Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3332, sondan 2905. ayet; 28. sure ve Kasas Suresinin 80. ayetidir. Kasas Suresi 80. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 70 ve toplam ebced değeri ise 4096 olarak hesaplanmıştır. Kasas Suresinin toplam ebced değeri 399353 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (0) م (5) bulunuyor.
Arapça Metin
وقال الذين اوتوا العلم ويلكم ثواب الله خير لمن امن وعمل صالحا ولا يلقيها الا الصابرون
Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, “Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur” dediler.
“Ama suçluluğu kesinleşmiş olanlara artık günahları sorulmaz” ifadesi, suçluların yaptıklarından sorumlu olmayacakları veya onların hesapsız kitapsız cehenneme sürüklenecekleri anlamına gelmez. Bu ifade, söz konusu suçluların yapıp ettiklerinin suç ve günah olduğunun âşikâr olarak bilinmesi, ortada olması sebebiyle akıbetlerinin de bir felâket olduğunun apaçık gerçek olarak bilindiği anlamına gelmekte ve sarsıcı bir uyarı maksadı taşımaktadır. Dünya hayatına düşkün olanlar Karun’un servet ve ihtişamını gördükçe onun şanslı bir insan olduğunu düşünüyor ve onun yerinde veya onun kadar zengin biri olmak istiyorlardı. İlim ve irfan sahibi kimseler ise onları kınayarak bu tür özentilerin yersiz olduğunu söylüyorlardı. Zira dünyadaki servet geçici, âhiret ise daha hayırlı ve daha kalıcıydı (krş. Kehf18:46; A‘lâ 87:16-17). 80. âyete göre âhirette bu nimetlere kavuşabilmek için iman, sâlih amel ve sabır sahibi olmak gerekmektedir. Karun, evi barkı ve bütün servetiyle birlikte yerin dibine batırıldı. Daha önce onun ihtişamına imrenip özenenler bunu görünce söylediklerine pişman oldular ve Allah’ın verdiği rızka razı olmak gerektiğine, nankörlerin iflah olmayacaklarına kanaat getirdiler. Karun kıssası servet ve gücüne güvenerek, kendini imtiyazlı ve büyük görüp Allah’a isyan, insanlara karşı haksızlık eden ve sınırı aşanlar için asırları aşıp gelen bir ibret tablosu, bir öğüt levhasıdır.
Mehmet Okuyan
Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise şöyle demişlerdi: “Yazıklar olsun size! İman edip iyi iş(ler) yapan için Allah’ın (vereceği) ödül hayırlı olandır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulabilir.”
Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise şöyle dediler: “Yazıklar olsun size! İman edip iyi işler yapanlara göre Allah'ın sevabı/nimeti daha iyidir. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.”
İlim verilmiş olanlar¹: “Size yazıklar olsun! İnanan ve salihatı² yapan kimselere Allah'ın vereceği ödül daha hayırlıdır. Buna sabredenlerden³ başkası kavuşamaz.” dediler.
1- Vahyin bilgisi ile bilgilenenler. Vahyin mutlak doğru olduğuna iman edenler. 2- Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek. 3- İnanan ve salihatı yapma yolunda kararlılık gösterenler.
Ahmet Akgül
Kendilerine (hakiki) ilim (ve hidayet) verilenler ise, (bu hain ve nankörlere imrenen gafillere): “Yazıklar olsun size, Allah’ın sevabı (ve ahiret hazırlığı) iman edip salih ameller işleyenler için çok daha hayırlı (ve kalıcıdır, ancak) bu (yüksek şeref ve fazilete samimiyetle) sabredenlerden başkası kavuşturulmayacaktır” (demişlerdi).
Ve kendilerine bilgi verilenlerse yazıklar olsun size dediler, inanan ve iyi işlerde bulunana Allah'ın sevabı, daha da hayırlıdır ve buna da ancak sabredenler nail olur.
