Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3167, sondan 3070. ayet; 27. sure ve Neml Suresinin 8. ayetidir. Neml Suresi 8. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 56 ve toplam ebced değeri ise 1746 olarak hesaplanmıştır. Neml Suresinin toplam ebced değeri 334427 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طس hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (1) bulunuyor.
Arapça Metin
فلما جاءها نودي ان بورك من في النار ومن حولها وسبحان الله رب العالمين
Hz. Mûsâ’nın kıssası çeşitli yerlerde çeşitli vesilelerle anlatılmaktadır. Burada anlatılanlar biraz daha genişçe ve farklı üslûplarla A‘râf (7:104-136), Tâhâ (20:9-98) ve Kasas (28:2-46) sûrelerinde de yer almıştır. Bu âyetlerin bağlamından ve bunlar üzerine yapılan yorumlardan anlaşıldığına göre bu olay Hz. Mûsâ’nın ailesiyle birlikte Medyen’den Mısır’a yaptığı yolculuk esnasında soğuk bir gecede meydana gelmiştir. Müfessirler, Hz. Mûsâ’nın ateş sandığı ışığın gerçekte ilâhî bir nur olduğunu belirtirler (bilgi için bk. Tâhâ 20:10; Taberî, XIX, 132-133; Şevkânî, IV, 122). Ateşin, yani nurun bulunduğu yerde mübarek kılınandan maksat Hz. Mûsâ, çevresindekiler ise Cebrâil ve o yeri aydınlatmakla görevli meleklerdir (İbn Âşûr, XIX, 226). Mecazi anlamda ateş peygamberlere mahsus mânevî aydınlanma olarak da yorumlanmıştır (Esed, II, 763). Buna göre ateşin içinde olan Mûsâ, çevresinde olanlar da ona iman edenlerdir. Zemahşerî’ye göre ateşten maksat onun bulunduğu yerdir. Burada mübarek kılınanlar ise Mûsâ ile o yerin çevresinde bulunan kutsal topraklardır (III, 137). 8. âyetin son bölümünde Allah’ın, sadece İsrâiloğulları’nın değil, âlemlerin, bütün insanlığın rabbi olduğu vurgulanmakta, 9. âyette ise Allah’ın mutlak galip ve hikmet sahibi olduğu belirtilerek tevhid mücadelesinde ancak O’na güvenip dayanmak gerektiğine işaret edilmektedir (asâ mûcizesi hakkında bilgi için bk. A‘râf 7:107; Tâhâ 20:17-21). 11. âyet genel olarak, haksızlık ettikten sonra pişman olup tövbe eden kimselerin günahlarının bağışlanacağına, özel olarak da gençliğinde bir Mısırlı’yı kaza sonucu öldürmüş olan Hz. Mûsâ’nın bağışlanacağına işaret etmektedir (Şevkânî, IV, 123; İbn Âşûr, XIX, 230; Mûsâ hakkında ayrıca bk. Kasas 28:15-16). İlâhî mesajı Firavun’a tebliğ etmekle görevlendirilen Hz. Mûsâ dokuz mûcize ile desteklenmiştir. Bunlardan sadece ikisi yani asâsının yılana dönüşmesi ve elini koynuna sokunca –sapasağlam olduğu halde– bembeyaz çıkması şeklindeki mûcizeleri burada zikredilmiş, diğerleri ise başka sûrelerde anlatılmıştır (meselâ bk. A‘râf 7:103-108, 130-136; İsrâ17:101). Firavun ve onun ileri gelen adamları, Hz. Mûsâ’nın gösterdiği mûcizelerin insanları ikna ettiğini görüp kendileri bile bundan etkilenince şaşırıp kalmışlar; ancak iman etmeyi gurur ve kibirlerine yediremedikleri için inkâr yolunu tutup, mûcizelerin düpedüz sihir olduğunu ileri sürmüşlerdir.
