Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1745, sondan 4492. ayet; 13. sure ve Ra'd Suresinin 38. ayetidir. Ra'd Suresi 38. ayetinin kelime sayisi 21, harf sayısı 82 ve toplam ebced değeri ise 4512 olarak hesaplanmıştır. Ra'd Suresinin toplam ebced değeri 239045 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (17) ل (14) م (3) ر (4) bulunuyor.
Arapça Metin
ولقد ارسلنا رسلا من قبلك وجعلنا لهم ازواجا وذرية وما كان لرسول ان يأتي باية الا باذن الله لكل اجل كتاب
Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır.
Müşrikler peygamberin insan üstü varlık olacağını sanıyor, Hz. Muhammed’in eş ve çocukları olduğu için onun peygamberliğine itiraz ediyorlardı. Oysa Kur’an-ı Kerîm beşerî özellikler bakımından peygamberlerin insan üstü varlıklar olmadığını, onların da birer insan olduğunu (İbrâhim 14:11; Kehf 18:110; Fussılet 41:6), eş ve çocukları bulunmasının peygamber olmaya engel teşkil etmediğini haber vermektedir. Mûcizeye gelince o da peygamberin elinde değil, Allah’ın kudretinde olup ancak onun ezelî ilminde belirlediği zaman meydana gelir. Müşriklerin istediği mûcizenin hemen gelmemesi onun hiç gelmeyeceğini göstermez. Allah’ın hikmet ve takdiri onun ne zaman gerçekleşmesini gerektiriyorsa o zaman gerçekleşir.
“Süreli her şeyin bir kaydı vardır” meâlindeki cümlede yer alan kayıt kelimesinin âyetteki karşılığı “kitap”tır. Buradaki kitabı “şeriat vahyi” olarak anlayıp âyeti, “Allah’ın takdir ettiği her süre için gönderdiği bir kitap vardır” şeklinde yorumlayanlar da olmuştur (Şevkânî, III, 99-100; Esed, II, 494).
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki senden önce de elçiler göndermiştik ve onlara da eşler ve çocuklar vermiştik. Allah’ın izni olmadan hiçbir elçi için bir ayet (mucize) getirme imkânı yoktur. Her sürenin yazıldığı bir kitap (yasa) vardır.
Andolsun, biz senden önce de peygamberler gönderdik; onlara da eşler ve çocuklar verdik. Hiçbir peygamber Allah'ın izni olmadıkça herhangi bir mucize getiremez. Her ecel için bir yazı/belirlenmiş bir vakit vardır.
Ant olsun ki senden önce de resuller gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Bir resûl için Allah'ın izni olmadan bir âyet¹ getirmesi mümkün değildir. Her ecelin² bir kitabı³ vardır.
1- Mucize, kanıt. 2- Belirlenmiş süre, bekleme süresi. 3- Yazılı bir kaydı.
Ahmet Akgül
Kesinlikle, Senden önce de elçiler gönderdik, onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmaksızın (hiç) bir elçiye herhangi bir ayeti (mucizeyi) getirmek olacak iş değildir. Her ecel (her varlığın hayat serüveni ve belirlenmiş süresi) için bir kitap (yazılmış ve karar kılınmış bir kader kaydı) vardır.
Andolsun ki senden önce de peygamberler gönderdik, onlara eşler ve soysop verdik. Hiçbir peygamber yoktur ki Allah'ın izni olmadıkça bir mucizeyle gelsin. Her mukadder zaman, tespit edilmiştir.
Hiç şüphesiz senden önce de peygamberler gönderdik, onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadıkça, hiçbir peygamberin bir ayet veya mucize getirmesi düşünülemez. Her çağın, ihtiyacı için vahye dayanan bir yazgı vardır.
Andolsun, senden önce de özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere Rasuller görevlendirip gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamberin maddî bir mûcize getirmesi mümkün değildir. Her olayın gerçekleşme zamanının kaydı, her sonuçlanacak işin, her ömrün yazılı bir vâdesi vardır.
Andolsun senden önce de peygamberler gönderdik ve onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Her ecelin yazılı bir kaydı vardır.
Andolsun, senden önce de elçiler gönderdik, onlara eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmaksızın (hiç) bir elçiye herhangi bir ayeti (mucizeyi) getirmek olacak iş değildi. Her ecel (tesbit edilmiş süre) için bir kitap (yazı, hüküm, son) vardır.
And olsun ki, biz, hakikaten senden önce de Peygamberler gönderdik; onlara da zevceler ve evlâd verdik. Allah'ın izni olmadıkça hiç bir Peygamberin bir âyet (mûcize) getirmeğe kudreti yoktur ve her vakit için, Allah'ın hikmeti icabı, kullar üzerine farz kılınan hüküm vardır.
