Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2423, sondan 3814. ayet; 20. sure ve Tâhâ Suresinin 75. ayetidir. Tâhâ Suresi 75. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 46 ve toplam ebced değeri ise 2456 olarak hesaplanmıştır. Tâhâ Suresinin toplam ebced değeri 387758 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طه hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) ه (2) bulunuyor.
Arapça Metin
ومن يأته مؤمنا قد عمل الصالحات فاولئك لهم الدرجات العلى
75,76. Her kim de O’na salih ameller işlemiş bir mü’min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu, günahlardan temizlenenlerin mükâfatıdır.
İsrâiloğulları’nın Mısır’daki varlığının ve Hz. Mûsâ tarafından eski yurtlarına götürülmeleri için ortaya konan çabanın Firavun yönetimi nezdinde oluşturduğu siyasî kaygılar, psikolojik bir harp ortamı doğurmuştu. Böyle bir ortamda, o günün şartları içinde geniş kitleleri derinden etkilemekte olan ve dinî bir hüviyet de taşıyan sihir olgusunu ön plana çıkaran bir mücadele metodu, Hz. Mûsâ’nın peygamberliğini ve liderliğini kabul ettirmesini kolaylaştırabilecekti. Çünkü Firavun ve çevresindeki ileri gelenler de sihri tevhid çağrısına karşı kullanabilecekleri en etkili silâh olarak görüyorlar ve sihirbazlara bir taraftan baskı, bir taraftan da teşvik uygulayarak bu mücadeleden mutlak zaferle çıkacaklarını sanıyorlardı. İlâhî irade böyle bir atmosferde Hz. Mûsâ’yı sihirbazların bütün hünerlerini boşa çıkaracak mûcizelerle donatıp Firavun ve çevresindekilere bir imtihan fırsatı daha vermek şeklinde tecelli etmişti. Bu âyetlerde ve Kur’an’ın başka yerlerinde açıklandığı üzere, bizzat bu silâhı kullanan sihirbazlar dahi apaçık hakikati gördükleri için imana geldikleri halde Firavun ve adamları inkârcılıktaki inatlarını sürdürdüler, Firavun bununla da yetinmeyip iman eden sihirbazları çok ağır ceza ve işkencelerle tehdit etme yoluna girdi. Fakat birkaç saat öncesine kadar Firavun’un gözüne girip ödül almak için yarışan bu insanlar imanın lezzetini tattıktan sonra âhiret mutluluğunun–hayatın bağışlanması tarzında bile olsa– dünyadaki hiçbir ödülle değişilemeyeceğini idrak edip bunu açıkça ifade etme cesaretini gösterdiler (bu olayla ilgili bilgilerin Kitâb-ı Mukaddes’tekilerle karşılaştırılması için bk. A‘râf 7:103-126). Tefsirlerde 56. âyette Firavun’a gösterildiği ifade edilen kanıtların neler olduğu açıklanırken genellikle tevhide (Allah’ın birliğine) ilişkindeliller ve Hz. Mûsâ’nın peygamberliğini ortaya koyan mûcizeler üzerinde durulur. Ayrıca, bunlardan “bütün kanıtlarımızı” şeklinde söz edilmiş olmakla beraber Arap dilindeki kullanımlar dikkate alınarak bu ifadenin, “pek çok âyetimizi / kanıtımızı, bunca âyetimizi / kanıtımızı” şeklinde anlaşılmasının uygun olacağı belirtilir (bk. Râzî, XXII, 70-71). 58. âyetin “uygun bir yer” şeklinde tercüme ettiğimiz kısmı, “iki tarafa eşit uzaklıkta bir yer, seyircilerin görüşünü engellemeyecek düz bir alan, iki tarafın da rızâ göstereceği bir yer, şu anda bulunduğumuz mekân” gibi mânalarla açıklanmıştır (bk. Râzî, XXII, 71-72). 