Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2723, sondan 3514. ayet; 23. sure ve Mü'minûn Suresinin 50. ayetidir. Mü'minûn Suresi 50. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 48 ve toplam ebced değeri ise 2723 olarak hesaplanmıştır. Mü'minûn Suresinin toplam ebced değeri 343363 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وجعلنا ابن مريم وامه اية واويناهما الى ربوة ذات قرار ومعين
Hz. Meryem bâkire iken hamile kalmış ve böylece Hz. Îsâ babasız dünyaya gelmiştir. Bu, Allah’ın yaratıcı kudretinin büyüklüğünü gösteren en önemli mûcizelerden olduğu için burada olaya, “delil, mûcize, işaret” gibi anlamlara gelen âyet kelimesiyle işaret edilmiştir (aynı konuda bk. Âl-i İmrân 3:47; Meryem 19:21; Enbiyâ 21:91).
Gerek burada gerekse başka âyetlerde Îsâ yerine veya Îsâ ismiyle birlikte Meryem oğlu denilerek, dolaylı bir ifadeyle, Îsâ’yı Allah’ın oğlu sayan hıristiyan inancı reddedilmiş bulunmaktadır. Îsâ ve annesinin yerleştirildiği bildirilen yerin neresi olduğu hakkında Kudüs’teki İlya, Ramallah, Mısır, Dımaşk gibi farklı yerlerden söz edilmektedir (Râzî, XXIII, 103; bilgi için bk. Ömer Faruk Harman, “Îsâ”, DİA, XXII, 465-472).
Mehmet Okuyan
Meryem oğlunu ve (onun) annesini de bir ayet (mucize) kılmıştık. Onları yerleşime elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirmiştik.
Buradaki oğul Hz. İsa, anne ise Hz. Meryem’dir.,Hz. Meryem’in ve Hz. İsa’nın “âyet” yani birer mucize oluşları hakkında Meryem 19:16-25 ve Enbiyâ 21:91’de bilgiler verilmektedir. Hz. Meryem vücut yapısıyla, Hz. İsa da babasız doğumu ve sonrası hayatıyla sıra dışı bir özellik sahibi olarak yaratılmışlardır. Bu nedenle, Yüce Allah onlara ayrıcalıklı bir yer ve önem atfederek vahyinde kendilerine oldukça geniş yer vermiştir.,Buradaki kelimelerin verdiği anlamlara bakıldığında kastedilen dünyada yani Filistin yöresinde Kudüs civarında veya Şam’da ya da Mısır’da bir yer olabileceği gibi, mahşerde yükseklerde yaratılacak olan bir cennet de olabilir.
Bayraktar Bayraklı
Meryem oğlunu ve annesini de bir ders kıldık; onları yerleşmeye elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirdik.[356]
Meryem'in oğlunu ve annesini de kudretimize bir alamet kıldık ve o ikisini, pınarlı düz bir tepe olan, Beyti Makdis civarında barındırdık veya pınarların bulunduğu güzel cennetlerdeki makamlarına eriştirdik.
Meryem'in oğlunu, Îsâ'yı ve annesini de sınırsız kudretimizi gösteren bir mûcize olarak ortaya koyduk. Onları yerleşmeye elverişli akarsuyu bulunan bir tepeye, yaylaya yerleştirdik.
Meryem'in oğlu İsa'yı da annesiyle (kudretimize delâlet eden) bir alâmet kıldık; (çünkü onu babasız yarattık, annesine bir insan dokunmamıştı). İkisini düz ve suyu bulunan yüksek bir yerde barındırdık.
Ve ayrıca, küçücük bir çocukken İsa’yı ve annesi Meryem’i de sınırsız kudret ve merhametimizi gözler önüne seren birer mûcize kıldık ve her ikisini de zâlimlerden korumak üzere, gözlerden uzak bir yerde, pınarların kaynadığı, oturmaya elverişli yemyeşil ve bir yaylada barındırdık.İşte ey insan; gördüğün gibi, bütün Peygamberler hep aynı gerçeği dile getirmiş, aynı mesajı sunmuşlardı. Çünkü biz, hepsine aynı şekilde seslenmiştik:
Meryem’in oğlunu ve onun annesini de âyet kıldık.
İkisini de su kaynağı ve yerleşim yeri / durak bulunan yüksekçe bir yere (hüyük, gözetleme yolu, tepelik bir yere) doğru yerleştirerek barındırdık.
1 Hz. Îsâ ve Hz. Meryem ayrı ayrı değil, ikisi birden bir mûcizedir.2 Bu tepenin yeri hakkındaki rivâyetler çok çelişkili olduğu için âyette olduğu gibi isim belirtmeden tercüme etmeyi uygun gördük.
Muhammed Esed
Ve [Musa'yı nasıl onurlandırdıysak] Meryem oğlunu ve anasını da [rahmetimiz için] bir sembol 25 kıldık: Ve o'nların her ikisini de ebedî esenliğin, berrak çeşmelerin bulunduğu yüce bir makama eriştirdik. 26
Yine (aynı amaçla) Meryem oğlunu ve annesini de birer âyet kıldık; ve o ikisini kalıcı bir güzelliğin görkemli makamına[2927] ve esenliğin bereketli kaynağına[2928] yerleştirdik.[2929]
Mustafa İslamoğlu Mü'minûn Suresi 50. Ayet Açıklaması
[2927] Rabve, bir arazinin en verimli ve görkemli yeri. Bu kelime, 11. âyette geçen ve bir anlamı da “cennetin en görkemli yeri” olan firdevsi çağrıştırmaktadır (Krş: Âyet 11, not 8).
[2928] Veya: “berrak suların çağladığı bir yere..” Tercih ettiğimiz anlam kelimenin kökeninin “iyilik, esenlik, bağış, ikram, yararlı şey” anlamına gelen el-mâ‘ûndan (el-ma‘n) türediği yorumuna dayanmaktadır. Buna göre ma‘în sıfat-ı müşebbehedir; niteliğin devamlılığını ve değişmezliğini ifade eder. Tercihimiz, kalıbın bu özelliğine dayanır. Eğer kelimenin “akarsu, su gözesi, çağlayan” anlamındaki el-‘uyundan türediği varsayılırsa, alternatif anlam geçerli olur (Krş: Ferrâ ve Lisân).
[2929] Allah Rasûlü’ne zımnen: Eğer ilâhî kudret delîli, insanların hidayeti için tek başına yeterli olsaydı, İsa ve annesi yeterdi. Ama yetmedi.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Meryem'in oğlunu ve anasını bir harika kıldık ve ikisini bir oturaklı ve akar sulu yüksek bir mekanda barındırdık.
Meryem'in oğlunu ve annesini birer ibret vesilesi kıldık ve onları pınarları akan ve yerleşmeye elverişli yüksekçe bir yere yerleştirdik. [21, 91; 19, 22]