Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2773, sondan 3464. ayet; 23. sure ve Mü'minûn Suresinin 100. ayetidir. Mü'minûn Suresi 100. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 65 ve toplam ebced değeri ise 3825 olarak hesaplanmıştır. Mü'minûn Suresinin toplam ebced değeri 343363 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
لعلي اعمل صالحا فيما تركت كلا انها كلمة هو قائلها ومن ورائهم برزخ الى يوم يبعثون
99,100. Nihayet onlardan birine ölüm gelince, “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.
“Onlar”dan maksat, özellikle öldükten sonra tekrar dirilmenin imkânsız olduğunu savunan inkârcılardır. Âyette, hayatları son bulup dünya ile ilgili bütün bağları kopan, arzu ve tutkuları tükenen ve ancak bu noktada akılları başlarına gelen inkârcıların ümitsizlikleri, tükenmişlikleri ve pişmanlıkları dile getirilmektedir. Fahreddin er-Râzî’ye göre böyleleri, ölümleri esnasında (veya zayıf bir görüşe göre âhirette cehennemdeki yerlerini görünce), aslında geri dönüşün imkânsız olduğunu bilseler de, sırf inkârcı olarak bu dünyadan göçmelerine üzülüp pişman oldukları için bu duygularını ve ümitsizliklerini ifade etmek üzere bu şekilde yakarırlar (XXIII, 119-120). Bu iki âyet, temeli eski Hint dinlerine ve Eflâtun felsefesine kadar uzanan, zaman zaman günümüzde bile bazı kişiler ve sözde ilim adamları tarafından savunulan reenkarnasyon (tenâsüh) inancını açıkça reddetmektedir. Bu inanca göre kötü ve günahkâr insanlar ölünce bunların ruhları, dünyada günahlarından kurtulup arınıncaya kadar bedenden bedene dolaşacak, ancak günahlarından temizlendikten sonra Tanrı’nın huzuruna dönebileceklerdir. Eğer günahkârların ruhlarının başka bedenlere geçmesi mümkün olsaydı, âyette belirtildiği şekilde pişmanlık duygularını dile getirerek yanlışlarını düzeltmek maksadıyla yeniden dünyaya gönderilmeleri için yakaran kullarının dileğini Allah reddetmezdi. Oysa burada böyle bir dönüşe asla izin verilmeyeceği belirtilmektedir. Sözlükte “engel, ayırıcı, aralık” anlamına gelen berzah kelimesinin buradaki anlamı konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Râzî’nin tercih ettiği yoruma göre buradaki berzah, İslâmî gelenekteki yaygın anlamıyla insanın dünya hayatına geri dönüşünü engelleyen ölüm olayı ve sonrasıdır. Kabir hayatı da denen bu dönem ölümle başlayıp yeniden dirilme vaktine kadar sürecektir. Berzah kelimesi, –biri dünya hayatının son bulduğuna, diğeri âhiret hayatı için yeniden dirilmenin gerçekleştiğine işaret olmak üzere– iki defa üflenecek olan iki sûr arasında geçecek süre olarak da açıklanmıştır (Taberî, XVIII, 53; Şevkânî, III, 562). Âhirette akrabalık bağlarının işe yaramaması, oradaki adaletin mutlaklığını ve kusursuzluğunu, insanların birbirlerine soru soramaması da âhirette verilecek hesabın dehşetini göstermektedir.
Mehmet Okuyan
“Belki terk ettiğim (dünya)da iyi iş(ler) yaparım!” Hayır! Söylediği bu söz, (boş) laftan ibarettir. Onların arkasında diriltilecekleri güne kadar bir engel vardır.
Mehmet Okuyan Mü'minûn Suresi 100. Ayet Açıklaması
Benzer mesajlar: Bakara 2:167; En‘âm 6:27; A‘râf 7:53; Secde 32:12; Fâtır 35:37; Zümer 39:58
Burada geçen [berzah] kelimesi, ölüm sonrası bir âlemin adı değil, dünyaya geri dönmeyi imkânsız kılan “ölüm engeli” demektir. Bu ayet reenkarnasyonun olmadığının delillerindendir.
