Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1752, sondan 4485. ayet; 14. sure ve İbrahim Suresinin 2. ayetidir. İbrahim Suresi 2. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 53 ve toplam ebced değeri ise 4334 olarak hesaplanmıştır. İbrahim Suresinin toplam ebced değeri 263593 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (10) ل (9) ر (2) bulunuyor.
Arapça Metin
الله الذي له ما في السموات وما في الارض وويل للكافرين من عذاب شديد
1,2. Elif Lâm Râ.[293] Bu Kur’an, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, mutlak güç sahibi ve övgüye lâyık, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı vay kâfirlerin hâline.
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim Suresi 2. Ayet Açıklaması
Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim Suresi 2. Ayet Tefsiri
Bazı sûrelerin başında bulunan bu harflere “hurûf-i mukattaa” denir (bilgi için bk. Bakara 2:1). Bu harflerden sonra genellikle kitaptan, âyetlerden veya vahiyden söz edilir. Burada da aynı üslûp kullanılmıştır. Hz. Peygamber’e indirilen kitaptan maksat Kur’an’dır. Allah Teâlâ cehalet, inkâr, bâtıl inanç gibi durumları zulumât (karanlık); bilgi, iman, hidayet gibi hasletleri de nûr (aydınlık) olarak nitelemiştir. “Rablerinin izniyle” ifadesi Hz. Peygamber’in bu görevi kendiliğin-den değil, Allah’ın emri ve iradesiyle yerine getirdiğine işaret eder. Bir anlayışa göre de bu ifade peygamberin görevinin sadece tebliğ etmek olduğunu; hidayete erdirmenin ise Allah’ın izin ve iradesine bağlı bulun-duğunu gösterir. Göklerin ve yerin mülkiyet ve yönetimini elinde bulun-duran Allah, doğru yolu bulmak isteyenleri doğru yola iletir; böyle bir kudreti bırakıp da O’nun yarattığı varlıklara tanrı diye tapanları da kendi hallerine bırakır, sapkınlıkları içerisinde bocalar dururlar; bunlar irade ve tercihlerini yanlış yönde kullandıkları için yüce Allah bunları şiddetli bir azap ile tehdit etmektedir.
Mehmet Okuyan
1,2. [Elif. Lâm. Râ.] (Bu Kur’an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani güçlü, övgüye layık, göklerdekiler ve yerdekiler kendisine ait olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı kâfirlerin vay hâllerine!
O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Şiddetli azap dolayısıyla vay o kâfirlerin (Kur’ani hüküm ve haberleri gereksiz ve geçersiz görenlerin) haline!..
Allah'ın yoluna ki, göklerde ve yerde ne varsa, hepsi O'nundur. Kendilerini bekleyen o çok zorlu azaptan dolayı, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin vay haline.
Göklerdekiler ve yerdekilerin tamamının tasarrufuna sahip olan Allah'ın yoluna çıkarman için indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli bir azaptan dolayı kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin vay haline!
1,2. Elif, Lam, Ra; Bu, Allah'ın izniyle, insanları karanlıklardan aydınlığa, güçlü ve övülmeğe layık, göklerde ve yerde olanların sahibi Allah'ın yoluna çıkarman için, sana indirdiğimiz Kitaptır. Uğrayacakları çetin azabdan dolayı vay kafirlerin haline!
O (yegâne gaalib, hamde lâyık) Allah ki göklerde ne var, yerde ne varsa hep onundur. (Uğrayacakları) çetin azâbdan dolayı vay kâfirlere (kâfirlerin başına geleceklere)!..
Yani, göklerde ve yerde bulunan her şeyin gerçek sahibi olan Allah’ın yoluna. İşte bu yola giren kurtulur. Ondan uzak duranlara gelince:Uğrayacakları o çetin azaptan dolayı, vay o kâfirlerin hâline! Peki, kimdir bu kâfirler?
O Allah ki, göklerde ve yerde olanların hepsi onundur.1 Uğrayacakları şiddetli azaptan dolayı bu gerçeği görmeyen kâfirlere yazıklar olsun!2, 12/116, 42/4, 221/67, 39/56, 46/17
1, 2, 3. Elif, Lâm, Râ. Bu, Rab'lerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, azîz ve hamîd (üstün kudret sahibi ve her işi övgüye lâyık olan) Allah'ın yoluna, göklerde ve yerdeki her şeyin sahibinin yoluna insanları çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Kendilerini bekleyen o çetin azaptan ötürü vay o inkârcıların hallerine! Vay onlara ki, âhirete inanmalarına rağmen, bile bile dünyayı âhirete tercih ederler. İnsanları Allah yolundan çevirir de o yolu eğri büğrü göstermek isterler. İşte onlar haktan, doğru yoldan çok uzak bir sapıklık içindedirler. [2, 257; 57, 9]
Kâfirler, Allah’ın rızasına tâbi olmayıp, Allah’ın dininin kendilerine tâbi olmasını isterler. Bu din, bütün örf, âdet, gelenek ve alışkanlıklarını doğrulasın, ama hoşlanmadıkları bir tek inanç ve ibadeti bile şart koşmasın isterler. Ancak bu hale getirdikten sonra dini kabul etmeye giderler.
Süleyman Ateş
O Allah ki, göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. Çetin azabdan dolayı vay şu kafirlerin haline!