Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4096, sondan 2141. ayet; 39. sure ve Zümer Suresinin 38. ayetidir. Zümer Suresi 38. ayetinin kelime sayisi 36, harf sayısı 147 ve toplam ebced değeri ise 11523 olarak hesaplanmıştır. Zümer Suresinin toplam ebced değeri 364979 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ولئن سالتهم من خلق السموات والارض ليقولن الله قل افرايتم ما تدعون من دون الله ان ارادني الله بضر هل هن كاشفات ضره او ارادني برحمة هل هن ممسكات رحمته قل حسبي الله عليه يتوكل المتوكلون
Vele-in seeltehum men ḣaleka-ssemâvâti vel-arda leyekûlunna(A)llâh(u)(c) kul eferaeytum mâ ted’ûne min dûni(A)llâhi in erâdeniya(A)llâhu bidurrin hel hunne kâşifâtu durrihi ev erâdenî birahmetin hel hunne mumsikâtu rahmetih(i)(c) kul hasbiya(A)llâh(u)(s) ‘aleyhi yetevekkelu-lmutevekkilûn(e)
Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette, “Allah”, derler. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar O’nun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler.”
Putperest Araplar, aslında Allah’ın varlığına inanıyor, sorulduğunda O’nun yaratıcı kudretini tanıdıklarını ifade ediyorlardı; fakat putlarını aracı tanrılar saydıkları için Allah’ı bırakıp putlara tapıyor, onlara sığınıyor, onlardan yardım istiyor, böylelikle şirk inancına sapıyorlardı. Oysa onların insanlara yardım etmek şöyle dursun, Allah’tan gelen bir zararı veya bir rahmeti, nimet ve bereketi önleme güç ve imkânları yoktu. Bunun âyette soru ifadesiyle ortaya konması, eğer akıllarını kullanırlarsa bunun, o putlara tapanlarca dahi rahatlıkla anlaşılabilecek açık bir gerçek olduğu anlamına gelir.
“Allah bana yeter” ikrarı ve bunun devamındaki ifade, müminin sadece Allah’a inanmakla kalmayıp her türlü tutum ve davranışında, faaliyetlerinde yalnız Allah’a dayanıp güvenmesi, ihtiyacını sadece O’na arzederek yardım ve desteği O’ndan beklemesi, böylece inancını eylemleriyle bütünleştirmesi gerektiğine işaret eder. Âyette geçen tevekkülün anlamı da budur. Bu anlamıyla tevekkül kişiye güç ve onur kazandırır, kendine güvenini arttırır; kısaca –yine Kur’an’ın tabiriyle– onu izzet sahibi yapar (bk. Münâfikūn 63:8). Nitekim 39-40. âyetler de Hz. Peygamber’in, bu anlamdaki tevekkül anlayışından kaynaklanan kendine güvenini, onurlu ve kararlı duruşunu ifade etmektedir.
Müfessirler, 40. âyette geçen iki azaptan ilkini, putperestlerin müslümanlar karşısındaki yenilgisi, ikincisini de âhiret azabı olarak yorumlamışlardır.
Mehmet Okuyan
Onlara “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka “Allah” derler. De ki: “(Şunu) düşünün: Allah bana bir zarar vermek isterse, onlar (putlar) O’nun verdiği zararı açıp (giderebilir) mi? Veya (Allah) bana bir merhamet dilerse onlar O’nun merhametini tutup (önleyebilirler) mi?” De ki: “Bana Allah yeter. Güvenenler de yalnızca O’na güvenirler!”
Andolsun ki onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, elbette; “Allah'tır” derler. De ki: “Öyleyse bana söyler misiniz? Allah bana bir zarar vermek isterse; Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, O'nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun bu rahmetini önleyebilirler mi?” De ki: “Bana Allah yeter. Tevekkül edenler ancak O'na güvenip dayanırlar.”[495]
[495] Tevekkül hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVI, 385-386.