Senden önce nice peygamberler gönderdik. Onlara hanımlar ve çocuklar verdik. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber, hiçbir ayet getiremez. Her süre (ecel) için, bir kitap (yasa ve yazgı) vardır.
Senden önce, nice nice peygamberler gönderdik; onların da eşleri, oğulları var idi; Allahın izni bulunmadıkça, hiçbir peygamber, hiçbir âyet getiremez, her zamanın bir kitabı vardır
Andolsun ki, (biz) senden önce birçok resul göndermiş, onlara da (peygamberliğe mâni olmayan) eşler ve çocuklar vermiştik. Allah'ın izni olmadıkça hiçbir resulün bir mucize göstermesi mümkün değildir. Her şeyin vakti ve süresi yazılıdır (her olayın gerçekleşme zamanı ve her ömrün yazılı bir vadesi vardır).
Dini ıstılahta mucize, insanların benzerini meydana getirmekten aciz kalacakları, peygamberlerin, peygamberliğini ispat etmek için meydan okuma üslubuyla zuhur eden harikulade olay demektir. Her peygambere kendi devrine ve durumuna göre Allah tarafından mucizeler verilmiştir. Peygamberler, hangi mucizelerle peygamberliklerini kanıtlayacaklarsa o mucizeleri göstermişlerdir.Onun için peygamberlere, mucizelerinin farklılığına ve büyüklüğüne bakarak üstünlük izafe etmek doğru değildir. Mucizeler tamamen Allah’ın fiilidir ve peygamberlerin bunlara herhangi bir katkıları yoktur ve Allah’ın izni olmadan peygamberlerin mucize gösterme gibi bir yetkileri ve kabiliyetleri de yoktur. “…Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamberin bir mucize getirmesi söz konusu olamaz…” (Mü’min 40:78) Bu konuda daha geniş bilgi için İbrahim suresi 11. Ayetin açıklamasına da bakabilirsiniz.
Diyanet İşleri (Eski)
And olsun ki, senden önce nice peygamberler gönderdik; onlara eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamber bir ayet getiremez. Her şeyin vakti ve süresi yazılıdır.
Andolsun senden önce de peygamberler gönderdik ve onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamber için mucize getirme imkânı yoktur. Her müddetin (yazıldığı) bir kitap vardır.
Her vakit ve müddetin Allah katında ayrı ayrı bir yazısı, hikmet gereği verilmiş özel bir hükmü vardır. Bu müddet içerisinde kurtuluşa ermek veya azaba müstehak olmak için insanlara mühlet ve müsaade verilmiştir.
Edip Yüksel
Senden önce elçiler gönderdik ve onlara eşler ve çocuklar verdik. ALLAH'ın izni olmadan hiç bir elçi bir mucize getiremez. Her dönemin bir yazgısı vardır.
Andolsun ki, biz senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan herhangi bir âyet getirmek ise hiçbir peygamberin haddi değildir. Her ecel için bir yazı vardır.
Kasem olsun ki biz senden evvel de Resuller gönderdik, onlara da hem zevceleri verdik hem zürriyyet, hiç bir Resulün ise Allahın iznine iktiran etmedikçe bir âyet getirmek haddi değildir, her ecel için bir yazı vardır
Andolsun ki biz senden önce de peygamberler göndermişiz, onlara da zevceler ve evlâdlar vermişizdir. Allahın izni olmadıkça her hangi bir âyeti (bir mu'cizeyi) getirmek hiçbir peygamberin haddi değildir. Her zamanın (kulların maslahatlarına göre) yazılmış hükmü vardır.
(Habîbim, yâ Muhammed!) Celâlim hakkı için, senden önce de nice peygamberler gönderdik; onlara da zevceler ve çocuklar verdik. Hâlbuki Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamberin bir mu'cize getirmesi mümkün değildir!(1) Her zamânın yazılmış bir hükmü vardır.
