Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2845, sondan 3392. ayet; 24. sure ve Nûr Suresinin 54. ayetidir. Nûr Suresi 54. ayetinin kelime sayisi 23, harf sayısı 102 ve toplam ebced değeri ise 5524 olarak hesaplanmıştır. Nûr Suresinin toplam ebced değeri 414067 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
قل اطيعوا الله واطيعوا الرسول فان تولوا فانما عليه ما حمل وعليكم ما حملتم وان تطيعوه تهتدوا وما على الرسول الا البلاغ المبين
“Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin” de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir.
Hz. Peygamber’in ve müminler topluluğunun, içlerinde farklı inanç gruplarının da bulunduğu topluma karşı, dini tebliğ etme ve açık bir şekilde anlatma yanında, hukukî ve sosyal adaleti gerçekleştirme, edep ve ahlâkı hâkim kılma, kamu düzenini sağlama, ülkeyi ve temel değerleri koruma gibi sorumluluk ve yükümlülükleri vardır; bunun böyle olduğu sayısız âyet ve hadisle ortaya konmuştur. Buradaki ifadeden maksat, “Apaçık tebliğ ettiğiniz halde itaat etmezlerse bunun sorumluluğu, dünya ve âhiretteki olumsuz sonuçları kendilerine aittir, kendi kusurlarının sonucudur; bundan siz sorumlu olmazsınız, Allah, niçin onları itaatkâr kılmadınız diye size sormaz” demektir.
Mehmet Okuyan
De ki: “Allah’a itaat edin; Elçi’ye de itaat edin! Yüz çevirirseniz (onun sorumluluğu) kendisine yüklenen (tebliğ görevini yapmak)tır; sizin (sorumluluğunuz da) size yüklenen (görevleri yerine getirmeniz)dir. Ona itaat ederseniz, doğru yola ulaşmış olursunuz! Elçi’ye düşen, sadece apaçık tebliğdir.”
Yüce Allah’a ve Elçisine itaatle ilgili bkz. Âl-i İmrân 3:32, 132; Nisâ 4:59; Mâide 5:92; Enfâl 8:1, 20, 46; Nûr 24:52, 54; Ahzâb 33:71; Muhammed 47:33; Fetih 48:17; Mücâdele 58:13; Teğâbun 64:12. Nisâ 4:80’de ifade edildiği gibi Hz. Muhammed’e itaat Yüce Allah’a itaat demektir.,Bu cümlede sorumlulukların şahsiliğine dair bir mesaj verilmektedir. Benzer mesajlar: Nisâ 4:84; Mâide 5:105
Bu ayet mahşerde kurtuluşa erebilmek için dünyada Hz. Muhammed’e tabi olmak gerektiğinin delilidir. Bu ayet Âl-i İmrân 3:31 ve A‘râf 7:158. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Tebliğle ilgili olarak bkz. Mâide 5:67, 99; Ra‘d 13:40; Nahl 16:35, 82; ‘Ankebût 29:18; Yâsîn 36:17; Şûrâ 42:48; Teğâbun 64:12; Ğâşiye 88:21.
Bayraktar Bayraklı
De ki: “Allah'a itaat ediniz, Peygambere itaat ediniz! Eğer yüz çevirirseniz biliniz ki, onun görevi tebliğ vazifesini yapmak, sizin vazifeniz de sorumluluklarınızı yapmanızdır. Eğer ona itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz. Peygambere düşen, sadece apaçık bildirimde bulunmaktır.”
De ki: “Allah'a itaat edin. Resûl'e itaat edin.” Eğer itaat etmezseniz, ona düşen yalnızca görevini yapmaktır. Size düşen ise sorumlu tutulduğunuz şeye uymaktır. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulursunuz. Resûl'ün üzerinde, mesajı açıkça iletmekten başka bir sorumluluk yoktur.
De ki: “Allah'a itaat edin, Resul'e itaat edin. Eğer yine yüz çevirirseniz, artık Onun (Peygamberin) sorumluluğu kendisine yüklenen, sizin sorumluluğunuz da size yüklenendir. Eğer Ona itaat ederseniz, hidayet bulmuş olursunuz. Elçiye düşen, apaçık bir tebliğden başkası değildir.”
De ki: İtaat edin Allah'a ve itaat edin Peygambere. Gene de yüz çevirirlerse ona düşen, ancak kendisine yüklenen vazifedir ve size düşen de, size yüklenen ve eğer ona itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz ve Peygambere, apaçık tebliğden başka bir şey düşmez.