Erhan Aktaş
Onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, “Elbette Allah.” Diyecekler. De ki: “O halde Allah'ın yanı sıra yöneldiğiniz ilahlar, eğer Allah bana bir sıkıntı vermek istese, o sıkıntıya engel olabilirler mi? Veya Allah bana bir rahmet dilese, buna engel olabilirler mi? De ki: “Allah bana yeter!” De ki: “Sığınıp güvenmek isteyenler, yalnızca O'na sığınıp güvensinler.”
Andolsun onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye soracak olsan, elbette "Allah" diyecekler. (“Her şeyi Allah yarattı ama; Dine, Peygambere ve Kur’an-ı Kerim’e ihtiyaç yoktur, aklımız kâfidir” diyen DEİST’ler müşriktirler.) De ki: "Gördünüz mü -haber verin; Allah'tan başka taptıklarınız (O’nu bırakıp da yalvardıklarınız) ; eğer Allah Bana bir zarar dileyecek olsa, O'nun zararını kaldırabilirler mi? Ya da (Rabbim) Bana bir rahmet vermeyi istese, O'nun rahmetini tutup- önleyebilecekler mi?" De ki: "Allah Bana yeter. Tevekkül edecek olanlar, O'na tevekkül etsinler."
Ve andolsun ki onlara, gökleri ve yeryüzünü kim yarattı diye sorsan elbette Allah derler. De ki: Gördünüz mü şu halde, onu bırakıp kimlere kulluk etmedesiniz? Allah, bana bir zarar vermek istese onun zararını giderebilir mi onlar, yahut bana rahmet etmek dilese rahmetini menedebilirler mi? De ki: Yeter bana Allah, ona dayansın dayananlar.
Allah'tan başka güçleri ilahlaştıranlara: “Gökleri ve yeri yaratan kimdir?” diye sorarsan, “Elbette Allah” derler. De ki: “Allah'ı bırakıp, taptıklarınızın ne olduğunu hiç düşündünüz mü? Eğer Allah bana bir zarar vermek istese, bu hayali güçler O'nun vereceği zararı önleyebilirler mi? Yahut bana bir rahmet kapısı açmayı dilese, O'nun rahmetini benden yasaklayabilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter, O'nun varlığına inananlar, yalnızca O'na sığınıp dayansınlar.”
Onlara:
“Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette:
“Allah'tır” diyecekler.
“Öyleyse bana söyler misiniz? Allah başıma bir felâket, bir sıkıntı getirmek, beni ekonomik darboğaza düşürmek isterse, Allah'ı bırakıp, kulları durumundakilerden taptıklarınız, yalvardıklarınız onun getirdiği felâketi, sıkıntıyı, giderebilir mi, ekonomik darboğazdan kurtarabilir mi? Yahut Allah bana bir rahmet, bir hayır murad ederse, onlar Allah'ın rahmetini önleyebilirler mi?” de.
“Allah bana yeter. Tevekkül edenler, yalnız Allah'a dayanıp güvensinler, işlerini Allah'a havale etsinler.” de.
Andolsun ki, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan muhakkak: "Allah" diyeceklerdir. De ki: "Öyleyse Allah'tan başka taptıklarınızı gördünüz mü? Allah bana bir zarar dilese onlar O'nun zararını kaldırabilirler mi? Yahut bana bir rahmet dilese onlar O'nun rahmetini tutabilirler mi?" De ki: "Allah bana yeter. Güvenenler (tevekkül edenler) de yalnız O'na güvensinler."
Andolsun, onlara: 'Gökleri ve yeri kim yarattı?' diye soracak olsan, elbette 'Allah' diyecekler. De ki: 'Gördünüz mü-haber verin; Allah'tan başka taptıklarınız, eğer Allah bana bir zarar dileyecek olsa, zararını kaldırabilirler mi? Ya da bana bir rahmet vermeyi istese, rahmetini tutup-önleyebilecekler mi' De ki: 'Allah, bana yeter. Tevekkül edecek olanlar, O'na tevekkül etsinler.'
