Ankebut Suresi 38. Ayet

A-
A+
Ayet Bulunuyor.
Matematiksel
Matematiksel
Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3378, sondan 2859. ayet; 29. sure ve Ankebut Suresinin 38. ayetidir. Ankebut Suresi 38. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 78 ve toplam ebced değeri ise 3751 olarak hesaplanmıştır. Ankebut Suresinin toplam ebced değeri 274256 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (11) ل (6) م (10) bulunuyor.
Arapça Metin
Arapça Metin
وعادا وثمودا وقد تبين لكم من مساكنهم وزين لهم الشيطان اعمالهم فصدهم عن السبيل وكانوا مستبصرين
Harf Sayımı
Harf Sayımı
وعاداوثموداوقدتبينلكممنمساكنهموزينلهمالشيطاناعمالهمفصدهمعنالسبيلوكانوامستبصرين
Latin Harfleriyle Okunuşu
Latin Harfleriyle Okunuşu
Ve’âden veśemûde vekad tebeyyene lekum min mesâkinihim(s) vezeyyene lehumu-şşeytânu a’mâlehum fesaddehum ‘ani-ssebîli vekânû mustebsirîn(e)
Diyanet İşleri (Yeni)
Diyanet İşleri (Yeni)
Âd ve Semûd kavimlerini de helâk ettik. Bu, onların (harap olmuş) yurtlarından size besbelli olmuştur. Şeytan, onlara işlerini süslemiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. Hâlbuki onlar gözü açık kimselerdi.
Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan
Âd ve Semûd’u da (helak etmiştik). Sizin için, (onların durumu) oturdukları yerler(in kalıntıların)dan anlaşılmaktadır. Şeytan, yaptıkları işleri kendilerine süslü göstermiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. (Oysa) bakıp görebilecek durumdaydılar.
Bayraktar Bayraklı
Bayraktar Bayraklı
Âd ve Semûd toplumlarını da helâk ettik. Helâkleri, evlerinin kalıntılarından size belli olmaktadır. Şeytan onlara yaptıklarını güzel gösterip, onları doğru yoldan çıkarmıştı. Oysa onlar gerçeği görebilirlerdi.[411]
Erhan Aktaş
Erhan Aktaş
Âd ve Semûd'un sonları da yurtlarının durumundan size belli olmaktadır. Şeytan yaptıklarını güzel göstererek onların yanlış yolu seçmelerine sebep oldu. Oysaki doğruyu görebilirlerdi.
Ahmet Akgül
Ahmet Akgül
(Azgınlaşan kavimler olan) Ad'ı ve Semud'u da (yıkıma uğrattık) . Gerçek şu ki, kendi oturdukları yerlerden (geriye kalan çöküntülerden) size (durumları) belli olmaktadır. Kendi yaptıklarını şeytan (kendilerine) süsleyip-çekici kıldı, böylece onları (Hakk) yoldan alıkoyup (saptırmıştı) . Oysa onlar görebilen (gerçeği sezen ve açıkgöz geçinen) kimselerdi. (Buna rağmen nefislerine uyup yoldan çıktılar.)
Abdulbaki Gölpınarlı
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve Âd'le Semud'u da helak etmiştik ve gerçekten de yerlerinden apaçık anlamaktasınız ve Şeytan, onların yaptıklarını, bezemişti kendilerine ve gerçeği gördükleri halde yoldan çelmişti onları.
Abdullah Parlıyan
Abdullah Parlıyan
Âd ve Semûd toplumlarını helak ettiğimiz bölgelerde kalıntı ve harabeleriyle size apaçık gözükmektedir. Şeytan onlara yapıp ettiklerini güzel gösterip, böylece onları doğru yoldan alıkoymuştu. Halbuki kendileri de az çok gözü açık uyanık kimselerdi.
