Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3299, sondan 2938. ayet; 28. sure ve Kasas Suresinin 47. ayetidir. Kasas Suresi 47. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 87 ve toplam ebced değeri ise 4591 olarak hesaplanmıştır. Kasas Suresinin toplam ebced değeri 399353 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (2) م (8) bulunuyor.
Arapça Metin
ولولا ان تصيبهم مصيبة بما قدمت ايديهم فيقولوا ربـنا لولا ارسلت الينا رسولا فنتبع اياتك ونكون من المؤمنين
Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik.
Allah Teâlâ insanoğlunu yarattıktan sonra ona doğru yolu gösterecek kitaplar ve peygamberler göndermiştir. Eğer bunu yapmamış olsa ve insanların yanlış yolda gitmelerinden dolayı gerek dünyada gerekse âhirette başlarına sıkıntılar gelseydi, o zaman Allah’a karşı doğru yolu göstermediği şeklinde bir mazeret ileri sürebilirlerdi. 47. âyet insanların bu tür mazeretlere sığınmamaları için peygamberler ve kitaplar gönderildiğini ifade etmektedir. Ancak peygamber ve kitap geldiğinde de çokları iman etmemiş, ilâhî çağrıya uymamakta direndikleri için helâk olup gitmişlerdir. Nitekim 48. âyet Hz. Peygamber ve Kur’an geldiğinde Mekke müşriklerinin de inkârda direndiklerini, Mûsâ’ya toptan indirilmiş olan Tevrat’ın benzeri bir kitabın Hz. Muhammed’e de indirilmesi gerektiğini söylemişlerdir. Oysa Mûsâ’ya indirilmiş olan kitap da inkâr edilmişti. Ayrıca Hz. Muhammed’in peygamberliğini yalanlayanlar Mûsâ’yı da yalanlamış sayılırlar. Çünkü her ikisi de özünde farklı olmayan inanç ve hayat ilkelerini savunmuş, birbirini teyit etmişlerdir. Nitekim müşrikler, “Birbirini destekleyen iki sihir!” sözleriyle hem Tevrat’ın hem de Kur’an’ın sihir olduğunu iddia etmişler, ardından her ikisini de reddettiklerini açıkça ifade etmişlerdir.
Âyette “... diyecek olmasalardı ...” diye çevrilen kısmın devamı belli olduğu için ifade edilmesine gerek görülmediği anlaşılmakta ve tefsirlerde cümlenin devamı, “... seni göndermezdik” veya “... hemen cezalarını verirdik” şeklinde takdir edilmektedir (Şevkânî, IV, 204).
48. âyette “Birbirini destekleyen iki sihir!” diye çevirdiğimiz cümleyi farklı kıraate göre, “Birbirini destekleyen iki sihirbaz!” şeklinde tercüme etmek de mümkündür. Bu takdirde söz konusu ithamın sahibi olan inkârcılar, Mûsâ ile Hârûn’u veya Mûsâ ile Peygamber efendimizi kastetmiş olurlar.
Mehmet Okuyan
Kendi ellerinin yapıp ettikleri nedeniyle başlarına bir musibet geldiğinde“Rabbimiz! Bize bir elçi gönderseydin de ayetlerine uyup müminlerden olsaydık!”diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).
Bu ayet Bakara 2:155, Nisâ 4:62, 79, Rûm 30:41, Şûrâ 42:30 ve 48. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Benzer mesaj: Tâhâ 20:134.,Benzer mesaj: En‘âm 6:156-157.
Bayraktar Bayraklı
Yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde, “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de ilkelerine uyup inananlardan olsaydık, olmaz mıydı?” derler.
Eğer elleriyle sundukları nedeniyle¹ onlara bir bela isabet ederse: “Rabbimiz! Keşke bize bir resûl gönderseydin böylece biz, Senin ayetlerine tabi olur ve inanlardan olurduk.” diyemesinler diye.²
1- Hesap gününde. 2- Böyle bir mazeretleri olmasın diye seni resul olarak gönderdik.
Ahmet Akgül
Şayet (insanlar) kendi ellerinin öne sürdükleri (işledikleri kötülükleri) dolayısıyla, onlara bir musibet isabet ettiğinde: 'Rabbimiz, bize de bir elçi gönderseydin de böylece Senin ayetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık' diyecek (ve mazeret ileri sürecek) olmasalardı (seni göndermezdik).
