Abdurrahman b. Ezher

Ebû Cübeyr · Sahâbî, Abdurrahman b. Avf'ın akrabası

Abdurrahman b. Ezher b. Abd Avf b. Abd b. el-Hâris b. Zühre

Vefath. 63
KünyeEbû Cübeyr
Nisbeez-Zührî, el-Medenî, el-Kureşî
TabakaKüçük yaşta sahâbî
Cerh-ta'dîlhüccet

Hakkında

Ebû Cübeyr Abdurrahman b. Ezher, Kureyş'in Benî Zühre koluna mensup, küçük yaşta Hz. Peygamber'i görmüş bir sahâbîdir. Abdurrahman b. Avf ile yakın akrabadır; İbn Abdilber onu Abdurrahman b. Avf'ın yeğeni, İbn Mende ise amcasının oğlu olarak kaydeder. Huneyn gazvesinde Resûlullah'ın yanında bulunmuş, savaşta yaralanan Hâlid b. Velîd'in yerini soran Hz. Peygamber'in önünden koştuğunu anlatmıştır. Hz. Ömer'le birlikte Şam'a gittiği ve Mekke'de oturduğu bildirilir.

Kendisinden oğlu Abdülhamîd, Ebû Seleme b. Abdurrahman, Muhammed b. İbrâhîm et-Teymî ve en çok da Zührî rivayette bulunmuştur. Buhârî'de, İbn Abbâs ve Misver b. Mahreme ile birlikte Kureyb'i ikindiden sonra kılınan iki rekâtı sormak üzere Hz. Âişe'ye gönderen sahâbîlerden biri olarak geçer. h. 63 / m. 683 yılından önce, bir görüşe göre de o yıl vefat etmiştir.

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Bana Harmeletü'bnü Yahya Et-Tücîbî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b, Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr —ki İbnü'l-Hâris'dir— Bükeyr'den, o da ibni Abbâs'in âzâdlısı Kureyb'den naklen haber verdiki, Abdullah îbnî Abbâs ile Abdurrahmân b. Ezher ve Misver b. Mahrame kendisini Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe'ye göndererek şöyle demişler : — Âişe'ye bizim hepimizden selâm söyle; ve ikindiden sonraki iki rek'âtı ona sor; de ki: — Biz senin bu iki rek'âtı kıldığını haber aldık. Hâlbuki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bunu nehiy buyurduğunu duymuşduk. İbni Abbâs: «Ben, Ömerü'bnü'l-Hattâb ile birlikte bu namazdan dolayı insanları döverdim.» demiş. Kureyb demiş ki: «Bunun üzerine ben Âişe'nin yanına girerek, benimle gönderdikleri haberi kendisine tebliğ ettim. Âişe : — Ümmü Seleme'ye sor! dedi. Ben hemen beni gönderen zevatın yanlarına çıkarak Âişe'nin söylediklerini onlara haber verdim. Onlar, beni Ümmü Seleme'ye de, Âişe'ye gönderdikleri suâli sormaya gönderdiler. Ümmü Seleme : — Ben, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i o iki rek'âtı kılnıakdan nehyederken işittim ama sonra kendisim bunları kılarken gördüm. Onları kıldığında vakit, ikindi idi. Sonra benim yanıma girdi, yanımda Ensârdan Benî Haram kabilesinden bâzı kadınlar vardı, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu iki rek'âtı o zaman kıldı. Ben, kendisine kızı göndererek: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanıbaşına dur da, ona de ki: Ümmü Seleme, Yâ Resûlallah ben, senin bu iki rek'âtı kılmakdan nehiy buyururduğunu işidiyorum. Hâlbuki şimdi onları kendinin kıldığını görüyorum; diyor. Şayet eliyle işaret ederse geri çekil! Kız dediğimi yaptı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) eliyle işaret etti. O da geri çekildi. Namazdan çıkınca (bana hitaben) : «Ey Ebû Umeyye'nin kızı! ikindiden sonra kıldığım iki rek'âtı sormuşsun, [sebebi şudur ki) bana Abdüikays kabilesinden bir takım kimseler kavimlerinden ayrılarak müslüman olmak için geldiler de, öğle namazından sonra kılmakda olduğum iki rek'ât nafileden beni alıkoydular, işte bu iki rek'ât, o rek'âtlardır.» buyurdular.