Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3626, sondan 2611. ayet; 34. sure ve Sebe' Suresinin 20. ayetidir. Sebe' Suresi 20. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 45 ve toplam ebced değeri ise 2851 olarak hesaplanmıştır. Sebe' Suresinin toplam ebced değeri 254246 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ولقد صدق عليهم ابليس ظنه فاتبعوه الا فريقا من المؤمنين
Cenâb-ı Allah’ın buyruğuna isyan eden İblis, kendisine insanları doğru yoldan saptırmak için fırsat verilmesini istemiş, bu dileği kabul edilince yeryüzündeki sınav düzeni içinde yerini almıştı. İşte 20. âyette, başlangıçta İblis’in Allah Teâlâ’ya hitaben söylediği sözün ve yaptığı tahminin insanların bir kısmı hakkında doğru çıktığı belirtilmektedir. Hicr sûresinin 39-40. âyetlerinde geçtiği üzere İblis şöyle demişti: “Rabbim! Benim sapmama imkân verdiğin için yemin olsun ki ben de yeryüzünde onlara (günahları) şirin göstereceğim ve –senin samimi kulların hariç– onların topunu kesinlikle yoldan çıkaracağım.” Ayrıca A‘râf sûresinin 17. âyetinde şeytanın şu sözüne yer verilmiştir: “Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.”
Buna karşılık 21. âyette şeytanın onlar üzerinde hiçbir zorlayıcı gücünün bulunmadığı ve sorumluluğun kendilerine ait olduğu hatırlatılmaktadır (sözlükte “delil, hüccet” anlamına da gelen sultân kelimesinin burada “zorlayıcı güç” mânasında kullanıldığı kabul edilir; bk. İbn Atıyye, IV, 417). Nitekim İbrâhim sûresinin 22. âyetinde bu hususun iyi anlaşılması için, mahşer günü karşılaşılacak bir sahne şöyle canlandırılmıştır: “Allah’ın hükmü yerine getirilince şeytan şöyle der: ‘Şüphesiz Allah size gerçek bir vaadde bulunmuştu; ben de size bir söz verdim ama yalancı çıktım. Aslında benim sizi zorlayacak gücüm yoktu; benim yaptığım size çağrıda bulunmaktan ibarettir; siz de benim çağrıma uydunuz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Ben daha önce de beni Allah’a ortak koşmanızı reddetmiştim.’ Doğrusu zalimler için elem verici bir azap vardır.” İsrâ sûresinin 65. âyeti de şeytanın istemeyeni zorla saptırma gücünün bulunmadığını göstermektedir (İblis ve şeytan hakkında bilgi için bk. Fâtiha 1:1 [Eûzü]; Bakara 2:34; Nisâ 4:117-121; Enfâl 8:48; Kehf 18:50).
“Ayırt etmemiz içindir” şeklinde tercüme ettiğimiz yan cümle lafzan “bilelim diye” şeklinde çevrilebilir. Burada “bilme ve ayırt etme”den maksat, “bilfiil ortaya çıksın diye” anlamındadır; zira olacak her şey yüce Allah’ın ezelî ilminde mevcuttur; âyetin sonunda “Her şeyi görüp gözetir” diye çevrilen hafîz isminin zikredilmesi de bu hususa dikkat çekmektedir (İbn Atıyye, IV, 417).
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki İblis, onlar hakkındaki tahminini doğrulamıştı. İnanan az bir grubun dışında hepsi ona uymuşlardı.
Andolsun İblis, kendileri hakkındaki (bunların küfre ve nankörlüğe kayacakları yolundaki) zannını doğrulayıp gerçekleştirmiş oldu, böylelikle iman eden bir grup dışında, hepsi ona uymuşlar (ve Hakk’tan sapmışlar) dı.
[Not: Şeytana, Rahmani değer ve duyguların karşıtı ve insanların, özellikle inananların açık düşmanı şeklinde negatif bir “şer gücü” olarak fırsat tanınmıştır.]
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve andolsun ki İblis'in, onlar hakkındaki zannı doğru çıktı, derken, inananlardan bir bölükten başka hepsi de ona uydu.
Gerçekten İblis, insanlar aleyhindeki, (muhakkak onları azdıracağım) vaadini yerine getirdi. Onun için, müminlerden ibaret bir fırkadan başkası, İblis'e tâbi oldular.
Andolsun! Şeytan, onlara verdiği zan ve kuşkuları, onlarda doğruya çıkarttı. (Şükür neyinize! Dünyevî keyfinize bakın. Ahiret hayatı yoktur” dedi.)() İnanan az bir grup hariç, çoğu ona inandılar.
(*) Kâfirin sonu bir çeşit helaket olduğundan, şeytanın; dünya esastır, ahiret yoktur” deyip kuşku vermesi, kâfire bakan yönüyle doğru çıkmış oluyor. Fakat o bir zandır. Ve şeytan ancak aldatır.
Besim Atalay
Onlar için, iblis'in sanısı doğru çıkmıştır, inanmış olanlardan bir bölükten başkası, ona uyucu oldu
Yine celâlime kasem ederim ki İblîs, onlar aleyhindeki zannını hakıkaten doğru buldu da içlerinde mü'minlerden ıbaret bir fırkadan maadası ona tabi' oldular
And olsun ki İblis, onlar hakkındaki (çoğunu azdırıp, samîmî kulları ise kandıramayacağına dâir) zannını doğru çıkardı da mü'minlerden (ihlâslı olan) bir zümre hâriç, ona uydular.
İblis, onları yoldan çıkaran bu kararlarını doğrulayıp destekleyince, İblisin kendilerini desteklediğini zannederek, bir gurup inananların dışındakiler İblisin yolunu takip edip ona uydular.
Doğrusu İblîs, “Ey Rabb’im! İnsanları saptırmak için yeryüzünde ne kadar çirkinlik ve kötülük varsa, hepsini allayıp pullayıp onların gözünde süslü göstereceğim ve böylelikle, hepsini kandırıp yoldan çıkaracağım!” (15. Hicr: 39-40) derken, onlarla ilgili düşüncesinde haklıydı; çünkü bir grup mümin dışında, hepsi onun peşinden gittiler.
1 Yani iblisin, “kendi gücüyle insanları saptırabileceği” zandan başka bir şey değildi. 2 Zîrâ İblis Allah’a, “Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından onlara sokulacağım ve Sen çoğunu şükredenlerden, bulamayacaksın.” demişti. (A’raf: 17) Yani; gerçek Müslümanların dışındakiler, tamamen iblise uydular. Böylece de iblis bu saptırma işini kendi gücüyle yaptığını zannetti.
Muhammed Esed
Doğrusu İblis, onlar hakkında doğru söylemişti: 29 çünkü [içlerindeki] bazı müminler hariç, tümü o[nun çağrısı]na uydular.
Andolsun ki İblis’in insanlar hakkındaki vaadi böylece Sebeli’ler üzerinde gerçekleşmiş oldu. Zira pek az mümin dışında hepsi ona uydular. 7/17-201, 14/22