Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1970, sondan 4267. ayet; 16. sure ve Nahl Suresinin 69. ayetidir. Nahl Suresi 69. ayetinin kelime sayisi 24, harf sayısı 93 ve toplam ebced değeri ise 8437 olarak hesaplanmıştır. Nahl Suresinin toplam ebced değeri 557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ثم كلي من كل الثمرات فاسلكي سبل ربك ذللا يخرج من بطونها شراب مختلف الوانه فيه شفاء للناس ان في ذلك لاية لقوم يتفكرون
“Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır.
“İlham etti” şeklinde çevirdiğimiz evhâ fiilinin türetildiği vahiy kavramı [farklı anlamları için bk. “Tefsire Giriş” bölümü, “I. Kur’ân-ı Kerîm A) Tanımı ve özellikleri 2. Vahiy” başlığı] burada “canlının kendisine yararlı olanları alması, zararlılardan sakınması ve kendi geçimini sağlaması hususunda muhtaç olduğu becerileri Allah Teâlâ’nın onda yaratması” anlamındaki ilham karşılığında kullanılmıştır (Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, III, 1156). Psikolojide buna içgüdü denmektedir. Arıya yapması ilham edilen “yuvalar”dan maksat, arıların ağaç kovukları gibi uygun doğal mekânlarda veya insanların özel olarak hazırladığı kovanlarda kendi ürünleriyle oluşturdukları petekler ve her petekte bulunan altıgen gözcüklerdir. Bal arısı, Allah’ın verdiği ilham veya içgüdü sayesinde, bizzat kendisinin ürettiği bal mumuyla kendi yuvasını yapmakta, dalak içine milimetrik ölçülerle altıgen prizma şeklinde gözcükler yerleştirmektedir. Âyetteki deyimiyle “her türlü besleyici ürünler”den nektar denilen bal ham maddesi ve çiçek tozu toplayarak bunları hem kendi tüketimi için hem de bal ve bal mumu yapmak için değerlendirmektedir. Bu arada meyve, sebze ve ekinlerde tozlaşmayı sağlama konusunda da bütün diğer böceklerin toplamından daha fazla iş görmektedir. Âyette arının ürettiği madde için “şerâb” (şerbet) kelimesinin kullanılması ilgi çekicidir. Arı topladığı nektarı, normal midesinden ayrı, özel olarak bu maksatla yaratılmış bulunan bal midesine toplayıp kovana taşımakta; burada bir genç arı bu maddeyi hortumuyla emip kendi midesine aktarmakta ve onu şerbet kıvamına gelecek şekilde işleme tâbi tutmaktadır. Artık bal hâsıl olmuştur; bundan sonra şerbet peteklerde bir süre havalandırılarak katılaşması sağlandıktan sonra, üzeri bal mumuyla kapatılıp izole edilmek suretiyle bozulması önlenir. Böylece Allah’ın lutuf ve ihsanıyla insanlar için besleyiciliği yanında şifa değeri de taşıyan yeni bir besin daha ortaya çıkmış olur. Bütün bunlar olağan üstü bir sanat kabiliyetinin tezahürü olup Allah’ın yaratıcı kudretini ve hikmetini hesaba katmadan, basit bir hayvanın böyle bir eseri ve ürünü nasıl meydana getirebildiği sorusunu cevaplandırmak mümkün değildir. “İşte bunda dadüşünen bir topluluk için delil bulunmaktadır.” Kurtubî’ye göre âyetin “Onda (balda) insanlara şifa var” meâlinde-ki kısmı, bazı mutasavvıfların, “Velîlik makamına ulaşmak için belâlara razı olmak gerekir, velîye tedavi câiz değildir” şeklindeki fikrini çürüt-mektedir (X, 145-146). Balın şifalı olduğuna dair bazı hadisler de rivayet edilmiştir (bk. İbn Kesîr, IV, 501-503; Şevkânî, III, 200); ayrıca modern tıpta da bileşimindeki sakaroz, friktoz, protein, asit, organik ve madenî maddeler dolayısıyla balın hem şifa verici hem de koruyucu bir özelliğe sahip olduğu kabul edilmektedir. “Rabbinin koyduğu kanunlara boyun eğerek çizdiği yollardan git!” şeklinde çevirdiğimiz cümle, arıların uçuşlarında izlediği yolların da farklılığına ve ilginçliğine dikkat çekmektedir. 1940’larda yapılan bir tesbite göre arılar, genellikle güneşin konumundan yararlanarak yönlerini ayarlamakta; ayrıca rüzgârın yönü, dünyanın manyetik alanı gibi başka imkânlardan da yararlanmaktadır. Arıların, kovan üzerinde daire veya 8 çizerek birbirlerine yol tarif ettikleri, çiçek alanları hakkında bilgi aktardıkları, bu bilgileri alan diğer arıların, bilmedikleri çiçek alanlarını kolaylıkla buldukları, dönüşlerinde ise “arı hattı” denilen en kestirme yolu kullandıkları da bilinmektedir.
