Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2519, sondan 3718. ayet; 21. sure ve Enbiyâ Suresinin 36. ayetidir. Enbiyâ Suresi 36. ayetinin kelime sayisi 17, harf sayısı 72 ve toplam ebced değeri ise 8493 olarak hesaplanmıştır. Enbiyâ Suresinin toplam ebced değeri 351301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
واذا راك الذين كفروا ان يتخذونك الا هزوا اهذا الذي يذكر الهتكم وهم بذكر الرحمن هم كافرون
İnkâr edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. “Bu mu ilâhlarınızı diline dolayan?” derler. Hâlbuki kendileri Rahmân’ın kitabını inkâr ediyorlar.
Hz. Peygamber putların tanrı olamayacağını, dolayısıyla kimseye fayda veya zarar veremeyeceğini söylediği ve puta tapanları kınadığı için müşrikler onunla karşılaştıklarında “İlâhlarınızı diline dolayan bu mu?” diyerek onu küçümseyip kendisiyle alay ederlerdi; hatta Allah’ın birlik vasfı ve Rahmân ismiyle anılmasına, O’nun gönderdiği kitabın zikredilmesine tahammül edemezlerdi. Bu âyetlerde onların bu küstahça tutumu kınayıcı bir üslûpla dile getirilmekte; daha sonra âhiret inancı ve sorgulamasıyla ilgili aynı alaycı ve inkârcı yaklaşımları özetlenerek beklemedikleri o günün, hak ettikleri o cezanın mutlaka gerçekleşeceğine dikkat çekilmektedir.
Müfessirlerin bu 39. âyetle ilgili yorumlarını iki şekilde özetlemek mümkündür: a) Âyet müşriklerin Bedir Savaşı’nda karşılaşacakları ceza ve hezimete işaret etmekte ve onları uyarmaktadır. Çünkü o gün melekler ateşten kamçılarla onların yüzlerine ve sırtlarına vuracaklardır. Buna göre inkâr edenlerin, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamamasından maksat, meleklerin kendilerine vurmalarını önleyememeleri veya meleklerin onlara vurmaktan geri durmamalarıdır. b) Âhirette inkârcıları önlerinden ve arkalarından ateş kuşattığında kendilerini onun şiddetinden koruma imkânı bulamayacaklardır (İbn Âşûr, XVII, 70).
Mehmet Okuyan
Kâfir olanlar seni gördükleri zaman “Sizin ilahlarınızı diline dolayan bu mu!” diyerek seninle hep alay ederler. (Oysa) onlar, Rahmân’ın [zikr]ini (Kur’an’ı) inkâr edenlerin ta kendileridir.
Buradaki [yezküru] fiili “zikretmek, hatırlamak, gündeme getirmek, diline dolamak” gibi anlamlar içermektedir. Benzer mesaj: Enbiyâ 21:60.,Benzer mesaj: Furkân 25:41.
Bayraktar Bayraklı
İnkârcılar seni gördüklerinde, “Sizin tanrınızı diline dolayan bu mudur?” diye seni alaya almaktan başka bir şey yapmazlar. Oysa kendileri, çok merhametli olan Allah'ı anmayı inkâr ediyorlar.
Ve gerçeği yalanlayan nankörler seni gördükleri zaman: “İlahlarınızı zikreden¹ bu mu?” diye alaya alıyorlar. Onlar, Rahmân'ın zikrini² küfredenlerdir.³
1- İlahlarınız hakkında ileri geri konuşan. 2- Rahman'ın öğüdünü. 3- Görmezden gelenlerdir. Rahman'ın buyruklarının üzerini örtenlerdir.
Ahmet Akgül
(Ey Resulüm!) İnkâr edenler Seni gördüklerinde, Seni yalnızca alay konusu ediniyorlar (ve:) "Sizin ilahlarınızı (putlarınızı ve tağutlarınızı) diline dolayan bu mu?" (diyorlar.) Oysa Rahman (olan Allah) ın sözünü (Kitabını) inkâr edenler kendileridir. (Bu ne küstahlıktır?)
Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler seni görünce, ancak alaya alırlar ve “İlahlarınızı diline dolayan bu mu?” derler. Rahman'ın indirdiği Kur'ân'ı inkâr edip, kabul etmeyenler de işte bunlardır.
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kafirler, seni gördükleri zaman:
“Sizin ilâhlarınızı, diline dolayan bu mu?” diyerek seni hep alay konusu yaparlar. Halbuki onlar, Rahmet sahibi Rahman olan Allah'ın kitabını inkâr edenlerin ta kendileridir.
İnkar edenler seni gördüklerinde seni ancak alay konusu edinmektedirler. "Sizin ilahlarınızı diline dolayan bu mu?" Oysa Rahman'ın zikrini [6] inkar edenler işte onlardır.
36.İbnu Ebi Hatim`in Suddi`den rivayet ettiğine göre Resulullah (a.s.), Ebu Cehil ile Ebu Süfyan`ın yanından geçti. Onlar kendi aralarında konuşuyorlardı. Ebu Cehil, Resulullah (a.s.)`ı görünce güldü ve Ebu Süfyan`a: "Abdu Menâf`ın peygamberi bu mudur?" dedi. Ebu Süfyan kızdı ve: "Sen Abdu Menaf`tan peygamber olabileceğini inkâr mı ediyorsun?" dedi. Resulullah (a.s.) bunu duydu ve Ebu Cehil`in yanına giderek ona kızdı, kendisini korkuttu ve: "Ahdini bozanın (yani amcanın başına) gelen senin başına da gelmeden (bu dünyadan) göçeceğini sanmıyorum" dedi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.Bir rivayete göre de Resulullah (a.s.), Ebu Süfyan`a da: "Sen bu sözü ciddiyetle değil kavmiyet davasıyla söyledin" dedi.6.Öğüdünü veya kitabını ya da O`nu anmayı.
Ali Bulaç
İnkâr edenler seni gördüklerinde, seni yalnızca alay-konusu ediyorlar (ve:) 'Sizin ilahlarınızı diline dolayan bu mu?' (derler.) Oysa Rahman (olan Allah)ın sözünü (Kitabını) inkar edenler kendileridir.
(Ey Rasûlüm), O inkâr edenler, seni gördükleri zaman da seni alaya alıyorlar ve: “- Bu mu, ilâhlarınızı ayıblayıp duran?” diyorlar. Halbuki onlar, Rahmân'ın Kur'an'ını inkâr ediyorlar.
O kâfirler seni gördükleri zaman, “ilahlarınıza laf atan bu mudur?” diye seni ancak alaya alıyorlar. Hâlbuki onlar, her şeyin rızkını veren Allah’ın mesajını inkâr ediyorlar.
İnkâr edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar: “Bu mudur ilahlarınızı diline dolayan?” derler. İşte Rahman (olan Allah)'ın kitabını inkâr edenler de onlardır.
İnkarcılar seni gördükleri zaman, şüphesiz, seni alaya almaktan başka bir şey yapmazlar. "Sizin tanrılarınızı diline dolayan bu mudur?" derler ve Rahman'ın Kitabını işte onlar inkar ederler.
(Resûlüm!) Kâfirler seni gördükleri zaman: «Sizin ilâhlarınızı diline dolayan bu mu?» diyerek seni hep alaya alırlar. Halbuki onlar, çok esirgeyici Allah'ın Kitabını inkâr edenlerin ta kendileridir.
Kafirler (gerçeği örtenler) seni gördüklerinde, "Tanrılarınızı diline dolayan bu mu," diye alaylarına hedef yapmaktan başka bir tepki göstermiyorlar. Rahman'ın mesajını tümüyle inkar etmektedir onlar.
O inkârcılar seni gördükleri zaman, seni alaya alıyorlar ve "İlâhlarınızı diline dolayan bu mudur?" diyorlar. Halbuki onlar Rahmân'ın kitabını inkâr ediyorlar.