De ki: Allah'a itaat edin, peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, peygamberin sorumluluğu, kendisine yüklenen tebliğ görevidir, sizin sorumluluğunuz da, size yüklenen itaattir. Eğer O'na itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygambere düşen, sadece açık açık duyurmaktır.
“Allah'a itaat edin, kitabındaki hükümleri uygulayın. Rasulüne itaat edin, sünnetini uygulayın. Kitaptan ve sünnetten yüz çevirip, halkı istediğiniz istikamette yönlendirmiş olsanız bile, elçiye zarar veremezsiniz. Peygamberin sorumluluğu kendisine yüklenen tebliğ görevini yapmaktır. Sizin sorumluluğunuz da size emredilenlere itaattir.” de. Eğer Rasulullah'a itaat eder, tebliğine, teşriine, sünnetine uyup uygularsanız, doğru, hak yola girmiş, İslâm'da sebat etmiş olursunuz. Allah'ın Rasulüne düşen, yalnız apaçık bir tebliğdir.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 13:40; 88:21-22; Tibyân ve Mevâkib tefsirleri; Siyasetnâme, s. 112.
Ahmet Varol
De ki: "Allah'a itaat edin; Peygambere itaat edin." Eğer yüz çevirirseniz ona düşen kendine yüklenen size düşen de size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz hidayete erersiniz. Peygambere düşen apaçık bir tebliğden başka bir şey değildir.
De ki: 'Allah'a itaat edin, Resûl'e itaat edin. Eğer yine yüz çevirirseniz, artık onun (peygamberin) sorumluluğu kendisine yüklenen, sorumluluğunuz da size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz, hidayet bulmuş olursunuz. Elçiye düşen, apaçık bir tebliğden başkası değildir.'
(Ey Rasûlüm), de ki: Allah'a itaat edin, Rasûl'e itaat edin. Eğer bunlara itaat etmekten yüz çevirirseniz, peygambere düşen ancak O'na yükletilen tebliğdir. Sizin üzerinize de, size yükletilendir (icabet etmektir). Eğer O'na itaat ederseniz hidayete erersiniz. Peygamber üzerine icab eden, ancak açık bir tebliğdir.
De ki: “Allah’a da, Resulüne de itaat edin. Eğer sırt çevirirseniz, onun yükü ona, sizin yükünüz size. Fakat O’na itaat ederseniz, (faydanıza olur) doğru yolu bulursunuz. Ve Allah Resulünün üstündeki görev, mesajı apaçık ulaştırmaktan başka bir şey değildir.
Diyesin ki: «Başeğin Allaha ve peygambere, eğer yüz dönerseniz, ona yükletilen onun ödevi, size yükletilen de sizin ödevinizdir; başeğerseniz doğru yolu bulursunuz, Peygambere düşen ancak açıkçana ulaştırmak»
De ki: “Allah'a itaat edin, resule itaat edin! Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluk yalnız ona aittir; size yüklenen sorumluluk da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Resulün görevi ancak apaçık bir tebliğdir.
Hz. Muhammed’in görevi Allah’tan aldığı öğretileri, insanların anlayacağı dilden onlara aktarmak ve pratize etmek yani örnek olmaktır. “Açık tebliğ” diye adlandırdığımız bu çağrının muhatabı olan insanın sorumluluğu da aldığı emirleri pratik hayatta uygulamaktır. Allah’a ve resule itaatin temelinde yatan mana budur. Aldığı direktifleri yerine getirmeyen bir Müslümanın itaatinden söz etmek mümkün değildir. Çünkü insan sadece inanmakla değil aynı zamanda inandıklarını hayata geçirmekle de yükümlüdür. Resule itaat, onun hayatıyla övünmek, onu diğer peygamberlerle yarıştırmak, ona mucizeler isnat etmek ve isnat edilen mucizelerle insanüstü bir varlık olarak onu bulutların üzerine taşımak değil, onun beslendiği kaynaktan beslenerek onun gibi yaşamaya gayret etmek, örnek almaktır.
Diyanet İşleri (Eski)
De ki: "Allah'a itaat edin; Peygambere itaat edin." Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki o Peygamber, kendisine yükletilenden ve siz de kendinize yükletilenden sorumlusunuz. Eğer O'na itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz, Peygambere düşen sadece, apaçık tebliğdir.
De ki: Allah'a itaat edin; Peygamber'e de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, Peygamber'in sorumluluğu kendisine yüklenen (tebliğ görevini yapmak), sizin sorumluluğunuz da size yüklenen (görevleri yerine getirmeniz)dir. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygamber'e düşen, sadece açık-seçik duyurmaktır.
