Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4084, sondan 2153. ayet; 39. sure ve Zümer Suresinin 26. ayetidir. Zümer Suresi 26. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 59 ve toplam ebced değeri ise 4076 olarak hesaplanmıştır. Zümer Suresinin toplam ebced değeri 364979 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
فاذاقهم الله الخزي في الحيوة الدنيا ولعذاب الاخرة اكبر لو كانوا يعلمون
Tefsirlerde, 24. âyette inanç yönünden iki insan tipinin durumu arasında bir karşılaştırma yapıldığı kabul edilir. Bunlardan inkârcı olması sebebiyle cehenneme atılacak olan zikredilmekle birlikte, bunun kiminle karşılaştırılabileceği belli olduğu için âyette onun zikredilmesine gerek görülmemiştir. Müfessirler, bu karşılaştırmada zikredilmeyen tarafı belirtmek üzere, “âhirette kendisini ateşten korumak gibi bir tehlikeyle karşılaşmayacak olan mümin” veya “mutluluğu hak eden mümin” ya da “cennette olan mümin” gibi içerik olarak birbirinden farklı olmayan değişik açıklamalar yapmışlardır (Taberî, XXIII, 212; Şevkânî, IV, 526). İnsan, bir tehlikeye karşı yüzünü başka bir uzvu ile korumaya çalışır ama yüzünü bir koruma aracı olarak kullanması mümkün değildir. Buna göre 24. âyetteki “şiddetli azaba karşı kendini yüzüyle korumaya çalışma” ifadesi, cehenneme atılan birinin, artık en değerli varlığı olan yüzünü dahi koruma imkânından yoksun kalacağı, tamamen çaresizlik içinde bulunacağı anlamına gelmektedir (İbn Âşûr, XXIII, 393). Sonuçta âyet, “zalimler”in yani Allah’a ait olan tanrılığı Allah’tan başkasına tanımak yahut O’nu inkâr etmekle en büyük haksızlığı işleyenlerin ve daha başka haksızlıklar yapanların acıklı durumunu dile getirmekte; bunun sebebinin de yine onların bizzat kendileri, kendi kazandıkları olduğunu hatırlatmaktadır. 25-26. âyetlerde ise ilâhî hakikatleri yalan sayıp inkâr ve isyanlarını sürdüren eski toplulukların, daha bu dünyada belâlarını buldukları, rezilliği tattıkları, âhirette ise daha ağır cezaya çarptırılacakları belirtilerek insanlığa dünya ve âhiret hayatlarını kurtarmaları hususunda hayatî bir uyarıda bulunulmaktadır.
Mehmet Okuyan
Allah dünya hayatında onlara rezilliği tattırdı. Ahiret azabı ise elbette çok daha büyüktür. Keşke bilselerdi!
Böylece Allah, onlara dünya hayatında da 'horluğu ve aşağılanmayı' tattırıverecektir. Eğer bilmiş olsalardı, ahiretin azabı ise gerçekten daha büyük (ve çetindir).
Ve Allah böylece onlara bu dünyada da rezilliği ve perişanlığı tattırmıştı. Ama günahkarların öteki dünyadaki azapları daha büyük olacaktır, keşke bunu bir bilselerdi.
Allah dünya hayatında onlara, öldürülme, esaret, yere batırma, hayvana çevirilme gibi rezilliği, rüsvaylığı tattırdı. Âhiret, ebedî yurt azâbı daha büyük, daha şiddetlidir. Keşke bunu bilselerdi.
Böylece Allah, onlara dünya hayatında alçaklığı, perişanlığı tattırmıştı. Fakat âhiret azâbı, dünyadakinden daha korkunçtur; bir bilselerdi! İşte, sizi hem bu dünyada, hem de âhirette kurtuluşa ve esenliğe ulaştırmak üzere:
Ve Allah böylece onlara bu dünyada [da] rezilliği ve perişanlığı tattırmıştı. 32 Ama [günahkarların] öteki dünyadaki azapları daha büyük olacaktır; [şimdi hakikati inkar edenler] keşke bunu bilseler!
Böylece Allah, onlara dünya hayatında rezilliği tattırmış, ahiretteki azapları ise şüphesiz çok daha büyük olacaktır. Keşke bu gerçeği bilselerdi. 13/34, 43/46...54
Mustafa İslamoğlu Zümer Suresi 26. Ayet Açıklaması
[4130] Hizyin bu anlamı için muhtemelen ilk kullanıldığı yer olan 20:134’ün 127 nolu notuna bkz.
Ömer Nasuhi Bilmen
Artık Allah, onlara dünya hayatında zilleti tattırdı ve elbette ki ahiret azabı daha büyüktür, eğer bilir kimseler olsalardı (elbette öyle tekzîbe cür'et ede- mezlerdi).