(Ey Rasûlüm), muhakkak ki o müşriklere sorsan: “- Gökleri ve yeri kim yarattı?” Şübhesiz: “- Allah” diyecekler. Sen de ki: “- O halde bana haber verin bakalım: Allah bana bir keder dilerse, sizin Allah'dan başka taptıklarınız O'nun bu zararını giderebilir mi? Yahud Allah, bana bir nimet ve afiyet dilerse, onlar O'nun bu nimetini engelleyebilirler mi?” De ki: “- Allah, bana yeter. Hep tevekkül edenlerin tevekkülü ancak O'nadır.”
Eğer onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorarsan, elbette “Allah” diyecekler. De ki: “Öyle ise Allah’ın dışında taptığınız şeyleri görmediniz mi? Eğer Allah bana bir zarar vermek istese, onlar zararını giderebilirler mi? Veya bana bir rahmet dilese, onlar O’nun rahmetini geri tutabilirler mi?” De ki: “Allah bana yeterlidir. Tevekkül edenler yalnızca O’na tevekkül etmelidirler.”
Eğer onlara: «Göklerle, yeri kimdir yaratan?» diye sorarsan: «Allahtır» derler; diyesin ki: «Allahtan başka çağırdığınız şeyler, Allah bana bir darlık verecek olsa, onlar bu darlığı açabilir mi? Ya da yarlığa dilediğinde, onlar yarlıgayı tutabilir mi?»; diyesin ki: «Allah bana yetişir, güvenenler Allaha güveneler!»
Andolsun ki, onlara: “Gökleri ve yeri yaratan kimdir?” diye sorsan; “Allah'tır” derler. De ki: “Öyleyse bana bildirin; Allah bana zarar vermek isterse, Allah'tan başka taptıklarınız, O'nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun rahmetini önleyebilir mi?” De ki: “Allah bana yeter! Güvenmek isteyenler, yalnız O'na dayanıp güvensinler.”
And olsun ki, onlara, "Gökleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorsan: "Allah'tır" derler. De ki: "Öyleyse bana bildirin, Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, O'nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut bana bir rahmetdilerse, O'nun rahmetini önleyebilir mi?" De ki: "Allah bana yeter; güvenenler O'na güvenir."
Andolsun ki onlara: Gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan, elbette «Allah'tır» derler. De ki: Öyleyse bana söyler misiniz? Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, O'nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut Allah, bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun bu rahmetini önleyebilirler mi? De ki: Bana Allah yeter. Tevekkül edenler, ancak O'na güvenip dayanırlar.
Onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, "ALLAH," diyecekler. De ki, "ALLAH'ın dışında taptıklarınıza ne dersiniz? ALLAH benim için bir zarar dilese onlar O'nun zararını giderebilir mi? Yahut O benim için bir rahmet dilese onlar O'nun rahmetini tutabilir mi? De ki, "ALLAH bana yeter." Güvenenler O'na güvensinler
Andolsun ki onlara: "O gökleri ve yeri kim yarattı?" diye soracak olsan: "Elbette Allah!" diyeceklerdir. O halde gördünüz ya Allah'tan başka çağırdıklarınızı! Eğer Allah bana bir zarar vermek isterse, onlar O'nun zararını giderebilirler mi? Yahut bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun rahmetini tutabilirler mi? De ki: "Allah, bana yeter." Tevekkül edenler, hep O'na dayanırlar.
Celâlim hakkı için sorsan onlara: o Gökleri ve Yeri kim yarattı? Elbette şübhesiz Allah diyecekler, de ki: o halde gördünüz a o Allahdan başka çağırdıklarınızı, eğer Allah bana bir keder murad ederse onlar kederini açabilirler mi? Yâhud bana bir rahmet murad ederse onlar onun rahmetini tutabilirler mi? De ki: Allah bana yeter, hep ona dayanır mütevekkil olanlar.
Andolsun, onlara: «O gökleri, o yeri kim yaratdı?» (diye) sorarsan muhakkak «Allah» diyecekler. De ki: «O halde bana haber verin. Allah bana herhangi bir zarar dilerse sizin Allâhı bırakıb da tapdıklarınız Onun bu zararını giderebilici midirler? Yahud (Allah) bana bir rahmet dilerse onlar Onun bu rahmetini tutabilici midirler»? De ki: «Bana Allah yeter. Güvenib dayanacaklar da ancak Ona güvenib dayanır (lar)».
