Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2761, sondan 3476. ayet; 23. sure ve Mü'minûn Suresinin 88. ayetidir. Mü'minûn Suresi 88. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 48 ve toplam ebced değeri ise 2861 olarak hesaplanmıştır. Mü'minûn Suresinin toplam ebced değeri 343363 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
قل من بيده ملكوت كل شيء وهو يجير ولا يجار عليه ان كنتم تعلمون
Bu âyetlerin birinci amacı, Allah’ın yüce kudretinin kesin kanıtlarını ortaya koyarak inkârcıların, yeniden dirilmeyi imkânsız gören iddialarını reddetmek; ikincisi de Allah’tan başka, tanrı kabul etmeye ve tapınmaya değer hiçbir varlık bulunamayacağını kanıtlamaktır (Râzî, XXIII, 115-116). “Allah’a saygı” şeklinde çevirdiğimiz 87. âyetteki ittika kavramı sözlükte “bir tehlike karşısında akıllı davranarak önlem alma, tehlikeye karşı bir şeyi siper edinme, kendini koruma altına alma” mânasına gelir. Kelime “kişinin iman ve ibadetinin himayesinde kendisini âhiret azabına karşı koruması” anlamında kullanılmaktadır (bilgi için bk. A‘râf 7:26). “... büyülenmiş gibi davranıyorsunuz” şeklinde çevirdiğimiz 89. âyetin sonundaki tüsharûn fiilinin sözlük anlamı “sihirlenme, büyülenme”dir. Kelime burada, “büyülenmiş gibi şuurlu davranmaktan, aklını kullanmaktan mahrum kalma” anlamında kullanılmıştır. Gerek bu âyetin gerekse bundan önceki âyetlerin sonlarında yer alan eleştiri ve uyarılarda bilgiye, düşünüp taşınmaya, Allah’a saygıya ve şuurlu davranmaya vurgu yapılmak suretiyle insanlığın yalnız dünyevî sorunlarını değil, dinî ve metafizik sorunlarını çözmede de zihinsel faaliyetin, akıl ve bilgi verilerinin ne kadar gerekli olduğuna işaret edilmektedir. Müşriklerin 84-89. âyetlerdeki sorulara verdikleri cevaplar, onların Allah’a, O’nun sınırsız kudret ve hâkimiyetine inandıklarını göstermektedir. Bu durumda onların, bir yandan bu inanca sahip olurken diğer yandan Allah’ın peygamber ve kitap göndermesini, âhiret hayatını gerçekleştirmesini imkânsız görmeleri bir çelişki olduğu gibi bu tür inkârcı tutumlarıyla onlar “kesinlikle yalancı” olduklarını da ortaya koymuş bulunuyorlardı.
Mehmet Okuyan
De ki: “Biliyorsanız (söyleyin), her şeyin egemenliği kendisinin elinde olan, her şeyi koruyup kollayan fakat kendisi korunmaya (ihtiyacı olmaya)n (güç) kime aittir?”
Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:26-27; Yâsîn 36:83; Mülk 67:1.,Ayette geçen ve [lâ yücâru ‘aleyhi] ifadesi “kendisi korunmamakta olan, buna ihtiyacı bulunmayan kudret” anlamında yorumlanacağı gibi, “O’na karşı hiç kimsenin hiç kimse tarafından korunamayacağı” anlamına da alınabilir.
Bayraktar Bayraklı
“Biliyorsanız, her şeyin sahipliği ve idaresi elinde olan, koruyup kollayan fakat kendisi korunup kollanmayan kimdir?” de!
De ki: “Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Her şeyin melekûtu (mülk ve yönetimi) kimin elindedir? Ki O, koruyup kolluyorken kendisi korunmaya (ihtiyaç duymayan kimdir) ?”
“Her şeyin işleyiş disiplini ve aslî düzeni kimin elinde? Koruyup kollayan, sorgulamasına ve cezalandırmasına karşı kendisinden korunulamayan kim? Eğer biliyorsanız söyleyin!” de.
De ki: “- Her şeyin mülkiyet ve hazineleri elinde olan kimdir ki, daima O koruyub hükmediyor, kendisi asla korunmaya muhtaç olmuyor? Eğer biliyorsanız, cevab verin.”
De ki: “Eğer biliyorsanız (ilmî bir deliliniz varsa,) söyleyin bakalım; her şeyin iç yüzü kimin elindedir, koruyup kolladığı halde kendisi korunmaya muhtaç olmayan kimdir?”
Eğer biliyorsanız (söyleyin), her şeyin melekûtu (mülkiyeti ve yönetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan, fakat kendisi korunmayan (buna muhtaç olmayan) kimdir? diye sor.
"Eğer biliyorsanız (söyleyin), her şeyin melekûtu (mülkiyeti ve yönetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan; fakat kendisi korunmayan (buna muhtaç olmayan) kimdir?" diye sor.
De ki: «Her şey'in mülk (-ü tasarruf) u elinde bulunan kimdir, ki dâima O himaaye ediyor, kendisi asla himayeye muhtâc olmuyor? (Haydi söyleyin) biliyorsanız».
De ki: “Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), herşeyin melekûtu (içyüzü ve idâresi) elinde olan ve kendisi himâye eden, fakat ona karşı (kimsenin) himâye olunması(mümkün) olmayan kimdir?”
Yine onlara sor: “Kimdir, tüm evrenin hükümranlığını elinde tutan ve her şeyi koruyup kollayan, fakat kendisi korunmaya muhtaç olmayan yüce kudret; haydi cevap verin bakalım, eğer biliyorsanız!”
(Bir de onlara): “Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım,) her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan fakat asla korunmaya (muhtaç olmayan) kimdir?” diye sor.
De ki: “Her şeyin yönetimini elinde tutan; koruyup kollayan ama kendisine karşı (kimsenin) korunup kollanamayacağı kimdir? Biliyorsanız, [hadi, söyleyin bana]!”
De ki: – Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığını elinde bulunduran, koruyup kollayan fakat korunup kollanmaya ihtiyacı olmayan kimdir? 6/14, 112/ihlâs suresi
De ki: “Her şeyin hâkimiyetini elinde tutan, (her varlığı) kollayıp kayırdığı halde kendisine karşı kimsenin korunup kollanamayacağı zat kimdir, biliyorsanız (söylesenize)?”
De ki: «Her şeyin melekûtu elinde (yed-i kudretinde) olan kimdir ki, o himaye eder ve kendisine karşı kimse himaye edilemez. Eğer siz bilir kimseler oldunuz iseniz (söyleyin bakalım).»
De ki: “Peki her şeyin gerçek yönetimini elinde tutan, Kendisi her şeyi koruyup gözeten, ama Kendisi himaye altında olmayan kimdir? Biliyorsanız söyleyin bakalım! [36, 83; 21, 23; 15, 92-93]
Biliyorsanız (söyleyin) her şeyin melekutu (mülkü ve yönetimi) elinde olan, koruyup kollayan, fakat kendisi korunup kollan(maya muhtaç ol)mayan kimdir? de.