Ahmet Tekin
Ahmet Tekin
Âd ve Semûd kavimlerini de helâk ettik. Oturdukları yurtlarından, onların başına neler geldiğini anlamışsınızdır. Şeytan, şeytan tıynetli ahlâksız azgınlar, şeytanî güçler onlara yaptıkları işleri süsleyip güzel göstermişti. Onları doğru yoldan, İslâmî hayatı yaşamaktan alıkoymuş, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engellemişti. Oysa onlar da, hakkı bâtıldan ayırıp görebilecek, anlayabilecek durumdaydılar.
Ahmet Varol
Ahmet Varol
Ad ve Semud'u da (helak ettik). (Başlarına nelerin geldiği) size oturdukları yerlerden belli olmaktadır. Şeytan onlara yaptıklarını süsledi, böylece onları yoldan alıkoydu. Oysa onlar görüp anlayabilecek durumdaydılar. [2]
Ali Bulaç
Ali Bulaç
Ad'ı ve Semud'u da (yıkıma uğrattık). Gerçek şu ki, kendi oturdukları yerlerden size (durumları) belli olmaktadır. Kendi yaptıklarını şeytan süsleyip-çekici kıldı, böylece onları yoldan alıkoydu. Oysa onlar görebilen kimselerdi.
Ali Fikri Yavuz
Ali Fikri Yavuz
Ad ile Semûd'u da helak ettik. (Ey Mekke halkı), onlara ne yapıldı, meskenlerinin harabından size belli olmaktadır. Görgü sahibleri oldukları halde, şeytan, onların amellerini kendilerine süslemiş (güzel göstermiş) de, onları hak yoldan çevirmişti.
Bahaeddin Sağlam
Bahaeddin Sağlam
Ad ve Semud kavimlerini de helak ettik. Siz, onların evlerini görmüşsünüzdür. Şeytan, onların yaptıklarını onlara güzel gösterdi de onları doğru yoldan saptırdı. Hâlbuki onlar, (hak ve hakikati) görebiliyorlardı.
Besim Atalay
Besim Atalay
Hem Âd'i yok eyledik, hem de Semud'u, onların yurtlarından, size her şey bellidir, iç görüleri varken, yaptıkları işi şeytan bezeyip yoldan çıkardı
Cemal Külünkoğlu
Cemal Külünkoğlu
Ad ve Semûd (kavimleri)ni de (yaptıkları yüzünden) helâk ettik. Bunu vaktiyle oturdukları evlerin yıkıntıları size açıkça göstermektedir. Şeytan onlara işledikleri kötülükleri güzel göstererek kendilerini yoldan çıkardı. Hâlbuki onlar (gerçeği görebilecek kadar) aklı fikri yerinde, gözü açık kimselerdi.
Diyanet İşleri (Eski)
Diyanet İşleri (Eski)
Ad ve Semud milletlerini de yok ettik. Bunu, oturdukları yerler göstermektedir. Şeytan kendilerine, işlediklerini güzel gösterdi; onları doğru yoldan alıkoydu. Oysa kendileri bunu anlayacak durumda idiler.
Diyanet Vakfı
Diyanet Vakfı
Âd ve Semûd'u da (helâk ettik). Sizin için, (onların başına nelerin geldiği) oturdukları yerlerden apaçık anlaşılmaktadır. Şeytan onlara yaptıkları işleri güzel gösterip onları doğru yoldan çıkardı. Oysa bakıp görebilecek durumdaydılar.
Edip Yüksel
Edip Yüksel
Aynı şekilde, Ad ve Semud'u da... Akibetleri, oturmuş oldukları yerlerden size belli olmaktadır. Şeytan işlerini onlara süslü göstererek onları yoldan saptırdı. Halbuki görüp anlayacak yeteneğe sahiptiler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Elmalılı Hamdi Yazır
Ad ve Semud'u da (helak ediverdik). Sizin için, (onların başına nelerin geldiği) oturdukları yerlerden apaçık anlaşılmaktadır. Şeytan onlara yaptıkları işleri güzel gösterip onları doğru yoldan çıkardı. Oysa bakıp görebilecek durumdaydılar.
