Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3891, sondan 2346. ayet; 37. sure ve Sâffât Suresinin 103. ayetidir. Sâffât Suresi 103. ayetinin kelime sayisi 4, harf sayısı 19 ve toplam ebced değeri ise 849 olarak hesaplanmıştır. Sâffât Suresinin toplam ebced değeri 259791 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
103,104. Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: “Ey İbrahim!”
Dilcilerin hem zihinsel gelişmişlik hem de ahlâkî olgunluk anlamı içerdiğini belirttikleri, bu sebeple “akıllı ve iyi huylu” diye çevirdiğimiz halîm, Kur’ân-ı Kerîm’de, on bir âyette “sabırlı, yapacağını aceleyle ve kızgınlıkla yapmayan” anlamında Allah’ın sıfatı olarak geçmektedir (bilgi için bk. İsrâ 17:44). “Sabırlı ve temkinli, akıllı, ağır başlı” gibi anlamlar içeren diğer dört kullanımından ikisi Hz. İbrâhim (Tevbe 9:114; Hûd 11:75), biri Hz. Şuayb (Hûd 11:87) hakkındadır. Sonuncusunun da konumuz olan âyette Hz. İbrâhim’e müjdelenen oğlu ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. “Çocuk, babasıyla beraber iş güç tutacak yaşa gelince” diye çevirdiğimiz 102. âyetin ilgili kısmı, “Çocuk, babasının yanında koşup dolaşacak yaşa gelince” şeklinde de anlaşılmıştır. Âyette Hz. İbrâhim’e müjdelenen ve daha sonra kurban edilmesi istenen bu çocuğun isminin verilmemesi, onun İbrâhim’in İsmâil ve İshak isimli iki oğlundan hangisi olduğu hususunda tartışmalara yol açmıştır. Tevrat’ta onun İshak olduğu bildirilmektedir (Tekvin, 22:9-13). Taberî, her iki yöndeki rivayetleri aktardıktan sonra kendisi, müjdelenen ve kurban edilmek istenenin İshak olduğunu kabul eder (XXIII, 76-79, 81-83; 83-86). İbn Atıyye de Ashaptan Abbas ve oğlu Abdullah ile Hz. Ali, Abdullah b. Mes‘ûd, Kâ‘b el-Ahbâr, Ubeyd b. Amr’ın isimlerini de vererek, “Âlimlerin çoğu”na göre müjdelenen ve kurban edilmek istenen çocuğun İshak olduğunu, “İsmâil’dir” diyen “bir fırka”nın da bulunduğunu belirtir (IV, 480). Zemahşerî, âyetin uslûbundan bu çocuğun erkek olduğu, kurban edilmek istendiğinde buluğ çağına ulaştığı ve halîm olduğu sonucunu çıkarmakta; hilmine en güzel kanıt olarak, hayatı söz konusu olduğu halde “İnşaallah beni sabredenlerden biri olarak bulacaksın” demek suretiyle kurban edilmesiyle ilgili buyruğa teslim olmasını göstermekte (III, 347), daha sonra kurban edilmesi istenenin veya İshak olduğunu ileri sürenlerin gerekçelerini sıralamaktadır (III, 306-307). Râzî de İshak ve İsmâil diyenlerin gerekçelerini maddeler halinde zikrettikten sonra, eğer İshak ise kurban olayının Diyârışam’da, bir görüşe göre Kudüs’te, İsmâil ise Mina’da (Mekke) geçmiş olması gerektiğini belirtmektedir. Râzî, sonuçta Zeccâc’ın, “Hangisinin kurban edildiğini en iyi Allah bilir” dediğini belirtmekte ve kendisi de, “Evet en iyi Allah bilir” diyerek bu hususta bir tercih yapmaktan kaçınmaktadır (XXVI, 133-155). Şevkânî de tartışmaların geniş bir özetini verdikten sonra her iki tarafın görüşlerinin de tartışmaya açık olduğunu belirtmekle yetinir (IV, 462). Sonuç olarak 100-101. âyetten anlaşıldığına göre Hz. İbrâhim bu duasından sonra ilk oğluna sahip olmuştur. Gerek Tevrat’ın beyanı (Tekvin 16:15-16) gerekse bu sûrenin 112-113. âyetlerinin içeriği, ilk oğulun Hz. İsmâil olduğunu gösteriyor. Kurban edilmesi istenen de ilk oğul olduğuna göre bunun İsmâil olması kuvvetle muhtemeldir. Öte yandan konumuz olan âyetlerin asıl amacı, kurban olayının kahramanlarını tanıtmak ve olayın tarihsel gelişimini anlatmak değil, Hz. İbrâhim’in tevhid mücadelesinden alınacak dersleri hatırlatmak, onun çok sevdiği oğlunu bile Allah uğrunda feda etmekten kaçınmayacak kadar ilâhî iradeye teslim oluşundan ders almamızı sağlamak; kezâ oğlunun da yaşının küçüklüğüne rağmen aynı teslimiyet şuuruna sahip olduğunu bir ibret levhası olarak ortaya koymaktır.
