Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1385, sondan 4852. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 21. ayetidir. Yunus Suresi 21. ayetinin kelime sayisi 22, harf sayısı 84 ve toplam ebced değeri ise 7683 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (18) ل (6) ر (7) bulunuyor.
Arapça Metin
واذا اذقنا الناس رحمة من بعد ضراء مستهم اذا لهم مكر في اياتنا قل الله اسرع مكرا ان رسلنا يكتبون ما تمكرون
Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra, insanlara bir rahmet (ferahlık ve mutluluk) tattırdığımız zaman, bir de bakarsın ki âyetlerimiz hakkında onların bir tuzakları (birtakım tertipleri ve asılsız iddiaları) vardır. De ki: “Allah, daha çabuk tuzak kurar.” Şüphesiz elçilerimiz (melekler) kurmakta olduğunuz tuzakları yazıyorlar.[268]
Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecazî olup, “inkârcılara mühlet verip sonra onları ansızın yakalaması” ve “inkârcıların inkârlarına ceza ile karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder.
“Allah’a mahsus işaretler, deliller üzerinde hile yapmak” çeşitli şekillerde olmaktadır; âyette zikredildiği gibi “Allah müşrikleri lutuf olarak bir sıkıntıdan kurtardığı, böylece onlara varlık ve birliğinin işaretini verdiği halde bu lutfun putlardan geldiğini ifade etmek, sıkıştıklarında Allah’a sığınıp bir daha kötülük yapmayacaklarına söz verdikleri halde O’nun lutfuyla selâmete çıkınca yine haksızlık ve günahkârlık yoluna sapmak” bunun tipik örnekleridir.
Mehmet Okuyan
Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra o (nankör) insanlara bir merhamet tattırdığımız zaman, bir de bakarsın ki ayetlerimiz hakkında bir tuzak (kurmuşlar). De ki: “Allah’ın tuzağı daha hızlıdır.” Şüphesiz ki elçilerimiz (meleklerimiz) kurduğunuz tuzakları yazıyorlar.
Yüce Allah inkârcı insanın başına herhangi bir sıkıntı geldikten sonra kendisine rahmet ve merhametini ulaştırdığında hemen eski nankörlüğüne geri döndüğünü ve ayetlere karşı düşmanca tavırlarına devam ettiğini haber vermektedir.,Yüce Allah’ın tuzak kurması, tuzakları boşa çıkarması anlamına gelir. Bu konu Enfâl 8:18, 30. ayetler çerçevesinde değerlendirilmelidir.,Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:181; Nisâ 4:81; İsrâ 17:13; Kehf 18:49; Meryem 19:79; Enbiyâ 21:94; Yâsîn 36:12; Zuhruf 43:80; Câsiye 45:29; Kâf 50:18; Kamer 54:53; İnfitâr 82:10-12; Târık 86:4.
Bayraktar Bayraklı
Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, bir de bakarsın ki âyetlerimiz hakkında onların bir tuzağı vardır. De ki: “Allah'ın tuzağı daha süratlidir. Şüphesiz, elçilerimiz/yazıcı melekler kurduğunuz tuzakları yazıyorlar.”
İnsanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra, bir rahmet tattırdığımız zaman, ayetlerimize karşı hemen plan yapmaya kalkışırlar. De ki: “Plan yapmada Allah daha seridir.” Elçilerimiz, yaptığınız tüm planları kaydetmektedirler.
İnsanlara, şiddetli bir sıkıntı dokunduktan sonra, (onu kaldırıp) bir rahmet tattırdığımız zaman, (ardından hemen) ayetlerimiz konusunda hileli bir düzen kurmak (çeşitli entrikalara başvurmak ve istismara kalkışmak) onlar için (bir alışkanlık ve kötü bir edinim) dir. De ki: "Düzen kurmada (tuzağınızı boşa çıkarmada) Allah daha hızlıdır. Şüphesiz, bizim (görevli melek) elçilerimiz, sizin 'geliştirmekte olduğunuz düzenleri' yazmaktadırlar."
Uğradıkları sıkıntıdan sonra insanlara bir rahmet tattırdık mı bir de bakarsın ki çabucak ayetlerimizle alaya girişirler. De ki: Allah'ın cezası daha çabuk gelip çatar. Şüphesiz ki elçilerimiz de sizin düzenlerinizi, alaylarınızı yazmada.
