Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3459, sondan 2778. ayet; 30. sure ve Rum Suresinin 50. ayetidir. Rum Suresi 50. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 71 ve toplam ebced değeri ise 6564 olarak hesaplanmıştır. Rum Suresinin toplam ebced değeri 268372 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (10) ل (9) م (4) bulunuyor.
Arapça Metin
فانظر الى اثار رحمت الله كيف يحـي الارض بعد موتها ان ذلك لمحـي الموتى وهو على كل شيء قدير
Allah’ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor. Şüphe yok ki O, ölüleri de elbette diriltecektir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Her gün iç içe yaşadığımız ve çoğu defa sıradan durumlar olarak algıladığımız tabiat olaylarının gerçekte Allah’ın birliğinin ve kudretinin açık kanıtları olduğu ve aklını işleten kimselerin bunlardan önemli sonuçlar çıkarabileceği Kur’an’da değişik vesilelerle belirtilmiştir. Doğal çevrede ortaya çıkan bozulmaya değinilen 41. âyetten sonra bu hususa dikkat çekilmesi de oldukça mânidardır. Buna göre tabiat, Allah’ın verdiği düzenle işlerken yaratanına kanıt değeri taşıyacak kadar mükemmeldir; ne var ki bu, insan eliyle bozulabilmektedir (rüzgârların estirilmesi, gemilerin yüzmesinin sağlanması, bulutların harekete geçirilmesi, yağmurun yağdırılması, ölümünden sonra toprağa can verilmesi ile ilgili açıklamalar için bk. Bakara 2:164; İbrâhim 14:32-34; Hicr 15:22-23; Nahl 16:10-11, 14-16; İsrâ 17:66; 49. âyette geçen müblisûn kelimesinin “bütün ümitlerini yitirmiş ve şaşkın bir halde” şeklinde tercüme edilmesinin açıklaması için bk. 12. âyetin tefsiri). 47. âyette yer alan ve “İnananlara yardım etmek de bize düşer” şeklinde tercüme edilen cümlenin lafzına bakarak, müminlerin Allah’a karşı hak iddia edebilecekleri ve O’nun da kendilerine karşı görevinin bulunduğu gibi bir anlam çıkarmamak gerekir. Zira bu, inananların Allah katındaki dereceleriyle ilgili bir iltifat ifadesi olup onlara moral verme ve onları onurlandırma amacı taşımaktadır. Hz. Peygamber’in, “Şayet müslüman bir kimse din kardeşinin namusunu müdafaa ederse, Allah’ın da kıyamet günü mutlaka onu cehennem ateşinden korumasını hak eder” buyurduktan sonra âyetin bu cümlesini okuduğu rivayet edilmiştir (Zemahşerî, III, 207). 51. âyetteki “onu” anlamına gelen zamirin, bitkinin ve rüzgârın veya bulutun yerini tuttuğuna dair görüşler vardır (Şevkânî, IV, 265). Bütün bu yorumların ortak noktası şudur: Allah Teâlâ insanları sınamak üzere onlara bazı sıkıntılar verdiğinde, meselâ onlara zarar veren bir rüzgâr gönderdiğinde hemen tavırları değişir, kendilerine verilen nimetleri unutup inkâra kalkışırlar veya nankörlüğe yeltenirler (52 ve 53. âyetlerin açıklaması için bk. Neml 27:80-81. âyetlerin tefsiri).
Mehmet Okuyan
Allah’ın rahmetinin sonuçlarına bir bak: Toprağı ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Şüphesiz ki O, ölüleri de mutlaka dirilticidir. O, her şeye gücü yetendir.
İşte ölü gibi duran topraktan nasıl ki bitkiler çıkartılıyorsa, A‘râf 7:25, Tâhâ 20:55, Hacc 22:5, Mü’minûn 23:16, Rûm 30:19 ve Fussilet 41:39 gibi ayetlerde de ifade edildiği gibi, insanlar da ahirette o topraktan aynı şekilde çıkartılacaklardır.
