Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3653, sondan 2584. ayet; 34. sure ve Sebe' Suresinin 47. ayetidir. Sebe' Suresi 47. ayetinin kelime sayisi 17, harf sayısı 52 ve toplam ebced değeri ise 2477 olarak hesaplanmıştır. Sebe' Suresinin toplam ebced değeri 254246 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
قل ما سالتكم من اجر فهو لكم ان اجري الا على الله وهو على كل شيء شهيد
Bunca ibret örneği ve delilden sonra artık muhatapların ister vicdanlarıyla baş başa kalarak ister –çevresel baskılardan uzak ortamlarda– fikir alışverişinde bulunarak düşüncelerini bir noktaya odaklamaları istenmektedir: Kendilerine çağrıda bulunan kişinin soyu sopu, çocukluğundan itibaren o güne kadar ortaya koyduğu davranışlar hepsinin mâlûmu; hiçbir zaman ve hiçbir şekilde güvenilirliği, hak severliği, söz ve eylemlerinde mâkul ve tutarlı olma hususunda en küçük bir ithama mâruz kalmamış; –son sıralarda belirli kişilerce ortaya atılan (sihirbazlık yaptığı veya aklını yitirdiği gibi) bazı mesnetsiz iddialar dışında– şu an söylediklerinde çelişki bulunduğunu kimse ileri süremiyor, aklî dengesine gölge düşürecek somut bir kanıt gösteremiyor; ayrıca, yaptığı iş için kendilerinden bir karşılık beklemediğini de açıkça ifade ediyor. Şayet bunun üzerinde taassuptan uzak biçimde ve insafı elden bırakmadan düşünebilecek olurlarsa zaten mesele bitmiş olacak, apaçık hakikati önlerinde bulacaklardır. “Kuşkusuz rabbim gerçeği ortaya koyar” diye çevrilen 48. âyetteki cümle ile ilgili başlıca açıklamalar şunlardır: Vahiy ile gerçekleri açıklar, peygamberlerinin dilinden delilleri ortaya koyar; gerçekleri kalplere ulaştırır, yerleştirir; hakkı bâtılın üzerine atar ve onu siler (Zemahşerî, III, 264; Râzî, XXV, 269-270; “hak” ve “bâtıl” hakkında bilgi için bk. İsrâ 17:81).
Mehmet Okuyan
De ki: “Ben sizden herhangi bir ücret istemişsem o sizin olsun. Ücretim yalnızca Allah’a aittir. O her şeye şahittir.”
De ki: "Ben sizden (bu davetime karşılık hiç) bir ücret (beklemiyorum, eğer) istemişsem (ve öyle zannedilmişsem) de artık o sizin olsun (istemiyorum.) Benim ecrim (ücretim), yalnızca Allah'a aittir. O, her şeye şahit olandır."
“Ben sizden bir ücret, bir mükâfat istemedim. İstemişsem eğer, o sizin olsun. Benim ücretim, mükâfatım, yalnızca Allah'a aittir. O açık-gizli her şeyi her an denetliyor ve her şeye şâhittir.” de.
(Ey Rasûlüm, onlara) de ki: “- (Tebliğimden dolayı) sizden bir ücret istemedim; ücret sizin olsun. Benim mükâfatım ancak Allah'a aiddir. O, her şeye (bütün yaptıklarınıza) şahiddir.”
De ki: «Benim sizden (inzâr ve teblîğımdan dolayı) istediğim her hangi bir ücret (varsa) o, sizin olsun! Benim mükâfatım Allahdan başkasına âid değil. O her şey'e hakkıyle şâhiddir».
De ki: “Ben sizden bir ücret (Ehl-i Beyt sevgisini) istemişsem, artık o sizin içindir. Benim ücretim, yalnızca Allah'a aittir. O, her şeye şahit olandır.”
Ey şanlı Elçi! Onlara de ki: “Benim herhangi bir şahsi çıkar peşinde olmadığımı biliyorsunuz. Eğer bu dâvetime karşılık sizden en ufak bir mükâfât istemişsem, bunların hepsi varsın sizin olsun; çünkü benim mükâfâtımı verecek olan yalnızca Allah’tır! Başkalarının ne düşündüğü umurumda değil, çünkü O, her şeye şâhittir.”
Yine de ki: – Ben bu tebliğe karşılık sizden herhangi bir ücret istemiyorum. O sizin olsun. Benim ücretimi Allah verecektir ki zaten O, her şeye şahittir. 25/57, 36/21, 38/86
De ki: “Sizden hiçbir ücret talep etmiş değilim; o sizin olsun! Benim ücretimi takdir etmek sadece Allah’a düşer: zira O her şeye fazlasıyla tanıktır.”
De ki: "Ben sizden herhangi bir ücret istemedim; o sizin olsun. Benim ödülüm yalnız Allah'tandır. Ve O, her şey üzerinde bir Şehîd, gerçek bir tanık..."