Kendilerine vahiyden bilgi verilenler ise: “Yazıklar olsun size, iman edip doğru dürüst işler yapanlar için, Allah'ın mükafatı daha hayırlıdır. Bu mükafata da, ancak her türlü güçlüklere göğüs gerebilenler kavuşabilir.”
Kendilerine ilim verilen sorumluluk sahibi âlimler ise:
“Yazıklar olsun size, Allah'ın mükâfatı, iman edip, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenler için daha hayırlıdır. Ona da ancak sabrederek mücadeleye devam edenler kavuşabilir.” dediler.
Kendilerine ilim verilenler ise şöyle dediler: "Yazık size! Allah'ın sevabı iman edip salih amel işleyen için daha hayırlıdır. Ona ise ancak sabredenler kavuşturulurlar."
Kendilerine ilim verilenler ise: 'Yazıklar olsun size, Allah'ın sevabı, iman eden ve salih amellerde bulunan kimse için daha hayırlıdır; buna da sabredenlerden başkası kavuşturulmaz' dediler.
Kendilerine (ahiret ahvali hakkında) ilim verilenler de şöyle dedi: “- (Ey Karûn gibi, dünyayı istiyenler), yazıklar olsun size! İman edip salih amel işliyen için, Allah'ın (cennetteki) sevabı daha hayırlıdır. Ona (cennete ve sevaba ise) ancak ibadet üzerine sabredenler kavuşur.”
Kendilerine ilim verilenler ise: “Yazıklar olsun size! İnanıp salih işler yapanlar için, Allah’ın vereceği mükâfat daha yararlıdır.” Fakat bu söz, ancak sabredenlere söylenir.()
Kendilerine doğru ve güvenilir bilgi verilmiş olanlar ise: “Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah'ın vereceği mükâfat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur” dediler.
Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise: "Size yazıklar olsun; Allah'ın mükafatı, inanıp yararlı iş işleyenler için daha iyidir. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir" demişlerdi.
Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise şöyle dediler: Yazıklar olsun size! İman edip iyi işler yapanlara göre Allah'ın mükâfatı daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.
Kendilerine bilgi verilmiş olanlar, "Yazık size, inanan ve erdemli davranan için ALLAH'ın ödülü daha iyidir," dediler. Buna ancak sabredenler kavuşturulur.
Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, şöyle dediler: "Yazıklar olsun size! İman edip iyi işler yapanlara göre Allah'ın mükafatı daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir."
Kendilerine ılim verilmiş olanlar ise yazıklar olsun size dediler: Allahın sevâbı iyman edip salâh ile çalışan kimseler için daha hayırlıdır, ona ise ancak sabredenler kavuşdular
Kendilerine ilim verilenler de (şöyle) dedi: «Yazıklar olsun size. Allahın sevabı îman ve iyi amel (ve hareket) eden kimseler için daha hayırlıdır. Buna da sabr (ve sebat) edenlerden başkası kavuşdurulamaz».
Kendilerine ilim verilenler ise dedi ki: “Yazıklar olsun size! Îmân edip sâlih amel işleyen bir kimse için, Allah'ın sevâbı daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur.”
Kendilerine ilim verilenler “Yazıklar olsun size. Allah’ın iman edip doğru işler yapanlara verdiği karşılık daha hayırlıdır. Ona ancak sabredenler kavuşur.
Yuşa gibi ilim ve irfana nail olanlarsa dediler ki vay size! İman edip iyi işleyen kimse için Allah/ın sevap ve mükâfatı daha iyidir. Bu saadete ve siyrete yalnız ta/at ve ibadette sabır edenler kavuşur.
Kendilerine ilim verilenler ise, “Yazıklar olsun size! Allah'ın sevabı, iman eden ve salih amellerde bulunan kimse için daha hayırlıdır; buna da sabredenlerden başkası kavuşturulmaz” dediler.
