Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 51, sondan 6186. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 44. ayetidir. Bakara Suresi 44. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 55 ve toplam ebced değeri ise 4503 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (10) ل (6) م (3) bulunuyor.
Arapça Metin
اتأمرون الناس بالبر وتنسون انفسكم وانتم تتلون الكتاب افلا تعقلون
Sözlükte “iyilik, doğruluk” anlamına gelen birr kelimesinin, dinî ve ahlâkî bir terim olarak, iman ve ibadetten başlamak üzere her türlü iyilik, ihsan, itaat, doğruluk, günahsızlık gibi mânalarda kullanıldığı görülür (ayrıntılı bilgi için bk. Bakara 2/ 177; Âl-i İmrân 3:92).
Bu âyetten, asıl muhatapların yahudi din bilginleri olduğu anlaşılmaktadır. Başka benzerleri gibi yahudi din bilginleri de halka kutsal kitaba inanıp onunla amel etmelerini, gerek sözleri gerekse davranışlarıyla Allah’ın rızâsına uygun şekilde yaşamalarını emrederlerdi. Ancak âyet bize, başkalarına iyiliği emrederken kendilerini unuttuklarını yani onların kendi yaşayışlarının bilgileri ve sözleriyle çeliştiğini, sonuç olarak samimi dindarlık hislerini kaybettiklerini göstermekte; “Aklınızı kullanmıyor musunuz?” ifadesiyle bu çelişkili tutumlarının, yalnızca dinin hükümlerine değil, akla da aykırı olduğuna işaret etmektedir.
Kur’an’ın geçmiş ümmetlerin tarihine ilişkin verdiği bilgilerde de sonraki nesiller için mesajlar ve dersler vardır. Bu bakımdan, söz-davranış uyumu şeklinde özetlenebilecek evrensel ahlâk kurallarından birini ihlâl etmeleri sebebiyle yahudileri eleştiren söz konusu âyet, bir yandan yahudi din bilginlerinin bu çelişkili tutumları ve samimiyetsizlikleri hakkında bilgi verirken, bir yandan da genel olarak İslâm ümmeti, özellikle müslüman din önderleri ve bilginleri için de bir uyarı anlamı taşımaktadır. Şu halde kendilerini din bilgini, din adamı ya da din önderi konumunda görenlerin veya öyle tanımlananların bu uyarıyı hiçbir zaman hatırdan çıkarmamaları gerektiği açıktır. Zira başkalarına iyiliği öğütleyenlerin kendi yaşayışlarında bunun aksine davranmaları Kur’an’ın kesinlikle reddettiği bir tutumdur. Nitekim Saf sûresinde “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niye söylersiniz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında çok sevimsiz bir davranıştır!” (61:2-3) buyurulmaktadır.
Siz insanlara iyiliği emrettiğiniz halde, kendinizi unutuyor musunuz? (Yoksa kendinizi sorumsuz mu sanıyorsunuz?) Halbuki siz üstelik Kitabı (ve Kur’an’ı) da okuyor (Allah’ın emirlerini de biliyor) sunuz. (Buna rağmen) Hâlâ akıllanmayacak (ve yanlışınızı anlamayacak) mısınız?
Siz kendinizi unutarak diğer insanlara iyilik yapmayı ve erdemli olmayı mı emredersiniz, hem de Allah'ın kitabını okuyup durduğunuz halde, siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız?
Kitabı, Tevrat'ı okuduğunuz halde, içindeki ilâhî hükümleri şahsen uygulamayı bir kenara bırakıp unutarak, insanlara Allah'a itaati, iyiliği, insanlığı ve hayra vesile olacak şeyleri mi emrederek önderlik ediyorsunuz? Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?
44.Vahidi ve Sa`lebi`nin Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre bu ayeti kerime Medineli yahudiler hakkında inmiştir. Onlardan bir adam Müslüman olan yakınlarına dinleri üzere sabit kalmalarını tavsiye eder ancak kendisi Müslüman olmaktan çekinirdi. Bu şekilde Medine yahudilerinden bazıları insanlara iyiliği emreder ancak kendileri yapmazlardı.
Ali Bulaç
Siz, insanlara iyiliği emrederken, kendinizi unutuyor musunuz? Oysa siz kitabı okuyorsunuz. Yine de akıllanmayacak mısınız?