Bayraktar Bayraklı
Allah'ın rahmetinin belirtilerine bak! Nasıl ölümünden sonra toprağa hayat veriyor. Şüphesiz O, ölüleri de böyle diriltecektir. O'nun her şeye gücü yeter.
Allah'ın rahmetinin eserlerine bir bak! Ölümünden sonra yeryüzünü nasıl diriltiyor! Ölüleri de kesinlikle diriltecek O'dur. O, Her Şeye Güç Yetiren'dir.
Şimdi Allah'ın rahmetinin eserlerine (her kıştan sonra baharda milyarlarca bitkiyi yeniden yeşertmesine bir) bak ki; ölümünden sonra yeryüzünü nasıl diriltmekte (ve her yıl mahşeri yaşatmakta) dır? Şüphesiz O, ölüleri de gerçekten (aynen böyle) diriltecek (ve hesap için huzuruna toplayacaktır) . O, her şeye güç yetiren (Kâdir-i Mutlak’tır).
Artık Allah'ın rahmet eserlerine bak da gör, ölümünden sonra nasıl diriltir yeryüzünü; şüphe yok ki o, elbette ölüyü de diriltir ve onun, her şeye gücü yeter.
Artık sen, Allah'ın rahmet izlerine bir baksana; ölü toprağa nasıl can veriyor. Şüphesiz ki O, ölüleri de elbette diriltecektir. Zaten O'nun gücü herşeye yeter.
Allah'ın rahmetinin eserlerine ibret nazarıyla bir bak. Arzı, toprağı ölümünün ardından nasıl canlandırıyor. İşte, ölüleri de kesinlikle, genetik şifreleri harekete geçirilerek hayat verilen toprak gibi diriltecek. O'nun her şeye gücü kudreti yeter.
Şimdi Allah'ın rahmetinin eserlerine bak; ölümünden sonra yeryüzünü nasıl diriltmektedir? Şüphesiz O, ölüleri de gerçekten diriltecektir. O, her şeye güç yetirendir.
Şimdi bak, Allah'ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünden (kuruduktan) sonra nasıl diriltiyor (yeşertiyor)? Şübhe yok ki yeryüzünü kuruduktan sonra dirilten, elbette ölüleri (kabirlerinden) diriltir. O, her şeye kadirdir.
İşte, Allah’ın rahmetinin eserlerini gör: Nasıl ölümünden sonra yeryüzünü diriltiyor? Şüphesiz bunları yapan, ölüleri de diriltendir. Çünkü O, her şeye gücü yetendir.
(Ey insanoğlu!) Allah'ın rahmetinin işaretlerine bir bak! Nasıl yeri ölümden sonra diriltiyor? Şüphe yok ki, O, ölüleri (de öyle) diriltecek. O, her şeye gücü yetendir.
Şimdi bak Allahın rahmet eserlerine: Arzı, ölümünün ardından, nasıl diriltiyor. Şübhe yok ki O, ölüleri de herhalde (tekrar) dirilticidir. O, her şey'e hakkıyle kaadirdir.
Şimdi Allah'ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor? Şübhesiz ki O, ölüleri elbette dirilticidir. Çünki O, herşeye hakkıyla gücü yetendir.(2)
(2)“Her bahar mevsiminde ihyâ-yı arz keyfiyetinde (yeryüzüne hayat verilmesi sırasında) üç yüz bin tarzda haşrin nümûnelerini (yeniden dirilmenin misâllerini) nihâyet derecede girift (karmakarışık), birbirine karıştırdığı hâlde, nihâyet derecede intizam ve temyîz (ayırma) ile nazar-ı beşere (insan gözüne) gösteriyor ki: ‘Bunları böyle yapan Zât’a, haşir ve kıyâmet ağır olamaz!’ der. Hem zemînin (yeryüzünün) sahîfesinde yüzbinler envâı (nev‘leri), berâber birbiri içinde kalem-i kudretiyle hatâsız, kusursuz yazmak; bir tek Vâhid-i Ehad’in sikkesi (zâtında ve sıfatında bir olan Allah’ın damgası) olduğundan, şu âyetle güneş gibi vahdâniyeti(Allah’ın birliğini) isbât etmekle berâber, güneşin tulû‘ ve gurûbu (doğup batması gibi) kolay ve kat‘î, kıyâmet ve haşri gösterir.” (Zülfikār, 25. Söz, 16)
İlyas Yorulmaz
Allah’ın rahmetinin meydana getirdiği faydalara bak. Yeryüzüne ölümünden sonra nasıl hayat veriyor. Muhakkak ki ölüye hayat veren ve O, her şeyi planlayıp uygulayandır.