Elmalılı (Orijinal)
Elmalılı (Orijinal)
Âde de, Semûde de ki size bunlar meskenlerinden belli olmaktadır, Şeytan onlara amellerini tezyin etmişti de kendilerini yoldan çevirmişti, halbuki gözleri açık adamlar idiler
Hasan Basri Çantay
Hasan Basri Çantay
Aad ile Semudu da (helak etdik. Onların başına neler geldiği) hakıykat sizin için el'an (o haraab) evleri (ciheti) nden belli olmakdadır. Uyanık (insan) lar oldukları halde şeytan onların amel (ve hareket) lerini süsleyib kendilerini yoldan sapdırmışdır.
Hayrat Neşriyat
Hayrat Neşriyat
Âd ve Semûd'u da (helâk ettik); (onların başına ne geldiği, harâb olmuş)meskenlerinden size elbette belli olmaktadır. Şeytan onlara amellerini süslü gösterdi de onları yoldan çıkardı; hâlbuki (onlar, esâsen) bakıp görebilecek (akıl sâhibi) kimselerdi.
İlyas Yorulmaz
İlyas Yorulmaz
Ad kavmine, Semud kavmine ve size açıklanan yaşadıkları mekânlar da şeytan onlara yaptıklarını süslü göstermiş, sonra onlar doğruları görebilecek yeteneğe sahip oldukları halde, şeytan onları doğru yoldan saptırmış dı.
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli
Âd, Semud kavmini de helâk ettik. Size onların meskenleri belli olmuştur [³]. Şeytan onlara kötü amellerini bezemiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Halbuki onlar basiret sahibiydiler [⁴].
Kadri Çelik
Kadri Çelik
Ad'ı ve Semud'u da (yıkıma uğrattık). Şüphesiz (başlarına neler geldiği) kendi oturdukları (kalıntı) yerlerden size belli olmaktadır. Kendi yapmakta olduklarını şeytan onlara süsleyip çekici kılmış, böylece onları yoldan alıkoymuştu. Oysa onlar basiret sahibi kimselerdi.
Mahmut Kısa
Mahmut Kısa
Aynı şekilde, Âd ve Semud kavimlerini de helâk etmiştik. Nitekim, şimdi birer harâbe olan saraylarından, evlerinden geriye kalan kalıntılara bakarak, onların nasıl bir azaba uğradığını açıkça görebilirsiniz. Şeytan, yaptıkları çirkin işleri onlara güzel göstererek hepsini doğru yoldan çıkarmıştı. Oysa onlar, gerçeği pekâlâ görebilecek durumdaydılar.
Mahmut Özdemir
Mahmut Özdemir
Âd ve Semûd’a da (rasûl gönderdik). Size meskenlerinden açıkça belli olmaktadır. Şeytan onlara amellerini güzel gösterdi. Onları Yol’dan çıkardı. Oysa görebilecek durumdaydılar.
Mehmet Türk
Mehmet Türk
Âd ve Semûd (kavimlerini) de (helâk ettiğimiz,) memleketlerinin halinden sizce de açıkça anlaşılabilecek durumdadır. Zîrâ onlar (kendi sapkınlıklarını) beğenip dururlarken,1 şeytan, yaptıklarını süslü gösterip onları hak yoldan çevirmişti.