59. âyette “şenlik günü” diye çevrilen yevmü’z-zîne tamlaması hakkında değişik açıklamalar yapılmıştır; bunların ortak noktası, Hz. Mûsâ’nın o toplumda şenlik veya kutlama amacı taşıyan ve halkı bir araya getiren belirli bir güne atıfta bulunmuş olduğudur. Bu ifadenin Firavun’a ait olduğu yorumu da yapılmıştır (Zemahşerî, II, 438; Râzî, XXII, 72-73). 63. âyetin “tuttuğunuz örnek yolu” şeklinde tercüme ettiğimiz kısmına “sahip olduğunuz onurlu ve seçkin konumu” şeklinde mâna vermek de mümkündür (bk. Taberî, XVI, 182-183; İbn Atıyye, IV, 51). 67-68. âyetlerden, sihirbazların halkın gözünü bağlayan bir büyü ortaya koyması karşısında Hz. Mûsâ’nın dahi bir an için etkilenip insanların buna kapılmalarından endişe duyduğu (İbn Atıyye, IV, 51-52), fakat Allah’ın gerçeği bildirmesiyle mâneviyatının yükseltildiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte 69. âyet onun üstün gelmesinin sihir yarışını kazanma anlamında alınmaması için sihirbazların ortaya koydukları çabanın dinen asla tasvip edilmediğine de dikkat çekilmiştir (sihir konusunda bilgi için bk. Bakara 2:102).
Mehmet Okuyan
Kim de iyi işler yapmış bir mümin olarak O’na gelirse, üstün dereceler sadece bunlar içindir.
Oysa Rabbinin huzuruna dürüst ve erdemli davranışlar ile mü'min olarak çıkan kimseye gelince, öte dünyada en yüksek makamlar işte böylelerinin olacaktır.
Kimler de, Rabbine, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirmiş, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlamış, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olmuş, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işlemiş mü'min-ler olarak gelirse, işte onlara da en yüce makamlar vardır.
75,76. Onat işler yaparak, ona kim ki inanlı gider —yüce derecelerle altından ırmaklar akan, eyleşilen— cennetler onlar için, orda sonsuz kalırlar, işte budur arınanın ödülü»
75,76. Rabbine inanmış ve yararlı iş yaparak gelenlere, işte onlara, en üstün dereceler, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları Adn cennetleri vardır. Bu, arınanların mükafatıdır.
(2)“(Ey insan!) Sen burada misâfirsin ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misâfir olan kimse, berâberce götüremeyeceği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden (yerden) ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve kezâ bu fânî dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise, azîz (şerefli) olarak çıkmaya çalış! Vücûdunu (varlığını) Mûcidine (yaratanına) fedâ et! Mukābilinde (karşılığında) büyük bir fiyat alacaksın! Çünki fedâ etmediğin takdirde, ya bâd-i hevâ (boşu boşuna) zâil olur (ayrılır), gider; veya O’nun malı olduğundan yine O’na rücû‘ eder (döner).” (Mesnevî-i Nûriye, Habbe, 104)
İlyas Yorulmaz
Kimde inanmış ve salih ameller yapmış olarak Rabbine gelirse, onlar için yüksek dereceler.
Oysa, [Rabbinin huzuruna] dürüst ve erdemli davranışlar 59 ile mümin olarak çıkan kimseye gelince, [öte dünyada] en yüksek makamlar işte böylelerinin olacaktır:
Kim de Rabbinin huzuruna iyi ve güzel işler yapmış bir mümin olarak gelirse işte bunlar için de yüce makamlar vardır. 9/20...22, 21/101...105, 27/89, 28/84
75-76. “daħı her kim gele çalabı’sına įmānlu bayıķ işlemiş ola farįżaları pes şunlar bunlaruñdur dereceler yüksekler 'adn uçmaķları kim aķar altlarından ırmaķlar ebed ķalıcılar iken içinde. şoldur yanudı anuñ kim arındı yazuķdan.”