And olsun ki, eğer onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka: “Allah!” diyeceklerdir.(2) De ki: “Söyleyin bana! Allah'dan başka (kendisine) yalvarmaktaolduklarınız, eğer Allah bana bir zarar vermek istese, onlar, O'nun vereceği zararı giderebilecek olan şeyler midir? Yâhut beni bir rahmete mazhar etmek istese, onlar O'nun rahmetini tutabilecek olan şeyler midir?” De ki: “Allah bana yeter! Tevekkül edenler, ancak O'na tevekkül eder.”(3)
(2)“Kur’ân-ı Hakîm şu nevi‘ âyâtla (âyetlerle) yıldızlardan ve semâvâttan tutup, tâ zerrelere kadar şirki(Allah’a ortak koşmayı) tard eder (reddeder). Şöyle işâret eder ve ma‘nen der: Semâvât ve arzı böyle muntazam halk eden (yaratan) bir Kadîr-i Mutlak’ın elbette devâir-i masnûâtından (san‘atla yarattığı varlık dâirelerinden) olan manzûme-i şemsiye (güneş sistemi) bilbedâhe (açıkça) O’nun kabza-i tasarrufundadır(hükmü altındadır). Mâdem O Kadîr-i Mutlak, şemsi seyyârâtıyla (gezegenleriyle) kabza-i tasarrufunda tutuyor. Ve tanzîm ve teshîr ve tedvîr ediyor (itâat ettirip idâre ediyor). Elbette o manzûme-i şemsiyenin bir cüz’ü (parçası) ve şems ile bağlanan küre-i arz dahi kabza-i tasarrufunda ve tedbir ve tedvîrindedir. Mâdem küre-i arz kabza-i tasarrufunda ve tedbir ve tedvîrindedir, bilbedâhe arzın yüzünde yazılan ve îcâd edilen(yaratılan) ve yerin meyveleri ve gāyâtı (gāyeleri) hükmünde olan masnûât (san‘atlı varlıklar) dahi O’nun kabza-i rubûbiyetinde (idâresi altında) ve terbiyesindedir.” (Sözler, 32. Söz, 273)(3)“İnsan zaîfdir; belâları çok. Fakīrdir; ihtiyâcı pek ziyâde. Âcizdir; hayat yükü pek ağır. Eğer Kadîr-i zü’l-Celâl’e dayanıp tevekkül etmezse (güvenmezse) ve i‘timâd edip teslîm olmazsa, vicdânı dâim azâb içinde kalır. Semeresiz (netîcesiz) meşakkatler, elemler, teessüfler onu boğar. Ya sarhoş veya canavar eder.” (Sözler, 6. Söz, 16)
İlyas Yorulmaz
Onlara “Gökleri ve yeri kim yarattı” diye sorsan, şüphe yok ki “Allah” diyecekler. Onlara deki “Allah’dan başka kulluk edip yalvardıklarınızı görüyor musunuz? Allah, bana bir zarar vermeyi dilese, onun verdiği zararı benden kim kaldırabilir? Veyahut Allah, bana bir rahmet vermeyi dilese, O’nun rahmetini kim engelleyebilir ki.” Onlara deki “Allah bana yeter. Güvenip dayanak arayanlar, O’na güvenip dayanırlar.”
Onlara «— Gökleri, yeri kim yarattı» diye soracak olursan herhalde «— Allah yarattı» diyeceklerdir. De ki ne dersiniz? Allah bana sıkıntı vermek istese, Allah/ı bırakarak taptıklarınız O/nun verdiği sıkıntıyı kaldırabilir mi? Veya hakkımda bir rahmet ve nimet vermek istese onlar o nimeti tutabilirler mi? De ki Allah bana yeter, mütevekkil olanlar yalnız O/na mütevekkil olurlar.