Bayraktar Bayraklı
“Tâ ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş yapayım.” Hayır! Onun söylediği bu söz, boş laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden diriltilecekleri güne kadar süren bir engel vardır.[359]
[359] Berzah kelimesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIII, 295-296.
Erhan Aktaş
Böylece ihmal ettiğim salih¹ işleri yaparım. Hayır! Kuşkusuz onun söylediği kesinlikle boş bir sözden ibarettir. Onların tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında² bir berzah³ vardır.
1- Samimi ve erdemli olmak, iyi ve yararlı işleri yapmak. 2- Dünyaya dönüşlerini imkânsız kılan. 3- Engel, perde.
Ahmet Akgül
“Ki, (terk edip yapmadığım) geride bıraktığım (dünya) da salih amellerde bulunayım.” Asla, gerçekten bu sadece (samimiyetsiz) bir sözdür, ki bunu da kendisi (dara düşünce) söylemektedir. Onların önlerinde, (yeniden) diriltilip kaldırılacakları güne kadar (geri dönmekten alıkoyan) bir engel (berzah) vardır.
Belki iyi işler işlerim ve zayi ettiğim ömrü telafi ederim. Hayır, boş bir söz, onun söylediği söz. Onların önlerinde, diriltilip mezarlarından çıkarılacakları günedek bir berzah var.
ki, terkettiğim dünyada belki de yararlı bir iş yaparım…” Hayır, bu onun söylediği boş ve anlamsız bir sözden ibarettir. Çünkü dünyayı terketmiş olanların ardında, yeniden diriltilecekleri güne kadar aşılması imkansız bir engel vardır.
“Boşa vakit geçirdiğim dünyada Allah'ın birliğini kabul ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçireyim, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayayım, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olayım, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyeyim.” der. Hayır, onun söylediği bu söz, boş laftan ibarettir. Onların, yeniden diriltilecekleri güne kadar, geriye, hayata dönmelerini engelleyen bir Berzah âlemi vardır.
Olur ki terkettiğim (dünya)da iyi işler işlerim." Hayır. Bu sadece onun söylediği bir sözdür. Önlerinde diriltilecekleri güne kadar (duracak) bir engel vardır.
'Ki, geride bıraktığım (dünya)da salih amellerde bulunayım.' Asla, gerçekten bu, yalnızca bir sözdür, bunu da kendisi söylemektedir. Onların önlerinde, diriltilip kaldırılacakları güne kadar bir engel (berzah) vardır.
Tâ ki, ben terk ettiğim imanı yerine getirib salih bir amelde bulunayım.” Hayır (artık dünyaya dönülmez), müşriklerden her birinin söylediği bu sözler, söyleyene ait faydasız bir lâfdır. Önlerinde ise bir mezar vardır; diriltilecekleri güne kadar oradadırlar.
Belki, ayrıldığım dünyada yararlı işler yaparım” der. Hayır! (O gelemeyecektir.) Bu, yalnızca söylediği bir sözdür. Ve arkalarında dirilecekleri güne kadar (dünyaya gelmemek için) bir engel vardır.
(Gönderin ki,) arkada bıraktığım yerde iyi bir iş yapayım.” Hayır, hayır! Bu onun söylediği anlamsız bir sözdür. Çünkü dünyadan ayrılanların önünde, (kıyamette) tekrar diriltilecekleri güne kadar (geri gelmelerine mâni olacak) bir berzah vardır.
