Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 643, sondan 5594. ayet; 4. sure ve Nisâ Suresinin 150. ayetidir. Nisâ Suresi 150. ayetinin kelime sayisi 22, harf sayısı 100 ve toplam ebced değeri ise 8167 olarak hesaplanmıştır. Nisâ Suresinin toplam ebced değeri 1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ان الذين يكفرون بالله ورسله ويريدون ان يفرقوا بين الله ورسله ويقولون نؤمن ببعض ونكفر ببعض ويريدون ان يتخذوا بين ذلك سبيلا
150,151. Şüphesiz, Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler, “(Peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkâr ederiz” diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçekten kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.
İlâhî dinlerin insanlara tebliği, Allah’ın vahiy yoluyla peygamberlerine gerekli bilgiyi göndermesi, onların da ümmetlerine bunları iletmeleri, uygulamada örneklik etmeleri suretiyle gerçekleşmiştir. Vahiy tek kaynaktan geldiği için bu dinler arasında çelişki bulunması mümkün değildir; farklılıklar ise dinin, dünya hayatını düzenleyen kurallarının, medenî ve zihnî seviyeye uymak durumunda olmasından kaynaklanmıştır. Bu dinlerin her biri, daha önce gelmiş ve peygamberine bildirilmiş bulunan dinleri onaylar, onların da hak dinler olduklarını kabul ederler. Bu cümleden olarak müslümanlar, Hz. Âdem’den Resûl-i Ekrem’e kadar gelmiş geçmiş bütün peygamberlere ve onların getirdikleri kitaplara inanırlar. Yahudilerin ve hıristiyanların da –vahye dayalı, ilâhî dinlerin mensupları oldukları için– böyle davranmaları gerekirken yahudiler Hz. Îsâ’yı ve Hz. Muhammed’i, hıristiyanlar da Hz. Muhammed’i inkâr etmişler, bunların peygamber olduklarına ve getirdikleri kitapların da Allah’tan geldiğine inanmamışlardır. 150. âyetin tamamı, hak dinlerin ve peygamberlerin bir kısmına inanmayanlara yönelik kabul edilirse mâna şu olur: Allah’ın gönderdiği peygamberlerin bir kısmına inanırken diğer kısmını inkâr edenler, iman bakımından O’nunla peygamberlerini ayırmaktadırlar. Çünkü kâmil bir iman hem Allah’a hem de O’nun bütün peygamberlerine inanmakla gerçekleşir. Allah’ın bazı peygamberlerine ve bu arada son peygambere inanmayanlar –ellerindeki kitapları tahrif edildiği ve peygamberleri de vefat etmiş bulunduğu için– doğru bir Allah inancına da sahip olamazlar. Şu halde bunlar, son peygamberi inkâr etmekle Allah’a iman bakımından da inkâra sapmış, dinli olmakla kâfir olmak arasında bir yol tutmuşlardır. Bir şeye din diye inandıkları için imanlıdırlar, imanları içerik bakımından düzgün ve tam olmadığı için kâfirdirler.
Bazı tefsircilerin yaptıkları gibi âyetin dört parçasının dört ayrı inanç grubunu tanımladığı kabul edilirse mâna şöyle olur: “Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler” müşrikler, ateistler ve benzerleridir; “Allah ile peygamberlerini birbirinden ayıranlar”, Allah’a inanan ama peygamberleri inkâr edenlerdir; “ bir kısmına inanırken bir kısmını inkâr edenler” yahudiler, hıristiyanlar ve benzerleridir; “bunlar arasında bir yol tutanlar” ise münafıklardır. Bunların tamamı inkârcıdırlar, kâfirdirler, Allah Teâlâ’nın murat ettiği, hoşnut olduğu bir dinden, bir inanç düzeninden uzaklaşmışlardır. Muteber, geçerli, kurtarıcı iman, İslâm’ın âmentüsünde ifadesini bulmuş olan imandır, 152. âyette özetlenen inançtır (ayrıca bk. Bakara 2:62).