Kendilerine dokunan bir darlıktan sonra, insanlara bir rahmet, sağlık ve bolluk zevki tattırdığımız zaman bir de bakarsın ki, ayetlerimiz hakkında tertip ve tuzaklar kurarak asılsız iddialar tasarlamaya başlarlar. De ki: “Allah yalanlarınıza karşılık vermekte ve tuzaklar bozmakta daha çabuktur.” Dikkat edin! Bizim görünmeyen görevlilerimiz, tasarlayıp durduğunuz herşeyi inceden inceye kaydediyorlar.
Kendilerine dokunan bir sıkıntı, bir yokluk, bir kıtlıktan, mallarına ve canlarına gelen bir zarardan sonra, insanlara bir rahmet, bir bolluk, bir refah tattırsak, âyetlerimizle ilgili derhal asılsız iddialar ortaya atmaya başlarlar, âyetlerimizin, ilkelerimizin benimsenmemesi için hileler, çareler ararlar. Onlara:
“Allah, herkesten daha süratli tökezletme, cezalandırma planları yapar. Dindarların önünü kesme, dini baltalama planlarınızı elçilerimiz, meleklerimiz yazmaya devam ediyor.” de.
İnsanlara, kendilerine dokunan bir darlıktan sonra genişlik tattırdığımız zaman hemen ayetlerimiz hakkında hileler düşünmeye başlarlar. De ki: "Allah düzen kurmada daha hızlıdır." Elçilerimiz sizin düşündüğünüz hileleri yazmaktadırlar.
İnsanlara, şiddetli bir sıkıntı dokunduktan sonra, bir rahmet dokundurduğumuz zaman, ayetlerimiz konusunda hileli bir düzen kurmak (bir entrika çevirmek) onlar için (bir alışkanlık ve kötü bir edinim)dir. De ki: 'Düzen kurmada (karşılık vermede) Allah daha hızlıdır. Şüphesiz, bizim elçilerimiz, sizin 'geliştirmekte olduğunuz düzenleri' yazmaktadırlar.'
İnsanlara dokunan bir sıkıntı ve geçim darlığından sonra, kendilerine bir rahmet (bolluk) taddırdığımız zaman da âyetlerimize dil uzatır ve Peygambere hile yapmağa koşarlar. De ki: “- Allah'ın, hîlenize ceza verişi çok daha çabuktur”. Gerçekten elçilerimiz (Meleklerimiz) de kurduğunuz kötü fikirleri yazıyorlar.
İnsanlara kendilerine dokunan bir zarardan sonra bir rahmet tattırdığımız zaman, ayetlerimiz hakkında hileler yapmaya başlarlar. De ki: “Allah, daha çabuk hile ve düzen kurabilir. Şüphesiz elçilerimiz, yaptığınız hileleri yazmaktadırlar.
Uğramış oldukları darlıktan sonra, biz insanlara bir yarlığa tattırırsak, hemen âyetlerimiz hakkında kötü iftira kurarlar, de ki: «Allah iftiraca çabuktur», bizim elçilerimiz, sizin iftiralarınızı yazmaktadırlar
İnsanların başlarına gelen sıkıntılardan sonra kendilerine bir rahmet, bir rahatlık tattırdığımızda bakarsın ki, ayetlerimize karşı hemen gizli bir plan kurarlar. Onlara de ki: “Allah'ın planlarınıza karşılık vermesi daha çabuktur. Şüphe yok ki, elçilerimiz (olan melekler) kurduğunuz planları kaydetmektedir.”
İnsan kendi özgür iradesiyle, duygularıyla, eylemleriyle her şeye bir kişilik kazandırır. Bu itibarla iyiyi de kötüyü de oluşturan insanın kendisidir. Güzel duygular besleyerek ve faydalı eylemler üreterek hayırlı bir varlık olması gereken insan sınırsız ve istikrarsız arzularına yenik düşerek kendi eliyle hayatını çıkmaza sürükler. Geldiği noktanın felaket olduğunu anlayınca Yaratıcının rahmetine sığınır. Ne zaman rahata ve refaha kavuşur, o zaman da Allah’ın ayetlerine sırtını döner. Oysa bu durumda olan kişi, hayattan ders çıkartarak mesaja daha duyarlı olmalıdır.
Diyanet İşleri (Eski)
İnsanlara darlık geldikten sonra onlara bolluğu taddırdığımızda, hemen ayetlerimize dil uzatmağa kalkışırlar; onlara de ki: "Hile yapanın cezasını vermekte Allah daha çabuktur." Elçi meleklerimiz kurduğunuz tuzakları hiç şüphesiz yazmaktadırlar.
Kendilerine dokunan (kıtlık ve hastalık gibi) bir sıkıntıdan sonra insanlara bir rahmet (esenlik) tattırdığımız zaman, bir de bakarsın ki âyetlerimiz hakkında onların bir tuzağı vardır. De ki: Allah’ın tuzağı daha süratlidir. Şüphesiz elçilerimiz kurduğunuz tuzakları yazıyorlar.