Şüphesiz onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye soracak olsan, elbette “Allah” diyecekler. De ki: “Öyleyse söyleyin bakalım; Allah bana bir zarar vermek istese, O'nu bırakıp da taptıklarınız O'nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut bana bir rahmet dilerse, O'nun rahmetini önleyebilir mi?” De ki: “Allah bana yeter. Tevekkül edenler O'na tevekkül ederler.”
Şâyet onlara, “Gökleri ve yeri yoktan var eden kimdir?” diye soracak olsan, hiç tereddüt etmeden “Allah’tır!” diyecekler. Ey Müslüman! Sen de onlara de ki: “O hâlde, Allah’ın yanı sıra kendilerine kayıtsız şartsız itaate çağırdığınız şeyleri bir düşünsenize; eğer Allah bana bir sıkıntı vermek istese, acaba onlar O’nun vereceği zararı kaldırabilirler mi? Yâhut Rabb’im bana bir lütufta bulunmak istese, onlar O’nun rahmetine engel olabilirler mi?” Bütün bunlara rağmen, yine de inkârda diretirlerse, de ki: “Allah bana yeter! Gerçek anlamda tevekkül edenler, hep O’na dayanıp güvenirler.”
And olsun, onlara:
-“Yer’i ve Gökler’i kim yarattı?” diye sorsaydın, “Allah” derlerdi.
De ki:
-“Gördünüz mü, Allah’tan başka nelere dua ediyorsunuz?
Allah bana bir sıkıntı / zaruret / zorluk vermek isterse, O’nun sıkıntısını giderecekler onlar mı?
Ya da bana bir rahmet isterse, O’nun rahmetini tutup engelleyecekler onlar mı?”.
De ki:
-“Bana Allah yeter.
Tevekkül Edenler sadece O’na tevekkül etsin!”.
Eğer o (kâfirlere): “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan kesinlikle: “Allah” derler. (Öyleyse onlara): “Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarınızın neler olduğunu hiç düşündünüz mü? Allah bana bir zarar vermek istese, onlar Onun zararını önleyebilirler mi? Ya da Allah bana bir rahmet vermek istese onlar Onun rahmetine engel olabilirler mi? Bana sadece Allah yeter. Öyleyse tevekkül edenler, sadece Allah’a tevekkül etsinler.” de.
Ve işte böyledir [çoğu insanlar]: Eğer 40 onlara “Gökleri ve yeri yaratan kimdir?” diye sorarsan hiç tereddütsüz “Allah'tır!” derler. 41 De ki: “Allah'ı bırakıp taptıklarınızın ne olduğunu hiç düşündünüz mü? Eğer Allah bana bir zarar vermek istese, bu [hayalî güçler] O'nun vereceği zararı önleyebilirler mi? Yahut bana rahmet dilese O'nun rahmetini [benden] esirgeyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter! [O'nun varlığına] emin olanlar, [yalnızca] O'na güven duyarlar”.
Onlara: – Gökleri ve yeri yaratan kimdir? Diye soracak olsan; – Hiç tereddütsüz “Allah’tır” diye cevap verecekler, de ki: – Peki, söyler misiniz Allah bana bir sıkıntı vermek istese sizin Allah ile aranıza koyup dua ile yalvarıp yakardıklarınız o sıkıntıyı giderebilirler mi? Yahut Allah bana bir lütuf/ikramda bulunacak olsa onlar buna engel olabilirler mi? De ki: – Allah bana yeter. Birine dayanıp güvenmek isteyenler yalnızca Allah’a bağlanıp güvensinler. 3/160, 23/84...89, 29/61
Ve eğer onlara “Gökleri ve yeri yaratan kimdir?” diye sorsan, kesinlikle “Allah’tır” derler. Sor onlara: “Allah dışında yalvarıp yakardığınız varlıklara hiç baktınız mı? Eğer Allah benim için bir zarar murad etse, O’ndan gelecek zararı onlar def edebilirler mi? Veya bana bir rahmet dilese, onlar O’nun rahmetine engel olabilirler mi?” İlan et: “Allah bana yeter! Artık O’nun (kuluna yeteceğine) güvenen herkes, sadece O’na dayansın!”
