Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1796, sondan 4441. ayet; 14. sure ve İbrahim Suresinin 46. ayetidir. İbrahim Suresi 46. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 51 ve toplam ebced değeri ise 2251 olarak hesaplanmıştır. İbrahim Suresinin toplam ebced değeri 263593 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (6) ل (6) ر (4) bulunuyor.
Arapça Metin
وقد مكروا مكرهم وعند الله مكرهم وان كان مكرهم لتزول منه الجبال
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim Suresi 46. Ayet Tefsiri
Tuzak kuranların kimler olduğu ve nasıl bir tuzak kurdukları konusunda tefsirlerde farklı yorumlar yer almıştır (Râzî, XIX, 144). Taberî’ye göre bunlar âyette zalim oldukları bildirilen önceki kavimlerdir; uyarılara rağmen Allah’a ortak koşmaya ve O’na karşı saygısızlığa devam etmişlerdir (XIII, 247). Bu yorum âyetin bağlamına ve bütünlüğüne de uygundur. Bununla birlikte âyet, zalimlerin peygamberleri ve onlara inanan müminleri etkisiz hale getirmeye veya ortadan kaldırmaya, sonuç itibariyle Allah’ın dinini yok etmeye çalıştıklarına da işaret eder. Kur’an-ı Kerîm bize Hz. Peygamber zamanındaki inkârcıların bu tür tuzaklar kurmaya çalıştıklarını haber vermiştir (Enfâl 8:30). “Oysa onların tuzaklarıyla dağlar yıkılıp yok olacak değildi!” meâlindeki cümle mecaz olarak inkârcıların kurmuş olduğu tuzaklarla Allah’ın dininin yıkılmayacağını ifade eder. Zira Allah Teâlâ gönderdiği kitabı koruyacağını (Hicr 15:9) ve peygamberlerine yardım edip onları zafere kavuşturacağını vaad etmiştir (Gāfir 40:51; Mücâdele 58:21). 47. âyet Allah’ın peygamberlere verdiği sözden dönmesinin söz konusu olmadığını ve zalimlere dünyada mühlet verse bile onları hem dünyada hem de âhirette cezalandırma gücüne sahip bulunduğunu haber vermektedir.
Mehmet Okuyan
Dağları yerlerinden edeceğini sandıkları tuzakları Allah katında (bilinmekte)yken onlar tuzak kurmuşlardı.
Gerçek şu ki, onlar (zalimler ve hainler, mü’minlere ve İslami girişimlere karşı) hileli planlar kurdular (ve kuracaklardır) . Oysa onların (şeytani) hile ve hazırlıkları, dağları yerinden oynatacak (derecede nükleer silahlara ve teknolojik imkânlara dayanmış) olsa da, Allah katında kesinlikle onları (boşa çıkaracak ve etkisiz kılacak) plan ve programlar vardır! (Allah zalim güçlerin mekir ve tuzaklarını kendi başlarına saracaktır.)
Hal böyleyken onlar, yine de çürük, asılsız tasarımlara dayanan oyunlarını oynamaya devam etmekteler. Oysa onların tüm oyunları ve tuzakları, dağları yerinden oynatacak kadar bile büyük olsa, Allah yanında onların tuzağına karşı tuzak var.
Bizim böylelerine nasıl muamele yapacağımız belli iken, onlar sinsice tertipler, İslâm'ın yükselişini önleme, müslümanların ilerlemesini engelleme planları yaptılar, kumpaslar kurdular. Onların dağları yerinden oynatacak güçlü planları bile olsa, Allah katında akamete uğrar, ağır bir cezaya müstehak olurlar.
Gerçek şu ki, onlar hileli-düzenler kurdular. Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa, Allah katında onlara hazırlanmış düzen (kötü bir karşılık) vardır.
Gerçekten onlar, (İslâma karşı) hile ve tuzaklarını kurdular. Allah katında da onlara hilelerine karşı azap var; isterse onların hileleri dağları yerinden oynatacak olsun.
Onlar kuracakları tuzağı kurdular, fakat tuzakları Allah’ın kontrolündedir. (O’nun hâkimiyetinin dışına çıkamaz.) Dağları devirecek kadar büyük bir tuzak dahi olsa…
Gerçekten onlar (İslam'a karşı) tuzaklar kurdular. Oysa onların tuzakları dağları yerlerinden oynatacak nitelikte de olsa, Allah'ın denetimi altındadır (O'nun iznine tabidir).