Cemal Külünkoğlu Mü'minûn Suresi 100. Ayet Açıklaması
Ölüm vakti gelen kişi tam ruhunu teslim ederken gideceği yeri görecektir. İyi işler yapmış erdemli kişilere ruhları teslim alınırken melekler şu müjdeyi verir: “‘Selam üzerinize olsun, yapmış olduğunuz iyiliklerin karşılığı olarak Cennete giriniz.’ derler.” (Nahl, 16:32) Fakat zulmederek ve kötülük yaparak ölenler için ise şöyle söylenir: “Meleklerin, inkârcıların/nankörlerin/vefasızların/zalimlerin canlarını alırken, yüzlerine ve sırtlarına vurarak (onlara): ‘Yakıp kavuran azabı tadın bakalım! (dediğini) bir görseydin!’” (Enfal, 8:50) Demek iyi kimseler ölüm anıdan cennetle müjdelenecek, inkârcı kötü kimseler de cehennemdeki yerlerinden haberdar olacaktır.İki şey arasında bulunan engel, geçit, mesafe anlamlarına gelen “berzah” terimi burada, ölüm ile başlayıp, yeniden dirilmeye kadar geçen süreyi ifade etmek için kullanılmıştır. Bu ayet aynı zamanda reenkarnasyon, yani ruhun tekrar bedenlendiğine inanan spiritüalistlerin inancını da reddetmektedir.
Diyanet İşleri (Eski)
99,100. Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.
«Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım.» Hayır! Bu onun ağzından çıkan (boş) bir laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.
Diyanet Vakfı Mü'minûn Suresi 100. Ayet Açıklaması
Sözlükte «engel» anlamına gelen «berzah», ölüm ile başlayıp, yeniden dirilmeye kadar geçen süreyi ifade eden dinî bir terimdir.
Edip Yüksel
"Ki terketmiş bulunduğum şeylerde erdemli işler yapayım." Hayır. Bu onun söylediği bir laftan ibarettir. Diriliş gününe kadar onların ardında bir engel vardır.
Bu ayet reenkarnasyon, yani tekrar bedenlenme inancını ve ruhların dünyaya dönüşlerini reddetmektedir.
Elmalılı Hamdi Yazır
"Ta ki, boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım." Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.
Belki ben o baktığımda salih bir amel işlerim, hayır hayır! O bir kelimedir ki onu o söyler, ötelerinden ise bir berzah vardır, tâ ba's olunacakları güne kadar
Tâki ben zaayi' etdiğim (ömrüm) mukaabilinde iyi amel (ve hareket) de bulunayım». Hayır, onun söylediği bu söz (hakıykatde) boş lâfdan ibâretdir, önlerinde ise diriltilib kaldırılacakları güne kadar (kalmalarına mâni) bir engel vardır.
99,100. Nihâyet onlardan (o müşriklerden) birine ölüm geldiği zaman: “Rabbim! Beni geri gönder! Umulur ki ben, terk ettiğim (dünya)da sâlih bir amel işlerim” der. Hayır! Doğrusu o sâdece (boş) bir lâftır, onu söyleyen kendisidir. Artık onların önlerinde, tekrar diriltilecekleri güne kadar (hiçbir şekilde dünyaya dönemeyecekleri) bir perde (olan kabir hayâtı) vardır.
“Daha önce terk ettiğim, yapılması gereken doğru işleri yapayım” der. Hayır, bu söyledikleri onun sözlerinden başka bir şey değil. Bu geri dönme istekleri ile onların arasında yeniden dirilme gününe kadar bir engel vardır.
99, 100. Nihayet onların birine ölüm gelince, Yâ Rab! «— Beni dünyâya döndür, olabilir ki bu defa zâyi ettiğim ömür mukabelesinde [³] iyi amel işlerim.» der. Yok, yok bu, onun söylediği bir sözdür [⁴]. Onların önlerinde tekrar dirilecekleri güne kadar bir engel vardır ki dünyaya dönemezler.
İsmail Hakkı İzmirli Mü'minûn Suresi 100. Ayet Açıklaması
[3] Veya terkettiğim imana mukabil iman ederim veya bıraktığım malla iyi iş işlerim.[4] Faydasız sözdür, hasretle söylenmiş sözdür.
Kadri Çelik
“Böylece belki geride bıraktığım dünyada salih amellerde bulunurum.” Asla, gerçekten bu yalnızca bir sözdür, bunu da kendisi söylemektedir. Onların önlerinde diriltilip kaldırılacakları güne kadar bir berzah vardır.