(1)“Mu‘cize ise, Hâlık-ı Kâinât (kâinâtın yaratıcısı) tarafından onun da‘vâsına bir tasdiktir. صَدَقْتَ[Doğru söyledin!] hükmüne geçer. Nasıl ki sen bir pâdişâhın meclisinde ve dâire-i nazarında (gördüğü bir yerde) desen ki: ‘Pâdişah beni filan işe me’mûr etmiş.’ Senden o da‘vâya bir delil istenilse, pâdişah: ‘evet’ dese, nasıl seni tasdîk eder. Öyle de, âdetini ve vaziyetini senin iltimâsınla (ricânla) değiştirirse, ‘evet’ sözünden daha kat‘î, daha sağlam, senin da‘vânı tasdîk eder. Öyle de, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm da‘vâ etmiş ki: ‘Ben, şu kâinât Hâlıkının meb‘ûsuyum(elçisiyim)! Delîlim de şudur ki: Müstemir (sürekli olan) âdetini, benim duâ ve iltimâsımla değiştirecek! İşte parmaklarıma bakınız, beş musluklu bir çeşme gibi akıttırıyor! Kamere (aya) bakınız, bir parmağımın işâretiyle iki parça ediyor! Şu ağaca bakınız, beni tasdîk için yanıma geliyor, şehâdet ediyor! Şu bir parça taâma (yemeğe) bakınız, iki-üç adama kâfî geldiği hâlde, işte iki yüz, üç yüz adamı tok ediyor!’ ve hâkezâ (bunun gibi) yüzer mu‘cizâtı (mu‘cizeleri) böyle göstermiştir.” (Zülfikār, 19. Mektûb, 3)
İlyas Yorulmaz
Senden öncede elçiler gönderdik, onlara eşler ve zürriyetlerini devam ettirecek çocuklar verdik. Allah izin vermedikçe hiçbir elçi kendiliklerinden ayet (mucize) getiremez. Her şeyin olacağı vaktin kayıdı, bir kitapta yazılıdır.
Senden evvel birtakım peygamberler gönderdik, onları zevce, zürriyet sahibi kıldık. Allah/ın izni olmaksızın bir âyet ve mucize getirmek hiçbir peygamberin elinde değildir. Her bir vakit için yazılmış muayyen bir hüküm vardır.
Şüphesiz senden önce de biz peygamberler gönderdik, onlara eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmaksızın (hiç) bir peygambere herhangi bir ayeti getirmek olacak iş değil. Her ecel (tespit edilmiş süre) için bir kitab (yazılmış hüküm) vardır.
Gerçek şu ki, senden önce de niceelçiler göndermiş ve onlara da eşler ve çocuklar vermiştik. Dolayısıyla, bütün Peygamberler sizin gibi ölümlü birer beşerdir ve hiçbiri, insanüstü niteliklerle donatılmış değildir. Öyle ki, Allah izin vermedikçe, hiçbir Peygamberin kendiliğinden mûcize gösterme gücü ve yetkisi yoktur. Mûcizeler, ancak ilâhî hikmet uyarınca, ezelden takdir edilmiş plân çerçevesinde gerçekleşir. Çünkü her ecelin bir yazgısı vardır. Allah tarafından haber verilen tehdit ve müjdelerin her birinin ezelden belirlenmiş bir vakti, bir saati vardır. Bu süre içinde kurtuluş yollarını araştırmaları ve kendilerini düzeltmeleri için insanlara bir mühlet tanınmış, birtakım imkânlar sunulmuştur.
And olsun, senden önce de rasûller gönderdik!
Onlar için eşler de, soy sop / çocuklar da verdik.
Bir rasûl için, Allah’ın izni olmadan âyet getirmesi mümkün değildir.
Her ecel için bir yazgı vardır.