Mehmet Okuyan
Allah’ı ve elçilerini inkâr edenler ve Allah ile elçilerini birbirinden ayırmak isteyip “Bir kısmına iman eder, bir kısmını inkâr ederiz!” deyip (iman ile küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya,
150,151. Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isteyenler, “Kimine inanırız, kimini inkâr ederiz” diyenler, inanmakla inkârın arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçek kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.
Allah'ı ve resullerini inkâr edenler, Allah ile resullerinin arasını ayırmak isterler: “Bir kısmına inanır bir kısmına inanmayız.” derler. Böylece, arada bir yol tutmak isterler.
Allah'ı ve elçilerini (ayet ve hadislerin hükümlerini gereksiz ve geçersiz sayıp) inkâr eden, (Kur’an yeterlidir, hadise lüzum yoktur iddiasıyla) Allah ile elçilerinin arasını ayırmak isteyen, (ayet ve hadislerin ve peygamberlerin) "Bazısına inanırız, bazısını tanımayız" diyen ve bu ikisi arasında bir yol tutturmak isteyenler yok mu? (İşte onlar Allah’ın ve Müslümanların düşmanı, Siyonist şeytanların uşağıdır.)
Onlar, öyle kişilerdir ki Allah'ı ve peygamberlerini inkar ederler, Allah'la peygamberlerinin arasını ayırmak isterler ve bazısına inandık, bazısına inanmadık derler ve imanla küfür arasında bir yol tutmak isterler.
Allah'a inanmak ile elçilerine inanmak arasında ayırım yaparak, Allah'ı ve elçilerini inkâr edenler ile bir kısmına inanırız, bir kısmına inanmayız, diyenler ve bu ikisi arasında bir yol tutturanlar
Allah'ı ve Rasullerini inkâr edenler, Allah ve rasulleri arasına ayırımcılık sokmaya çalışanlar,
“Bir kısmına iman ediyoruz, bir kısmını inkâr ediyoruz" diyenler, iman ile küfür arasında bir yol tutmak isteyenler kâfirdir.
Allah'ı ve peygamberlerini inkar eden, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isteyen, "bazılarına inanıyor, bazılarını inkar ediyoruz" diyen ve bunun arasında bir yol tutturmak isteyenler var ki;
Allah'ı ve elçilerini (tanımayıp) inkâr eden, Allah ile elçilerinin arasını ayırmak isteyen, 'Bazısına inanırız, bazısını tanımayız' diyen ve bu ikisi arasında bir yol tutturmak isteyenler.
O kimseler ki, Allah'ı ve peygamberlerini inkâr ederek kâfir olurlar. Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isterler ve: “- Peygamberlerin bir kısmına inanırız, bir kısmını inkâr ederiz.” derler ve böylece imanla küfür arasında orta bir yol tutmak isterler.
150, 151. Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyenler, “bir kısmına inanırız, bir kısmına inanmayız” diyenler, iman ile küfür arasında bir yol tutmak isteyenler, işte onlar, gerçek kâfirlerin ta kendileridir. Ve o kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.
[Çağımızdaki siyasilerin çoğu; bu ayetin örneğidirler. Allah’a iman ile dinleri birbirinden ayırırlar. İşlerine gelen kısmına inanırlar, gelmeyen kısmına ise inanmazlar.]
Besim Atalay
Allah ile, Peygambere inanmıyanlar, Allah ile peygamberleri ayırmak istiyenler «Nicesine inanırız, nicesine inanmayız» diyenler, orta bir yol bulmakçin yeltenenler
Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah ile peygamberleri arasında ayrım yapmak isterler ve “Biz (peygamberlerin) bazısına inanır, bazısını da inkâr ederiz” diyenler ve bu ikisi arasında bir yol tutmak isterler.