Onlara, elleriyle hazırladıkları bir felaket gelip çatsaydı Rabbimiz derlerdi, bize bir peygamber gönderseydin de delillerine uysaydık ve inananlara katılsaydık.
Kendi elleriyle yaptıkları günahlar yüzünden, başlarına bir felaket geldiği zaman: “Ey Rabbimiz! bize bir elçi göndersen de, ayetlerine uyup mü'minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı, seni göndermezdik. Bu bahanelere fırsat vermemek için seni gönderdik.
Bizzat dünyada kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde:
“Rabbimiz, ne olurdu, bize özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere bir peygamber gönderseydin de, Rasullerine inen âyetlerine uysaydık, mü'minlerden olsaydık.” diyecek olmasalardı, seni göndermezdik.
Kendi elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: "Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de, senin ayetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık" diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).
Kendi ellerinin öne sürdükleri dolayısıyla, onlara bir musibet isabet ettiğinde: 'Rabbimiz, bize de bir elçi gönderseydin de böylece senin ayetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık' diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).
(Ey Rasûlüm, eğer Kureyş kavmine) yaptıkları inkâr ve isyan yüzünden (kıyamet günü) başlarına bir azab geldiği zaman: “- Ey Rabbimiz, bize bir peygamber göndereydin de ayetlerine uyub müminlerden olsaydık ya.” diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik. (Biz ancak onların özrünü kesmek için seni gönderdik).
Kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: “Ey Rabbimiz! Bir peygamber gönderseydin de ayetlerine uysaydık ve inananlardan olsaydık.” dememeleri için;
Yapmış oldukları işler yüzünden, başlarına bir şey gelse: «Ey Tanrımız! Bize bir peygamber gönderseydin, uyardık hemencek âyetlerine, inanmış bulunurduk!» derler
Kendi yaptıkları (günahlar) yüzünden başlarına bir musibet gelip de: “Ey Rabbimiz! Bize bir resul gönderseydin de ayetlerine uysaydık ve müminlerden olsaydık” demesinler diye seni resul olarak gönderdik.
Yaptıklarından dolayı, başlarına bir musibet geldiğinde: "Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de, ayetlerine uysak ve müminlerden olsaydık olmaz mıydı?" derler.
Bizzat kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: Rabbimiz! Ne olurdu bize bir peygamber gönderseydin de, âyetlerine uysak ve müminlerden olsaydık! diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).
Kendi elleriyle işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiğinde, "Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de senin ayetlerine uysaydık ve inananlardan olsaydık," diyemesinler diye...
Bizzat kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde, "Rabbimiz! Ne olurdu bize bir peygamber gönderseydin de, âyetlerine uysak ve müminlerden olsaydık" diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).
47,48. Ellerinin takdim eylediği günahlar yüzünden başlarına birer musîbet gelib de o vakıt «ya rabbenâ bize bir Resûl gönderseydin de âyetlerine uyup verilse ya!» Dediler, ya bundan evvel Mûsâya verilene küfretmediler mi? İki sihir tezâhür etti dediler ve biz hiç birisine inanmayız dediler
Kendi elleri (ve ihtiyarları) ile öne sürdükleri (küfür ve zulüm) yüzünden onlara her hangi bir musîybet geldiği zaman: «Ey Rabbimiz, bize bir peygamber göndereydin de biz de âyetlerine ittiba edeydik, mü'minlerden olaydık ya» diyecek olmasalardı...
Ellerinin takdîm ettiği şeyler (işlediği günahlar) yüzünden başlarına bir musîbet isabet edip de: “Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de senin âyetlerine uyupmü'minlerden olsaydık!” diyecek olmasalardı (biz seni göndermezdik)!
Onlara elleriyle kazandıklarının karşılığı olarak bir musibet isabet etmiş olsaydı “Rabbimiz! Bize bir elçi göndermiş olsaydın, inananlar olarak ayetlerine tabi olurduk” derlerdi.
