Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1804, sondan 4433. ayet; 15. sure ve Hicr Suresinin 2. ayetidir. Hicr Suresi 2. ayetinin kelime sayisi 7, harf sayısı 30 ve toplam ebced değeri ise 1705 olarak hesaplanmıştır. Hicr Suresinin toplam ebced değeri 179814 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (5) ل (3) ر (2) bulunuyor.
İnkârcıların ileride, İslâm ve müslümanlar karşısındaki tutumlarının haksız ve yanlış olduğunun farkına vardıklarında ve bu tutumun kendilerini götürdüğü kötü âkıbetle karşılaştıklarında hissedecekleri pişmanlık dile getirilmekte, ama bunun boşuna bir hayıflanma olacağına işaret edilmektedir. Bu suretle dolaylı olarak, muhataplara, “Şimdi Allah’ın âyetlerini dikkatle dinleyip onların ışığıyla inanç ve amel hayatınızı aydınlatmazsanız sizin başınıza gelecek olan budur!” denilmektedir.
Tefsirlerde inkârcıların bu pişmanlığı ne zaman ve hangi olay veya olaylar karşısında yaşayacakları konusuyla ilgili, “ölüm sırasında”, “kıyamet saatinde”, “âhirette müslümanların cehennem ateşinden kurtuldukları vakit” şeklinde üç değişik görüş ileri sürülmüştür. Ancak Râzî’nin Zeccâc’a isnat ettiği ve benimsediği “İnkârcı kişi, bir azap manzarasıyla karşılaştığında, müslümanın güzel bir durumunu gördüğünde hep kendisinin de müslüman olmadığına hayıflanacaktır” (XX, 154) şeklindeki yorum en isabetli olanıdır. Aslında, âyetin ilk muhatapları Hz. Peygamber’e karşı ilk direnişte bulunup inkâra sapan Mekke müşrikleri olduğuna göre onlar bu pişmanlık halini ilk defa daha Peygamber efendimiz Mekke’yi fethettiği, dolayısıyla müşriklerin müslümanlar karşısında bir daha ayağa kalkamayacak şekilde yıkılıp gittiklerini gördükleri zaman yaşamışlardır; kuşkusuz âhirette müslümanların nâil olacağı nimetleri gördüklerinde onlara daha çok yerinecekler, ettiklerine daha çok pişman olacaklardır. Kur’an-ı Kerîm’de inkârcıların âhirette hissedecekleri pişmanlığı anlatan ifadelerin birinde şöyle buyurulmaktadır: “İşte o gün gerçek egemenlik rahmânındır ve o gün inkârcılar için çok zor bir gün olacaktır. O gün, (dünyadayken) haktan sapmış kişi ellerini ısırarak şöyle diyecek: Keşke Peygamber’le birlikte aynı yolda olsaydım! Eyvah! Keşke falancayı kendime dost edinmeseydim!” (Furkan 25:26-29).
Mehmet Okuyan
Bir zaman gelecek, kâfir olanlar “Keşke biz de müslüman olsaydık.” diye arzu edecekler.
Bir zaman gelecek ki, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar, ne kadar da çok, İslâm'ı yaşayan müslüman olmayı arzu edecekler.
[Kâfirlerin, bu arzularına rağmen yine de iman etmemiş olmalarının sebebi, 3. ayetten de anlaşılacağı gibi, dünya hayatının zevk ve sefasına düşkün olmaları, dünyevî planların peşinde koşmalarıdır.]
Besim Atalay
Kâfir olanlar, çok kez Müslüman olmayı istiyeceklerdir
İnkâr edenlerin zaman zaman bu arzuyu taşımalarına rağmen yine de iman etmemiş olmalarının sebebi, onların dünya menfaatlerine düşkün olmaları, kötülük ve inkârlarıyla şartlanmış bulunmalarıdır. Âyetten, kâfirlerin ahirette «Keşke dünyada iken iman etmiş olsaydık!» diye hayıflanacakları da anlaşılabilir.
Edip Yüksel
İnkar edenler, keşke müslüman olsaydık diye arzulayacaklardır.
Bu apaçık ayetlerden yüz çevirerek hakîkati inkâr edenler, zaman zaman içlerinden, “KeşkeMüslüman olsaydık!” diye derin bir özlem duyarlar. Fakatyersiz gururları ve dünya hayatına karşı tutkuları yüzünden, yüreklerinde zaman zaman depreşen bu duyguyu sürekli bastırır, iç dünyalarının derinliklerinden gelen sesi duymazlıktan gelirler. İşte bu yüzdendir ki, ölüm meleği karşılarına dikildiği gün, “Ah, keşke fırsat varken biz de Müslüman olsaydık!” diyerek hayıflanacaklar, fakat son pişmanlık fayda vermeyecek.
1 Bu âyet: “Öyle bir zaman gelir ki kâfirler, Müslüman olmayı (çok) arzu ederler.” şeklinde de tercüme edilebilir. Kâfirlerin bu arzusu; Müslümanların cennete girdiklerini gördüklerinde, ölüm sırasında, kıyamet gününde veya her üç durumda da olacaktır.
Muhammed Esed
Bir vakit gelecek ki, [şimdi] bu gerçeği inkara kalkışanlar, keşke [dünya hayatındayken] Allah'a boyun eğip teslim olsaydık diye yerinecekler. 3
[*] İnanıp güvenmeyen kimsenin(kafirlerin) dünya hayatı ne kadar iyi de olsa zaman zaman iç huzursuzlukları yaşar. Bu sıkıntılar, onun eksikliklerini ve hatalarını fark etmesi için Allah tarafından kendisine verilen ilhamdır. Bunlardan kimi sıkıntısını gidermek için kendisini düzeltme yolunu seçerken kimisi de çareyi daha da azgınlaşmakta bulur. Bu sıkıntının kafirler üzerindeki etkisi En'am 6:125'te ve Allah'ın bütün insanlara ilham yoluyla uyarılarda bulunduğu bilgisi Şems 91:8'dedir. Kişinin göğsünde (kalbinde) olan ruhtur. Kur'an (bir konuda Allah'ın verdiği hükmü içeren ilgili ayetler kümesi) kişinin göğsünde olana şifadır. Bakınız Yunus 10:57.
Şaban Piriş
Kafirler bir zaman gelir ki müslüman olmayı şiddetle isterler.