Bu âyet Mekkeliler hakkında nâzil olmuştur. Rivayet edildiğine göre Allah Teâlâ yedi yıl Mekke’ye yağmur yağdırmadı. Kuraklık yüzünden kıtlık ve hastalık baş gösterdi, birçok insan ve hayvan telef oldu. Nihayet Allah Teâlâ bol yağmur yağdırdı, memleket yeniden bolluk ve berekete kavuştu. Fakat kâfirler bu rahmeti Allah’tan değil yıldızlardan ve putlardan bildiler ve Allah’ın âyetlerini yalanlamaya devam ettiler.
Edip Yüksel
Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, ayet ve mucizelerimize karşı hemen bir plan düzenlerler. De ki: "Plan yapmada ALLAH daha hızlıdır. Elçilerimiz, düzenlediğiniz tüm planları kaydetmektedir."
İnsanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra kendilerine bir rahmet tattırdığımız zaman, âyetlerimiz hakkında derhal bir takım hilekârlıklara girişirler. De ki: "Allah'ın hilesi daha çabuktur. Haberiniz olsun ki elçilerimiz yaptığınız hileleri yazıp duruyorlar".
İnsanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra bir rahmet tattırdığımız zaman da âyetlerimiz hakkında derhal bir mekirleri vardır, de ki: Allahın mekri daha çabuktur, haberiniz olsun: elçilerimiz yaptığınız mekirleri yazıb duruyorlar
İnsanlara, kendilerine dokunan (kıtlık ve hastalık gibi) sıkıntı (lar) dan sonra, bir rahmet (bir bolluk, bir sıhhat zevkini) tatdırdığımız zaman bakarsın ki âyetlerimiz hakkında onların yine kötü bir fikri vardır. De ki: «Allahın (o kötü fikirlerine karşı olan) mukaabelesi, ıkaabı daha çabukdur. Elçilerimiz sizin beslemekde olduğunuz o kötü fikirleri şübhesiz yazıyorlar.
Kendilerine dokunan bir zarardan sonra insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, bir de bakarsın ki âyetlerimiz hakkında onların yine bir tuzakları vardır!(1) De ki: “Allah, tuzak(larıyla onlara karşılık vermek) cihetiyle daha sür'atlidir!” Şübhesiz ki elçilerimiz(hafaza melekleri), kurmakta olduğunuz tuzakları (tek tek) yazıyorlar.
(1)Bir ara Mekke’de yedi yıl devâm eden müdhiş bir kıtlık hüküm sürmüş ve bu yüzden birçok hayvan ve insan telef olmuştu. Nihâyet Cenâb-ı Hakk bol yağmurlar ihsân edince, herkesin yüzü gülmüş, memleket refâha kavuşmuştu. Fakat Mekke müşriklerinin, o yağmuru yıldızların ve putların lütfundan bilmeleri ve tekrar Allah’ın âyetlerini yalanlayarak alay etmeye başlamaları üzerine, bu âyet-i celîle nâzil olmuştur. (Nesefî, c. 2, 227)
İlyas Yorulmaz
Onlara isabet eden sıkıntılardan sonra, kendilerine tarafımızdan rahmet verdiğimizde, birden bire ayetlerimize karşı komplolar hazırlamaya başladılar. Deki “ Allah’ın hazırladığı komplolar daha çabuktur. Elbetteki elçilerimiz (yazıcı melekler) hazırladığınız tüm komploları yazıyorlar.
Mekke halkına başlarına gelen kıtlık, hastalık gibi beliyyelerden sonra, nimet ve âfiyeti tattırırsak hemen âyetlerimize karşı kötü fikre, istihza ve tekzibe başlarlar. Onlara de ki «—- Allah/ın kötü fikirlerine vereceği ceza daha çabuk gelir» çünkü elçilerimiz olan meleklerimiz kötü fikirlerinizi yazıyorlar.
İnsanlara darlık dokunduktan sonra onlara bir rahmet tattırdığımızda, hemen ayetlerimize karşı düzen kurmaya kalkışırlar. Onlara de ki: “Düzen kurmada Allah daha hızlıdır.” Elçilerimiz (olan melekler) kurduğunuz düzenleri hiç şüphesiz yazmaktadır.