Cemal Külünkoğlu Bakara Suresi 44. Ayet Açıklaması
Yapılan bir öğüdün amacına ulaşabilmesi ve konuşulanların muhatapta karşılık bulması için öğüt verenin anlattıklarını evvela kendi nefsinde yaşaması çok önemlidir. Tebliğde temsil esastır. Temsilin olmadığı yerde tebliğ etkili olamaz. Bütün semavi kitapların asıllarında bu tarz uyarılar çokça görülmektedir. Nitekim Saff suresinin 61:3. Âyetinde, “Allah katında en tiksinti verici şeyin, kişinin yapmayacağı şeyi söylemesi/önermesi,” olduğu anlatılmaktadır.
Diyanet İşleri (Eski)
Kitap'ı okuyup durduğunuz halde kendinizi unutur da başkalarına mı iyilikle emredersiniz? Düşünmez misiniz?
(Ey Yahudi bilginleri) siz, insanlara iyiliği (gerçeği ve peygambere îman etmeği) emredersiniz de kendinizi unutur musunuz? Halbuki Kitab (Tevrat) da okursunuz. Haalâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?
Siz insanlara iyiliği öğütler de, kendinizi unutur musunuz? Oysa Kutsal Kitabı okuyup duruyorsunuz, hiç aklınızı kullanmaz mısınız?O hâlde, gelin şu anlamsız inattan vazgeçin de Rabb’inize yönelin:
(Ey İsrâil oğulları!) Bir de siz, kitabı(nız olan Tevrât’ı) okuduğunuz halde; bir yandan insanlara iyiliği1 emredip, öte yandan kendinizi unutuyor musunuz?2 Siz bunu hâlâ anlamayacak mısınız?
1 Birr: geniş iyilik, bol iyilik etmek demektir. Tabiî ki bu iyiliğin Allah’ın iyi dediği şeyler olması gerekir.2 İnsanlara iyiliği emredip, onları kötülüklerden alıkoyarken, böylece başkalarını irşat edip de kendisini unutmak; onları cehennemden kurtarıp kendisini ateşe atmak, demektir. Bu aynı zamanda, kişinin kendi kendisini yalanlaması ve söylediği sözün, bir kıymetinin olmadığı, anlamına gelir.
Muhammed Esed
Siz kendinizi unutarak diğer insanlara erdemli olmayı mı öğütlüyorsunuz- hem de ilahî kelâmı okuyup durduğunuz halde? Siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız?
Siz kitabı/Kuran’ı okuyup durduğunuz halde, insanlara iyiliği emrediyor da kendinizi unutuyor musunuz? Hiç aklınızı kullanmıyor musunuz? 3/188, 21/10, 61/2-3
Diğer insanlara sahici erdemlerle donanmayı[91] öğütlerken sıra size gelince terk mi ediyorsunuz; ve üstelik Kitabı da tilavet edip dururken?[92] Siz hiç kafanızı çalıştırmayacak mısınız?
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 44. Ayet Açıklaması
[91] Birr, bağlamına göre vurgusu değişen bir kavramdır: Kuldan Allah’a “sınırsız kulluk ve taat” (52:28), Allah’tan kula “sınırsız rahmet ve mağfiret” vurgusunu taşır. Kur’an’da inanç (2:177), eylem (60:8), ahlâk (19:32) ve doğru davranış alanlarında ideal olanı ifade için kullanılır. Allah Rasûlü’nün birr tarifi muhteşemdir: “Birr (iyilik), onu yaptığında içinde tarifsiz bir ferahlık ve mutluluk hissettiğin şeydir; ism (günah) ise, insanlar sana fetva verse de içinin bir yerlerini yıkıp vicdanını rahatsız eden şeydir” (İbn Hanbel IV, 227).
[92] Tilâvet, aktarmak için okumaktır. Kırâet ise anlamak için okumaktır (18:83, not 88). Okuyan birincide pasif ikincide aktiftir. Âyet onun için “siz hiç kafanızı çalıştırmayacak mısınız” diye biter.
Ömer Nasuhi Bilmen
Nâsa iyilik ile emredersiniz de kendi nefislerinizi unutur musunuz? Halbuki siz kitabı okursunuz, hiç düşünmez misiniz?
İnsanlara hayırda erginliği/dürüstlüğü emredip de öz benliklerinizi unutuyor musunuz? Üstelik de Kitap'ı okuyup durmaktasınız. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?