Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2953, sondan 3284. ayet; 26. sure ve Şu'arâ Suresinin 21. ayetidir. Şu'arâ Suresi 21. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 46 ve toplam ebced değeri ise 3415 olarak hesaplanmıştır. Şu'arâ Suresinin toplam ebced değeri 392049 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (1) م (7) bulunuyor.
Arapça Metin
ففررت منكم لما خفتكم فوهب لي ربي حكما وجعلني من المرسلين
Vaktiyle Firavun’un, İsrâiloğulları’nın yeni doğan erkek çocuklarını öldürtmesi sebebiyle Mûsâ dünyaya geldiğinde annesi onu bir sandık içinde nehre bırakmıştı; çocuk Firavun’un hizmetçileri tarafından bulunmuş ve Firavun’un sarayında yetiştirilmişti. Bu arada Mûsâ, İsrâiloğulları’ndan biriyle kavga eden bir Kıptî’nin saldırılarını engelleme girişiminde bulunurken bir yumruk vurmuş, adam da ölmüştü; 18 ve 19. âyetlerde Firavun bu olaylara işaret ederek Mûsâ’yı nankörlükle itham etmektedir. Tefsirlerde Hz. Mûsâ’nın, öldürme kastı olmaksızın Kıptî’ye vurduğu ve bu olayın kastı aşan müessir fiil neticesinde meydana geldiği anlatılmaktadır (ayrıca bk. Kasas 28:16). Bu olaydan sonra Hz. Mûsâ, Firavun ve kavminin kendisini öldürmek istediklerini haber alınca korkmuş ve Mısır’ı terkederek Akabe körfezinin kuzeyindeki Medyen’e gitmişti (krş. Kasas 28:20). Cenâb-ı Hak daha sonra ona ilim, hikmet ve peygamberlik görevi verdi, kardeşi Hârûn’la birlikte Firavun ve kavmine gönderdi.
Mehmet Okuyan
Sizden korktuğum için de aranızdan kaçmıştım. Sonra Rabbim bana [hikmet] (doğru hüküm verme yeteneği) verdi ve beni elçilerden (biri olarak) görevlendirdi.
20,21,22. Mûsâ, “O işi, daha ne yaptığımı bilmez biriyken işledim. Bu yüzden sizden korkup kaçtım; sonra, Rabbim bana ilim ve hikmet verip beni peygamberlerden kıldı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrâiloğulları'nı kendine köle yapmandan dolayıdır” dedi.
1- Sözcük anlamı, engel olmak demektir. Kavram olarak baskı, zulüm, fitne ve fesadı engellemek için konulan yasa, kural ve ilkelerin yanı sıra sağlıklı düşünme, gerçeği kavrama, doğru hüküm verme yetisi demektir. Hikmet sözcüğünün ayrıca yargı, yargılama, karar, güçlendirme, sağlamlaştırma, bilme, bilge olma, hakem, hâkim, hüküm, hükümdar, hükümet, mahkeme, mahkûm, tahakküm, istihkâm, gibi anlamları bulunmaktadır.
Ahmet Akgül
(Ardından) "Sizden korkunca (bana katil cezası vereceğinizden kuşku duyunca) da hemen aranızdan kaçtım; sonra Rabbim bana hüküm (ve hikmet) verdi ve beni gönderilen (elçilerden) kıldı."
Sizden korkunca da, aranızdan hemen kaçtım, ama daha sonra bana Rabbim, doğruyla eğri arasında hüküm verebilme yeteneği bahşetti ve beni peygamberlerinden biri yaptı.
“Sizden korkunca aranızdan kaçtım. Rabbim bana hikmete dayalı hükümranlık, yargı ve icra yetkisi, şeriat bahşetti. Beni özgürce sorumluluklarımı yerine getirmek üzere peygamberlikle görevlendirilenler arasına dahil etti.”
20, 21. Musa: “O işi yaparken ben yanlış yolda olanlardan idim. Korktuğumda, sizden firar ettim. Allah, bana ilim ve hikmet verdi. Ve beni peygamberlerden kıldı.”
20,21,22. Musa: "O işi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yüzden sizden korkunca aranızdan kaçtım. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğullarını kendine köle ettiğinden ötürüdür" dedi.
“Sonra da, sizin âdaletle hüküm vermeyeceğinizden korktuğum için buralardan kaçıp gittim; derken Rabb’im bana ilim ve hikmet bahşetti ve beni Peygamberlerden kıldı.”
1 Hikmet: Yanlışlığı asla düşünülemeyen mutlak doğru önermeler demektir. Bu önermeler de ancak “vahiyle” ortaya konulur. Kâinattaki yegâne hikmet ise Allah tarafından Peygamberlere gönderilen ilâhî kitaplardır. Bu da şu anda sadece Kur’an’dır. Hikmet ayrıca; sağlam bilgi, güzel ahlak, kötülüğe engel ve iyiliğe sebep olan şey, nasîhat olan her hangi bir söz, nübüvvet, şeriat, din, kitap, anlayış, adalet, veciz söz, felsefe ve Kur’an anlamlarına gelir. Hikmet; Kur’an’da dört farklı anlamda kullanılır: 1- Nasîhat, (Bakara: 231) 2- İlim ve anlayış, (Lokman: 12) 3- Peygamberlik (Nisâ: 54) 4- Kur’an. (Nahl: 125) Bk: (Bakara: 269)2 (وَهَبَ) ifâdesinden Peygamberliğin, kazançla değil, tamamen Allah’ın lütfuyla olduğu, anlaşılmaktadır.
Muhammed Esed
“ve sizin yanınızdan kaçtım, çünkü sizden korkuyordum. Ama daha sonra bana Rabbim [doğruyla eğri arasında] 11 hüküm verebilme yeteneği bahşetti; ve beni elçiler[in]den biri yaptı.
Sonra da sizden korktuğum için yanınızdan kaçtım ardından Rabbim bana doğruyu yanlıştan ayırt etme yeteneği verdi ve beni elçilikle görevlendirdi. 20/13
Mustafa İslamoğlu Şu'arâ Suresi 21. Ayet Açıklaması
[3186] Hz. Musa, burada Firavun’un nankör ithamını kibar bir dille reddediyor. Nankör olmadığını, hatasını bildiğini, fakat hak etmediği bir muameleye maruz kalmaktan korkup kaçtığını dile getiriyor. Zira ondan kurtulmak isteyen güç sahipleri (mele’), elinden çıkan bu kazadan dolayı öldürülmesini gündeme getirmişlerdi (28:20).
Ömer Nasuhi Bilmen
«Vaktâ ki sizden korktum, sizden firar ettim, imdi Rabbim bana hüküm verdi ve beni peygamberlerden kıldı.»