Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1411, sondan 4826. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 47. ayetidir. Yunus Suresi 47. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 49 ve toplam ebced değeri ise 3893 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (6) ل (7) ر (2) bulunuyor.
Arapça Metin
ولكل امة رسول فاذا جاء رسولهم قضي بينهم بالقسط وهم لا يظلمون
İnkârcılar, bu dünyevî cezaları tatmakla kalmayacak, inkâr ve isyanlarının hesabını vermek üzere âhirette Allah’ın huzuruna çıkarılıp 45. âyette belirtilen âkıbetle de yüz yüze gelecekler; sonunda ilmiyle her şeyi kuşatan ve bütün olup bitenlerin şahidi olan yüce Allah, herkese hak ettiğinin karşılığını âhirette verecektir. Ancak bu cezalandırmalar keyfî değildir, Allah Teâlâ âdildir; bu sıfatının bir sonucu olarak doğru inanç ve erdemli yaşayış konusunda insanları irşad eden elçiler göndermiştir. Aslında “her ümmetin bir peygamberi olmuş”; yüce Allah, peygamber ile hayattayken onu reddedenler arasında adaletle hükmetmiş, yani peygamberini himaye ederken ona karşı mücadele verenleri dünyada cezalandırmıştır, âhirette de cezalandıracaktır (Zemahşerî, II, 192-193). Fakat bazı peygamberlerden bir süre sonra tebliğ ettikleri din unutulmuş veya değiştirilmiş, bu suretle “fetret dönemi” denilen cehalet dönemleri yaşanmıştır. Böyle dönemlerde yaşayanlarla bulundukları yer ve durum itibariyle peygamberlerin tebliğlerini alamamış olan insan topluluklarına fetret ehli denir (bunların dinî ve ahlâkî sorumlulukları ile ilgili bilgi için bk. Nisâ 4:165; Mâide 5:19).
Mehmet Okuyan
Her ümmetin bir elçisi vardır. Elçileri geldiği zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlara haksızlık edilmez.
Benzer mesajlar: En‘âm 6:42; Ra‘d 13:7; Hicr 15:10; Nahl 16:36, 63; Fâtır 35:24; Zuhruf 43:6. Ayrıca İsrâ 17:15’te geçtiği üzere, vahiy birilerine hiç ulaşmamış veya doğru ulaşmamış ise o kişilere de vahiyle ilgili azap edilmeyeceği ifade edilmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Her ümmetin bir peygamberi vardır. Peygamberleri geldiğinde, aralarında adaletle hüküm verilir ve onlara asla zulmedilmez.
1- Toplumun.
2- Bu ayet, Ahiret hayatıyla ilgilidir.
Ahmet Akgül
Her ümmetin bir Resulü (Hakka ve hayra davet edicisi mutlaka) vardır. Onlara Resulleri geldiği (ve İlahi gerçekleri tebliğ ettiği) zaman, (artık) aralarında adaletle hüküm verilir ve onlara asla zulmedilmeyecektir.
Her toplum için mutlaka bir elçi gönderilmiştir. Ancak her toplumun elçisi geldikten ve tebliğini yaptıktan sonra, onlar hakkında bütünüyle adaletle hükmedilir ve onlara asla haksızlık yapılmaz.
Her ümmetin-milletin bir Rasûlü vardır. Rasulleri mahşerde yanlarına geldiği zaman aralarında amelleri, hakları, mükâfatları ve cezalarının tesbiti ile ilgili âdil bir muhakeme yapılarak kararlar icra edilir. Onlara haksızlık da yapılmaz.
Her ümmet için bir Peygamber vardır. Onların her birine Peygamberi geldiği zaman, onu yalanladılar da aralarında adaletle hüküm verildi (azaba uğratıldılar). Onlar, zulmedilmediler (cezalarını çektiler.)
Her toplumun bir resulü vardır. Resulleri geldiği (ve hakikat tebliğ edildiği) zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Bkz. 16:36, 39:69“Her toplumun bir resulü vardır” cümlesi, Allah’ın bütün ümmetlere elçi gönderdiğini ifade etmektedir. İslam düşüncesinde; resul-nebi ayırımı “her resul nebidir fakat her nebi resul değildir” şeklinde formüle edilse de doğru olan; her nebi resuldür ama her resul nebi değildir. “Onlar o kimselerdir ki, kendilerine kitap, hüküm ve nübüvvet vermişizdir.” (En’am 6:89)“…Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak nebiler gönderdi. İnsanlar arasında, anlaşmazlığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için, onlarla beraber hak yolu gösteren kitapları da indirdi…” (Bakara 2:213) Bu âyetlerde de görüldüğü gibi nebilere vahiy gelmiştir. Hz. Peygamberle ilgili “Muhammed Allah’ın resulüdür (elçisidir) ve nebilerin de sonuncusudur.” (Ahzab 33:40) buyrulmaktadır. Burada Hz. Muhammed’in hem Allah’ın elçisi olduğu anlatılıyor hem de nebiliği ve nebilerin sonuncusu olduğu özel olarak vurgulanıyor.
Diyanet İşleri (Eski)
Her ümmetin bir peygamberi vardır. Onlara peygamberleri geldiğinde aralarında adaletle hüküm verilmiş olur. Onların hakları yenmez.
Hâlbuki her ümmetin bir peygamberi vardır. Artık peygamberleri geldiği (ve kimi îman, kimi de inkâr ettiği) zaman, aralarında adâletle hüküm verilir ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Her bir ümmetin bir peygamberi vardır. Onlara peygamberleri geldiği zaman yalancı sayanlar ile peygamberleri arasında hakkaniyetle hükmolunur [⁶]. Onlar zulme ve gadre de uğramazlar.
İsmail Hakkı İzmirli Yunus Suresi 47. Ayet Açıklaması
[6] Peygamberlerine uyanlar kurtulurlar, uymayanlar da azap görürler.
Kadri Çelik
Her ümmetin bir peygamberi vardır. Onlara peygamberleri geldiğinde onlar (kavmiyle peygamberleri) arasında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez.
Her ümmetin bir Peygamberi vardır ve her topluma, —doğrudan veya dolaylı— bir Peygamber mutlaka gönderilmiştir. Ne zaman ki, onlara Peygamberleri veya Peygamberin misyonunu üstlenen İslâm dâvetçileri gelir ve kendilerini uyarıp aydınlatır, işte ancak o zaman onlar sorumlu tutulurlar: Elçilere karşı gösterdikleri tavra göre aralarında adâletle hükmedilir ve hiç kimse,zerre kadar haksızlığa uğratılmaz. Nihâyet Son Elçi geldi ve insanları uyardı. Ve işte inkârcıların cevabı:
HER ümmet için mutlaka bir elçi olagelmiştir: ancak (her ümmetin) elçisi geldikten [ve tebliğini yaptıktan] sonra onlar hakkında bütünüyle adaletle yargıda bulunulur; 68 ve onlara asla haksızlık yapılmaz.
Her ümmet için ilahi mesajı aktaran bir elçi vardır. Onlara elçileri geldiğinde aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulüm ve haksızlık yapılmaz. 16/36, 17/15, 35/24, 39/71
Her ümmet için bir elçi olagelmiştir: ve onlara elçileri geldikten (ve hakikati tebliğ ettikten) sonradır ki ancak aralarında âdil bir yargıda bulunulabilir; onlara asla haksızlık da yapılmaz.