De ki, "ALLAH'a ve elçiye uyunuz. Reddederseniz, o kendi görevinden sorumludur, siz de kendi görevinizden sorumlusunuz. Ona uyarsanız, doğruyu bulursunuz. Elçinin tek görevi, mesajı açıkça bildirmekten ibarettir.
De ki: Allah'a itaat edin; Peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, Peygamberin sorumluluğu kendine yüklenen, sizin sorumluğunuz da size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygambere düşen, sadece açık açık duyurmaktır.
De ki Allaha itaat edin ve Resule itaat edin, yine dinlemezseniz artık onun üzerindeki ancak ona yükletilen, sizin üzerinize de size yükletilendir ve eğer ona itaat ederseniz hidayete irersiniz, Resulün üzerindeki ise ancak açık bir tebliğdir
De ki: «Allaha itaat edin, peygambere itaat edin». Eğer yine yüz çevirib dönerseniz onun (peygamberin) uhdesine düşen ancak ona yüklenilen (vazıyfe-i tebliğ) dir. Sizin üstünüze düşen (vazîfe) de size yükletilen (itaat) dir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz. Peygambere âid olan (vazife) apaçık tebliğden başkası değildir.
De ki: “Allah'a itâat edin; Peygambere de itâat edin! Eğer yüz çevirirseniz artık ona (o peygambere) düşen, ancak kendisine yüklenen (tebliğ)dir; size düşen de size yüklenen (itâat)dir.” Eğer ona itâat ederseniz, hidâyete erersiniz. Peygambere düşen ise, ancak apaçık tebliğdir.(1)
(1)“Üstâd-ı Mutlak ve Muktedâ-yı Küll (herkesin kendisine uyduğu) ve Rehber-i Ekmel (en mükemmel rehber) olan Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm: وَماَ عَلَي الرَّسُولُ اِلَّا الْبَلاَغُ* [Peygambere düşen, ancak tebliğdir!] olan fermân-ı İlâhiyeyi kendine rehber-i mutlak ederek, insanların çekilmesiyle ve dinlememesiyle daha ziyâde sa‘y (çalışma) ve gayret ve ciddiyetle teblîğ etmiş. Çünki:اِنَّكَ لَاتَهْد۪ي مَنْ اَحْبَبْتَ وَلَكَنَّ اللّٰهَ يَهْد۪ي مَنَ يَشاَءُ [Şübhesiz ki sen sevdiğin kimseyi hidâyete erdiremezsin; fakat Allah, dilediği kimseyi hidâyete erdirir] sırrıyla anlamış ki, insanlara dinlettirmek ve hidâyet vermek, Cenâb-ı Hakkın vazîfesidir. Cenâb-ı Hakk’ın vazîfesine karışmazdı.” (Lem‘alar, 17. Lem‘ a, 137)
İlyas Yorulmaz
Deki “Allah’a ve elçisine itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, sorumluluk yüz çevirenin üzerine yüklenir ve sizin sorumluluğunuz da size yüklenir. Eğer elçiye itaat ederseniz, doğru yola ulaşmış olursunuz. Elçiye düşen yalnızca açıkça tebliğ etmektir.
De ki Allah/a da itaat edin, resûl/üne de itaat edin, eğer siz itaatten yüz çevirirseniz peygambere ne, çünkü ona yükletilen tebliğ-i risalet, size yükletilense itaattir. Ona itaat ederseniz hidayet bulursunuz. Peygambere aşikâr bir surette tebliğden başka vazife yoktur.
De ki: “Allah'a itaat edin, peygambere de itaat edin. Eğer yine de yüz çevirirseniz, artık onun (peygamberin) sorumluluğu kendisine yükletilen, sizin de sorumluluğunuz size yükletilendir. Eğer ona itaat ederseniz, hidayet bulmuş olursunuz. Peygambere düşen, apaçık bir tebliğden başkası değildir.”