O küfr (ü inkâr) edenler seni gördükleri zaman, seni istihza (mevzuu) ndan başka bir şey edinmezler: «Sizin Tanrılarınızı diline dolayan bu mu?» derler. Halbuki çok esirgeyici Allahın (indirdiği) Kur'ânı inkâr ile kâfir olanlar onlardır, onların kendileridir.
(Habîbim, yâ Muhammed!) İnkâr edenler ise seni gördükleri zaman, seni ancak alaya alırlar. “İlâhlarınızı diline dolayan bu mudur?” (derler). Hâlbuki onlar, Rahmân'ın Kitâbı'nı inkâr edenlerin ta kendileridir.
Gerçekleri inkâr edenler seni gördüklerinde, öncelikle Rahmanın anılmasını inkâr etmiş bir halde birbirlerine “İlahlarınızı kötüleyerek ağzına dolayan adam bu mu?” diyerek, yalnızca seninle alay ediyorlar.
Kâfirler seni görünce eğlenceye almaktan başka bir şey yapmazlar. Esirgeyen Tanrı/nın zikrini [¹] tanımayarak «— Mabutlarınızın ayıplarını sayan, bu mudur?» derler?
İsmail Hakkı İzmirli Enbiyâ Suresi 36. Ayet Açıklaması
[1] Ne olduğunu, birliğini, peygamber göndermesini, Kitap indirmesini.
Kadri Çelik
Küfre sapanlar seni gördükleri zaman, “Sizin ilâhlarınızı diline dolayan bu mu?” diyerek seni hep alaya alırlar. Hâlbuki onlar, Rahman'ın zikrini inkâr edenlerin ta kendileridir.
İnkârcılar seni her gördüklerinde, “Atalarımızın yüzyıllardan beri tapındığı ilâhlarımızı ve şirk inancına göre oluşturduğumuz hayat tarzımızı diline dolayan adam bu muymuş?” diyerek seni alaya alırlar. Öte yandan kendileri, Rahmân’ın hikmetlerle dolu apaçık öğüt ve uyarısı olan Kitabını inkâr ederler.
İnkâr edenler seni gördükleri zaman seni ancak alay konusu ediniyorlar.
-“İlahlarınızı anıp duran / diline dolayan bu mu?” (diyorlar).
İşte onlar, Rahmân’ın zikrini inkâr edenlerdir.
(Ey Muhammed!) Kâfirler, kendileri Rahman (olan Allah) hakkında ileri geri konuştukları halde seni gördükleri zaman: “sizin ilâhlarınızı diline dolayan adam bu mu?” diye seninle alay ediyorlar.1 (İşte) bunlar (tam) kâfirlerdir.
1 Bu âyet, Ebû Cehil’in, Ebû Süfyân’ın yanında Peygamberimizle alay etmesi üzerine indirilmiştir.
Muhammed Esed
Ama hakkı inkara şartlanmış olan bu insanlar ne zaman seni gözönüne alsalar, 46 [birbirlerine:] “Bu mu sizin tanrılarınızı diline dolayan?” 47 [diyerek] seni alaya almaktan başka bir şey yapmazlar. Ve Rahmân'dan her söz edişlerinde hakkı örtbas etmeye kalkışanlar da yine böyleleridir! 48
Gerçekleri örtbas eden kâfirler seni gördüklerinde seni sadece alaya almak için “İlahlarınızı diline dolayan bu mu?” derler hâlbuki onlar sana değil Rahman’ın zikri Kuran’a inanmıyorlar. 6/33, 17/76, 38/8, 43/31
Ve o küfre saplanmış olanlar ne zaman seni görseler, sadece alaya almak amacıyla “Bu muymuş sizin ilâhlarınızı diline dolayan?” diye (dudak bükerler); ama iş, Rahmân’ın zikrine gelince: onu ısrarla tanımazdan gelen de yine onlar olur.[2719]
Mustafa İslamoğlu Enbiyâ Suresi 36. Ayet Açıklaması