Biz bu tür nankör insanlara, başlarına gelen deprem, kıtlık, kaza, hastalık, fakirlik gibi bir sıkıntının ardından katımızdan azıcık bir rahmet ve esenlik tattıracak olsak, hemen o acı günleri unutur, ayetlerimize karşı hile ve entrikalar düzmeye başlarlar. Bu gibi felâketlerin, ilâhî ceza ile hiçbir bağlantısı olmayan tesâdüfî olaylardan ibaret olduğunu iddia ederler. Elde ettikleri nîmetleri kendilerinden bilir, “Biz bunları kendi çabamız ve dirâyetimiz sayesinde elde ettik! Allah ne diye bizim işimize karışsın ki?” diyerek Allah’ı ve ayetlerini inkâr eder, müminlere karşı hâince plânlar, komplolar düzenlerler. Ey Müslüman, bu zâlimlere de ki: “Plan kurma konusunda Allah, sizden çok daha hızlıdır. Siz Kur’an’a ve Müslümanlara karşı böyle hilekârlık peşinde koşup dururken, Allah başınıza öyle bir felaket gönderir ki, maksadınıza ermeye vakit bulamadan helak olur gidersiniz. Kaldı ki, iş bununla da bitmeyecek, asıl belâ neymiş, âhirette göreceksiniz: Kuşkusuz elçilerimiz olan melekler, kurmakta olduğunuz bütün hile, entrika ve tuzakları bir bir yazıyorlar. Ve zamanı gelince, hepsinin hesabını vereceksiniz.
Dokunan darlıktan / krizden sonra İnsanlar’a rahmet tattırdığımızda, o zaman onların, âyetlerimiz hakkında bir tuzakları vardır.
De ki:
-“Allah tuzak kurmada en hızlıdır.
Ne tuzak kuruyorsanız bizim elçilerimiz yazıyor”.
İnsanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra, bir rahmet (bolluk ve bereket) tattırdığımız zaman, bir de bakarsın ki hemen Bizim âyetlerimiz hakkında (mazeret ve yorumlar icat ederek) hile yapmaya kalkarlar. (Sen onlara): “Allah (sizin gibilere karşı, sizden) daha çabuk tuzak kurar”1 de. Şüphesiz Bizim elçilerimiz (olan melekler) sizin yaptığınız hilelerin hepsini tek tek yazarlar.2
1 Allah’ın tuzağı, insanlarınki gibi olmayıp onların hile ve tuzaklarını bozma şeklinde olur. 2 Ebû Süfyân Mekke’de yedi yıl süren kuraklıktan kurtulmak için Peygamberimize: “Ey Muhammed! Bize duâ et, eğer yağmurlar yağar ve bolluk olursa seni tasdik ederiz.” demişti. Peygamberimiz de duâ etmiş ve kuraklık geçmişti. Ama onlar yine îman etmemişlerdi.
Muhammed Esed
Ve [işte bunun gibi:] ne zaman kendilerine (bir) darlık dokunup geçtikten sonra [bu tür] insanlara 32 rahmet[imizden biraz] tattırsak, hemen ayetlerimiz hakkında asılsız iddialar tasarlamaya başlarlar. 33 De ki: “İnce tasarımda Allah [sizden çok] daha tezdir!” Dikkat edin! Bizim [görünmeyen] habercilerimiz tasarlayıp durduğunuz her şeyi (inceden inceye) kaydediyorlar!
Ne zaman insanlara dokunan sıkıntıdan sonra, onlara bir rahmet tattırsak, hemen ayetlerimiz hakkında hile ve tuzaklar kurmaya başlarlar. De ki: – Allah her türlü hile ve tuzağı en hızlı biçimde bozandır. Şüphesiz bizim elçilerimiz onların tasarladıkları planları yazıyorlar. 11/8...12, 21/35, 30/33...36, 8/30, 43/80, 45/29, 50/17-18
Ve ne zaman, kendilerine dokunan bir sıkıntının ardından bu tiplere rahmet(imizden) bir parça tattırsak, derhal âyetlerimiz hakkında tuzak tezler kurgulamaya başlarlar.[1597] De ki: “Allah her tür tuzağı boşa çıkarmada çok daha seri davranır.”[1598] Dikkat edin, elçilerimiz inceden inceye tasarladığınız her tuzağı kayda alıyorlar.
