Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3451, sondan 2786. ayet; 30. sure ve Rum Suresinin 42. ayetidir. Rum Suresi 42. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 57 ve toplam ebced değeri ise 5596 olarak hesaplanmıştır. Rum Suresinin toplam ebced değeri 268372 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (10) ل (4) م (3) bulunuyor.
Arapça Metin
قل سيروا في الارض فانظروا كيف كان عاقبة الذين من قبل كان اكثرهم مشركين
Kur’an’ın, yeryüzünde dolaşılması ve önceki toplumların başına gelenlerden ibret alınmasıyla ilgili ısrarlı teşvikinin yanına burada bir bilginin ilâve edildiği görülmektedir: “Onların çoğu şirke sapmış kimselerdi.” Bu, geride iz ve eserleri, harabeleri kalan toplumlarda çok tanrıcılık inancının hâkim bulunduğuna işaret olabilir.
Mehmet Okuyan
De ki: “Yeryüzünde dolaşın da daha öncekilerin sonları nasıl oldu, bakın!” Onların çoğu müşrikti.
De ki: (Tarihi kalıntıları ve zalimlerin sonlarını görmek ve ibret almak üzere) “Yeryüzünde gezip dolaşın da, daha önce (nankörlük ve hıyanet edenlerin) akıbetlerinin nasıl olduğuna (ibretle) bir bakın! Ki onların çoğu (yegâne kudret ve nimet sahibi olarak Allah'tan başkalarına meyleden) müşrikler (Allah’ın Zatında, İcraatında, Şeriatında ve Takdiratında O’na ortak koşan kimseler) di.”
De ki: Yeryüzünü dolaşın ve sizden önce yaşamış olan günahkarların, sonlarının ne olduğunu görün. Onların çoğu, Allah'tan başka varlıklara ve güçlere tanrısal nitelikler yakıştırmışlardı.
“Yeryüzünde gezin, dolaşın. Öncekilerin boylarınca, günaha, isyana, küfre batmış milletlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna ibret nazarıyla bir bakın, inceleyin. Onların çoğu, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a ortak koşan gizli şirki yaşayan, başka otoriteler kabul eden müşrikti.” de.
(Ey Rasûlüm, Mekke'lilere) de ki: Yer yüzünde gezib dolaşın da, bundan evvelkilerin akıbeti nasıl olmuş, bir bakın (ve nasıl helâk edildiklerini bir düşünün). Onların çoğu müşrikler idi.
De ki: “Yeryüzünde dolaşın da (yaptıkları yüzünden) önceki milletlerin sonlarının nasıl olduğuna bir bakın!” Onların çoğu Allah'a ortak koşan kimselerdi.
Bunu daha iyi anlamaları için, onlara de ki: “Geçmişte helâk edilen kavimlerin yeryüzünde bıraktıkları harabeleri ve yerle bir olmuş şehir kalıntılarını gezip dolaşın da, pek çoğu Allah’ın egemenliğini reddederekmüşrik olan önceki zâlimlerin sonlarının ne olduğunu görün!”
De ki: “Yeryüzünü dolaşın ve [sizden] önce yaşamış olan [günahkar]ların sonlarının ne olduğunu görün: onların çoğu Allah'tan başka varlıklara veya güçlere ilahî sıfatlar yakıştırmışlardı.” 40
De ki: – Gezip dolaşın yeryüzünü de sizden öncekilerin akıbeti nasıl olmuş bir bakın! Onların çoğu Allah’a ortak koşan müşrikler idi. 22/42...44, 38/12- 13, 50/12...14
De ki: “Dolaşın yeryüzünü! Bu sayede daha önce yaşamış (günahkârların) akıbeti nasılmış görüp inceleyin![3606] Çünkü onların çoğu, Allah’tan başkasına ilâhî vasıflar yakıştırmışlardı.”[3607]
[3606] Kur’an’da yedi yerde doğrudan gelen bu emir, zımnen gezip görmeyi bilgi vasıtalarından biri olarak kabul eder.
[3607] Geçmişte somut varlıklara yakıştırılan ilâhî vasıflar, modern zamanlarda ideoloji gibi soyut düşünce sistemlerine de yakıştırılmaktadır.
Ömer Nasuhi Bilmen
De ki: «Yeryüzünde gezip dolaşın da bakınız ki, bundan evvelkilerin akibeti nasıl olmuştur? Onların ekserisi müşrik kimseler idi.»