Mehmet Okuyan
Oraya geldiğinde (kendisine) şöyle seslenilmişti: “Ateşin yanındakiler ve çevresindekiler bereketli kılınmıştır. Âlemlerin Rabbi olan Allah yücedir.
Oraya geldiğinde şöyle seslenildi: “Ateşteki kimse de, ateşin çevresindekiler de kutsal kılınmıştır. Âlemlerin Rabbi olan Allah, bütün noksanlıklardan uzaktır.”
Oraya gittiğinde, kendisine (şöyle) seslenildi: “Ateş (olarak gördüğün işaretin yerin) de olanlar da, çevresinde bulunanlar da (Hz. Musa ve tâbi olanları) kutlu kılınmıştır. Âlemlerin Rabbi olan Allah Yücedir, her türlü kusur ve noksanlıktan münezzehtir!..”
Fakat oraya varınca O'na şöyle seslenildi: “Ateşin bulunduğu yerdeki ve çevresindeki herkes mübarek, kutlu kılınmıştır. Sınırsız kudretiyle, alemlerin Rabbi olan Allah yüceler yücesidir.”
Mûsâ oraya geldiğinde:
“Ateşin bulunduğu yerdeki ve çevresindeki kimseler berekete nail olmuşlardır. Âlemlerin, bütün varlıkların Rabbi olan Allah noksan sıfatlardan münezzehtir.” diye seslenildi.
Oraya geldiğinde kendisine şöyle seslenildi: "Ateşin yanında bulunan ve çevresinde olanlar kutlu kılınmışlardır. Alemlerin Rabbi olan Allah pek yücedir.
Vakta ki, o ateşe vardı, şöyle nida olundu: “- Ateş yerinde olan Mûsa'ya ve etrafında bulunan meleklere bereket verildi. Âlemlerin Rabbi olan Allah (bütün noksanlıklardan ve ihtiyaçtan) münezzehtir.
Musa o ateşe gelince: “Ateşin içinde bulunan da çevresinde olan da hayırlı ve bereketli olalar. Ve âlemlerin sahibi olan Allah, (görünmekten) çok yücedir!” diye Musa’ya seslenildi.
(Musa) oraya vardığında şöyle bir ses duydu: “Gerek ateşin yanındakiler ve gerekse çevresinde bulunanlar bereketli kılınmıştır. Tüm varlıkların Rabbi olan Allah her türlü noksanlıklardan uzaktır.”
Oraya geldiğinde, kendisine şöyle nida olunmuştu: "Ateşin yanında olan ve çevresinde bulunanlar mübarek kılınmıştır. Alemlerin Rabbi olan Allah münezzehtir"
Oraya geldiğinde şöyle seslenildi: Ateşin bulunduğu yerdeki ve çevresindekiler mübarek kılınmıştır! Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden münezzehtir!
Oraya geldiğinde şöyle seslenilmişti: "Ateşin bulunduğu yerdeki ve çevresindekiler mübarek kılınmıştır! Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden münezzehtir!"
Derken vaktâ ki ona vardı şöyle nidâ olundu: haberin olsun mubarek kılınmıştır bu ateşteki kimse ve bunun havalisindekiler ve sübhandır o âlemlerin rabbı Allah
Vaktâkî oraya gitdi, kendisine (şöyle) nida olundu: «Ateş (mahallin) de bulunana da, çevresinde olan kimselere de muhakkak (feyz ve) bereket verildi. Aalemlerin Rabbi olan Allah münezzehdir».
Nihâyet oraya gelince (kendisine) şöyle seslenildi: “Ateş (sandığın bu nûrun için)de olan (sen) ve (o nûrun) etrâfında bulunanlar (melâikeler) mübârek kılınmıştır. Âlemlerin Rabbi olan Allah ise (her kusurdan) münezzehtir.”
Musa oraya geldiğinde “Ateşin yanındaki ve ateşin yakınında olan kişi bereketli kılınmıştır. Âlemlerin Rabbi Allah her türlü eksikliklerde uzaktır” diye seslenildi.
