Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1406, sondan 4831. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 42. ayetidir. Yunus Suresi 42. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 48 ve toplam ebced değeri ise 2608 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (7) ل (5) ر (0) bulunuyor.
Arapça Metin
ومنهم من يستمعون اليك افانت تسمـع الصم ولو كانوا لا يعقلون
Putperest Araplar’ın bir kısmı Hz. Peygamber’in tebliğini bizzat dinliyor; tutum ve davranışlarını, neler yaptığını, nasıl bir kişiliğe sahip olduğunu gözleriyle görüyorlardı. Buna rağmen onun tebliğ ettiği vahyi Allah kelâmı olarak kabul etmeyip kendisini yalancılıkla suçlamaları kalplerinin hidayete kapalı olduğuna işaret eder. Onlar, Hz. Peygamber’i dinledikleri halde hakikati kavrama niyeti taşıyıp bu yönde gayret göstermemişler, bu maksatla akıllarını kullanmamışlardır; kezâ basiretli davranarak gördüklerinden ders alıp hidayete yönelmemişlerdir. Şu halde insan için asıl büyük kayıp görme ve işitme duyularından mahrum kalmak değil, akıl ve basiretini kullanmamaktır; nitekim gözleri görmediği veya kulakları işitmediği halde akılları ve basiretleri sayesinde inanç, düşünce ve davranış olarak doğru yolu bulmuş nice insan vardır (Zemahşerî, II, 192). Bazı insanların bizzat kendilerinde iyi niyet, irade ve gayret olmayınca yalnızca Peygamber’in çabası da onların hidayete kavuşmaları için yeterli olmamıştır. Şu halde bu iki âyetten çıkan sonuca göre insanların doğru bilgi ve inanca, güzel ve erdemli yaşayışa ulaşabilmeleri için hem iyi eğitimci, rehberlerden yararlanmaları; hem de kendilerinin iyi niyetle, akıl ve basiretlerini de devreye sokarak gerçeği, iyi olanı kabul edip uygulama iradesine sahip olmaları gerekmektedir. Böylece bu iki âyette doğru kaynaktan edinilen doğru bilgi ve iyi niyet, hakikate ulaşmanın vazgeçilmez şartları olarak ortaya konmaktadır.
Mehmet Okuyan
Onlardan seni dinleyenler vardır. Fakat kendileri akıl etmiyorlarsa sağırlara sen mi duyuracaksın?
Onlardan Seni dinleyecek (sözlerini önemseyip imana ve intibaha gelecek bir kısım insanlar) vardır. Ama hiç duymayan-sağırlara -üstelik hiç akılları ermiyorsa- Sen mi (hakikati) duyuracaksın?
Ve o Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin arasında, sana kulak kabartanlar var; ama eğer akıllarını kullanmıyorlarsa, sen sesini hiç sağırlara işittirebilir misin?
İçlerinden seni dinlemeye gelenler var. Hakkı duymak istemeyerek sağır kesilenlere, üstelik akıllarını da kullanamayanlara sen tebliğini, Kur'ân'ı ve şeriatı duyurabilir misin?
Onların bazıları sen Kur/an okurken sana kulak verirler. Fakat kabul etmezler sen sağırlara, fazla olarak kendilerinde akıl olmasa da işittirebilir misin?
İçlerinde, Kur’an okurken seni görünüşte dinleyenler de var fakat kendi vicdanlarını önyargı zincirleriyle mahkûm etmiş olan bu “sağırlara” sen mi hakîkati duyuracaksın, eğer akıllarını kullanmıyorlarsa?
Yine onlar arasından bazıları da (güya) sana kulak veriyorlar; iyi ama, eğer akıllarını kullanmaz durumda iseler, sen sağırlara duyurabilir misin?[1620]