Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1558, sondan 4679. ayet; 11. sure ve Hûd Suresinin 85. ayetidir. Hûd Suresi 85. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 74 ve toplam ebced değeri ise 4722 olarak hesaplanmıştır. Hûd Suresinin toplam ebced değeri 537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (18) ل (8) ر (1) bulunuyor.
Arapça Metin
ويا قوم اوفوا المكيال والميزان بالقسط ولا تبخسوا الناس اشياءهم ولا تعثوا في الارض مفسدين
“Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”
Medyen, Hicaz bölgesi ile Suriye ticaret yolu üzerinde, Akabe körfezine yakın bir yerleşim merkezi idi (ayrıca bk. A‘râf 7:85). Şuayb aleyhisselâm ise Medyen ve Eyke halkına gönderilmiş bir peygamberdi (bilgi için bk. A‘râf 7:85; Kasas 28:22-24; İbn Âşûr, VIII, 239). O da diğer peygamberler gibi inkârcı ve putperest halkına önce Allah’tan başka tanrı olmadığını anlattı ve herkesi O’na kulluk etmeye çağırdı. Ancak Medyen halkı putperestliğinin yanında toplumsal ahlâk, özellikle ticaret ahlâkı bakımından da bozulmuştu. Esasen Medyen halkı bolluk içinde, müreffeh bir hayat yaşıyordu; yani onların böyle ahlâk dışı davranışlara sapmaları yoksulluktan kaynaklanmıyordu. Hz. Şuayb bu konu üzerinde çok durdu; ölçüyü, tartıyı eksik tutmamalarını, adaletle ve düzgün ölçüp tartmalarını, kendi çıkarları uğruna insanların mallarının değerini düşürmemelerini ve yeryüzünde fesat çıkararak ülke düzenini bozmamalarını emretti; böylece hak dinin tevhid ve adalet ilkelerini toplumda yerleştirmeye çalıştı. Özellikle dürüstlük ilkesi üzerinde durdu. Kişinin insan ilişkileri alanında dürüst olmadıkça Allah’a karşı da dürüst olamayacağını anlattı. “Allah’ın bıraktığı (meşrû) kazanç” diye tercüme ettiğimiz bakıyyetullah tamlamasına “Allah’a itaat etmek, Allah’ın vasiyeti, Allah’ın rahmeti, Allah’ın verdiği rızık, kısmet (İbn Kesîr, IV, 273), Allah’ın hayır ve bereketi, Allah’ın acıması” (İbn Âşûr, XII, 139) gibi anlamlar da verilmiştir. Bu ifade Allah’ın helâlinden verdiği nimetin kalıcı, çeşitli yolsuzluklarla elde edilen malın ise geçici olduğuna da işaret eder. Zira helâlinden elde edilen kazanç meşrû olduğu için onda erdemli kimselerin bir diyeceği olmaz, malı veren, alana karşı herhangi bir kin ve nefret duygusu beslemez; malı sahibinin elinden almak için fırsat kollamaz; dolayısıyla toplum mal ve can güvenliği içinde yaşar. Ayrıca helâlinden kazanılıp meşrû yerlere harcanan malın âhiretteki sevabı da ebedîdir (bk. Meryem 19:76). Oysa yolsuzlukla elde edilen mal toplumda kin ve nefret duygularını kamçılar; anarşiye, kan dökülmesine sebep olur; sonuçta mal da can da telef olur. Bu sebeple Hz. Peygamber, “Kanlarınız ve mallarınız birbirinize haramdır” buyurmuştur (Buhârî, “Hac”, 132, “Megåzî”, 77; Müslim, “Hac”, 147, “Kasâme”, 29). Bakıyye kelimesinin “acımak” anlamı da dikkat çekici olup Allah’ın, acıyarak köklerini kesecek azaptan onları kurtarmasının yolsuzluklarla elde edecekleri dünya malından daha hayırlı olduğunu, aynı zamanda Allah’ın emrine uymadıkları takdirde köklerini kesecek bir ceza ile cezalandırılacakları tehdidini ifade eder. Nitekim âyetin, “Ben üzerinize bir bekçi değilim” meâlindeki son cümlesi de bu anlamı destekler mahiyettedir.
Mehmet Okuyan
Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın! İnsanlara eşyalarını eksik vermeyin! Yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın!
“Bunun içindir ki, ey kavmim! Ölçü ve tartı işlerinizde dürüst ve duyarlı olun, insanlara mal ve eşyalarını eksik vermeyin ve kötülüğü yayarak yeryüzünde karışıklık çıkarmayın.
'Ey kavmim, ölçüyü ve tartıyı -adaleti gözeterektam tutun ve insanların eşyasını değerden düşürüpeksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.'
Dürüst olmak, kanaatkâr olmak, adaleti gözetmek, yalan söylememek, baskıya ve bozguna boyun eğmemek, despotizme karşı hakkı ve haklıyı savunmak her insanın misyonu olmalıdır. Kur’an’daki tarihsel referansların tümünde görüldüğü gibi Şuayip Peygamberin kavmine hitaben söylediği bu mesaj da genel bir muhteva taşımaktadır.
Diyanet İşleri (Eski)
"Ey milletim! Ölçüyü ve tartıyı tamamı tamamına yapın; insanlara eşyalarını eksik vermeyin; yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."
«Ey kavmim ölçekde ve tartıda adaleti yerine getirin. Nâsin eşyasını (mallarını, hakkını) eksiltmeyin. Yer yüzünde fesadcılar olarak fenalık yapmayın».
“Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adalet üzere yapın, insanların eşyasını değerden düşürüp eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.”
O hâlde, ey halkım! Bu azâba uğramamak için, gerek hukuk, gerek siyaset ve gerekse ticâret alanındaölçüyü ve tartıyı adaletle, eksiksiz olarak yerine getirin ve sakın insanları haklarından mahrum bırakmayın! Bütün bunların, toplumun dengesini bozup yozlaşmalara yol açacağını bile bile, fesadı yaygınlaştırıp yeryüzündebozgunculuk çıkarmayın!
(Ve devamla) “...Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletli yapın. İnsanların mallarına haksızlık etmeyin1 ve yeryüzünde bozguncular olarak fesat çıkartmayın...”
1 Âyetin bu bölümü: “…mallarından dolayı insanları hafife almayın…” şeklinde de tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
Bunun içindir ki, ey kavmim, ölçüyle tartıyla yaptığınız alış verişte dürüst ve duyarlı olun; insanları kendi hakları olan şeylerden yoksun bırakmayın; 118 ve kötülüğü yayarak yeryüzünde karışıklık çıkarmayın.
Ey Halkım, işte bunun için ölçü ve tartıyı hakkıyla yapın. İnsanların mallarını çalıp çırpmayın, böyle yaparak da memlekette bozgunculuk çıkarmayın. 26/181- 182, 83/1...3
Bu nedenle ey kavmim, ölçüde ve tartıda adâleti tam gözetin; ve insanları hakları olan şeylerden yoksun bırakmayın;[1784] ve kötülüğü yaygınlaştırarak yeryüzünde ahlâkî çürümeye meydan vermeyin!