Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2568, sondan 3669. ayet; 21. sure ve Enbiyâ Suresinin 85. ayetidir. Enbiyâ Suresi 85. ayetinin kelime sayisi 7, harf sayısı 33 ve toplam ebced değeri ise 1890 olarak hesaplanmıştır. Enbiyâ Suresinin toplam ebced değeri 351301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
85. âyetin sonunda hepsinin sabırlılardan olduğu ifade buyurulmuştur. Ancak bu konuda Hz. Eyyûb ünlü olduğu için önce onun durumu anlatılmış, sonra diğerleri anılmışlardır. Hz. İsmâil, babası İbrâhim aleyhisselâmın gördüğü rüya üzerine onu kurban etmek istediği zaman babasına: “Babacığım! Sana buyurulanı yap; inşaallah beni sabredenlerden biri olarak bulacaksın” demişti (Sâffât 37:102). Kur’an-ı Kerîm’de onun sözünde sadık, Allah’ın rızasını kazanmış bir peygamber (resul ve nebî) olduğu açıkça ifade buyurulmuştur (bk. Meryem 19:54-55; İsmâil hakkında bilgi için bk. Bakara 2:124 vd.).
Hz. İdrîs’in ruhunu arındırıp ilme ve hikmete kavuşmak gayesiyle uzun süre nefis terbiyesi için çaba sarfettiği bildirilmektedir (İbn Âşûr, XVII, 129; İdrîs hakkında bilgi için bk. Meryem 19:56-58; Abdülvehhâb en-Neccâr, 38-44).
Kur’an-ı Kerîm’de bu âyetlerin dışında bir de Sâd sûresinin 48. âyetinde adı anılan Zülkifl’in sabredenlerden, Allah’ın rahmetine mazhar olanlardan ve Allah adına iyilik yapanlardan olduğu bildirilmektedir. Bununla birlikte Zülkifl’in gerek şahsiyeti, gerekse hayatı ile ilgili farklı rivayetler vardır. Onun Elyesa‘, Zekeriyyâ, İlyâs peygamber olduğu söylendiği gibi, Eyyûb peygamberin oğlu Bişr olduğuna ve doksan beş yaşlarında Suriye’de vefat ettiğine dair rivayet de vardır. Peygamber Elyesa‘ın halefi olduğu da söylenmiştir.
Zülkifl’in peygamber mi yoksa Allah katında yüksek mertebeye ermiş fakat peygamberlik görevi olmayan sâlih bir kul mu olduğu da ihtilâflıdır. İslâm bilginlerinin bir kısmı onun sâlih bir kul olduğunu söylerken birçoğu da peygamber olduğunu belirtmiştir. Kur’an onun peygamberliği konusunda bir şey söylememiş, ancak sâlihlerden olduğunu ifade buyurmuştur (Sâd 38:48). Râzî’nin bu konudaki görüşü ise şöyledir: Zülkifl’in yaptığı iyi işlere iki kat sevap verildiği için ona bu isim verilmiştir. Onun döneminde peygamberler vardı, Zülkifl peygamber olmasaydı onlardan üstün olamazdı. Diğer taraftan İsmâil ve İdrîs gibi peygamberlerle bir arada zikredilmektedir. Ayrıca sûre, peygamberler (Enbiyâ) sûresi adını taşıdığından burada adı geçenlerin peygamber olması gerekir (XXII, 211). Bazı araştırmacılara göre de Zülkifl ismiyle Buda’ya işaret edilmektedir. İslâmî kaynaklarda Zülkifl’in yetmiş beş yaşında Şam’da vefat ettiği bildirilmiştir (Zülkifl hakkında daha geniş bilgi için bk. Ömer Faruk Harman, “Zülkifl (Hz.)”, İFAV Ans., IV, 599).
Mehmet Okuyan
İsmail’i, İdris’i ve Zülkifl’i de (an)! Hepsi de sabreden kişilerdendi.
İdris Peygamber Ahd-i Atıyk'te Enuş diye geçer (Tekvin, v, 6). Zül-kifl Peygamberin, İlyas, Yûşâ, Zekeriyya olduğunu söyleyenler vardır. Kur’ân'ı İngilizciye çeviren Rodwell, Arapların, Hızkıyâl'e Zül-kifl dediklerini söyler (Tanrı Buyruğu, s. 490, not. 3). Hızkıyâl'e ait Ahd-i Atıyk'te de kırksekiz bablık bir bölüm vardır.
Abdullah Parlıyan
İsmail, İdris ve Zü'lkifl'i de an. Hepsi de her türlü sıkıntıya göğüs geren, sabırlı peygamberlerdendiler.