Burada inkârcılar dört grupta ele alınıyor: Birincisi; Allah’ı ve elçilerini tümden inkâr edenler ki bunlar ateistlerdir, tanrıtanımaz maddecilerdir. İkincisi; Allah’a inandığını iddia etmekle birlikte vahiy ve peygamberlik gerçeğini inkâr edenler ve Allah ile elçileri arasında ayırım yapanlarki bunlar da vahye iman etmeyen ve dini kabul etmeyen deistlerdir. Üçüncüsü Peygamberlerin bazısına iman eden, bazısını reddenler ki bunlar da Yahudi ve Hıristiyanlardır, çünkü Yahudiler Hz. Musa’ya inanır ama Hz. İsa’nın ve Hz. Muhammed’in peygamberliğini inkâr ederler. Hristiyanlar da Hz. Musa ve Hz. İsa’ya inanır ama Hz. Muhammed’i inkâr ederler. Dördüncüsü ise; bazen imana bazen de inkâra meylederek iman ile küfür arasında yol tutan ikiyüzlülerdir. Günümüzde en sık rastladığımız dördüncü gruptakilerdir. Bunlar duruma göre din değiştirir ya da dininden işine geleni alır gelmeyeni tasfiye eder, kolayına geleni yaşar gelmeyeni kılıfa sokar.
Diyanet İşleri (Eski)
150,151. Allah'ı ve peygamberlerini inkar eden, Allah'la peygamberleri arasını ayırmak isteyen, "Bir kısmına inanır bir kısmını inkar ederiz" diyerek ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler, işte onlar gerçekten kafir olanlardır. Kafirlere ağır bir azab hazırlamışızdır.
Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler ve (inanma hususunda) Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyip «Bir kısmına iman ederiz ama bir kısmına inanmayız» diyenler ve bunlar (iman ile küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu;
ALLAH'a ve elçisine karşı çıkanlar, ALLAH ile elçilerinin arasını ayırmak isteyenler, "Bir kısmına inanıp bir kısmını inkar ederiz," diyenler ve bu ikisi arasında bir yol edinmek isteyenler...
Onlar, Allah'ı ve peygamberlerini inkâr ederler, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isterler. "Kimine inanırız, kimini inkâr ederiz" derler. Bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isterler.
O kimseler ki ne Allahı tanırlar ne Peygamberlerini, ve o kimseler ki Allahı tanımak lâkin Peygamberlerini tanımayıb ayırmak isterler, ve o kimseler ki Peygamberlerin ba'zısına inanırız ba'zısını tanımayız derler ve böyle küfr ile iyman arasında bir yol tutmak isterler
150,151. Allahı ve peygamberlerini inkâr ederek kâfir olan, bir de Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak istiyen (Allaha inanıb peygamberlerine inanmayan), «(Bunlardan) kimine inanırız, kimini inkâr ederiz» diyen ve böylece (küfr ile îman) arasında bir yol tutmıya yeltenen kimseler (yok mu?) işte onlar gerçek kâfirlerin ta kendileridir. Biz o kâfirlere hor ve hakîr edici bir azâb hazırlamışızdır.
150,151. Şübhesiz ki Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak (Allah'a inanıp, peygamberlerini inkâr etmek)isteyenler(2) ve: “(Biz, peygamberlerden) bir kısmına îmân eder, bir kısmını inkâr ederiz” diyenler ve bunun (îmân ile küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu, işte bunlar gerçek kâfirlerin ta kendileridir. Kâfirler için ise (pek) aşağılayıcı bir azab hazırladık!
(2)“Hiçbir cihette mümkün müdür ve hiç akıl kabûl eder mi ki, ulûhiyet ve ma‘bûdiyetin tezâhürü(görünmesi) için bu kâinâtı öyle bir mücessem (cisimlenmiş) kitâb-ı Samedânî ki, her sahîfesi bir kitâb kadar ve her satırı bir sahîfe kadar ma‘nâları ifâde eder. (...) Ve öyle muhteşem ve içi hadsiz âyâtla(âyetlerle) ve ma‘nîdâr (ma‘nâlı) nakışlarla tezyîn edilmiş (süslenmiş) bir mescid-i Rahmânîdir ki, herbir köşesinde bir tâife, bir nevi‘ ibâdet-i fıtriye ile iştigâl eder (uğraşır) bir şekilde halk eden (yaratan) bir Allah, bir Ma‘bûd-ı bi’l-Hakk, o kitâb-ı kebîrin (büyük kitâbın) ma‘nâlarını ders verecek üstadları ve o Kur’ân-ı Samedânî’nin âyetlerini tefsîr edecek müfessirleri elçi olarak göndermesin. (...) Hâşâ, yüz bin hâşâ!” (Asâ-yı Mûsâ, 9. Mes’ele, 44)
İlyas Yorulmaz
Allah’ı ve O nun elçilerini reddedenler, Allah ve elçilerinin aralarını ayırmak isteyenler “Biz bir kısım elçilere inanırız, bir kısmını da kabul etmeyiz” derler ve bu ikisi arasında bir yol izlerler.
