el-Müseyyeb b. Hazn

Ebû Saîd · Kendisi ve babası sahâbîdir

el-Müseyyeb b. Hazn b. Ebû Vehb b. Amr b. Âiz b. İmrân b. Mahzûm

KünyeEbû Saîd
Nisbeel-Mahzûmî, el-Kureşî, el-Medenî
TabakaKendisi ve babası sahâbîdir
Cerh-ta'dîlsahâbî

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Bana Harmele b. Yahya et-Tudbi de tahdis etti. (1/53b) Said b. el-Müseyyeb babasından şöyle dediğini haber verdi: Ebu Talib'in vefatı yaklaşınca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de yanına geldi. Yanında Ebu Cehil'i ve Abdullah b. Ebu Umeyye b. el-Muğire'yi buldu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):''Amcacığzm! Kendisi ile Allah'm nezdinde senin lehine şahitlik edeceğim bir söz olmak üzere Ia ilahe illaIlah de" buyurdu. Ebu Cehil ve Abdullah b. Umeyye: Ey Ebu Talib, Abdulmuttalib'in dininden yüz mü çevireceksin, dediler. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) O sözü ona arzedip, durdu ve o söylediklerini ona tekrar etti. Nihayet son olarak onlara: O Abdulmuttalib'in dini üzere olduğunu söyledi ve la ilahe illallah demedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Selleml'de: ''Amca Allah'a yemin ederim ki senin için (mağfiret dilemek) bana yasaklanmadığı sürece sana mağfiret dileyeceğim" buyurdu. Aziz ve Celil Allah da bunun üzerine: "O çılgın ateşlikler oldukları açıkça ortaya çıktıktan sonra akrabaları dahi olsalar müşriklere nebinin de, müminlerin de mağfiret dilemeleri olur şey değildir. " (Tevbe, 113) buyruğunu indirdi. Yüce Allah Ebu Talib hakkında da, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e hitaben: "Muhakkak ki sen sevdiğini hidayete erdiremezsin fakat Allah dilediğine hidayet verir ve o hidayet bulanları daha iyi bilir" (Kasas, 56) buyruğunu indirdi.
Bana Haccâc b. Şâir ile Muhammed b. Râfi' de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Şebâbe rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Katâde'den, o da Saîd b. EI-Müseyyeb'dcn. o da babasından naklen rivayet etli. Şöyle demiş: Gerçekten o ağac'ı gördüm. Sonra ona geldim; ama onu bilemedim.