Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1727, sondan 4510. ayet; 13. sure ve Ra'd Suresinin 20. ayetidir. Ra'd Suresi 20. ayetinin kelime sayisi 7, harf sayısı 34 ve toplam ebced değeri ise 2825 olarak hesaplanmıştır. Ra'd Suresinin toplam ebced değeri 239045 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (5) ل (5) م (1) ر (0) bulunuyor.
Allah Teâlâ 19. âyette Kur’an’ın hak olduğuna inanmayanı köre benzetmekte, inananların bu körle eşit olmayacağını, bunu ancak akıl ve sağ duyu sahiplerinin kavrayabileceklerini bildirmiştir. Akıl sahiplerinin nitelikleri ise müteakip âyetlerde şöyle sıralanmaktadır: Bunlar Allah’a vermiş oldukları sözden dönmezler; dinî, ahlâkî, hukukî ve toplumsal bütün yükümlülüklerini yerine getirirler; Allah’ın, gözetilmesini emrettiği şeyleri gözetirler, yani insanlık, akrabalık, komşuluk, din kardeşliği ve benzeri insanlar arası ilişkilerden doğan haklara riayet ederler; rablerine karşı kulluk görevlerinde kusur etmemeye çalışırlar; Allah huzurunda hesaplarının kolay olmasını dilerler; Allah’ın rızâsını kazanmak için uğrunda karşılaştıkları her türlü sıkıntılara sabrederler; namazlarını vaktinde dosdoğru kılarlar; Allah’ın kendilerine vermiş olduğu nimetlerden gizli açık Allah yolunda harcarlar; kötülüğü iyilikle savarlar yani haksızlığa karşı adaletle, yalancılığa karşı doğrulukla, rezilliğe karşı da erdemle mücadele ederler. İşte dünya yurdunun güzel sonu yani cennetler bunlarındır. Bu güzel sonun ne olduğu bundan sonraki (23-24.) âyetlerde açıklanmıştır.
Mehmet Okuyan
Onlar Allah’a verdikleri sözü yerine getirir ve o sözü bozmazlar.
Onlar Allah (adına verdikleri) ahitlerine vefa gösterenler ve misaklarını (biat edip, Hakk davasına sadık kalacakları yolundaki sözlerini) bozup değiştirmeyenlerdir.
“Allah’a verdikleri sözü” ifadesi, insanın Allah’a iman ettikten sonra, kendisine yaratılıştan verilen aklî ve maddi nimetleri Allah’ın istediği şekilde kullanması yolundaki ahlaki sorumluluğuna işaret eder. Yani insanın fıtratıyla örtüşen bir hayat yaşaması gerektiğine vurgu yapar. Bu bağlamda herhangi bir açıklayıcı referansın kasıtlı olarak ihmal edilmesi, Allah’a karşı verilen sözün çiğnenmesi demektir. Bu anlam örgüsü içinde, önceki ve sonraki ayetlerde de görüldüğü gibi Hakk’ın çağrısına olumlu cevap veren kişinin kör bir kimse gibi olamayacağı, Îmâni mevzulara kayıtsız kalamayacağı, Allah’ın rızasını kazanmak için saygılı ve duyarlı tavırlar sergileyeceği anlatılmaktadır.
Diyanet İşleri (Eski)
Onlar, Allah'ın ahdini yerine getirirler, anlaşmayı bozmazlar.
1 Yani; Araf: 172. Ayette belirtilen: “Rabbin Âdemoğullarının bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şâhit tuttu ve: “Ben, elbette sizin Rabbinizim. Öyle değil mi?” dedi. (Onlar da): “Evet! Sen bizim Rabbimizsin (biz buna) şâhit olduk,” dediler.” sözünü yerine getirenler…
Muhammed Esed
onlar ki Allah'la olan bağlantılarına sadakat gösterir, andlaşmalarını asla bozmazlar; 42
[*] Her insan ergenlik çağına girerken Allah'ın kendisinin Rabbi olduğuna şahit tutulur ve Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceğine söz verir. Bkz. Araf 7:172
Şaban Piriş
Onlar, Allah'a verdikleri sözü yerine getirenler, antlaşmayı bozmayanlardır.
(11) 2:27’de geçtiği gibi, bir yandan Allah’ın gönderdiği peygamber ve kitaplarla, bir yandan Allah’ın buyrukları doğrultusunda kullanılmak üzere insanın yaratılışına konmuş olan yeteneklerle, bir yandan da insanın Rabbine karşı vermiş olduğu sözle (bk. 7:172) yapılmış olan ve Allah ile Resulünü tasdik etmeyi öngören akit.
Yaşar Nuri Öztürk
İşte bunlardır, Allah'a verdikleri söze sadık kalanlar ve antlaşmayı bozmayanlar.