Fakat kendilerine sağlam bir iman ve derin bir ilim bahşedilmiş olan akıllı ve dirâyetli kimseler bu şaşkınlara seslenerek, “Yazıklar olsun size!” dediler, “İman eden ve bu imana yaraşan güzel davranışlarda bulunanlar için, Allah’ın vereceği ödül, dünyanın bütün zenginliklerinden daha iyidir! Ne var ki buna, fedâkârlığın getireceği sıkıntılara sabredenlerden başkası erişemez!”
İlim Verilenler de dedi ki:
-“Yazıklar olsun size!
İman eden ve salih bir amel işleyen kimseler için Allah’ın sevâbı / yatırımı en hayırlıdır.
Ona ancak Sabredenler kavuşturuluyor”.
Kendilerine ilim verilenler ise: “Yazıklar olsun size! Îman edip (inandığı) iyi işleri yaşayanlar için Allah’ın vereceği mükâfat, çok daha hayırlıdır. O (mükâfata) da ancak sabredenler kavuşur.” dediler.
Kendilerine doğru, güvenilir bilgi bahşedilmiş olanlarsa: “Yazıklar olsun size!” derlerdi, (Bilmiyor musunuz ki,) gerçekten inanmış olan, dürüst ve erdemli davranışlarda bulunan kimseler için Allah'ın tasvip ettiği şeyler 90 daha hayırlıdır; ama şüphesiz, böyle bir nimete güçlüklere göğüs geren kimselerden başkası erişemez”.
Dünya ve ahiret hakkında gerçek bilgiye sahip olanlar ise: – Yazıklar olsun size, iman edip iyi ve yararlı işler yapanlar için Allah’ın vereceği mükâfat şu üç günlük dünyanın tüm hazinelerinden daha değerlidir ne var ki ona ancak imanı uğrunda her türlü zorluğa göğüs gerip sabredenler ulaşabilir, demişlerdi. 30/56
Fakat bilgi (ve bilginin amacını kavrama) yeteneğiyle donatılmış olanlar da;[3457] “Yazıklar olsun size! İman eden ve Allah’ın razı olduğu iş işleyen kimselere Allah’ın verdiği ödül daha hayırlıdır; ama ona sabredenlerden başkası kavuşamaz!” derlerdi.
Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise dedi ki: «Yazıklar olsun size! Allah'ın sevabı, imân eden ve sâlih amelde bulunanlar için daha hayırlıdır. Ona ise ancak sabredenler kavuşurlar.»
Âhirete dair ilimden nasibi olanlar ise: “Yazıklar olsun size! Bu dünyalıkların böylesine peşine düşmeye değer mi? Oysa iman edip güzel ve makbul işler yapanlara Allah'ın cennette hazırladığı mükâfat elbette daha hayırlıdır. Buna da ancak sabredenler nail olur. ”
Kendilerine bilgi verilmiş olanlar ise: "Yazık size, dediler, inanan ve iyi iş yapan kimse için Allah'ın sevabı daha hayırlıdır. Buna ancak sabredenler kavuşturulur."
Kendilerine ilim verilenler de şöyle dediler: “Yazık size! Allah’ın, inanan ve iyi işler yapanlara vereceği karşılık daha iyidir. O da sabırlı olanlardan başkasına verilmez.”
Kendilerine ilim verilenler ise:-Yazıklar olsun size, iman eden ve doğruları yapanlar için Allah'ın sevabı daha iyidir. Ona da ancak sabredenler kavuşur, demişlerdi.
Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, “Yazık size,” dediler. “İman eden ve güzel bir iş yapan kimse için Allah'ın vereceği ödül daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşur.”
Kendilerine ilim verilmiş olanlar şöyle demişti: "Yazıklar olsun size! İman edip hayra ve barışa yönelik iş yapan kişi için Allah'ın vereceği karşılık daha üstündür. Ama buna, sadece sabredenler ulaştırılır."
Daḫı eyitdi ol kişiler ki ‘ilm virildiler: Vay size, Tañrı Ta‘ālā ẟevābı yigrek‐dür ol kimseye ki īmān getüre ve ‘amel‐i ṣāliḥ işleye. Daḫı anı ḳabūleylemez, illā ṣabr idiciler.