Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 461, sondan 5776. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 168. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 168. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 73 ve toplam ebced değeri ise 4687 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (17) ل (7) م (5) bulunuyor.
Arapça Metin
الذين قالوا لاخوانهم وقعدوا لو اطاعونا ما قتلوا قل فادرؤا عن انفسكم الموت ان كنتم صادقين
(Onlar), kendileri oturup kaldıkları hâlde kardeşleri için, “Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi” diyen kimselerdir. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın.”
İslâm ordusundan ayrılan münafıklar, ordudan ayrılmayıp savaşa katılan ve şehit olan akrabaları hakkında, “Bizi dinleselerdi öldürülmezlerdi” diyerek ordudan ayrılmadaki asıl maksatlarının ne olduğunu ortaya koymuşlardır. Oysa daha önce, “Savaş olacağını bilsek size katılırız, (savaş olacağını sanmıyoruz)” diyorlardı. Esasen onlar bu sözleriyle müslüman askerleri savaştan kaçmaya teşvik ettiklerini, teşvikleri etkili olmadığı için gücendiklerini, bundan dolayı da savaşta şehit olanları küçümsediklerini, onların öldürülmelerine sevindiklerini ve bütün bunlardan öte Allah’ın takdir ettiği eceli inkâr ettiklerini itiraf etmişlerdir (Elmalılı, II, 1228). Yüce Allah onlara cevaben buyuruyor ki: “Eğer sözünüzde doğru iseniz, ölümü başınızdan savın!” Şüphe yok ki ölümü savmak hiçbir kimse için mümkün değildir, zira “Herkes ölümü tadacaktır” (Âl-i İmrân 3:185; Ankebût 29:57). Önceki âyetlerin tefsirinde de açıklandığı gibi insanların hayat süresi (eceli) yüce Allah tarafından belirlenmiştir. Bu süre kesinlikle değişmez. Öyle ise vatana saldırmış olan düşmana karşı savaşarak şerefle ölmek, savaştan kaçarak alçakça ölmekten daha iyi değil midir? Zillet içinde yaşamaktansa şerefle şehit olmak daha üstün değil midir?
Mehmet Okuyan
(Evlerinde) oturup da kardeşleri hakkında “Bize uysalardı öldürülmezlerdi.” diyorlardı. De ki: “Doğruysanız kendinizden ölümü savın!”
Evlerinde oturup da kardeşleri hakkında “Bize uysalardı öldürülmezlerdi” diyenlere, “Eğer doğru sözlü insanlar iseniz canlarınızı ölümden kurtarınız bakalım” de!
Savaşa katılmayanlar, kardeşleri için: “Eğer onlar bize uysalardı öldürülmezlerdi.” dediler. De ki: “Eğer doğru söylüyorsanız, o zaman ölümü kendinizden savın.”.
Onlar öyle kişilerdir ki otururlar da kardeşlerine, eğer derler, bizi dinleselerdi öldürülmeyeceklerdi. De ki: Ölümü çevirin kendinizden sözünüz doğruysa.
Evlerinde oturup da, kardeşlerine:
“Bize uysalardı, öldürülmezlerdi” diyenlere:
“Eğer iddianızda doğru iseniz, kendinizden ölümü uzaklaştırın, bakalım” de.
Onlar kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri hakkında: "Eğer bizim sözümüzü tutsalardı öldürülmezlerdi" diyenlerdir. De ki: "Eğer doğru sözlü iseniz ölümü kendinizden savın bakalım!."
Onlar, oturup da kardeşleri için: 'Eğer bize itaat etselerdi, öldürülmezlerdi' diyenlerdir. De ki: 'Eğer doğru sözlüler iseniz, ölümü kendinizden savın öyleyse.'
Uhud gününde Medine'de oturup, savaşta ölen yakınları hakkında: “- Eğer bizi dinleselerdi ölmiyeceklerdi” diyen o münafıklara şöyle söyle: “- Öyle ise, kendinizden ölümü geri çevirin, eğer sadıklardansanız.”
Onlar ki; savaştan geri kalıp oturdular ve kardeşleri için: “Eğer bize itaat etselerdi, öldürülmezlerdi” dediler. Sen söyle: “Eğer doğru iseniz, başınıza gelecek ölümü (giderebilirseniz) giderin.”
(Uhud gününde Medine'de) kendileri oturup (savaşta şehit olan) kardeşleri için: “Bizi dinlemiş olsalardı, öldürülmezlerdi” diyen o münafıklara şöyle de: “Eğer doğru sözlüler iseniz, (vakti geldiğinde) ölümü kendinizden savın bakalım!”
(Evlerinde) oturup da kardeşleri hakkında: «Bize uysalardı öldürülmezlerdi» diyenlere, «Eğer doğru sözlü insanlar iseniz, canlarınızı ölümden kurtarın bakalım!» de.
Onlar oturup, akrabaları için şunu söylediler: "Bize uysalardı öldürülmeyeceklerdi." De ki, "Ölümü kendinizden savın da doğru sözlü olduğunuzu kanıtlayın."
Kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için: "Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi" dediler. Onlara de ki: "Eğer iddianızda doğru iseniz, kendinizden ölümü uzaklaştırınız".
onlar ki oturdular da muharebeye giden ihvanları için «bizi dinleselerdi katl olunmazlardı» dediler, deki haydin o halde kendinizden ölümü def'edin eğer gerçeseniz
Kendileri (evlerinde) oturarak kardeşlerine: «Eğer bizi dinleselerdi ölmeyeceklerdi» diyen o adamlara de ki: «öyle ise kendi nefislerinizden ölümü geri çevirin, eğer doğrucu (adam) larsanız».
