Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 161, sondan 6076. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 154. ayetidir. Bakara Suresi 154. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 50 ve toplam ebced değeri ise 3162 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (8) ل (10) م (2) bulunuyor.
Arapça Metin
ولا تقولوا لمن يقتل في سبيل الله اموات بل احياء ولكن لا تشعرون
Allah yolunda ölmek yani şehid olmak sıradan bir ölüm gibi değildir. Bu sebeple şehidlere “ölüler” demek, yani onların ölüp yok olduklarını düşünmek yanlıştır; aksine onlar diridirler; fakat insanlar bunu fark edemez, onların canlı olduğunu hissedemezler. Taberî âyeti şöyle yorumluyor: “Çünkü ölü, hayatı bitmiş, duyuları yok olmuş insandır; bu sebeple de hiçbir şekilde hiçbir şeyden lezzet alamaz, hiçbir nimeti algılayamaz. Halbuki sizden veya diğer kullarımdan biri benim yolumda katledilmişse böyleleri benim nezdimde diridirler; onlar, bol nimetler, geniş rızıklar içinde mutlu bir hayat yaşamaktadırlar...” (II, 38). Fahreddin er-Râzî’nin tefsiri de şöyledir: “Sabır gösterip namaz kılarak dinimi yaşatma konusunda benden yardım isteyin. Bu hususta düşmanlarıma karşı mallarınızla, bedenlerinizle savaşmanız gerekir de bunu yaparken canlarınız telef olursa zannetmeyin ki kendinizi zayi ettiniz! Aksine iyi bilin ki ölenleriniz benim nezdimde diridirler” (IV, 145).
Bazı Mu‘tezile bilginleri buradaki ölüm kelimesini “yoldan sapma”, diriliği de “doğru yolda olma” anlamında yorumlayarak âyeti, “Allah yolunda can verenlerin yoldan sapmış, yanlış yolda ölmüş kimseler olduğunu düşünmeyin; onlar doğru yolda ölmüşlerdir” şeklinde açıklamışlardır. Aynı şekilde âyetin şehidler hakkında “ölüler” diyerek uluorta konuşmanın doğru olmadığını, onlardan saygıyla söz edilmesi gerektiğini belirten mecazi bir anlam taşıdığı da ileri sürülmüştür. Fakat gerek Râzî gerekse –onun da işaret ettiği gibi– müfessirlerin çoğu bu âyeti, ruhun ölümsüzlüğü inancıyla açıklamışlardır. Buna göre esasen ölüm olayı, ruhun bedenden ayrılmasından ibaret olup ölen ruh değil bedendir. Ölümle ruh bedeni terkeder, beden canlılık fonksiyonunu tamamen kaybeder ve zamanla çürür gider (her canlının ölümü tadacağı ve bunun ne anlama geldiği hususunda bk. Âl-i İmrân 3:185); ruh ise varlığını sürdürür. Ölümden sonra iyilerin ruhları âhiretteki güzel makamlarını görerek onunla mutlu olurlar; kötülerin ruhları da cehennemdeki yerlerini görerek bundan elem duyarlar. Şehidler ise, yalnız yüksek makamlarını görmekle kalmayıp cennet nimetlerinden de faydalandırılırlar (Taberî, II, 39-40; İbn Atıyye, I, 227; Râzî, IV, 145-146; genişbilgi için bk. Ateş, I, 264-269).
Mehmet Okuyan
Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin! Aslında onlar diridir ancak siz anlayamazsınız.
Bilinen anlamdaki “şehit” kelimesi Kur’an’da geçmez. Kur’an’da [şehid] ve [şüheda] kelimeleri, “şahit” ve “şahitler” anlamındadır. Allah yolunda öldürülenler, bedenen ölmüş olsalar da hayatlarıyla ve ölüm anlarıyla hak ve hakikate şahit olmuşlardır. İmanını hakka, hakkı da imanına şahit tutanlar Allah katında bir dirilikle varlıklarını devam ettirmektedir. Allah yolunda öldürülenlerin diğer insanlar gibi ölü olmadıkları, aksine Allah katında durumunu bizim bilemeyeceğimiz şekilde rızıklandırılmakta oldukları Âl-i İmrân 3:169-170’de ifade edilmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyiniz; aksine onlar diridirler, fakat siz anlayamazsınız.