“Ki, bugüne kadar hep ihmalkârlık ettiğim ve “Nasıl olsa yarın yaparım!” diye ertelediğim konularda, Senin emrine uygun olarak iyilikler yapayım da hatâlarımı telâfî edeyim!” Hayır, öyle şey olmaz! Bu beklenti, onun ağzından çıkan boş ve anlamsız bir sözden başka bir şey değildir! Çünkü ona zaten yeterince süre verilmişti. O hâlde, insanlar bir daha asla dünyaya geri dönemeyecekler. Çünkü, onlarla hayat arasında, yeniden diriltilecekleri Güne kadar dünyaya dönmelerine izin vermeyen bir engel vardır!
“Belki ben, terk edip ayrıldığım orada artık salih bir amel işlerim”. Hayır, hayır!
O, ancak onun söyleyeceği bir sözdür.
Onların ötesinden, yeniden diriltilecekleri güne kadar bir berzah / engel / aralık vardır.
“(daha önce) ihmâl ettiğim konularda iyi işler işleyeyim.”1 (der.) Hayır; bu söylediği, sadece kendi lafıdır.2 Yeniden dirilecekleri güne kadar onların arkalarında (geri dönülmez) bir engel3 vardır.
1 Âyetin bu bölümü “o boşa geçirdiğim dünyada iyi işler yapayım.” şeklinde de tercüme edilebilir.2 Yani tamamen yalandır.3 Berzah: İki şey arasında bulunan ayırıcı çizgi, perde, set, engel demektir. Coğrafyada; iki deniz arasında bulunan kara parçasına denir. Burada ise; Dünya hayatı ile âhiret hayatı arasına Allah tarafından konulan, bir engel veya süre anlamınadır. Dinî terim olarak ise; ölümle başlayıp yeniden diriltilmeye (ba‘s) kadar sürecek olan ara dönem, dünya ile âhiret arasındaki âlem ve kabir hayatı karşılığında kullanılmıştır. Bu ve buna benzer berzah tanımları, kelamcılar ve mutasavvıfların ve kerametleri kendilerinden ve müritlerinden menkul zevatın uydurmalarından başka bir şey değildir.
Muhammed Esed
de [daha önce] gözardı ettiğim konularda 61 dürüst ve erdemli işler göreyim!” Yoo, onun söylediği, şüphesiz, yalnızca [boş ve anlamsız] bir sözden ibarettir; çünkü [bir kere dünyayı terk etmiş bulunanların] ardında, yeniden diriltilecekleri Gün'e kadar [aşılması imkansız] bir [ölüm] engeli bulunmaktadır!
“Belki de terk ettiğim iyi ve güzel işler yaparım”. “Hayır, o sadece söyleyenin bir kelimesidir. Artık onların gerisinde yeniden diriliş gününe kadar aşamayacakları bir engel vardır. 2/12, 35/37, 39/58
belki ben, daha önce yapmadıklarımın yerine doğru dürüst işler yaparım!” Kesinlikle hayır! Çünkü onun dile getirdiği, sadece muhatabı etkilemek için sarf edilmiş bir laftır;[2955] nitekim böylelerinin arkalarında, dirilecekleri güne kadar (aşamayacakları) bir engel vardır![2956]
Mustafa İslamoğlu Mü'minûn Suresi 100. Ayet Açıklaması
[2955] K-v-l kökü, tüm versiyonlarıyla birlikte “etkisizlik, çabukluk ve/veya kalıcı olmayana” delâlet ederken, k-l-m kökü tüm versiyonlarıyla birlikte “kalıcı etkiye” delâlet eder. Kelimetunu çevirimiz bu etimolojiye dayanmaktadır (Bkz: 10:65, not 86).