Onlar ki (savaşa gitmeyip, evlerinde) oturdukları hâlde, (Uhud günü şehîd edilen)kardeşleri için: “Eğer bize itaat etselerdi, öldürülmezlerdi!” dediler. (Ey Habîbim!) De ki: “Eğer (iddiânızda) doğru kimseler iseniz, haydi kendinizden ölümü def' edin!”
Savaşa gitmeyip oturdukları halde, (savaşta ölen) kardeşleri için, “Eğer bizi dinleyip savaşa gitmeselerdi ölmezlerdi” diyenlere “Eğer söylediklerinizde samimi iseniz ölümü kendinizden uzaklaştırın” de.
Oturarak [⁴], din kardeşleri hakkında da «onlar bize itaat etselerdi [⁵] maktul olmazlardı» diyen münafıklara de ki «haydi bakalım sözünüzde gerçek iseniz kendinizden ölümü defedin» [⁶].
Onlar, hem kendileri savaştan kaçıp evlerinde oturdular, hem de şehit düşen dost ve akrabaları hakkında:“Eğer sözümüzü dinleselerdi, o gün orada öldürülmüş olmayacaklardı!” dediler. Onlara de ki:“Eğer “Peygamberle birlikte savaşa katılanlar, bizi dinleyip evlerinde otursalardı ölmeyeceklerdi.” şeklindeki iddianızda gerçekten samîmî iseniz, haydi kendinizi ölümden kurtarsanıza! Kendinizi kurtarmaya gücünüz yokken, Allah için ölenleri kınamaya ne hakkınız var?”Onun için, ey mümin!
Onlar, (bir de) kendileri (evlerinde) oturup, (savaşa katılan) kardeşleri için: “Eğer onlar da bize uysalardı öldürülmezlerdi” dediler.1 (Sen) onlara: “Eğer doğru söylüyorsanız, haydi kendinizi ölümün elinden kurtarın bakalım!” de.
Mehmet Türk Âl-i İmran Suresi 168. Ayet Açıklaması
1 Bu sözü söyleyenin de Abdullah b. Übey olduğu rivâyet edilmektedir. Bu sözde; münafıkların Müslümanları savaşa gitmekten engellemek için teşvikte bulunduklarını ikrar, öldürülenleri tahkir ve eceli inkâr vardır. (Elmalılı)
Muhammed Esed
kendilerini [savaştan] geri tutanlar, [öldürülen] kardeşleri hakkında, [sonradan,] “Bizi dinleselerdi öldürülmüş olmayacaklardı” dediler. De ki: “Peki, sözünüzde samimi iseniz ölümü başınızdan savın bakalım!”
“Savaşa katılmayıp evlerinde oturanlar, savaşa katılan kardeşlerine, bizi dinleselerdi şimdi öldürülmüş olmayacaklardı.” Dediler. De ki; “Haydi sözünüzde doğruysanız başınıza geldiğinde ölümü kendinizden savın.” 2/96, 62/6.... 8
kendileri evlerinde oturdukları hâlde, kardeşleri hakkında şöyle dediklerini: “Eğer bize uysalardı, öldürülmüş olmayacaklardı”. De ki: “Hadi eğer sözünüzün arkasında duruyorsanız, başınızdan savın bakalım ölümü?”
Onlar ki, kendileri oturdukları halde kardeşleri için «Eğer bize itaat etseydiler öldürülmezler idi,» dediler. De ki: «Öyle ise kendi nefislerinizden ölümü defediniz! Eğer sâdık kimseler iseniz.»
Onlar o münafıklardır ki kendileri savaşa çıkmayıp evde oturmaları yetmiyor gibi, bir de kalkıp (bilgiçlik taslayarak) savaşta şehid olan arkadaşları hakkında: “Sözümüze kulak verselerdi böyle öldürülmezlerdi. ” derler. De ki: “Eğer, iddianızda tutarlı iseniz, haydi elinizden geliyorsa kendinizi ölümün elinden kurtarın bakalım! ”
(Savaştan geri kalıp) Oturarak, kardeşleri için "Bizim sözümüzü tutsalardı, öldürülmezlerdi." diyenlere söyle: "Eğer doğru iseniz, kendinizden ölümü savınız!"
Oturdukları yerden, öldürülen kardeşleri için: -Bize uysalardı öldürülmezlerdi, diyen kimselere de ki:-Haydi, doğru söylüyorsanız, ölümü kendinizden savın!
Evlerinde oturup da şehit kardeşleri için “Bizi dinleseler öldürülmezlerdi” diyenlere sen de ki: Eğer doğru söylüyorsanız, ölümü kendinizden uzaklaştırın.
Yerlerinde oturup da kardeşleri için, "Bizi dinlemiş olsalardı öldürülmeyeceklerdi." diyenlere şöyle söyle: "Eğer doğru sözlüler iseniz, kendi benliklerinizden uzaklaştırın ölümü!"
anlar kim eyittiler ķarındaşlarına, ol ḥālde kim oturdılar “eger boyun vireler-idi bize, depelenmeyelerdi. eyit: “yıġuñ gendüzülerüñüzden ölümi, eger olasız girçekler.”
Ol kişiler ki eyitdiler ḳardaşlarına oturduḳları ḥālde, eger bizüm sözümüzeuysalardı kimesne özlerin öldürmezdi. Eyit: Pes ḳaytaruñuz nefslerüñüz‐den ölmegi, eger siz girçekler‐iseñüz.