1- Kur'an'a göre her canlı ölümlüdür. Dolayısı ile şehitler de ölürler. Bu kesin bir bilgidir. Bu ayette söz konusu edilen “dirilik” ile, kastedilen şey, “Allah yolunda ölmenin karşılığında, sahip olunacak mevki, makam ve itibarın değeridir.” Bu, öyle güzel bir makamdır ki hiçbir canlılık ona denk olamaz.
Ahmet Akgül
Allah yolunda (yani, milli savunma; halkın huzurunu, onurunu ve namusunu koruma, Hakk ve adaleti hâkim kılma uğrunda çalışıp; düşmanlar ve anarşist saldırganlarla çarpışarak) öldürülen (şehit) lere, sakın “ölüler” deyip (gaflete düşmeyin, çünkü) bilakis onlar (gerçek ve yüksek bir hayata geçmiş olarak) diridirler. Velâkin siz bunun farkında ve şuurunda değilsinizdir.
Allah yolunda, İslâm uğrunda canlarını feda eden yiğitlere, ölüler demeyin. Hayır onlar ölü değil, ebedî hayat ile diridirler. Fakat siz onlardaki hayatın farkına varamazsınız.
154.İbnu Mende`nin Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre Temim bin Hammam Bedir`de şehid edildi. Bu ayeti kerime de gerek o ve gerekse şehid edilen diğer sahabiler hakkında indirildi.
Ali Bulaç
Ve sakın Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin; hayır onlar diridirler. Fakat siz bunun şuurunda değilsiniz.
Ve Allah yolunda hayatlarını feda eden (şehit)lere “Ölüler” demeyin. Bilakis, onlar (sizin bilmediğiniz bir biçimde Allah'ın lütfettiği nimetler içinde) yaşıyor, ama siz farkında değilsiniz.
(1)“Evet şühedâ (şehîdler), hayât-ı dünyevîyelerini tarîk-ı hakta (hak yolunda) fedâ ettikleri için, Cenâb-ı Hakk kemâl-i kereminden (ikrâmının bolluğundan) onlara hayât-ı dünyeviyeye benzer, fakat kedersiz, zahmetsiz bir hayâtı, âlem-i berzahta (kabir âleminde) onlara ihsân eder. Onlar kendilerini ölmüş bilmiyorlar. Yalnız kendilerini daha iyi bir âleme gittiklerini biliyorlar. Kemâl-i saâdetle (tam bir saâdetle) mütelezziz oluyorlar (lezzet alıyorlar). Ölümdeki firak (ayrılık) acılığını hissetmiyorlar. Ehl-i kubûrun (kabir ehlinin) çendan(gerçi) ruhları bâkīdir (ölümsüzdür), fakat kendilerini ölmüş biliyorlar. Berzahta (kabir âleminde) aldıkları lezzet ve saâdet, şühedânın lezzetine yetişmez.” (Mektûbât, 1. Mektûb, 3)Ayrıca bakınız; (sahîfe 69, hâşiye 2)
İlyas Yorulmaz
Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz. Bilakis onlar diridirler fakat sizler bilemezsiniz.