[2956] Âyetteki berzah/engel, ölüm olsa gerektir (Bkz: Râzî). Zira ölen hiç kimse, dünya hayatına geri dönemez. Artık onu bekleyen tek hayat vardır; o da âhiret hayatıdır. Bu âyetteki berzah kelimesinden yola çıkılarak, gayba imanın konusu olan âhirete ilişkin bir yığın spekülatif yorum üretilmiş ve adına da “Berzah Âlemi” denmiştir. Bu başlık altında üretilen spekülatif bilginin, bir tek berzah kelimesinden yola çıkarak nasıl olup da bu kadar çoğaltılabildiğine, insan hayret etmekten kendini alamıyor. Hele bir de bu spekülasyonları yapanların gidip görüp gelmiş de, ayağının tozuyla gördüklerini anlatıyor halleri, gayb ve şehadet gibi iki ayaktan oluşan Kur’an bilgi sisteminin (59:22) gayb ayağıyla içten içe sorunlu olup olmadıkları sorusunu akla getiriyor. Zira gayb bir mü’min için imanın konusudur. Bir iman umdesi, spekülatif beşeri bilgiyle gaybın konusu olmaktan çıkarak şehadetin konusu haline gelmez. Kur’an’ın “gaybı taşlamak” dediği olumsuz alışkanlığın cazip ve şehevi bir yanı olmalı.
Bu âyet ruhların yeniden bedenlendiği iddiasına dayanan tüm reenkarnasyon teorilerini kesin bir dille reddetmektedir. Bunun yanında, günahkârların ruhlarının iyilerin ruhlarından farklı olarak kıyamete kadar tutuklu kalacağına dair bir imâ da bulunmaktadır.
Ömer Nasuhi Bilmen
«Belki ben terkettiğim şey hususunda bir sâlih amel işlerim.» Hayır. Bu bir lâkırdıdır ki bunu söyleyen odur ve onların önlerinde ba's olunacakları güne kadar bir hâil vardır.
99, 100. Âhireti inkâr edenlerden birine ölüm gelip çatınca, işte o zaman: “Ya Rabbî! ” der, “ne olur beni dünyaya geri gönderin, ta ki zayi ettiğim ömrümü telafi edip iyi işler yapayım. ”Hayır, hayır! Bu onun söylediği mânasız bir sözdür. Çünkü dünyadan ayrılanların önünde, artık, diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır. [32, 12; 6, 27 63, 10-11; 14, 44; 7, 53; 42, 44; 40, 11]
Suat Yıldırım Mü'minûn Suresi 100. Ayet Açıklaması
Öleceği sırada, her biri cehennemdeki yerini ve iman etmiş olması halinde gireceği cenneti görünce o zaman bu temennide bulunacaktır. Berzah: Kabir hayatı.
Süleyman Ateş
Ki terk ettiğim dünyada yararlı bir iş yapayım. Hayır, bu onun söylediği bir sözdür. Önlerinde ta diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır.
Belki ben, terkettiğim doğru işleri yaparım. Asla, o sadece söyleyenin bir sözüdür. Onların arkalarında yeniden diriltilecekeri güne kadar bir engel vardır.
“Tâ ki bıraktığım yerde güzel bir iş yapayım.” Asla! Bu söylediği boş bir sözden ibarettir. Zaten arkalarında, yeniden diriltilecekleri güne kadar geri dönmelerine imkân vermeyen bir engel vardır.
Döndürün ki, o arkada bıraktığım yerde iyi bir iş yapayım." Hayır, bir kelime ki bu, o söyler onu. Ötelerinde, dirilecekleri güne kadar bir berzah vardır.
99-100. tā ķaçan kim gele birine anlaruñ ya'nį kāfirlerüñ ölüm eyide iy çalabum döndürüñ beni. ola kim işleyem eyü işi, ķoduġumda żāyi' eyledügümde” degül eyle bayıķ ol söz ol eyidicisidür anuñ. daħı anlaruñ ileyinde araya girici vardur ya'nį ölümden ḥaşra degin vaķt ol güne degin kim ķoparılalar.
Ola kim ben ‘amel‐i ṣāliḥ işleyem, ben żāyi‘ eyledügüm ‘ömrde, diye. Eyledegüldür, ol bir kelime, ol anı söyler. Daḫı anlaruñ ileyinde ḥicāb vardur olgüne degin kim girü dirileler.