Ey Müslüman! Müslüman olduğunu iddia eden, ama Kur’an’ın ve sünnetin hükümlerinden yüz çeviren bu insanlara de ki: “Allah’a itaat edin ve Elçisine itaat edin! Allah’ın Kitabına ve bu Kitabın pratik hayata uygulanmasında mükemmel bir örnek olan Peygamberin sünnetine sımsıkı sarılın!”Ey münâfıklar! Eğer Elçinin bu çağrısından yüz çevirecek olursanız,şunu iyi bilin ki, o ancak, kendi üzerine düşen tebliğ görevini yapmakla yükümlüdür; siz de kendi üzerinize düşen itaati yerine getirmekle yükümlüsünüz! Eğer kibir, bencillik, inatçılık engellerini aşarakona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz fakat yüz çevirirseniz, İslâm’dan uzaklaşmakla sadece kendinize zarar vermiş olursunuz. Zira Elçinin görevi sizi zorla Müslüman yapmak değil, ancak Allah’ın emirlerini size açıkça tebliğ etmektir. Bu tebliğe kulak verdiğiniz takdirde, sadece ahirette değil, dünyada da kazanan siz olacaksınız:
De ki:
-“Allah’a itaat edin, Rasûl’e itaat edin!
Yüz çevirirseniz, bilin ki sizin yüklendiğiniz şey sizedir; onun yüklendiği de kendisinedir.
Ona itaat ederseniz, hidayete erersiniz.
Rasûl’e düşen görev Açıkça Tebliğ Etmek’ten başkası değildir.
(Ey Muhammed!): “Allah’a itaat edin ve Peygambere itaat edin”1 de. Eğer (bu itaatten) yüz çevirirseniz, Peygamberin sorumluluğu kendisine yükletilen,2 sizin sorumluluğunuz ise size yükletilen3 (görevler)dir. Eğer ona itaat ederseniz, hak yolu bulmuş olursunuz. Zâten Peygamber’e düşen de apaçık bir tebliğden başka bir şey değildir.
1 Konuyla ilgili olarak Bk. (Âlu İmrân: 32, 132, Nisâ: 59, Mâide: 92, Enfâl: 1, 20, 46, Muhammed: 33, Mücadele: 13, Haşr: 7, Teğabün: 12) 2 Allah’tan aldığı emir ve yasakları tebliğ etmek...3 Allah’a ve Peygambere tam itaat etmek…
Muhammed Esed
De ki: “Allah'a itaat edin ve Rasûl'e itaat edin”. Ve eğer [Rasûl'den] yüz çevirirseniz [bilin ki] o yalnız kendi yükümlülüklerinden sorumlu tutulacak, siz de yalnız kendi yükümlülüklerinizden sorumlu tutulacaksınız; ama eğer o'na itaat ederseniz doğru yola erişirsiniz. Ayrıca, Rasûl'e düşen yalnızca [kendisine indirilen mesajı] açıkça duyurmaktır.
De ki: – Allah’a itaat edin, mesajlarını tebliğ eden elçiye itaat edin. Eğer yüz çevirir itaat etmezseniz bilin ki o kendi görevinden sorumludur, siz de yüklendiğiniz görevden sorumlusunuz. O’na itaat etmeniz durumunda doğru yolu tutmuş olursunuz zira elçiye düşen ilahi mesajı apaçık bir şekilde tebliğ etmekten ibarettir. 5/92, 13/40, 16/35, 2/120, 6/153, 12/108
De ki: “Allah’a itaat edin, dolayısıyla Rasul’e itaat edin!”[3050] Bundan böyle de, eğer (Rasul’den) yüz çevirecek olursanız, o ancak kendi yükümlülüklerinden sorumlu tutulacaktır, siz de sadece kendi yükümlülüklerinizden sorumlu tutulacaksınız.[3051] Ama eğer onu izlerseniz, doğru yolu bulursunuz: Rasul’e düşense, yalnızca (kendisine indirileni) bütün açıklığıyla tebliğ etmektir.[3052]
[3050] Lafzen: “Allah’a ve Rasul’e”. Vav edatının sadece iki ayrı unsuru birbirine iliştiren değil, aynı zamanda hiyerarşi bildiren yapısına dayanarak. Allah’a itaatin, ancak Elçisi aracılığıyla bildirdiği iradesine itaatle mümkün olduğu “Kim Rasul’e itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur” (4:80) âyetiyle ifade edilmiştir (Krş: Âyet 47, not 73). Rasul’e itaatin Allah’a itaat anlamına geldiğinin delillerinden biri de bu âyettir. Âyetin girişinde “Allah” ve “Rasul” ayrı ayrı anıldığı halde, âyetin devamında söz sadece Rasul üzerinde odaklanacak ve itaat/izleme emri de ikili değil tekli zamirle (tutî‘ûhu) ifade edilecektir. Ve nihayet, Rasul’e itaatin de ilâhî bir inşâ projesi olan vahye boyun eğmek olduğu âyetin sonunda dile gelecektir.