Ey iman edenler! Allah yolunda canlarını fedâ edenleri, sıradan ölüler gibi ölü olarak nitelendirmeyin! Hayır, aslında onlar, sizin bilmediğiniz bir biçimde, hem de sonsuz nîmetler içinde yaşıyorlar fakat siz farkında değilsiniz. Onlar kurtuluşa erdiler, siz asıl kendi imtihânınızı düşünün:
1 Şehid: Kelime olarak kesin bir haberi veren, bildiğini söyleyen, şahitlik eden demektir. Terim olarak, “Allah rızası için, O’nun yolunda canını fedâ eden Müslüman”a verilen isimdir. Ona bu ismin verilmesinin sebebi, cennetlik olduğuna şahitlik edilmiş olması veya onun Allah’ın huzurunda yaşıyor olmasıdır. Şehid kelimesi Kur’an’da daha çok “Allah yolunda öldürülme” anlamında kullanılmaktadır. Şehidlik büyük bir derecedir. Şehidlerin günahlarının af olunacağı da Kur’an’da müjdelenmiştir. Şehid olan insanların kul hakkı dışındaki bütün günahları affedilir. Şehid olmada ölçü, Allah’ın rızasıdır. Allah rızası için mücadele eden, O’nun adını yüceltmek için çaba sarf eden ve bu yolda canını veren kimseler şehid olur. Bir bedevi Peygamber (s.a.v)’in huzuruna gelerek: “Ya Rasûlullah! Bir adam ganimet için, diğeri şöhret için, öbürü riya ve gösteriş için savaşırsa. Hangisi Allah yolundadır?” diye sorunca, Hz. Peygamber (s.a.v): “Kim Allah’ın adını, hükmünü yüceltmek, her şeyin üstüne çıkarmak için savaşırsa, o Allah yolundadır” cevabını vermiştir. (Buhârî, Müslim, İbnu Mace, Ahmed b. Hanbel) Hanefî âlimlerine göre şehîdler üç kısma ayırılır: 1-Dünya ve âhiretin şehîdi: Kâfirlerle savaştığı sırada, düşman tarafından öldürülen veya nefsini ve ailesini müdafaa ederken öldürülen kimse. Bunlar, yıkanmaz, cenâze namazları kılınır ve elbiseleriyle gömülürler. 2-Âhiretin şehîdi: Bir kısım şehîdler de, yalnız âhiret hükmü bakımından şehîd sayılırlar. Hata yoluyla öldürülen kimse, yanarak ölen, suda boğulan, göçük altında kalan, gibi… Bunlar diğer ölüler gibi yıkanır, kefenlenir ve namazı kılınarak gömülürler. 3-Dünya şehîdi: Allah rızası taşımayan ve riyâkâr münafıklar, Müslümanlarla beraber savaşa katıldıkları zaman, kâfirler tarafından öldürülürlerse, dünya hayatında şehîd muamelesine tabi tutulurlar. Bunların durumunu en iyi Allah bilir. Bunlar da “hükmî şehîd” sınıfından sayılır.2 Yukarıdaki tercüme, (قُتِلَ) fiilinden sonra (أَمْوَاتاً) kelimesi kullanıldığı için bu şekilde yapılmıştır. Bundan dolayı “şehitler”, bizim anladığımız anlamda ölü olmakla birlikte, bizim bilmediğimiz bir şekilde diridirler. Bk. (Âlu İmrân: 169)3 Yani siz, onların hayatını hissedemezsiniz. O akıl ile idrak olunamayan hakikî bir hayattır. Bu âyete göre şehitler bizim anladığımız anlamda ölü olmakla birlikte, bizim anlayamayacağımız bir şekilde diridirler. Onların diriliği akıl ve dünya hisleri ile idrak olunamaz, ancak hiss-i yakîn ile idrak olunur ve bilinir. Bk. (Âlu İmrân: 169) “Allah yolunda öldürülenleri sakın (bildiğin) ölülerden sanma! Aksine onlar, bizzat Rab'leri tarafından rızıklandırılan diridirler.” Benzeri âyetlerden, rûhların baki olduğu ve bir kısım şeyleri idrak edebileceği de anlaşılmaktadır.
Muhammed Esed
Allah yolunda öldürülenlere “ölü” demeyin: Hayır, onlar yaşıyor, ama siz farkında değilsiniz.
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 154. Ayet Açıklaması
[303] Râzî, Kâbî ve Ebu Müslim’e atfen “diridirler” ifadesinin “dirilecekler” anlamında kullanıldığını söyler. Bu, cennete girecekler için geçmiş zaman kipinin kullanıldığı âyetlerden kolayca çıkarılabilir (Bkz: 22:56; 83:13). Zeccâcî de benzer bir sonuca varır (İştikâku Esmâillah, Beyrut, 1406, s. 133).
[304] Zımnen: Allah yolunda ölen veya öldürülen kimse, hayatını ve canını imanına şahit kılmıştır. Ancak böyleleri şehîd olarak adlandırılmayı hak ederler.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Allah yolunda katledilenlere «Ölülerdir,» demeyiniz. Bilakis, onlar berhayattırlar, fakat siz bilmezsiniz.