Mustafa İslamoğlu Yunus Suresi 21. Ayet Açıklaması
[1597] Mekrun masdarı iz edatıyla birlikte, hemen gerçekleşen bir eyleme dönüşür (Bkz: Ferrâ). ”Bu tipler”, sûrenin buraya kadarki âyetlerinde ele alınan olumsuz tipler. “Âyetlerimiz”, yalnızca mesajları değil, âyetin girişinde anlatılan türden olayları, yani “âyât-ı hâdisâtı” da kapsıyor. Buna karşı tasarlanan “tuzak tezler”, vahyin kaynağı hakkında şeytanca tasarlanmış iftiralar (krş: Âyet 2) olabileceği gibi, kâinat ve hadisat âyetleri hakkında sahibini tuzağa düşürmekten başka bir işe yaramayan kurgusal tasarımlar da olabilir. Bunların başında, insana dokunan iyilik ya da kötülüğün bir “mesaj” taşımadığı, olayların Allah’tan bağımsız gerçekleştiği vehmi gelir. Bu tür bir aklın başına gelen olaylara karşı duruşu da, tıpkı 5-6. âyetlerde ele alınan kevnî âyetlere karşı duruşuna benzer (Krş: Âyet: 7-8). Böyle bir duruşun sahibi, gerçek nedenlerle olaylar arasındaki bağlantıyı kuramayacağı, buna çalışsa bile kurduğu bağlantı yanıltıcı olacağı için, kurduğu tuzağa kendisi düşen biri konumundadır.
[1598] Müşâkele sanatı gereği Allah’a atfedilen mekranın en isabetli karşılığı (Krş: 2:15, not 21).
Ömer Nasuhi Bilmen
İnsanlara kendilerini kaplayan bir sıkıntıdan sonra bir rahmet taddırdığımız zaman Bizim âyetlerimiz hakkında onların derhal bir kötü hareketleri vardır. De ki: «Allah Teâlâ hilece daha çabuktur.» Şüphe yok ki, Bizim resûllerimiz, (meleklerimiz) ne h ile yaparsanız hepsini yazarlar.
İnsanlara uğradıkları bir dertten sonra bir nimet ve âfiyet tattıracak olursak, bir de bakarsın ki âyetlerimiz hakkında yine birtakım kötü düşüncelere sapmışlar! De ki: “Allah'ın o tuzakların hakkından gelmesi, daha da çabuk gerçekleşir. Haberiniz olsun meleklerimiz bütün o kötü düşüncelerinizi kaydedip duruyorlar. ”
Kendilerine dokunan bir darlıktan sonra insanlara bir rahmet (sağlık ve bolluk zevkini) taddırdığımız zaman bakarsın ki, yine onların, ayetlerimiz hakkında bir tuzakları vardır. De ki: "Allah daha çabuk tuzak kurar!" Elçilerimiz, sizin kurduğunuz tuzakları yazıyorlar.
İnsanlara, uğradıkları sıkıntıdan sonra ikramda bulunsak hemen ayetlerimiz konusunda kendilerine özel bir oyun kurarlar. De ki “Allah oyunu daha çabuk kurar. Çünkü elçilerimiz onların oyunlarını yazmaktadır.”
İnsanlara darlık/zorluk dokunduktan sonra, onlara bir rahmet tattırdığımız zaman, hemen ayetlerimiz hakkında hile kurarlar. De ki:-Allah hile kurmada daha hızlıdır. Şüphesiz bizim elçilerimiz onların kurdukları planı yazıyorlar.
Uğradıkları bir sıkıntıdan sonra onlara bir rahmet tattırdığımızda, bir de bakarsın, âyetlerimiz hakkında hemen tertiplere girişivermişlerdir.(7) Sen de ki: Tuzak kurmakta Allah daha sür'atlidir. Elçilerimiz ise kurduğunuz tuzakları bir bir yazıyorlar.
(7) Ettikleri duaları unuturlar, sıkıntıyı ve iyiliği kimin ne maksatla gönderdiğini görmezlikten gelirler ve Allah’tan geleni Allah’tan başka sebeplere yakıştırırlar. Böylece, Allah’ın âyetlerinden olan hadiseleri ve onların içerdiği ibret derslerini amaçlarından ve anlamlarından saptıracak tertiplere girişirler.
Yaşar Nuri Öztürk
İnsanlara, kendilerine dokunan bir darlıktan sonra bir rahat tattırdığımızda, ayetlerimiz hakkında hemen bir tuzak sergilerler. De ki: "Tuzak kurma bakımından Allah daha hızlıdır." Zaten, resullerimiz, kurmakta oldukları tuzakları kaydediyorlar.
daħı ķaçan kim ŧatdurduķ ādemįlere raḥmet ya'nį ucuzlıķ ķatılıķdan śoñra kim yoķandı anlara ol vaķt anlaruñdur yavuz śanmaķ āyetlerümüz içinde eyit “Tañrı izirekdür yavuz śanmaķdın yaña. bayıķ yalavaçlarumuz yazalar anı kim yavuz śanursız.”