Mehmet Okuyan
Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarına gir!” Karınlarından renkleri çeşitli bir içecek (bal) çıkar ki onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz ki bunda düşünen bir toplum için bir delil vardır.
Bu ayetlerdeki hitapların dişi kalıpta getirilmesi, bal yapımında dişi arıların etkinliğine dikkat çeken, buna işaret eden mucizevî bir bilgidir.
Bayraktar Bayraklı
68,69. Rabbin bal arısına, “Dağlardan, ağaçlardan ve kurulmuş kovanlardan yuvalar edin, sonra da her türlü üründen ye de, Rabbinin işlek olan yollarından yürü!” diye vahyetti. Karınlarından, insanlara şifa olan türlü türlü renkte içecek çıkar. Düşünen topluma bunda bir ders vardır.[273]
[273] Vahy çeşitleri hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XI, 17-19.
Erhan Aktaş
“Sonra, her çeşit bitkiden ye. Rabb'inin emre amade kılınmış yollarında dolaş.”¹ Onun karınlarından, çeşitli renklerde şarap² çıkar. Onda, insanlar için şifa vardır. Bunda düşünen bir toplum için kesinlikle bir ayet vardır.
Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana (ilham edip) kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. (dedi. İşte bunun sonucu) Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkmaktadır ki, onda insanlar için bir şifa (ve üstün bir gıda) bulunmaktadır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda ibretli bir ayet (ve hikmet sezilip görülecektir).
Sonra dedi, bütün meyvelerden bal toplayın ve gönül alçaklığıyla Rabbinizin yollarını tutun. Karınlarından çeşitli renkte ballar çıkar, onlarda şifa var insanlara. Şüphe yok ki bunda da düşünen topluluk için bir delil var.
Ve ona: “Sonra bütün meyvelerden yiyerek bal toplayıp ve mutlak bir boyun eğmişlikle Rabbinizin yollarını izleyin” diye vahyettiğini düşünün. İşte bundan dolayıdır ki, onların karınlarından çeşitli renkte ballar çıkar, onlarda şifa var insanlara. Şüphe yok ki, bunda da düşünen kimseler için ders ve ibretler vardır.
“Bir de, meyvaların her birinden ye. Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollara gir.” diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet, bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Elbette gelişmeye devam eden, tefekkür-düşünme ağına sahip, faydalı sonuçlar elde edebilen toplumlar için, bunda ilâhî sırlar, ibretler vardır.
Sonra bütün meyvelerden ye de Rabbinin senin hizmetine sunulmuş yollarına dal." Onların karınlarından içinde insanlar için şifa bulunan değişik renklerde bir içecek çıkar. Şüphesiz bunda düşünen bir topluluk için ayet vardır.
Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.
Sonra meyvaların hepsinden ye de, Rabbinin sana has kıldığı (şaşırmayacağın) yaylım yollarına çık.” O arıların karınlarından renkleri muhtelif bal çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Doğrusu bunda da düşünecek bir topluluk için (Allah'ın hikmet ve emrine delâlet eden) büyük bir alâmet var.
Sonra her türlü meyvelerden ye, Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollara gir. “İşte o arının karnından değişik renkli bir şerbet çıkıyor; onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için önemli bir ayet vardır.
Sonra her yemişten ye, başeğerek yürü Tanrın yolundan !» diye vahiy etti, arının karnından türlü renklerde, içilecek şey çıkarır, insanlara şifadır, düşünen bir ulusçün, bunda nice belge var
“Sonra meyvelerin (ve çiçeklerin) hepsinden ye de Rabbinin (bal yapımı için) sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bir içecek (bal) çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünecek bir (toplum) için bir ders vardır.
Bal arılarının diğer böceklerden farklı tarafı, onlar içgüdüleriyle değil de tamamen sevk-i ilahi ile hareket ederler. Yani bal arısının bal yapacağı çiçeği bilmesi ve bulması ve bunun için çok uzaklara kadar gitmesi bir içgüdünün değil, ilahi sevkin neticesidir.
