Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4013, sondan 2224. ayet; 38. sure ve Sâd Suresinin 43. ayetidir. Sâd Suresi 43. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 46 ve toplam ebced değeri ise 2346 olarak hesaplanmıştır. Sâd Suresinin toplam ebced değeri 227837 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure ص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ص (0) bulunuyor.
Arapça Metin
ووهبنا له اهله ومثلهم معهم رحمة منا وذكرى لاولي الالباب
Hz. Eyyûb’un sabrı Hz. Muhammed’e ve ümmetine örnek gösterilmektedir. Kitâb-ı Mukaddes’te anlatıldığına göre (Eyub, 1:1-8) Eyyûb’un yedi oğlu, üç kızı vardı; ayrıca çok büyük bir servete sahipti. Fakat Allah onu büyük bir imtihana tâbi tuttu, Eyyûb çocuklarını ve servetini kaybetti, ağır bir hastalığa tutuldu, bütün bedenini çıban sardı. Nihayet Eyyûb sabrıyla imtihanı başardığını ispatlayınca, Allah da onun hastalığını iyileştirdiği gibi kaybettiklerinin yerine iki mislini verdi; böylece Eyyûb yeni evlâtlara ve büyük servete sahip oldu. “Ve bundan sonra yüz kırk yıl daha yaşadı ve oğullarını ve torunlarını gördü, dört göbek” (Eyub, 1:1-8; 42:10-17). Müfessirlerin çoğunluğunun yorumunu dikkate alarak, “Şeytan bana sıkıntı ve acı vermektedir” diye çevirdiğimiz 41. âyetteki cümleyi İbn Âşûr, “Şeytan, hastalıktan çektiğim meşakkat ve acıyı kullanarak bana vesvese veriyor, hastalığı veren Allah’a karşı beni isyana zorluyor” veya “Hastalığın meşakkat ve acısı yanında bir de şeytanın vesvesesiyle uğraşıyorum!” şeklinde anlamanın daha isabetli olacağını belirtir (XXIII, 270). Eyyûb’un bu sızlanması, şeytandan gelen ve kendisini isyan etmeye zorlayan psikolojik baskıdan sıkıntı çektiğini ve bu baskıya karşı savaş verdiğini göstermektedir. 42. âyete göre Allah Eyyûb’un şifa bulmasını murat edince, ayağını yere vurmasını buyurdu; böylece yerden şifalı bir su fışkırdı. Âyette suyun “yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su” şeklinde tanıtılması, Eyyûb’un bu sudan hem içerek hem de yıkanarak şifa bulduğuna işaret etmektedir. Eyyûb’un eşi, hastalığı süresince ona hizmetten bir an bile geri durmamıştı. Fakat bir defasında üzüntüsü yüzünden Eyyûb’u isyana teşvik eden bazı sözler söylemiş, buna canı sıkılan Eyyûb da iyileştiği zaman ona yüz sopa vurarak cezalandıracağına yemin etmişti. Ancak kadının maksadı kötü olmadığı, Eyyûb da sadakatinden ve hizmetinden dolayı onu çok sevdiği için 44. âyette Allah Teâlâ Eyyûb’a bu cezayı sembolik bir şekilde uygulama yolunu göstermiştir. Bu olay, cezadan maksadın, insanlara acı çektirmek değil, düzeni ve asayişi korumak, haksızlıkları engellemek olduğunu; uygulamada suçlunun özel durumunun, iyi halinin göz önüne alınması gerektiğini hatırlatması bakımından da önem taşımaktadır.
Mehmet Okuyan
Katımızdan bir merhamet ve öz akıl sahiplerine (gerçeği) hatırla(t)mak için ona hem ailesini hem de onlarla birlikte bir mislini bağışlamıştık.
(Ayrıca) Katımızdan ona bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt ve ibret olmak üzere, ailesini ve onlarla birlikte bir mislini (yeni aile bireylerini) de bağışladık (Hz. Eyyub’u sağlık, huzur ve rahata ulaştırdık).
Hastalığından dolayı, mal ve evladı azalan Eyyub'a da, ailesini ve O'nunla beraber bir mislini, katımızdan bir rahmet ve aklı başında olanlara bir öğüt ve ibret olmak üzere bağışladık.
Tarafımızdan bir rahmet olarak, akıl ve vicdan sahipleri için de bir ibret olmak üzere ona, kaybettiği nüfusunu bir kat artırarak yeni bir nesil bağışladık.
Biz ona katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri için bir öğüt olmak üzere (kendisini terk eden) yakın çevresini ve onlarla beraber bir kat daha fazlasını bahşettik.
Tarafımızdan bir rahmet ve (selîm) akıl sâhibleri için bir ibret olmak üzere ona(Eyyûb'a) hem âilesini hem de onlarla berâber bir mislini daha bağışladık.
Eyyub tamamen iyileştikten sonra, tarafımızdan bir lütuf, bir rahmet ve akıl sahiplerine bir ibret olmak üzere, ona kaybettiği bütün ailesini ve malını mülkünü geri verdik ve bir o kadarını da fazladan armağan ettik.
Ona katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri için bir ibret olmak üzere, (kendisini terk eden) yakın çevresini ve onlarla beraber bir kat daha fazlasını bahşettik.[4083]
[4083] Halkın terk etmesinin önemi yoktu. Asıl kişiyi Hak terk etmemeliydi. Çünkü Hak, halk nezdinde kaybolan itibarı daha fazlasıyla iade etmeye kadirdi.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve O'na tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir ibret olmak üzere ehlini, hem de onlar ile beraber onların bir mislini bağışladık.