Allah/ın asâr-ı rahmetine bir baksana. Toprağa, kuruduktan sonra nasıl taze can veriyor. İşte O Allah, ölüleri muhakkak diriltecektir. Hem O, her şeye tamamıyle kaadirdir.
Şimdi Allah'ın rahmetinin eserlerine bak! Ölümünden sonra yeryüzünü nasıl da diriltmektedir? Şüphesiz O, ölüleri de dirilticidir. O, her şeye güç yetirendir.
O hâlde, ey insanoğlu, Allah’ın sonsuz kudret ve rahmetinin açık birer delili olan şu tabîat olaylarına ibret nazarıyla bir bak da gör; Rabb’in, yeryüzünü süsleyen bitki örtüsünün ölümünden sonra, her bahar mevsimi toprağa nasıl da yeniden hayat veriyor! İşte buna gücü yeten Allah, elbette ölüleri diriltecek kudrete de sahiptir. Unutmayın ki, O’nun her şeye gücü yeter.O, insanları nimetlerle imtihan ettiği gibi, musibetlerle de imtihan eder:
Şimdi (Ey İnsanoğlu!) Allah’ın rahmetinin eseri olarak ölümünden sonra yeryüzünü nasıl dirilttiğine bir bak. Şüphesiz O, ölüleri de böyle diriltecektir. Çünkü Onun her şeye gücü yeter.
İşte [ey insanoğlu,] bunlar Allah'ın rahmetinin işaretleridir; (bak,) ölü toprağa nasıl can veriyor! İşte ölüye tekrar can veren de [Allah]tır: zaten O, her şeyi yapmaya kâdirdir!
Öyleyse Allah’ın yağdırdığı yağmurun yaptığı işlere bir bak. O, ölü toprağı nasıl da canlandırıyor? Hiç şüphesiz Allah ölüleri de böyle diriltecektir. Zira Allah her şeye ölçü koyandır. 7/57, 10/31, 16/65, 30/19
Haydi (ey insan)! Dön de bir bak Allah’ın rahmetinin sonuçlarına: ölü toprağa nasıl da can veriyor! Bunu yapan, ölüleri de diriltecektir işte! Zira O’nun güç ve kudreti her şeye yeter.[3615]
[3615] Zımnen: Küfür kalbin ölümü, imansa dirilişidir. 7. âyette de işaret edildiği gibi, vahiy maddî hayat üzerinden mânevî hayatı konuşmaktadır. 52. âyet bunu teyit eder. Dolayısıyla buradaki ölüm ve hayat maddî değil mânevî içeriklidir (Krş: 6:122).
Ömer Nasuhi Bilmen
Artık Allah'ın rahmetinin eserlerine bak ki, yeri ölümünden sonra nasıl hayata kavuşturuyor? Şüphe yok ki O, ölüleri elbette ihya edicidir ve O, her şey üzerine ziyâdesiyle kâdirdir.
İşte bak, Allah'ın rahmetinin eserlerine! Ölmüş toprağa nasıl hayat veriyor! İşte bunları yapan kim ise, ölüleri de O diriltecektir. O, her şeye hakkıyla kadirdir.
Allah’ın ikramının etkilerine baksana; toprağa, ölümünden sonra nasıl can veriyor. Bunu yapan elbette ölülere de can verir. O, her şeye bir ölçü koyar.