Diyanet İşleri (Eski)
68,69. Rabbin bal arısına: "Dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış kovanlarda yuva edin; sonra her çeşit üründen ye; sonra da Rabbinin işlemen için gösterdiği yollardan yürü" diye öğretti. Karınlarından insanlara şifa olan çeşitli renklerde bal çıkar. Düşünen bir millet için bunda ibret vardır.
68, 69. Rabbin bal arısına: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan kendine evler (kovanlar) edin. Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yaylım yollarına gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Elbette bunda düşünen bir kavim için büyük bir ibret vardır.
"Sonra, her çeşit meyveden ye ve Rabbinin planını aynen izle." Karınlarından, insanlar için şifa içeren çeşitli renklerden bir içecek çıkar. Düşünen insanlar için bunda bir işaret vardır.
Besin ve vitamin açısından alabildiğine zengin olan balın bazı allerjilere ve rahatsızlıklara ilaç oluşu bilinen bir gerçektir. Arı usta bir mimardır; petek gibi optimal ekonominin geometrik örneğini inşa ederek bal stoku için minimum miktarda balmumu harcar. Bir ecza profesörüdür; ağzındaki laboratuvarda bal gibi bir ilacı üretir. Kuyruğunda düşmanlarına karşı kimyasal silah taşıyan bir intihar komandosudur. Diğer arılarla güneş ışığı ve kreografi yoluyla haberleşip yol bulan usta bir pilottur, bir helikopterdir. Binlerce kovandaşıyla birlikte barış ve düzen içinde çalışan dürüst bir işçidir. Bu küçücük böcek, daha nice hüneriyle Yaratıcısının büyüklüğüne tanıklık eden bir ayettir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra meyvaların hepsinden ye de, Rabbinin (sana) kolay kıldığı yollara gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir bal çıkar ki, onda insanlar için şifâ vardır. Şüphesiz ki bunda düşünen bir millet için, büyük bir ibret vardır.
Sonra meyvaların hepsinden ye de rabbının müyesser kıldığı yollara koy, içlerinden renkleri muhtelif bir içecek peydâ olur ki onda insanlara bir şifa vardır, her halde bunda tefekkür edecek bir kavm için elbet bir âyet var
68,69. Rabbin bal arısına: «Dağlardan, ağaçlardan ve (insanların senin için yapacakları) çardaklardan evler (kovanlar) edin, sonra meyve (ve çiçek) lerin her birinden ye de Rabbinin (bal imâlinde öğretdiği ve) kolaylıklar gösterdiği yaylım yollarına git» diye ilham etdi. Onların karınlarından (ağızlarından) renkleri çeşidli şerbet (bal) çıkar ki onda insanlar için şifâ vardır. İşte bunda da tefekkür edecek bir zümre için elbette bir âyet var.
“Sonra her çeşit meyvelerden ye de (bal yapmak için) Rabbinin (sana)kolaylaştırdığı (ve ilhâm ettiği san'atın yayılım) yollarına gir!” Onların (o arıların)karınlarından, renkleri muhtelif bir içecek çıkar ki, onda insanlar için bir şifâ vardır. Şübhesiz ki bunda, düşünecek bir topluluk için kesin bir delil vardır.
Sonra “Her türlü meyveden yiyin ve Rabbinin her türlü yollarına boyun eğerek gidin” dedik. Arıların karınlarından çeşitli renklerde, insanlar için şifa olan bir içecek (bal) çıkar. Düşünebilen bir toplum için bunlarda alınacak ibretler var.
68, 69. Rabbin bal arısına vahiy [⁴] etti ki dağlarda, ağaçlarda, halkın sizin için çardak yaptıkları yerlerde evler yapın, sonra her bir nevi meyve ve çiçekten ye, Rabbinin sana çok kolay yaptığı [⁵] yollara git [⁶], onların karınlarından muhtelif renkli, nâs/a şifalı içecek çıkar. Bunda tefekkür eden kavim için ibret vardır.
İsmail Hakkı İzmirli Nahl Suresi 69. Ayet Açıklaması
[4] Ona öğretti.[5] Yahut yola münkat olarak git[6] Yani Rabbinin öğrettiği yollarda bal yapmak için git.
Kadri Çelik
“Sonra meyvelerin tümünden ye de böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü.” Onların karınlarından türlü renklerde bir şerbet çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.