Andolsun ki, onlardan soracak olsan ki, gökleri ve yeri kim yarattı? Elbette diyeceklerdir ki: «Allah». De ki: «O halde gördünüz mü? (Bana haber veriniz) Allah'tan başka kendilerine ibadet ettiğiniz şeyler, eğer Allah bana bir zarar verse onlar, onun zararını açabilecek kimseler midir? Veya bana bir rahmet dilese onlar onun rahmetini tutabilir kimseler midir? De ki Allah buna kâfidir. Tevekkül edenler, O'na tevekkülde bulunurlar.»
Eğer onlara: “gökleri ve yeri yaratan kimdir? ” diye sorarsan “Allah! ” derler. De ki: “Peki öyleyse, şimdi baksanıza Allahtan başka ibadet ettiğiniz şu nesnelere: Şayet Allah bana bir musîbet verirse bunlar o musîbeti giderebilirler mi? Yahut bana rahmet ve nimet vermek isterse o rahmeti engelleyebilirler mi? Şu halde sen şöyle de: “Allah bana kâfidir. Güvenecek yer arayanlar da, yalnız O'na dayanıp güvensinler. [11, 54-56; 67, 29; 65, 3]
Andolsun onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, elbette "Allah" derler. De ki: "O halde Allah'tan başka yalvardıklarınızı gördünüz mü, şimdi Allah, bana bir zarar vermek istese, onlar O'nun vereceği zararı kaldırabilirler mi? Yahut (Allah) bana bir rahmet (fayda) vermek dilese onlar O'nun rahmetini durdurabilirler mi?" De ki: "Allah bana yeter. Tevekkül edenler O'na dayanırlar."
Onlara: “Gökleri ve yeri, kim yarattı?” diye sorsan kesin olarak “Allah” derler. De ki “Allah ile aranıza neyi koyup yalvardığınıza baktınız mı? Allah bana bir sıkıntı vermek istese, onlar bu sıkıntıyı fark edebilirler mi? Ya da bana iyilik etmek istese, onlar, O’nun bu iyiliğini önleyebilirler mi?” De ki “Allah bana yeter. Kendilerine dayanak arayanlar O’na güvenip dayansınlar.”
Onlara:-Gökler ve yeri kim yarattı? Diye sorsan;-Allah, diyeceklerdir, De ki:-Allah'tan başka dua ettiklerinizi gördünüz mü, Allah bana bir zarar vermek istese onlar, onun zararını giderebilir mi? Ya da bana bir rahmet dilese, onlar, onun rahmetini engelleyebilirler mi? De ki:-Allah bana yeter. Bağlananlar yalnız ona bağlansınlar.
Onlara “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye soracak olsan, “Allah” diyecekler. De ki: O zaman söyleyin bana, eğer Allah bana bir zarar vermek istese, Allah'tan başka yakardıklarınız Onun verdiği zararı giderebilir mi? Veya O benim için bir rahmet murad etse, Onun rahmetine engel olabilirler mi? De ki: Allah bana yeter; tevekkül edecekler Ona tevekkül etsin.
Onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, yemin olsun "Allah!" diyecekler. De onlara: "Peki, Allah dışındaki yakardıklarınız hakkında ne diyorsunuz? Allah bana bir zarar vermek istese, O'nun vereceği zararı uzaklaştırabilirler mi? Yahut bana bir rahmet dilese, O'nun rahmetini tutabilirler mi?" De ki: "Bana Allah yeter! Tevekkül edenler O'na dayanıp güvenirler."
Daḫı eger anlara ṣorsañ ki kim yaradupdur gökleri ve yirleri? Allāh yarat‐dı, diyeceklerdür. Eyit: Pes görür misiz ol nesneleri ki ṭaparsız Tañrıdan özge,eger Tañrı Ta‘ālā baña ziyān itmek dilese anlar ol ziyānı gidermekbilür mi ve eger baña raḥmet itmek dilese anlar anuñ raḥmetini dutmak bi‐lürler mi? Eyit: Baña Allāh yitişür ḫayr degürmege ve ziyān gidermege. Aña ṣıġınsun tevekkül idenler.