Allah/ı, peygamberlerini tanımayan Allah ile peygamberlerini biri birinden ayırmak isteyen [³], bunlardan bir kısmına inanırız, bir kısmına inanmayız diyen [⁴].
İsmail Hakkı İzmirli Nisâ Suresi 150. Ayet Açıklaması
[3] Allah'a inanıp peygamberlerine inanmak istemeyen,[4] Hazret i Musa ve Uzeyr'e inanıp Hazret-i İsa ve Muhammed'e inanmayan gibi.
Kadri Çelik
Şüphesiz Allah'ı ve peygamberlerini inkâr eden, Allah'la peygamberleri arasını ayırmak isteyen, “Bir kısmına iman eder bir kısmını inkâr ederiz” diyen ve ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler (yok mu)!
Gerçek şu ki; 1.Allah’ı ve elçilerini tümüyle inkâr eden tanrı tanımaz, maddeciler, 2.Allah’a inanmakla birlikte, vahiy ve Peygamberlik gerçeğini inkâr ederek Allah ile elçileri arasında ayrım yapanlar, 3.Ve “BizAllah’a, elçilerine, kitaplarına meleklerine... iman ederiz fakat Son Elçiyi ve Kur’an’ı kabul etmeyiz, yani Peygamberlerin bir kısmına inanır, bir kısmını inkâr ederiz!” diyenler, 4.Ve bazen imana, bazen de inkâra meylederek bunlar arasında bir yol tutturmak isteyen İkiyüzlüler var ya;
Allah’ı ve O’nun rasûllerini inkâr edenler, Allah ve O’nun rasûllerinin arasını ayırmak isteyenler, ”kimine inanırız, kimini inkâr ederiz” diyenler, bunun arası bir yol tutmak isteyenler;
150,151. Allah’ı ve Peygamberlerini inkâr edenler Allah ile Peygamberlerinin arasını ayırmak isteyenler ve: “(Peygamberlerin) kimisine inanırız, kimisini de inkâr ederiz.” diyerek kendilerine (îmanla inkâr) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte gerçek kâfirler onlardır.1 Şüphesiz Biz de bu kâfirlere, aşağılayıcı bir azap hazırladık.
1 Bu âyete göre kâfirler; birisi, Allah’a da Peygambere de îman etmeyenler, diğeri Allah’a îman ettiğini iddiâ edip de Allah’ın gönderdiği Peygamberlere inanmayanlar, bir diğeri ise Peygamberlerin bir kısmına îman ettiğini söyleyip de bir kısmını inkâr edenler olmak üzere, üç kısımdır. Son iki kısım kâfirler, görüldüğü üzere kendilerinin ehl-i kitap olduklarını iddiâ etmekle birlikte, Allah’ın gönderdiği Peygamber ve Kitapların bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr eden, Yahûdîler ve Hıristiyanlardır. Ve bu âyet, doğrudan doğruya, bunlar hakkında nâzil olmuştur. (Kurtubî) Ayrıca bu âyetten; îman ile küfür arasında, “bir orta sınıfın” olmadığı ve Allah’ın gönderdiği Peygamberlerden ve kitaplardan bir tanesini bile inkârın, Allah’ı inkâr olduğu, açıkça anlaşılmaktadır.