İsmail’e, İdris’e ve Zülkifl’e Zülküf’e de katımızdan ilim ve hikmet vermiştik. Bunların hepsi de Allah yolunda ortaya koydukları mücâdelede, başlarına gelen her şeye sabırla göğüs geren kimselerdi.
1 Zü’l-Kifl: Kur’an’da adı geçen bir peygamberdir. Sözlükte “sahip” anlamındaki “zû” ile “nasip, kısmet” gibi anlamlara gelen “kifl” kelimesinden oluşan “Zü’l-Kifl”, nasip, kısmet veya kefalet sahibi demektir (Lisân’ül-Arab). Zü’l-Kifl ismi Kur’an’da iki âyette geçer (Enbiyâ: 85, Sâd: 48). Kur’ân-ı Kerîm’de hakkında başka bilgi bulunmayan Zü’l-Kifl’in belli bir kişinin adı veya sıfat mı olduğu, şahıs adı ise bu şahsın kimliği, nebî mi yoksa velî mi olduğu hususu tartışmalıdır. Ancak Enbiyâ ve Sâd sûrelerindeki kullanımlarında yer alan Zü’l-Kifl ifadesi peygamberlerle beraber anıldığı için Fahreddin Râzî ile İbnu Kesîr, Zü’l-Kifl’in peygamber olduğu sonucuna varmışlardır. Zü’l-Kifl’in hayatı ile ilgili rivayetlerin hemen hemen tamamı israiliyyat bilgileri olduğu için buraya alınmaya değerde bulunmamıştır.
Muhammed Esed
VE İSMAİL ile İdris[i] 80 ve [o'nlar gibi] kendisini andla [Allah'a] bağlayan herkesi 81 [an ki]: o'nların hepsi darlığa göğüs geren kimselerdi,
Mustafa İslamoğlu Enbiyâ Suresi 85. Ayet Açıklaması
[2758] İdris hakkında bkz: 19:56, not 62. Ayrıca Hz İlyas’ın yeniden doğmuşu olduğu iddiası için bkz: 37:123, 130 not 48.
[2759] Zu’l-kifl “sorumluluk sahibi”, ya da “yükümlülük altına giren kişi” anlamına gelir. Lügat anlamı “kişiye düşen pay, nasip” olan el-kifl, “birine söz verdi, sorumlu oldu” anlamındaki kefele ya da “kendini yükümlülük altına soktu” anlamındaki tekeffele fiiline nisbet edilir. Burada ve Sâd sûresinin 48. âyetinde sözü geçen zâtın kimliği konusunda Hz. Peygamber’den hiçbir sahih açıklama gelmediği gibi, İslâmî olan ve olmayan hiçbir kaynakta da hakkında bir bilgi bulunmamaktadır. Bundan dolayı, bu nitelemenin sahibi tartışma konusu olmuştur. Ebu Musa el-Eş’ari, İbn Abbas, Mücahid onun nebî olmadığını erdemli bir yönetici olduğunu söylemişlerdir (Taberî ve Râzî). Mukâtil, Ferrâ ve Ebu Ubeyde gibi ilk otoriteler bu konuda hiçbir açıklama yapmazlar. Esed bu nitelemeyi “peygamberlerin her biri için kullanılan ortak bir deyim” kabul ederek “kendisini (Allah’a) bağlayan herkesi..” şeklinde çevirir. Fakat metin lafız ve mâna olarak bu çeviriyi desteklemez. Çünkü zu’l-kifl ifadesi, tek kişiye ait bir nitelik
olarak kullanılmaktadır. Geriye bu nitelemenin müstakil bir isim değil, bilinen peygamberlerden birinin sıfatı veya ikinci adı olduğu ihtimali kalır. Zu’l-kifl’in hangi peygamberin ikinci adı olduğu sorusunu, Kur’an’dan yola çıkarak cevaplayabiliriz. Kur’an’da iki yerde keffele-yekfulu fiili tek bir Peygamber için kullanılır. O da Hz. Meryem’e “kefil” olan Hz. Zekeriyya’dır (3:37, 44).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve İsmail ve İdris ve Zülkifl'i (de yâd et). Hepsi de sabredenlerden idiler.
Zülkifl (a.s.)’ın nerede yaşadığı hakkında kesinlik yoktur. Tefsirlerdeki çeşitli ihtimaller içinde nisbeten kuvvetlisi onu, Hızkil ile aynı sayan görüştür. Bu zat Habur nehri civarında tebliğde bulunmuştur. Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde makamı bulunmakta ve asırlardan beri kökleşmiş kuvvetli bir gelenekle onun burada yaşadığına inanılmaktadır. Ülkemizin özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde son derece yaygın olan Zülküf adı bundan ileri gelmektedir.
Süleyman Ateş
İsma'il'i, İdris'i, Zu'l-Kifl'i de an; hepsi de sabredenlerdendi.