“Sonra her çeşit meyvenin çiçeğinden tadıp bal toplayacak ve sana verilen emirlere boyun eğerek, Rabb’inin gösterdiği yolları adım adım izleyeceksin.” İşte, arıya verdiğimiz bu yetenekler sayesindedir ki, onların karınlarından, içinde insanlar için şifâ verici unsurlar olan değişik lezzet ve renklerde şerbet çıkar. Hiç kuşkusuz bunda, hakîkati keşfetmek amacıyla inceden inceye düşünen insanlara ibret verici bir işâret, bir delil vardır.
Sonra Ürünler’in hepsinden ye!
Alçaktan uçarak rabbinin yollarını izle!
Onların karınlarından İnsanlar’a şifâ olan çeşitli renklerde içecek çıkıyor.
Düşünecek bir kavim için bunda elbette âyet vardır.
(Ve devamla): “...sonra meyvelerin tümünden ye. Böylece Rabbinin sana öğrettiği yöntemleri uygula.”1 (diye de vahyetti.) Onların karınlarında içerisinde insanlara şifa bulunan çeşitli renklerde içecek(ler) vardır. Şüphesiz bunda da düşünen bir topluluk için gerçekten mûcize(ler) vardır.
1 Âyetin bu bölümü: “...Rabbinin sana (öğrettiği) yaylım yollarına gir...” şeklinde de tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
ve [ona] “sonra her türlü üründen ye; ve Rabbinin senin için öngördüğü yolları 78 mutlak bir boyun eğmişlikle izle” [diye buyurduğunu düşünün!] [İşte bunun içindir ki,] onların karınlarından, içinde insan sağlığına yarayışlı unsurlar bulunan değişik renklerde/tadlarda bir sıvı çıkar. Şüphesiz bunda da, düşünen kimseler için mutlaka bir ders vardır!
“Sonra da her türlü meyveden ye ve Rabbinin sana öğrettiği yol güzergâhına uyarak git!” Bu arıların karınlarının içinde, insanlar için şifa olan rengârenk bir içecek çıkar. İşte bunda da derinlemesine düşünen bir toplum için bir ibret vardır. 2/164, 16/13...16, 26/7-8
Sonra her türlü üründen ye ve ardından Rabbinin sana âmâde kıldığı yollarına koyul!”[2154] (Bütün bunların sonunda) onların karınlarından, içerisinde insanlar için şifa barındıran farklı renkler/tatlardan oluşan bir sıvı çıkar. Hiç şüphesiz, bütün bunlarda da düşünen bir toplum için mutlaka alınacak bir mesaj vardır.[2155]
[2154] Vahyin bu türü fıtrat bilgisi olan güdüsel bilgi dağarcığıdır. Arılar bu bilgi sayesinde günde ortalama yirmi bin çiçeği dolaşır, iki aylık ömründe iki bin kilometre yol yapar ve yaklaşık elli gram bal üretirler.
[2155] Zımnen: Ortalama ömrü 60 gün olan arı, kendisi için konulan fıtrat kanununa tâbi olarak verilen nimeti iyiyi elde etmede kullanıyor. İnsan akıllı bir varlık olduğu hâlde, nasıl olur da kendine emanet edilen nimeti kendi aleyhine kullanır?
Ömer Nasuhi Bilmen
«Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin kolayca olan yollarına git.» İçlerinden renkleri muhtelif bir şerbet çıkar, onda nâs için bir şifa vardır. Şüphesiz ki, bunda tefekkür eder bir kavim için elbette bir ibret vardır.
68, 69. Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları çardaklardan kendine göz göz ev (kovan) edin. Sonra da her türlü meyveden ye de Rabbinin sana yayılman için belirlediği yolları tut. ”Onların karınlarından renkleri çeşit çeşit bir şerbet çıkar ki onda insanlara şifa vardır. Elbette düşünen kimseler için bunda alacak ibret vardır. {KM, Yoel 2, 22-24}
Sonra her çeşit meyvalardan ye de Rabbinin yollarında boyun eğerek yürü! Onun karınlarından, renkleri çeşit çeşit bir içecek çıkar ki onda insanlara şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir millet için ibret vardır.
Allah'ın, arıya vahyetmesi, ona verdiği içgüdüyü gösterir. Arının karnından çıkan bal da gerçekten insanın birçok derdine devâdır.