Mehmet Okuyan
Her ikisi de teslim olup, onu (oğlunu) alnı üzerine yatırmıştı.
Baba-oğul Allah'a teslim olup, boyun eğdiği, İslâm'daki samimiyetlerini gösterdikleri, İbrâhim'in İsmâil'i şakağı üzerine yatırdığı zaman biz seslendik.
103,104,105. Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.
103, 104, 105, 106. Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca: Ey İbrahim! Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır, diye seslendik.
103,104,105,106. Böylece (ikisi de) teslîm olup (İbrâhîm) onu alnının bir tarafı (yere gelecek şekilde, yanı) üzerine yere yatırınca, artık ona: “Ey İbrâhîm! Hakikaten rüyâya sadâkat gösterdin! İşte biz iyilik edenleri böyle mükâfâtlandırırız. Şübhesiz ki bu, gerçekten apaçık bir imtihandır!” diye seslendik.
1 Yani Hz. İbrahim’le, Hz. İsmail bu rüya ile Allah’ın Hz. İbrahim’den oğlunu kurban etmesini istediği kanaatine vardılar. Yoksa Allah, Hz. İbrahim’den açıkça oğlunu kurban etmesini istememiştir.
Muhammed Esed
Fakat ikisi Allah'ın emri [olarak gördükleri]ne kendilerini teslim edince 40 ve [İbrahim] onu yüzüstü yatırınca,
103, 104, 105. Her ikisi de Allah'ın emrine teslim olup, İbrâhim oğlunu şakağı üzere yere yatırıp, Biz de ona: “İbrâhim! Rüyanın gereğini yerine getirdin (onu kurban etmekten seni muaf tuttuk)” deyince (onları büyük bir sevinç kapladı). Biz iyileri işte böyle ödüllendiririz!
Bu âyetlerden, Peygamberlerin rüyasının vahiy şekillerinden biri olduğu anlaşılıyor. Aksi takdirde Allah onu uyarır ve Kur’ân’da böylesine bir yanlış anlaşılmaya engel olurdu. Kurbanlık çocuğun adı Kur’ân’da açıklanmaz. Müfessirlerden İsmâil diyenlerin yanında İshak olduğunu söyleyenler de vardır. Ekseriyet birinci görüştedir. Yahudi - Hıristiyan geleneği ise İshak olduğunu söyler.
Süleyman Ateş
İkisi de böylece (Allah'ın emrine) teslim olup (İbrahim, kurban etmek için) çocuğu alnı üzerine yıkınca,
Hz. İbrâhîm'in İsmâ'îl ve İshâk adında iki oğlu vadı. Tevrât'ta kurbanlık çocuğun İshâk olduğu belirtilir. Kur'ân-ı Kerîm'de isminden söz edilmez. Ama sonradan gelen müfessirlerin kanâ'atine göre kurbanlık İsmâ'îl'dir. Ancak bu görüş, kurbanlığın İshâk olduğunu söyleyen sahâbîlerin çoğunluğunun görüşüne aykırıdır. Dâvûdî ve Taberî de kurbanlığın İshâk olduğu görüşündedirler. Kur'ân-ı Kerîm'den de kurbanlığın İshâk olduğu açıkça anlaşılır. Çünkü kurbanlık, İbrâhîm'e müjdelenen çocuktur ki İshâk'tır. Hz. İbrâhîm, gece ru'yâsında birinin, kendisine: "Allah sana oğlunu boğazlamanı emrediyor!" dediğini duymuş, sabah olunca bunun şeytândan mı, Rahmândan mı olduğu hakkında tereddüdetmiş, üç gece aynı ru'yâyı üst üste görünce bunun Allah'tan olduğunu anlamıştır. Peygamberimizin babası Abdullah da kurban edilecekti. Abdu'l-Muttalib, Zemzem kuyusunu bulup çıkardığı veya on oğlu olup kendisini savunacak duruma geldikleri takdirde bir oğlunu kurban edeceğini adamıştı. Dileği olunca oğulları arasında çektiği kur'a, Abdullah'a isâbet etti. Abdullah'ın kurban edilmesine râzı olmayan Mekke ileri gelenleri, bir kâhine başvurmayı önerdiler. Sonuçta kâhinin fikri üzerine, on deve ile Abdullah arasında çekilen kur'a Abdullah'a çıktı. Deve sayısı onar onar artırılarak yinelenen kur'a, deve sayısı yüze vardığında develere isâbet etti ve Abdullah'ın yerine yüz deve kurban edildi.
Süleymaniye Vakfı
Ne zaman ki ikisi de Allah’a teslim oldu; İbrahim onu, alnı yere gelecek şekilde yatırdı.