[2719] “Rahmân’ın zikri” iki anlama gelebilir: 1) “Rahmân’ın vahyi” anlamı: Zikr vahyin sıfatıdır. Fıtratta zaten var olanı “hatırlatma” ya da ilâhî bir “öğüt ve uyarı” olduğu için Kur’an’a zikr sıfatı verilmiştir. Bu takdirde zımni mana şu olur: “Kendileri Allah’ın vahyini inkâr ettikleri halde, senin putperestliklerini eleştirmeni sorun ediyorlar. Oysa asıl sorun onların Allah’ı dinlememeleridir. 2) “Rahmân’ın anılması” anlamı: Yani “Allah’ın Rahmân adıyla anılması”... Kur’an’a göre onlar; “Rahmân’ı inkâr ediyorlardı” (13:30) ve “Rahmân da neymiş?” (25:60) diyorlardı. Oysa Mekke müşriklerinin Allah’ı inkâr etmedikleri nasıl tarih ve Kur’an’la sabitse, Rahmân ismine karşı alerjileri de aynen öyle sabittir. Bu âyet, Rahmân ismini içeriğiyle birlikte reddetmlerine bir gönderme olabilir (Bkz: 13:30, not 40). Hudeybiye’de Allah Rasûlü besmele sırasında bu ismi kullanınca, “Onu biz tanımıyoruz, ‘bismikallahûmme’ yaz” diyeceklerdir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve kâfir olanlar seni gördükleri zaman, seni ancak istihzâya alarak: «Bu mu sizin ilâhlarınıza atıp duran?» (derler). Halbuki, onlar Rahmân zikredilince onlar hep O'nu inkâr edicilerdir.
Kâfirler seni görünce: “Bu mu sizin ilahlarınızı diline dolayan adam! ” diye alay etmekten başka bir şey yapmazlar. Ama bütün kâinatı yaratan Rahman'a gelince Onun anılmasını reddediyorlar.
(Böylece, asıl kendilerinin alay edilmeye müstahak olduklarını düşünmüyorlar!) [25,41-42] Müşrikler kendi âciz, cansız putlarına toz kondurmak istemezken, bütün kâinatı bunca hikmet, sanat, kudret ve rahmetiyle yaratıp varlıkta tutan Rahman’ın birliğinin anılmasına tahammül edemiyorlar. Böylece asıl kendilerinin ne kadar akıldan uzak, alay edilmeye müstehak olduklarını düşünmüyorlar. Bu âyette, Allah’ın Rahman vasfı ile anılmasına karşı Mekke müşriklerinin diretmesine işaret edilmektedir. Az sonra gelecek 42. âyet de bu mânayı teyid eder. Zira o âyet, Rahman sıfatını zihinlere yerleştirme gayesine matuftur. (Anlam böyle verilmezse diğer meallerde düşülen boşluğa düşülür).
Süleyman Ateş
Kafirler seni gördükleri zaman: "Sizin tanrılarınızı diline dolayan bu mu?" diye seninle alay ederler. Oysa kendileri Rahman'ın Zikri(uyarısı)nı kabul etmiyorlar.
Kafirler seni gördüklerinde, ancak seninle alay ederler:-İlahlarınızı diline dolayan bu mu? derler, işte Rahman'ın zikrini/kitabını inkar edenler onlardır.
İnkâr edenler seni gördüklerinde alaya alırlar, “Tanrılarınızı diline dolayan adam bu mu?” diye. Rahmân'ın anılmasına karşı ise onlar kâfir kesilirler.
O küfredenler seni gördüklerinde, seni şu şekilde alaya almaktan başka bir şey yapmazlar: "İlahlarınızı diline dolayan bu mu?" Ama Rahman'ın zikrini/Kur'an'ı bizzat onlar örtüp inkâr ediyorlar.
daħı ol vaķt kim gördi seni anlar kim kāfir oldılar dutmazlar seni illā yañśuya “iy uşbu ol mıdur kim 'ayıblar Tañrılaruñuzı!” daħı anlar Tañrı’yı añmaķlıķda anlardur kāfirler.