Cemal Külünkoğlu İbrahim Suresi 46. Ayet Açıklaması
İnkâra şartlanmış olanların İslam’a karşı ortaya koyacakları hile ve entrikalar ne kadar güçlü olursa olsun, velev ki dağları yerinden oynatacak kadar kurgulanmış güçlü ve kuvvetli olsun Allah izin vermedikten sonra onların kimseye bir zarar vermesi düşünülemez. Zira inkârcılar, kemiyet ve keyfiyet bakımından çok güçlü de olsa, o gücün kullanılmasında ortaya konacak olan irade tamamıyla Allah’ın elindedir.
Diyanet İşleri (Eski)
Şüphesiz onlar düzenlerini kurdular; oysa dağları yerinden oynatacak olsa bile, bu düzenleri hep Allah'ın elindeydi.
Gerçekten onlar çeşitli hileler ve tuzaklar kurdular. Allah katında da onlara hilelerine karşı azab var; isterse onların hileleri dağları yerinden oynatacak olsun
Hakıykat, onlar (peygamberlere karşı) bir takım tuzaklar kurmuşlardı. Halbuki onların tuzaklarından dağlar yerinden oynayıb gitmiş olsa bile Allah katında onlara âid (nice nice) cezalar vardır.
Hâlbuki (onlar her türlü) tuzaklarıyla, gerçekten tuzak kurdular; Allah katında da tuzakları (beklemedikleri cezâları) var. Artık, isterse tuzakları dağları yerinden yok edecek olsun!
Buna rağmen yine de tuzaklar hazırladılar. Hazırladıkları tuzaklar dağları yok edecek kadar büyük de olsa, onların tuzakları Allah katında bilinmesiyle boşa çıkmıştır.
Onlar peygambere kötü fikre teşebbüsle mekr/de bulunmuşlardı. Allah yanında onların mekr ve hilelerine ceza vardır. Velev ki onların mekr ve hilelerinin şiddeti dağları yerlerinden oynatsın.
Gerçekten onlar, Allah’ın nurunu söndürmek için bütün mahâretlerini ortaya koymuş, en sinsi tuzaklarını kurmaktalar; ama Allah katında da onlara tuzak var; isterse onların tuzakları, dağları yerinden oynatacak derecede güçlü ve etkili olsun!
Gerçekten kuracakları tuzak, dağları bile yerinden oynatacak kadar (büyük de) olsa Allah tarafından bilinip dururken bir de onlar (kalkıp) tuzak kurmuşlar.1
1 Bu âyet “(Kâfirler) tuzaklarına karşılık, Allah katında (karşı) tuzak hazırlanmışken bir de (kalkıp) tuzak kurmuşlar. Hâlbuki onların tuzaklarıyla (Allah’ın) dağlar (gibi kanunları) yerinden oynayacak değildir.” şeklinde de tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
[Hal böyleyken,] onlar yine de, çürük ve asılsız tasarımlara dayanan oyunlarını oynamaya devam etmekteler; 61 oysa, onların bütün oyunları, bütün düzenleri Allah'ın bilgisi içindedir. [Kafirler hakikat karşısında asla başarıya ulaşamazlar] velev ki bu oyunları dağları yerinden oynatacak kadar [yetkince kurgulanmış veyahut güçlü kuvvetli] olsun.
Evet onlar her türlü tuzağı kurmuşlardı; onların tuzakları dağları yerinden oynatacak kadar da olsa, Allah onların tuzaklarını boşa çıkarmıştı. 8/30, 16/26, 27/48-49-50, 35/10
Ve muhakkak ki, (onlar) hileleriyle hilede bulundular ve onların hilesi, Allah katında (malum)dur. Ve onların hilesi, ondan dağlar zail olacak bir (kuvvette) değildir.
Onlar tuzaklarını kurdular. Oysa tuzakları dağları yerinden kaldıracak (cinsten) olsa bile onların tuzakları, Allah'ın yanındaydı (Allah onların tuzaklarını bozar, cezalarını verirdi).