Yemin olsun Biz, senden önce de Peygamberler gönderdik. Onlara eşler ve çocuklar1 verdik. Bütün Peygamberler ancak Allah’ın izni ile mûcize getirirler. Her işin (Allah katında) belirlenmiş bir vakti vardır.2
1 Bu âyete göre; bütün Peygamberler evlenen, çoluk-çocuk sahibi olan normal insanlardır. Evlenmek, çoluk-çocuk sahibi olmak, bütün Peygamberlerden gelen bir sünnettir ve bu sünnete riâyet edilmelidir. Eğer biyolojik bir sakınca yoksa evlenmemek fazilet değil, bütün peygamberlerin sünnetine muhalefettir.2 Âyetin bu bölümü: “...Her sürenin (Allah katında) yazıldığı bir kitap vardır.” şeklinde de tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
Hiç şüphesiz, senden önce de elçiler gönderdik ve onlara da eşler ve çocuklar verdik; 74 Allah'ın izni olmadıkça 75 hiçbir peygamberin bir mucize göstermesi düşünülemez. Her çağa özgü vahyî bir mesaj 76 vardır:
Ant olsun ki biz, senden öncede elçiler göndermiş; onları da eşler ve çocuklar sahibi yapmıştık.1 Kaldı ki hiçbir elçi, Allah’ın izni/ilahi yasa dışında bir ayet getiremez.2 Zira her dönemin kendine has bir mesaj şekli vardır.3, 114/10, 18/110, 41/6, 213/7, 20/133-134, 29/50-51, 40/78, 35/48, 42/13
Doğrusu, senden önce de elçiler göndermiş, onlara da eşler ve çocuklar vermiştik. Allah’ın izni olmaksızın bir elçinin ilâhi kudret delîli getirmesi mümkün değildir; (kaldı ki) her devrin, (kendine has) bir kudret delîli vardır.[1978]
[1978] Yani: ‘Muhammedi dönemin mucizesi de Kur’an’dır.’ Veya: “Her vahyin bir vâdesi vardır” (Mukâtil); yahut: “Her ecelin bir yazılımı vardır”. Ecel, “süre, dönem” anlamına gelir. Bu ibare iki şekilde anlaşılabilir. Birincisi: Allah Rasûlü’ne yönelmesi mukadder olan “Önceki rasullere verilen ilâhî kudret delilleri neden sana verilmedi” sorusuna cevap olarak. İkincisi: “Diğer ilâhî mesajlar varken niçin yeni bir mesaja ihtiyaç duyuldu?” sorusuna cevap olarak (Zemahşerî ve Râzî). Birincisi âyetin iç bağlamıyla uyumlu, ikincisi ise bir sonraki âyetle uyumludur. Zemahşerî bu ibareyi aynen şöyle açıklamıştır: “Şeriatların maslahatları vardır. Şartların ve zamanın farklılığına bağlı olarak farklılaşır. Her zamana uygun bir hüküm vardır. Kullar üzerine, onların iyiliği için ne gerekliyse o yazılır”. Ayrıca buradaki “kitabı”, bize ulaşan ilk orijinal tefsirin sahibi Mukâtil de “vahiy” olarak yorumlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
Andolsun ki senden evvel de peygamberler gönderdik, onlara da zevceler ve zürriyet verdik ve Allah'ın izni olmadıkça hiçbir peygamber için bir âyet getirmek kabil değildir. Ve bir müddet için bir yazılış vardır.
Senden önce birçok peygamber göndermiş, onlara da eşler ve evlatlar vermiştik. Bunlar peygamberliğe aykırı değil ki? Mûcize iddialarına gelince Allah'ın izni olmadıkça, hiçbir resul mûcize gösteremezdi. Her devrin bir hükmü vardır. Her işin bir vâdesi vardır. [18, 110]
İşte, yaratılışta böyle olduğu gibi, teşrî hususunda da durum böyledir. Allah Teâlâ, bir süre yürürlükte tuttuğu bir şer’î hükmü, sonra yürürlükten kaldırabilir, neshedebilir (Bkz. 2,106). Çünkü kitaplar, şeriatlar dünya ve âhiret mutluluğunu elde etmek için uyulması gereken kurallardır. Devirlerin değişmesi ile ihtiyaçlara göre hükümlerin değişmesi, ilahî hikmetin gereğidir. Bundan dolayı Kur’ân’, Tevrat ve İncîl’in temel ilkelerini destekleyerek Ehl-i kitabın hepsini sevindirirken, o kitaplarda insanlığın olgunluk dönemine uygun düşmeyen birtakım hükümleri de nesheder. Ve bundan dolayıdır ki Kur’ân’, bütün kitaplar üzerinde müheymin (denetçi, hakem) bir kitaptır.
Süleyman Ateş
Andolsun, biz senden önce de elçiler gönderdik, onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hiçbir elçi, bir ayet (mu'cize) getiremezdi. Her sürenin bir yazısı vardır (herşeyin zamanı yazılıp tesbit edilmiştir).
Senden önce de elçiler gönderdik. Onlara eşler, evlatlar vermiştik. Hiçbir elçi, Allah’ın izni olmadan bir ayet (belge, mucize) getiremez. Her çağın (dönemin) bir Kitap’ı vardır.
Senden önce de peygamberler göndermiştik; onları eş ve çocuk sahibi kılmıştık. Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamberin bir ayet getirmesi mümkün değildir. Her ecel bir yazgıdır.
Biz senden önce de peygamberler gönderdik ve onlara eşler ve evlâtlar verdik. Hiçbir peygamber, Allah'ın izni olmadan bir mucize getiremez. Herşeyin yazılı bir vakti vardır.
Yemin olsun, biz senden önce de resuller gönderdik, onlara da eşler ve evlatlar verdik. Hiçbir resul, Allah'ın izni olmadıkça herhangi bir mucize getiremez. Her süre/süreç için bir kitap vardır.