el-Hâris b. Süveyd

Ebû Âişe · Tâbiî, Kûfeli güvenilir râvi

Vefath. 72
KünyeEbû Âişe
Nisbeet-Teymî, el-Kûfî, el-A'ver, el-Cu'fî
Yaşadığı yerlerKûfe
Tabaka2. tabaka
Cerh-ta'dîlsika sebt

Hakkında

el-Hâris b. Süveyd, Teymü'r-Rebâb kabilesine mensup Kûfeli bir tâbiîdir ve Ebû Âişe künyesiyle bilinir. Tâbiîlerin büyüklerinden sayılır. Hz. Ömer, Abdullah b. Mes'ûd ve Hz. Ali'den hadis rivayet etti; ondan İbrâhim et-Teymî, Eş'as b. Ebü'ş-Şa'sâ ve Umâre b. Umeyr gibi râviler hadis aldı.

Ahmed b. Hanbel onun kadrini yüceltmiş, Yahyâ b. Maîn güvenilir olduğunu belirtmiştir; rivayet ettiği hadis sayısı azdır. İbn Sa'd, Abdullah b. Zübeyr'in hilâfetinin son yıllarında vefat ettiğini kaydeder; ölümü h. 71 veya 72 / m. 691 civarındadır.

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Bize Said b. Amr El-Eş'asî rivayet etti. (Dediki): Bize Abser haber verdi. H. Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir rivayet etti. H. Bana Bişr b. Hâlid dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed (yâni, Ibn-i Ca'fer) Şu'be'den naklen haber verdi. Bu râvilerin hepsi A'meş'den, o da İbrahim Et-Teymî'den, o da Haris b. Süveyd'den, o da Ali'den naklen rivayet etmişlerdir. Ali şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dubbâ' ile müzeffet de nebiz yapılmasını yasak etti. Bu Cerir'in hadîsidir. Abser ile Şu'be'nin hadîslerinde ise: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dubbâ' ile müzeffet’den nehiy buyurdu.» ifadesi vardır.
Bize Osman b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb ve İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. îshâk: Ahberanâ, ötekiler: Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Cerîr A'meş'den, o da İbrahim Et-Teymî'den, o da Haris b. Süveyd'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti, Abdullah şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girdim. Kendisi şiddetli hasta idi. Elimle ona dokundum. Ve : — Yâ Resûlallah! Gerçekten sen şiddetli ıztırab nevbeti geçiriyorsûn! dedim. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Evet! Ben sizden iki adamın nevbet geçirdiği gibi, şiddetli nevbet geçiriyorum.» dedi. Ben : — Bunun sebebi senin için iki ecir olmasıdır, dedim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Evet!» dedi. Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kendisine hastalık veya başka bir şeyden eza isabet eden hiç bîr müslüman yoktur ki, Allah onunla günahlarını ağacın yapraklarını döktüğü gibi dökmesin!» buyurdular. Züheyr'in hadîsinde: «Elimle ona dokundum...» cümlesi yoktur.
Bize Kuteybe b. Saîd ile Osman b. Ebî Şeybe rivayet ettiler. Lâfız Kuteybe'nindir. (Dedilerki): Bize Cerîr, A'meş'den, o da İbrahim Et-Teymî'den, o da Haris b. Süveyd'den, o da Abdullah b. Mes'ud'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Aranızda rakûb kime dersiniz?» diye sordu. Biz : — Çocuğu doğmayana! cevâbını verdik. «Rakûb bu değildir. Lâkin rakûb çocuklarından hiç birini (kendinden önce) âhirete gondermeyendir.» buyurdu. «Aranızda pehlivan kime dersiniz?» diye sordu. Bir: — Kendisini erkeklerin yenemediği kimseye! cevabını verdik. «O değildir. Lâkin pehlivan kızgınlık anında kendini tutan kimsedir.» buyurdular.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bixe Ebû Muâviye rivayet etti. H. Bize İshak b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize İsâ b. Yûnus haber verdi. Her iki râvi A'meş'den bu isnadla bu hadisin manâsı gibi rivayet etmişlerdir
Bize Osman b. Ebî Şeybe ile İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. Lâfız Osman'ındır. (İshâk: Ahberana; Osman ise: Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. Dedilerki): Bize Cerir, A'meş'den, o da Umara b. Umeyr'den, o da Haris b. Süveyd'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Abdullah hasta iken onu dolaşmak üzere yanına girdim de, bize biri kendinden, biri de Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den olmak üzere iki hadîs rivayet etti. (Dediki): Ben, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim : «Allah mü'min kulunun tevbesine, çorak helak korkusu olan bir yerde devesi yanında yiyeceği ve içeceği onun üzerinde olduğu halde uyuyan, uyandığında deveyi gitmiş bulan ve onu aramaya giden, nihayet kendisine susuzluk anz olan, sonra (kendi kendine) bulunduğum yerime döneyim de ölünceye kadar yatayım diyen ve başını ölmek için dirseğinin üzerine koyan, sonra uyanarak devesini üzerindeki azığı yiyeceği ve içeceği ile yanında bulan bir adamdan, evet Allah mü'min kulunun tevbesine bu adamın devesi ile azığına sevinmesinden daha çok sevinir.»
Bana İshak b. Mansûr da rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti, (Dediki): Bize A'meş rivayet etti. (Dediki): Bize Umara b. Umeyr rivayet etti. (Dediki): Haris b. Süveyd'den dinledim. Şunu söyledi: Bana Abdullah biri Resûlullalı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den, diğeri kendinden olmak üzere iki hadîs söyledi. (Dediki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah mü'min kulunun tevbesine... daha çok sevinir.» Râvi Cerir'in hadîsi gibi rivayette bulunmuştur