Elleriyle kazandıkları masiyet sebebiyle başlarına bir musibet gelince «— Ey Rabbimiz! Bize bir peygamber göndereydin, biz de âyetlerine ittiba edeydik de mü/minlerden olsaydık!» demeselerdi peygamber göndermezdik [⁵].
İsmail Hakkı İzmirli Kasas Suresi 47. Ayet Açıklaması
[5] Böyle bir özür dilemeleri için seni gönderdik. Veya musibeti tacil ederdik.
Kadri Çelik
Kendi ellerinin öne sürdükleri dolayısıyla onlara bir musibet isabet ettiğinde, “Rabbimiz! Bize de bir peygamber gönderseydin de böylece biz de senin ayetlerine uysaydık ve müminlerden olsaydık” diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).
Bu Kitabı gönderdik ki, kendi elleriyle yaptıkları çirkin işlerden dolayı başlarına Hesap Gününde bir belâ geldiğinde, o müşrikler, “Ey Rabb’imiz; eğer bize de doğru yolu gösteren bir elçi göndermiş olsaydın, kesinlikle senin ayetlerine uyar ve müminlerden olurduk!” deyip bahaneler ileri sürmesinler.
Elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir musibet isabet edeceğinde:
-“Rabbimiz! Bize bir rasûl gönderseydin de âyetlerine uysaydık, Müminler’den olsaydık” derler.
(Ey Muhammed! Biz seni,) kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir musîbet gelince; “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber göndersen, biz de senin âyetlerine derhâl inananlardan olsaydık olmaz mıydı?” diyememeleri için (gönderdik).
Ve [ayrıca, Biz seni, Yargı Günü'nde] kendi elleriyle yapıp-ettiklerinden ötürü başlarına bir musibet geldiği zaman: “Ey Rabbimiz, bize bir elçi göndermiş olsaydın senin mesajlarına uyar ve inanan kimselerden olurduk!” demesinler diye [gönderdik].
Şimdi bunlar, yapıp ettiklerinden dolayı başlarına bir musibet gelmiş olsa “Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de, senin ayetlerine tâbi olup mümin kimselerden olsaydık olmaz mıydı?” demesinler diye. 43/46- 47
İmdi muhataplar, elleriyle işledikleri yüzünden başlarına bir musibet gelmesi durumunda: “Rabbimiz! Keşke bize bir elçi gönderseydin de biz de Senin mesajlarına uyup inanan kimselerden olsaydık, olmaz mıydı?” demesinler diye (gönderdik seni).
Ve eğer kendi elleriyle takdim ettikleri (günahları) sebebiyle kendilerine bir musibet isabet edip de, «Ey Rabbimiz! Bize bir resûl göndermeli değil mi idin ki, artık âyetlerine tâbi olup da mü'minlerden olsa idik,» diyecek olmasalardı (onlara resûlgönderilmezdi).
Eğer senin halkın inkâr ve isyanları yüzünden kıyamet günü duruşmasında başlarına azap geldiğinde: “Ey Ulu Rabbimiz, dünyada iken bize de peygamber göndermiş olsaydın, biz de âyetlerine uyarak müminler arasına dahil olurduk! ” demesinler diye seni resul gönderdik. [6, 156-157; 5, 19; 4, 165]
Kendi elleriyle yaptıkları (günahları) yüzünden başlarına bir felaket geldiği zaman: "Ey Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de ayetlerine uyup mü'minlerden olsaydık." diyecek olmasalardı (seni göndermezdik. Bu bahanelerine fırsat vermemek için senigönderdik).
Bunu, kendi elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük geldiğinde şöyle demesinler diye yaptık: “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir elçi gönderseydin de, senin ayetlerine uyup biz de müminlerden olsaydık.”
Elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: “Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de, senin ayetlerine tâbi olup müminlerden olsaydık” derler diye...
Tâ ki, kendi elleriyle hazırladıkları bir musibet başlarına gelip de “Rabbimiz, keşke bize bir peygamber gönderseydin de Senin âyetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık” demesinler.
Kendi ellerinin önden hazırladıkları yüzünden başlarına bir musibet geldiğinde hemen şöyle diyorlar: "Rabbimiz, bize bir resul gönderseydin de senin ayetlerine uyup müminlerden olsaydık ne olurdu!"