Muhammed Esed
ALLAH[a inanmak] ile elçileri[ne inanmak] arasında ayrım yapmaya çalışarak, “Birine inanır, ama diğerini inkar ederiz!” 162 demek suretiyle Allah'ı ve elçilerini inkar edenler, (böylece de) arada bir yol tutturanlar (var ya);
Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçilerine inanmak istemeyenler, Allah ile elçilerinin arasını ayırmak amacıyla; “Elçilerin bazısına inanırız, bazısına da inanmayız” diyerek, küfür ile iman arasında bir yol tutmak isterler. 4/143, 58/14
Allah ile elçilerinin arasında ayrım yapmaya çalışarak Allah’ı ve elçilerini inkâr edenlerle, “bazılarına inanır bazılarını inkâr ederiz” diyerek iman ile inkâr arasında bir yol tutturmak isteyenler var ya:
Muhakkak o kimseler ki, Allah Teâlâ'yı ve O'nun peygamberlerini inkar ederler ve Allah Teâlâ ile peygamberlerinin arasını ayırmak isterler ve, «Bazısına imân eder ve bazısını inkâr eyleriz,» derler, ve bunun arasında bir yol tutmak isterler.
150, 151. O kimseler ki ne Allah'ı tanırlar ne resullerini, ve o kimseler ki Allah'ı tanıdığını iddia edip resullerini tanımayarak, Allah ile resullerini birbirinden ayırmak isterler Ve o kimseler ki “resullerin bazısına iman ederiz, bazısını reddederiz” derler, ve böylece iman ile küfür arasında bir yol tutmak isterler, İşte bunlar gerçek kâfirlerin ta kendileridir. Biz de kâfirler için zelil ve perişan eden bir ceza hazırladık. [2, 8]
Onlar ki Allah'ı ve elçilerini inkar ederler, Allah ile elçilerinin arasını ayırmak isterler, "Kimine inanırız, kimini inkar ederiz!" derler; bu ikisinin (inanmakla inkarın) arasında bir yol tutmak isterler.
Allah ile elçilerinin arasını ayırma isteği ile[1] Allah'ı ve elçilerini görmezlik eden; birine inanır diğerini tanımayız diyen[2] ve ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler,
Süleymaniye Vakfı Nisâ Suresi 150. Ayet Açıklaması
[1] و يريدون أن يفرقوا بين الله و رسله hal cümlesi olarak alınmıştır. [2] Allah'a inanır, elçilerini tanımayız derler. O elçiler Allah'ın elçileri olduğu için elçiye inanmak onu gönderen Allah'a da inanmak olur. Dolayısıyla yukarıdaki sözü "Elçilere inanır, Allah'a inanmayız" şeklinde anlamak mümkün olmaz.
Şaban Piriş
Allah'ı ve resullerini tanımayan, Allah ile Resullerinin arasını ayırmak isteyen” Bir kısmına inanır; bir kısmını inkar ederiz” diyerek (iman ile küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler...
Allah'ı ve peygamberlerini inkâr eden, “Kimine inanır, kimini reddederiz”(40) diyerek Allah ile peygamberlerinin arasını ayıran ve böyle bir orta yol bulmak isteyenlere gelince:
(40) “Peygamberlerden kimine, yahut Peygamberin buyruklarından kimine inanır, kimini de reddederiz” diyerek bütün bütün inançsız görünmek istemeyen, ama Allah’a ve Peygambere (veya peygamberlere) de tam bir teslimiyeti kabul etmeyerek ikisi arasında bir orta yol bulmaya çalışanlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlar ki Allah'ı ve O'nun resullerini inkâr ederler, Allah'la O'nun resulleri arasını açmak isterler de "-Bir kısmına inanırız, bir kısmını inkâr ederiz" derler; böylece imanla inkâr arasında bir yol tutmak isterler.
bayıķ anlar kim kāfir olurlar Tañrı’ya daħı yalavacına; daħı dilerler kim ayıralar Tañrı arasında daħı yalavaçlarınuñ daħı eydürler “inanuñuz bir niceye daħı kāfir oluruz bir niceye.” daħı dilerler kim dutalar şunuñ arasında yol.
Taḥḳīḳ ol kişiler ki kāfir oldılar Tañrıya, peyġamberlerine daḫı, isterler ayırmaġa Tañrı‐y‐la peyġamberler arasında ve eydürler: Īmān getürür‐biz birniçesine nebīlerüñ, daḫı kāfir olur[‐biz] bir niçesine. Dilerler idinmegeanuñ ortasında bir yol daḫı.