Süleymaniye Vakfı
Sonra bütün ürünlerden ye ve Rabbinin sana gösterdiği yollara koyul.” Arıların içinden değişik renklerde bir sıvı çıkar ki bu sıvıda insanlar için şifa bulunur. İşte bunda düşünen bir topluluk için kesin bir belge (ayet) vardır.
Sonra “bütün ürünlerden ye, ve Rabbinin sana tahsis ettiği yollardan yürü.” Arıların karnından, çeşitli renklerde ve insanlar için şifa olan bir içecek çıkar. İşte bunda da düşünen bir toplum için bir işaret vardır.
“Sonra her türlü üründen(15) ye de, Rabbinin sana müyesser kıldığı yollara(16) çık.” Karınlarından(17) çeşitli renklerde bir şerbet(18) çıkar ki, onda insanlar için şifa(19) bulunur. Düşünen bir topluluk için bunda bir âyet vardır.
(15) Balarısının bizimle olan ilişkilerinin asıl can alıcı yönü, baldan ziyade, ürün tarafındadır. Balarısı olmasaydı, bugün bildiğimiz meyve ve sebzeden pek çoğunu tanıyamayacak, sadece birkaç tahıl cinsiyle yetinmek zorunda kalacaktık. Çünkü bunların tozlaşması tamamen denecek ölçüde balarısına bağlıdır. Âyette de “çiçekler” yerine “ürünler” denilmiş olmasında bu sonuca işaret vardır.(16) Bal mucizesinin en önemli aşamalarından biri de, arıların çiçek tarlalarına giderken ve dönerken izlediği yollarla ilgilidir. Güneşi referans alarak, Güneşin her an değişen konumuna göre hesaplarda ayarlama yaparak, hattâ bulutların arkasında gizlenmiş Güneşin yerini de belirleyerek, bundan başka yerin manyetik alanı, yerçekimi ve polarizasyon düzlemi gibi, “Rablerinin onlara müyesser kıldığı” diğer yollardan yararlanarak balarılarının birbirlerinden adres alıp vermeleri, hâlâ sırları çözülmeye devam eden bir mucizeler yumağıdır.(17) Âyetteki ibare “onların karınlarından” şeklinde olduğu gibi, “onun karınlarından” şeklinde de anlaşılabilir ki, her ikisi de doğrudur. Çünkü balarılarının bir değil, iki midesi vardır. Ayrıca, çiçeklerden nektar toplayarak midesinde saklayan arı, kovana geldikten sonra bunu başka bir arının midesine aktarır ve balı bu ikinci arı yapar. Böylece, balın her damlası çift mideli arılardan ikisinin karınlarından çıkmış olur.(18) Arının karnından çıktığı haliyle, bal henüz bir şerbet kıvamındadır. Daha sonra bu şerbet kurutularak bildiğimiz bal kıvamına getirilir ve ondan sonra peteklerin üzeri örtülür.(19) Balın şifa verici özelliğiyle ilgili olarak tıp dünyasında hergün yeni bir buluşun yapıldığını söylersek abartmış olmayız. Bugün yaraların iyileştirilmesi başta olmak üzere, mide ve bağırsak iltihapları, kronik ishal, astım, allerjik nezle, boğaz ve burun iltihaplanmaları, deri hastalıkları, göz hastalıkları, mantarlar ve diş çürükleri gibi pek çok konuda modern tıp bala bir tedavi aracı olarak başvurmaktadır.
Yaşar Nuri Öztürk
"Sonra, meyvaların her türünden ye de boyun bükerek Rabbinin yollarına koyul." Onun karıncıklarından, renkleri çeşit çeşit bir içecek çıkar ki, insanlar için onda şifa vardır. Derin derin düşünen bir topluluk için, bunda kesin bir mucize var.
68-69. daħı ilhām eyledi çalabuñ aruya kim “dutgıl ŧaġlardan evler daħı aġaçlardan daħı andan kim aġaç ev eylerler andan yigil her yimişlerden pes yürigil çalabuñ yollarında boyun viricilerken” çıķar ķarınlarından içesi nesene dürlü dürlü renkleri anuñ içinde dermāndur ādemįler içün. bayıķ şunuñ içinde nişāndur bir ķavma kim endįşe eylerler.
Andan ṣoñra yi her yemişlerden, daḫı yüri seni yaradan Allāhuñ yolların‐da. Çıḳar anuñ ḳarnından ballar dürlü dürlü, renglü şifā vardur ādemīlere.Taḥḳīḳ anda delīller vardur bir ḳavme ki fikr iderler.