn Halef'e benim malını Mekke'de koruması ve benim de onun Medine'de malını korumam için mektuplaştım. Mektubumda, "Abdurrahman" ismimi kullanınca, bana, "Ben Rahman'ı tanımıyorum, bana cahiliyye dönemindeki ismini yaz" diye cevap yazdı. Ben de "Abdü Amr" şeklinde yazdım. Bedir savaşında, insanlar uyurken, onu korumak amacıyla dağa çıktım. Fakat Ümeyye'yi Bilal görmüştü. Bunun üzerine hemen o da çıkıp, bir grup ensarlı Müslüman'a doğru, "Ümeyye İbn Halefi Ümeyye kurtulursa ben kurtulamam!" diye bağırdı. Onunla birlikte bir grup ensarlı da peşimize düştü. Bize yetişeceklerinden korkunca, hemen Ümeyye'nin oğlunu onun yerine çektim, fakat onlara engel olamadım, onu öldürdüler. Biz oradan uzaklaşmak isterken peşimizi bırakmayıp bizi takip ettiler. Ümeyye ağır (şişman) bir adamdı. Bize yetiştiklerinde (Ümeyye'ye) çök dedim, o da çöktü. Onu korumak için kendimi siper ettim. Fakat altımdan kılıçlarını uzatıp onu öldürdüler. İçlerinden birinin kılıcı ayağıma isabet etti. Ravi, "Abdurrahman, ayağının arkasındaki bu izi bize gösterirdi" demiştir. Tekrar: 3971
Saib bin Yezid şöyle demiştir: "Ben Talha İbn Ubeydullah, Sad, Mikdad İbnü'l-Esved ve Abdurrahman İbn Avf (r.anhum) ile birlikte bulunup sohbetlerine katıldım. Ben onlardan hiç birinin Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den bir şeyler naklettiklerini duymadım. Sadece Talha, Uhud savaşında yaşadıklarını anlatmıştı."
İbrahim b. Sa'd babasından o da dedesinden rivayetle, dedi ki: "Medine'ye geldiklerinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Abdurrahman ile Sa'd b. er-Rebı'i kardeş yaptı. (Sa'd b. er-Rebı') Abdurrahman'a dedi ki: Ben Ensar arasında malı en çok olanım. Malımı ortadan ikiye böleceğim. İki tane de hanımım vardır. Bak, hangilerini daha çok beğenirsen söyle, ben de onu boşayayım. İddeti sona erince de onunla evlenirsin. Abdurrahman dedi ki: Allah aileni de, malını da senin için mübarek kılsın. Pazarınız nerede? Ona Kaynuka oğullarının pazarını gösterdiler. Geri döndüğünde beraberinde bir miktar keş ve yağ artmıştı. Daha sonra sabah erkenden pazara gitmeyi sürdürdü. Arkasından bir gün üzerinde zaferan izi bulunduğu halde geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Hayrola deyince, Abdurrahman: Evlendim dedi. Peki hanımına ne kadar mehir verdin, diye sordu. Abdurrahman: Bir çekirdek kadar altın --yahut da bir çekirdek ağırlığı kadar altın-- dedi." Şüphe eden (ravilerden) İbrahim'dir.
Abdurrahman b. Avf dedi ki: "Bedir günü ben safta duruyor iken yanıma baktığımda sağımda ve solumda iki taze genç delikanlının durduğunu gördüm. Onların durdukları yer bana kendileri için güvenli gelmedi. Aniden onlardan birisi diğerinden gizlice bana: Amcacığım, bana Ebu Cehil'i gösterebilir misin, dedi. Kardeşimin oğlu onu ne yapacaksın, dedim. O, onu gördüğüm takdirde ya onu öldüreceğim yada bu uğurda ben öleceğim, diye Allah'a söz verdim dedi. Bu sefer diğeri de ondan gizlice onun söylediği gibi bana söyledi. (Abdurrahman b. Avf) dedi ki: Onların yerine daha başka iki kişinin arasında olmak beni bu kadar sevindiremezdi. Her ikisine de Ebu Cehil'i işaret ederek gösterdim. İkisi de onun üzerine birer kartal gibi hücum ettiler ve nihayet ona darbelerini indirdiler. Bu ikisi Afra'nın oğulları idi."