Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 462, sondan 5775. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 169. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 169. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 54 ve toplam ebced değeri ise 3389 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (9) ل (7) م (2) bulunuyor.
Arapça Metin
ولا تحسبن الذين قتلوا في سبيل الله امواتا بل احياء عند ربهم يرزقون
169,170. Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.
Allah yolunda şehit olanların “ölü” olduklarını düşünmek doğru değildir. Çünkü ölü, hayatı sona eren, duyuları yok olan, bu nedenle hiçbir şeyi algılayamayan kimse demektir; oysa Allah yolunda öldürülenler böyle değillerdir; onlar görünürde ölmüş olsalar bile Allah’ın kendilerine bahşettiği özel bir hayatla diridirler. Onların hissetme, lezzet ve zevk alma kabiliyetleri vardır; Allah katında onlara bol nimetler, geniş rızıklar sunulmakta ve mutlu bir hayat yaşamaktadırlar; fakat dünyadaki insanlar bunu farkedemezler. Çünkü şehitlerin hayatları mahiyet ve boyut bakımından dünyadakilerden farklıdır (İbn Âşûr, IV, 366).
Genellikle müfessirler bu tür âyetleri ruhun ölümsüzlüğü inancıyla açıklamışlardır. Onlara göre ölüm olayı, ruhun bedenden ayrılmasından ibarettir. Ölen ruh değil bedendir. Ölümden sonra iyilerin ruhları âhiretteki güzel makamlarını görerek onunla mutlu olurlar; kötülerin ruhları da cehennemdeki yerlerini görerek bundan elem duyarlar. Şehitler ise sadece yüksek makamlarını görmekle kalmaz, Allah nezdinde dünyalılara verilenden daha güzel ve daha büyük nimetlere mazhar olurlar (bilgi için bk. Bakara 2:154).
170. âyete göre şehitler Allah’ın kendilerine lutfettiği nimetler sebebiyle sevinip mutlu oldukları gibi, şehit olarak kendilerine katılmamış olan mücahitlerin İslâm uğrundaki cihadlarının Allah katında zayi olmadığı, onlar için herhangi bir korku ve tasanın bulunmadığı müjdesini alarak buna da sevinirler. “Henüz kendilerine katılmamış olanlar” ifadesini, “Sadece mücahidler değil bütün müminlerdir” diye yorumlayanlar da vardır. Buna göre şehitler, arkalarından kendilerine katılmamış, yani şehit olmamış bütün müminler için herhangi bir korku ve tasa olmadığına dair aldıkları müjde ile sevinirler ve mutlu olurlar. İbn Âşûr bu âyete dayanarak Allah yolunda öldürülen şehitlerin ruhlarının dünyadaki sevdiklerinin sevinç veren hallerinden haberdar olduklarını söylemektedir. Bu haberdar olma bazan sadece sevindirici durumlara mahsus olur, şehit bununla mutlu olur; bazan da genel olarak bütün durumlardan haberdar olur, zira bilgi sahibi olmakla ruhlar mutluluğa erişir (IV, 166). Elmalılı’nın yorumuna göre ise yüce Allah şehitlere dünyadakilerin üzücü hallerini ya bildirmeyecek veya bildirdiği takdirde onlara lutuf ve kereminden vereceği güzel nimetler sayesinde onları bu üzüntüden koruyacaktır (II, 1231).
171. âyet hem bir önceki âyeti pekiştirmekte hem de şehitlerin sadece arkada bıraktıkları müminler için korku ve tasa olmadığını öğrenmeleri sebebiyle değil aynı zamanda Allah’ın kendilerine vereceği nimeti ve müminlerin ecrini zayi etmeyeceği vaadi dolayısıyla da sevineceklerini ifade eder.
Mehmet Okuyan
Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma(yın)! Aksine onlar diridir, Rableri katında rızıklandırılıyorlar.
1. Kur'an'a göre; Allah yolunda ölenler de dâhil, her canlı ölümü tadacaktır. (3:185) Her canlı ölmektedir, ölecektir. Burada, Allah yolunda ölmenin, normal bir ölüm olarak görülmeyecek kadar önemli olduğu, sıradan ölümlerden farklı olduğu vurgulanmaktadır. Zira bu tarz bir ölüm; Allah'ın yanında çok aziz, çok değerli ve çok şerefli bir ölüm şekli olduğundan, Allah, bu niteleme ile diğer ölümlerden farkı ortaya koymak için; ‘Allah yolunda öldürülenleri ölü sanma' demektedir. Bu, öylesine güzel bir ölüm şeklidir ki, Allah'ın katında en iyi şekilde ağırlanma yapılmaktadır.
Ahmet Akgül
Sakın Allah yolunda öldürülmüş olanları ölü sanma, hayır onlar (sonsuz bir) hayattadırlar ve Rableri yanında yaşayıp rızıklanırlar. (Onlar böyle kutlu ve mutlu bir ortamdadır.)