Muhammed Esed
Muhammed Esed
MESKEN ve barınakların[ın kalıntıların]dan açıkça görüleceği gibi, ‘Âd ve Semûd 32 [kavimlerini de yok ettik]. 33 [Onlar yıkılıp gittiler.] Çünkü Şeytan onlara işledikleri [günahları] güzel gösterdi ve böylece onları, hakikati kavrama yeteneğine sahip oldukları halde, [Allah'ın] yol(un)dan alıkoydu. 34
Mustafa Çavdar
Mustafa Çavdar
Biz Ad ve Semud kavimlerini de helak ettik. Evlerinin kalıntıları size bunu açıkça göstermektedir. Şeytan, onlara yaptıkları kötülükleri güzel göstermiş böylece onları yoldan çıkarmıştı. Oysa onların gerçeği görebilecek kabiliyetleri vardı. 9/70, 16/63
Mustafa İslamoğlu
Mustafa İslamoğlu
ONLARA ait mesken kalıntılarının da ayan açık önünüze koyduğu gibi, ‘Âd ve Semûd da (benzer bir akıbete uğradı); zira şeytan onlara işledikleri (kötülükleri) süslü göstermişti: üstelik kendileri açıkgöz ve uyanık (geçinen) kimseler oldukları halde, onları yoldan çıkardı.[3515]
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Âd ve Semûd (kavmini de helâk ettik). Muhakkak ki, sizin için onların oturmuş oldukları yerlerden (başlarına gelen felaketler) açıklanmıştır ve şeytan onların yaptıkları işleri süslü göstermiş de onları yoldan saptırmıştır. Halbuki, gözleri görür kimseler olmuşlardı.
Suat Yıldırım
Suat Yıldırım
Âd ve Semûd halklarını da imha ettik. Siz ey (Mekkeliler) bunu, kalan ev harabelerinden anlıyorsunuzdur. Şeytan onlara yaptıkları kötü işleri süsledi ve onları yoldan çıkardı. Halbuki onlar aklı fikri yerinde, açıkgöz kimselerdi.
Süleyman Ateş
Süleyman Ateş
Ad ve Semud'u da (helak ettik). Bu, oturdukları yerlerden size belli olmaktadır. Şeytan onlara yaptıkları işleri süsleyip onları yoldan çıkardı. Oysa bakıp ibret alabilirlerdi (ama almadılar).
Süleymaniye Vakfı
Süleymaniye Vakfı
Ad ile Semud’un başına gelenleri de kalıntılarına bakıp kesin olarak anlarsınız. Şeytan, yaptıklarını süslü göstermiş ve onları yoldan çıkarmıştı. Oysa onlar ilerisini görebilen kimselerdi.
Şaban Piriş
Şaban Piriş
Ad ve Semud kavimlerini yok ettik. Onların meskenlerinden bu apaçık size belli olmuştur. Şeytan, onlara yaptıklarını güzel göstermiş ve onları yoldan çıkarmıştı. Oysa onlar gerçeği görebilirlerdi.
Ümit Şimşek
Ümit Şimşek
Âd ve Semud kavimlerini de helâk ettik ki, meskenlerinin hali size bunu açıkça göstermiştir. Şeytan onlara yaptıklarını süsledi ve onları yoldan çıkardı. Oysa onlar gerçeği görebilecek kimselerdi.
Yaşar Nuri Öztürk
Yaşar Nuri Öztürk
Âd'ı, Semûd'u da böyle yaptık. Bu, onların yurtlarından/meskenlerinden açıkça belli olmaktadır. Şeytan onlara amellerini süsleyip püslemişti de kendilerini yoldan çıkarmıştı. Oysaki, bakıp görebilen insanlardı.
Eski Anadolu Türkçesi
Eski Anadolu Türkçesi
daħı 'ād'ı daħı ŝemūd’ı. daħı bayıķ bellü oldı size bunlaruñ ŧuraķları. daħı bezedi anlara şeyŧān 'amellerini pes döndürdi anları yoldan daħı oldılar görür göñüllüler ya'nį gendü i'tiķadlarınca.
Satır Altı (1534)
Satır Altı (1534)
‘Ād ḳavmini daḫı, ẞemūd ḳavmini daḫı helāk itdük. Bellü oldı size anlaruñhelāk olduġı anlaruñ ḫarāb yirlerinden. Daḫı bezedi anlara şeyṭān ‘amelle‐rini. Pes çıḳardı anları doġru yoldan. Daḫı anlar ḳādirler‐idi naẓar eylemegebaṣīret‐ile, lākin eylemediler.