Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3209, sondan 3028. ayet; 27. sure ve Neml Suresinin 50. ayetidir. Neml Suresi 50. ayetinin kelime sayisi 7, harf sayısı 31 ve toplam ebced değeri ise 1830 olarak hesaplanmıştır. Neml Suresinin toplam ebced değeri 334427 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طس hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (0) bulunuyor.
Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecazî olup, “inkârcılara mühlet verip sonra onları ansızın yakalaması”, “inkârcıların inkârlarına ceza ile karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder.
Semûd kavmi ve Sâlih peygamber hakkında daha önce ilgili yerlerde bilgi verilmişti (bk. A‘râf 7:73-79; Hûd 11:61-68; Şuarâ 26:141-159). Müfessirler, 45. âyette birbiriyle çekiştiği bildirilen iki gruptan birinin Sâlih peygambere iman eden güçsüzler ve zayıflar, diğerinin ise ona inanmayan güçlü, mağrur kimseler olduğunu belirtmişlerdir (bk. Taberî, XIX, 170; ayrıca krş. A‘râf 7:75). 48. âyette geçen şehirden maksat Hz. Sâlih’in yaşadığı ve peygamber olarak görev yaptığı Hicr şehridir (bk. Hicr 15:80; Taberî, XIX, 172). Bu şehirdeki dokuz elebaşından oluşan bir grup, geceleyin bir baskınla, uğursuz saydıkları Sâlih aleyhisselâm ve ailesini öldürüp yok etmeyi (peygamber ve ona inananların inkârcılar tarafından uğursuz sayılması hakkında bk. A‘râf 7:131); kan davasında bulunacak olan akrabasına da, “Biz Sâlih ailesinin yok edilişi sırasında orada değildik” veya farklı kıraate göre, “Onun ailesini kimin öldürdüğünü görmedik” demeyi planlamıştır. Onlar bu planları kurarlarken Sâlih kendisine inananlarla birlikte yurdu terkedip kurtulmuş, Semûd kavmi ise şiddetli bir depremle yok olup gitmiştir (bk. A‘râf 7:78; Hûd11:66-67). Bu kıssada Hz. Peygamber için bir teselli, Kureyş müşrikleri için de bir ikaz vardır. Çünkü Semûd kavminin Sâlih peygamber hakkında düşündüklerinin aynını, Kureyşliler Hz. Peygamber hakkında düşünmüşler ve onu yok etme teşebbüsünde bulunmuşlardır (bilgi için bk. Enfâl 8:30).
Mehmet Okuyan
Onlar tuzak kurmuşlardı. Onlar farkına varmadan biz de (buna karşı) tuzakkurmuştuk.
Bu cümle “Allah onların tuzaklarını boşa çıkaracaktır” şeklinde anlaşılmalıdır. Bu tür ayetlerde geçen fiil insanlar için kullanıldığında olumsuz bir anlama gelirken, Allah için kullanıldığında Allah’ın o fiilin cezasını vereceğini bildirmesidir. Benzer kullanımlar: Bakara 2:15; Âl-i İmrân 3:54; Nisâ 4:142; Enfâl 8:18; Tevbe 9: 67, 79.,Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:54; En‘âm 6:123; Enfâl 8:18, 30; Ra‘d 13:42; İbrâhîm 14:46; Fâtır 35:10, 43; Tûr 52:42; Târık 86:15-16.
Bayraktar Bayraklı
Onlar böyle bir tuzak kurdular. Biz de, kendileri farkında olmadan onların planlarını alt üst ettik.
Böylece onlar (Müslümanlara ve mazlumlara karşı) bir tuzak (hileli bir düzen) kurdular. Biz de, farkında olmadıkları bir tuzak kurup (onların planlarını alt üst ettik.Bu tuzakları onların başına geçirdik.)
Yani “onların Hz. Salih ve yakınlarına kurduklarını zannettikleri tuzaklarını, kendi helâklerinin sebebi kıldık. Böylelikle farkında olmadan onlar, kendi sonlarını hazırlamış oldular.”
Diyanet İşleri (Eski)
Onlar bir düzen kurdular. Biz farkettirmeden düzenlerini bozduk.
(Onlar) böyle bir hîle ile tuzak kurdular; hâlbuki (biz de) tuzak(larını netîcesiz bırakmak) ile onlar farkında olmadan hîle(lerini başlarına geçirmekle mukabele) ettik.
Onlar akılları sıra, Allah’ın nurunu söndürmek için bir düzen kurmuşlardı fakat, onların asla fark edemeyecekleri bir biçimde, Biz de bütün tuzakları kuşatan bir düzen kurmuştuk!
Onlar bir tuzak kurdular, ama tuzaklarına karşı Biz de tuzak kurduk, kendileri farkında olmadan onların tuzaklarını bozduk, onların planlarını altüst ettik.