Musa ateşin yanına varınca ona şöyle nida olundu: «— Ateşte olan [³], onun etrafında bulunan [⁴] şey, mübarektir ve mutahhardır. Âlemlerin Rabbi olan Tanrı da tamamıyle münezzehtir».
Ve Mûsâ oraya yaklaşınca, Allah tarafından ona şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! İnsanlığa hidâyeti göstermek için yakılan bu ateşin olduğu yerde ve çevresinde bulunan herkes kutlu kılınmıştır! Öyleyse, sen de ilâhî nur ile aydınlan! Âlemlerin sahibi, efendisi ve Rabb’i olan Allah, yüceler yücesidir!”
(Mûsa) oraya varınca: “(Ey Mûsa!) Bu ateşin yanında1 bulunan (sen) ve çevresindekiler mübârek kılınmıştır. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şânı çok yücedir.” diye seslenildi.2
1 (فِي) Harf-i cerri burada (مَعَ) anlamında tercüme edilmiştir. Eğer “içerisinde” şeklinde tercüme edilirse bu sefer; “ateşin içerisindekinin kim olduğu?” sorusu akla gelir ki bununla ilgili yorumlar Kur’an’ın temel mantığına ters düşmektedir. 2 Tabiî ki burada seslenen; Allah’tır.
Muhammed Esed
Fakat oraya varınca, o'na şöyle seslenildi: “Bu ateşin [erişme alanı] içinde olan herkes ve çevresindeki herkes kutlu kılınmıştır! 7 Sınırsız kudretiyle yüceler yücesidir Allah, âlemlerin Rabbi!”
Musa oraya varınca kendisine şöyle seslenildi: “Bu ateş mahallinde ve çevresinde bulunanlar mübarek kılınmıştır. Âlemlerin Rabbi olan Allah eksiklikten münezzeh ve yücedir. 20/9...48, 28/29...36
Fakat oraya gelince kendisine şöyle seslenildi: “Bu ışık kaynağının[3283] hem içinde hem de etrafında olan herkes mübarek kılınmıştır: zira Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı pek yücedir.
[3283] Lafzen: “ateşin..” Zemahşerî’nin de isabetle değindiği gibi, burada “ateş” Allah’ın nuru yerine istiare olarak kullanılmış olmalıdır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Vaktâ ki oraya vardı, kendisine nidâ olundu ki: «Bu ateşte olan da ve bunun etrafında bulunan da mübarek kılınmıştır ve âlemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ münezzehtir.»
Oraya varır varmaz birden şöyle nida edildi. “Ateş mahallinde ve çevresinde bulunan kimselere feyiz ve bereket verildi. Alemlerin Rabbi olan Allah yüceler yücesidir, bütün noksanlardan münezzehtir. ” {KM, Tesniye 33, 16; Çıkış 3, 2}
Nidanın tamamlanmasından sonra son “Sübhanallah” cümlesi, olayın büyüklüğüne hayret uyandırmakla beraber, Allah hakkında benzetme hatasına düşmemek içindir.
Süleyman Ateş
Oraya gelince (kendisine) seslenildi: "Ateşin içinde bulunan da, çevresinde olan da mübarek kılındı. Alemlerin Rabbi Allah, eksikliklerden münezzehtir."
Oraya geldiğinde nidâ olundu: “Bu ateş mahallinde ve çevresinde bulunanlar mübarek kılınmıştır. Âlemlerin Rabbi olan Allah ise her türlü kusurdan münezzehtir.
Mûsa ateşe vardığında şöyle çağrıldı. "Ateşteki kimse de ateşin çevresindekiler de kutsal ve bereketli kılınmıştır. Ve âlemlerin Rabbi olan Allah, bütün eksiklik ve iğretiliklerden arınmıştır."
pes ol vaķt kim geldi aña ķıġırınıldı “bayıķ ķutlu olındı ol kim oddadur daħı ol kim yöresindedür ya'nį mūsā . daħı Tañrı’nuñ arulıġı 'ālemler çalabı’sı.”