Ve sakın Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanma! Bilakis onlar diridirler. (Hem de senin ve onların bilmediği bir âlemde) Rablerinin katında nimetler içerisinde yaşıyorlar.
Cemal Külünkoğlu Âl-i İmran Suresi 169. Ayet Açıklaması
Bkz. 2:154“Allah yolunda öldürülenlerin ölüler sanılmaması” onların bizim gibi yaşadığı anlamına gelmez. Evet, onlar bedenleriyle bu dünyadan ayrılmışlardır. Onların diri olması, asılları olan ruhlarının Allah’ın belirlediği bir âlemde nimetler içerisinde yaşıyor olmasıdır. Nitekim Bakara, 2:154. âyette de “…onlar yaşıyor ama siz farkında değilsiniz” buyrulmaktadır.
Diyanet İşleri (Eski)
169,170. Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın, bilakis Rableri katında diridirler. Allah'ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar, arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler.
169, 170. Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Allah'ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.
169,170. Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bil'akis onlar Rableri katında diridirler. (Öyle ki Allahın) lutf-ü inayetinden, kendilerine verdiği (şehidlik mertebesi) ile hepsi de şâd olarak (cennet ni'metleriyle) rızıklanırlar.. Arkalarından henüz onlara katılamayan (şehid dindaş) lar (ı) hakkında da: «Onlara hiç bir korku yokdur. Onlar mahzun da olacak değillerdir» diye müjde vermek isterler.
Allah yolunda can verenleri, sakın sıradan ölüler gibi ölü sanma! Aksine, onlar Rab’lerinin katında, senin bilmediğin bir âlemde sonsuz nîmetler içerisinde yaşıyorlar.
Mehmet Türk Âl-i İmran Suresi 169. Ayet Açıklaması
1 İbnu Abbas (r.a)’dan, Rasulullah (s.a.v): “Allahu Teâlâ Uhud’da şehit olan kardeşlerinizin ruhlarını Cennet’in ırmaklarından sular içmeleri, meyvelerinden yemeleri için yeşil kuşların kanatları arasına koydu. Onlar, orada Arşın gölgesinde asılı altın kandillerin altına gittiler ve orada istirahat ediyorlar. Yiyecek ve içeceklerinin hoşluğunu ve istirahat ettikleri yerlerin güzelliğini tadınca: ‘N’olaydı Allah’ın bize neler ikram ettiğini kardeşlerimiz bilselerdi de cihaddan çekinmeyip, harpten gocunmasalardı” dediler. Allahu Teâlâ da onlara: ‘Ben onlara bunu sizin adınıza tebliğ ederim’ buyurdu ve bu âyetleri indirdi.” buyurmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müslim, Ebû Davûd, Tirmizî, İbnu Mâce) Cabir b. Abdillah (r.a): Rasulullah (s.a.v) bana rastladı ve: “Ey Cabir! Seni üzgün görüyorum niçin üzülüyorsun?” dedi. Ben de: “Ey Allah’ın Rasulü! Babam şehid oldu, bakıma muhtaç çoluk-çocuk ve borç bıraktı” dedim. Rasulullah (s.a.v): “Allah’ın babanı nasıl kabul buyurduğunu sana müjdeleyeyim mi?” deyince ben: “Evet, Ey Allah’ın Rasulü!” dedim. Rasulullah: “Allah hiç kimseyle perde gerisinden başka bir yolla konuşmadı. Babanı ise ihya etti de ona perdesiz olarak: ‘Ey kulum! Dile benden sana vereyim’ buyurdu. Baban da: ‘Ya Rabbi! Bana hayat versen de senin yolunda ikinci defa şehit olsam!’ dedi. Allahu Teâlâ: ‘Benden onlar dünyaya bir daha dönmeyecekler sözü sadır olmuştur’ deyince o: ‘Ya Rabbi! Öyleyse bunu arkamdan tebliğ et’ dedi, Allah da bu âyeti indirdi.” buyurdular. (Tirmizî)2 Yukarıdaki tercüme, (قُتِلَ) fiilinden sonra (أَمْوَاتاً) kelimesi kullanıldığı için bu şekilde yapılmıştır. Bundan dolayı “şehitler”, bizim anladığımız anlamda ölü olmakla birlikte, bizim bilmediğimiz bir şekilde diridirler. Bk. (Bakara: 154)3 Hanefi, Şafii ve Malikilere göre Allah yolunda savaşarak şehit olanlar, “Allah’ın katında diri olmaları” sebebiyle yıkanmadan defnedilirler. Zîrâ Peygamberimiz (s.a.v), Uhud Şehitleri hakkında: “Onları kanlarıyla ve elbiseleriyle defnedin.” buyurmuştur. (Ebû Davut, Buhârî) Ancak şehitler üzerine cenaze namazı kılmanın sakıncası yoktur.
Muhammed Esed
Fakat, Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın. Hayır, onlar diridir! Rızıkları, Rableri katındadır;