[3051] Krş: “Hem kendilerine ilâhî mesaj gönderilenleri hem de (onlara) ilâhî mesajı iletmekle görevli olanları elbet hesaba çekeceğiz” (7:6).
[3052] Âyetin başında dile gelen “Rasule itaat” ile vahye itaatin kastedildiği bu ibâreyle sabittir.
Ömer Nasuhi Bilmen
De ki: «Allah'a itaat edin ve Peygambere itaat edin.» İmdi eğer yüz çevirirseniz artık O'nun üzerine olan, (O'na) yükletilmiş olandır ve sizin üzerinize düşen de, size yükletilmiş, olandır ve eğer O'na itaat ederseniz hidâyete erersiniz ve Peygamber üzerine (ait olan vazife) ise apaçık tebliğden başka değildir.
De ki: “Allah'a itaat edin, Peygambere itaat edin! Eğer sırtınızı dönerseniz bilin ki Peygamber kendi görevinden, siz de kendi yükümlülüğünüzden sorumlu olursunuz. Ama ona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz. Yoksa, peygamberin görevi, açıkça tebliğ etmekten başka bir şey değildir. ” [13, 40; 88, 21-22]
De ki: "Allah'a ita'at edin, Elçiye ita'at edin." Eğer dönerseniz, ona gereken, kendisine yükletilen(duyurma görevini yapmak), size gereken de size yükletilen(ita'at görevini yapmak)dır. Eğer ona ita'at ederseniz, doğru yolu bulursunuz. Elçiye düşen, sadece açık bir şekilde duyurmaktır.
Âyetteki èîäñîèòÇ fi'li, mâzînin çoğulu olabileceği gibi, muzâri' fi'lin çoğulu da olabilir: èîäñîèòæî âyetin siyâkına daha uygun olduğu için bu şekli tercih ettik.
Süleymaniye Vakfı
De ki: “Allah’a boyun eğin, elçisine de boyun eğin.” Eğer yüz çevirirseniz elçiye düşen, kendine yüklenen görev, size düşen de size yüklenen görevdir. Ona boyun eğerseniz yola gelmiş olursunuz. Elçinin görevi, açık bir bildirimde bulunmaktan başkası değildir.
De ki:-Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, onun (yüklendiği) sorumluluk kendisine, sizin sorumluluğunuz da size aittir. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulursunuz. Peygamberin görevi açıkça tebliğ etmekten başka bir şey değildir.
De ki: Hem Allah'a itaat edin, hem Peygambere itaat edin. Yüz çevirirseniz, onun yüklendiği sorumluluk kendisine, sizin yüklendiğiniz de kendinizedir. Ona itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz. Peygambere düşen ise açıkça tebliğden başka birşey değildir.(16)
(16) 16:44 ve açıklamasında da belirtildiği gibi, Peygamberin tebliğ görevi, açıklama görev ve yetkisini de kapsamaktadır ki, bu âyetteki “açıkça bir tebliğ” deyimi de bunu ifade etmektedir. Bu görev ve yetkinin karşılığında, mü’minlerin de Peygambere itaat sorumluluğu vardır ki, bu ve önceki âyetlerde bu husus defalarca vurgulanmıştır, az ileride tekrar vurgulanacaktır. Onun için, “Peygambere düşen açıkça tebliğ etmekten ibarettir” ifadesinin, “Peygamber Kur’ân’ı getirir, gerisine karışmaz” şeklinde anlaşılmasına hiçbir şekilde imkân yoktur. Bu ifadenin anlamı şudur: Peygamber Kur’ân’ı size tebliğ eder, söz ve fiilleriyle açıklar; uymanız ve sakınmanız gereken şeyleri size öğretir. Buna rağmen siz Peygambere uymazsanız, sizin günahınızdan ona bir sorumluluk yüklenmez. Çünkü o görevini yerine getirmiştir. 3:32, 4:64-65, 16:44 ve açıklamalarına da bakınız.
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Allah'a da itaat edin, resule de. Eğer yüz çevirirseniz/yüz çevirirlerse, onun görevi ona yükletilen, sizin göreviniz de size yükletilendir. Eğer ona itaat ederseniz yolu bulursunuz. Resule düşen, açık bir tebliğden başkası değildir."
eyit “muŧį' oluñ Tañrı’ya daħı muŧį' oluñ yalavacına.” eger yüz döndürür iseñüz pes bayıķ üzeredür yüklendügi nesene daħı sizüñ üzeredür ol kim yüklendüñüz daħı eger muŧį' olursañuz aña ŧoġru yol dutasız. daħı degül yalavaç üzere illā degürmeklıķ bellü.