Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 522, sondan 5715. ayet; 4. sure ve Nisâ Suresinin 29. ayetidir. Nisâ Suresi 29. ayetinin kelime sayisi 24, harf sayısı 99 ve toplam ebced değeri ise 6314 olarak hesaplanmıştır. Nisâ Suresinin toplam ebced değeri 1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يا ايها الذين امنوا لا تأكلوا اموالكم بينكم بالباطل الا ان تكون تجارة عن تراض منكم ولا تقتلوا انفسكم ان الله كان بكم رحيما
Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helâk etmeyin. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.
Önceki âyetlerde servetin ve menfaatin intikalinde rol oynayan miras, hibe, mehir gibi meşrû yollardan söz edilmişti. Bu âyette de en geniş mânasında yani “karşılıklı rızaya dayanan ve konusu maddî değerler olan hukukî işlem” anlamında ticaretten söz edilmekte; bu yollar dışında kalan, bunlara ters düşen ve bundan dolayı haksız (bâtıl) diye nitelenen yol ve şekillerle insanların mallarını ellerinden almak ve bunlardan yararlanmak yasaklanmaktadır. Hırsızlık, gasp, rüşvet, faizcilik ve tefecilik, fâhiş fiyat, aldatma bu bâtıl yolların ve şekillerin önde gelenleri ve yaygın olanlarıdır. Ticaret genellikle alınan malı, üzerine kâr koyarak satmak suretiyle yapılır. Mal alınırken bir bedel takdir edilmiştir; satılırken aynı bedelle devredilmediğine göre –fazlalıktan ibaret olan– kâr karşılıksız gibi gözükmekte, bu bakımdan da “haksız kazanç yolları”na yakın bulunmakta, bir bakıma onları andırmaktadır. Muhtemelen bu sebepledir ki, haksız kazanç yasaklanırken hemen yanında –istisna şekliyle– ticaret serbest bırakılmıştır. Alımla satım bedelleri arasındaki artı fiyat farkından ibaret olan kâr da meşrûdur. Çünkü malı alıp satan tâcir hem kamuya yararlı bir hizmet görmekte hem sermayesini riske atmakta hem de emek çekip meşgul olmaktadır. Hz. Ömer ihtikârı (karaborsa) yasakladıktan sonra “... fakat kim yazda ve kışta, zahmet çekip yüklenerek pazara mal getirirse o kişi, Ömer’in misafiridir; istediği gibi satsın, istediği gibi tutsun” diyerek bu gerekçeye işaret etmiştir (el-Muvatta’, “Büyû‘”, 56). Bâtıl yollarda bu unsurlar ve nitelikler yoktur; güçlü olan karşı tarafı ezmekte, onun zaaf ve ihtiyaç içinde olmasından yararlanmakta, gerçek rızâ söz konusu olmadan malını alıp yemektedir.
“Kendinizi öldürmeyin” cümlesinde hem hayatın hem de kamu düzeninin korunmasını hedefleyen önemli ve ince işaretler mevcuttur. Malların haksız yollardan elde edilip yenilmesi ve faydalanılması yasaklandıktan hemen sonra “Kendinizi öldürmeyin” buyurulması özellikle dikkat çekicidir. Şöyle ki; haksızlık, hukukî ve sosyal adaletsizlik anarşiyi doğurur veya körükler; bir kere toplum düzeni bozulup asayiş ortadan kalkınca can güvenliği de tehlikeye düşer; yalnız haksızlığa uğrayanlar değil, başkasının malını haksız olarak alıp yiyen veya başkasının canına haksız olarak kıyan da bu güvensizlikten nasibini alır, kendisi canından olduğu gibi yakınlarının da mal ve canları zarar görür. Âyetin asıl hedefi haksız olarak başkasını öldürmeyi yasaklamak olduğu halde bu başkalarını kastederek “Kendinizi öldürmeyin” buyurulması, hayat hakkının korunması bakımından çok güçlü bir vurgu taşımaktadır. Zira kişinin kendi hayatıyla başkasının hayatı arasında fark yoktur, bütün hayatlar eşit derecede korunmaya lâyıktır, korunma hakkına sahiptir. Birinin canına kıyan kendi canına kıydığını düşünmeli, bu şuur içinde olmalıdır.
Âyet, İslâm’ın bütün muâmelât hükümlerinin hedefi olan “beş zaruri/önemli değerin ve amacın (makasıdü’ş-şerîa) korunması” ilkesinden ikisini ihtiva etmektedir: Canın korunması ve malın korunması. Bundan önceki âyetler evliliği teşvik edip zinayı yasaklayarak neslin korunması ilkesini, ileride gelecek 43. âyet sarhoş olmayı yasaklayarak aklın korunması ilkesini, aralarda sık sık tekrarlanan Allah’a itaat ve kulluk, resulüne itaat ve ittibâ, bütün peygamberlerin getirip tebliğ ettikleri dine inanma ve bağlanma emirleri de dinin korunması maksadını ihtiva etmektedir.
Mehmet Okuyan
Ey iman edenler! Velev ki aranızdaki rızaya dayalı ticaretle bile olsa mallarınızı [batıl] (yollar) ile aranızda yemeyin ve kendinizi öldürmeyin! Şüphesiz ki Allah size karşı çok merhametlidir.
Buradaki buyruk, malların batıl bir şekilde yenmemesi hükmünü içermektedir. Ayette yer alan [illâ] edatına bu nedenle “velev ki” şeklinde bir tercümeyi esas aldık. Aksi takdirde, yani edata bilinen yaygın anlamı olan “ancak, hariç” anlamı verilince, her razı olunan ticaret meşru görülebilir ki faiz, kumar, rüşvet, uyuşturucu, kara para aklama vs. işlemler bu noktada anlaşılmaz olur. Bir işlem batıl ise ticaret adıyla da olsa onu bu durumdan çıkarmak söz konusu olamaz (Esed, [Kur’an Mesajı,] Nisâ 29. ayetin dipnotu). [İllâ] edatına istisna anlamı verilecekse bu defa “aranızda razı olduğunuz ticaret hariç” ifadesinde ticaretin batıl olmayan yönüne vurgu yapılmalıdır.
Bayraktar Bayraklı
Ey iman edenler! Birbirinizin mallarını haksız yollarla, karşılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla da olsa heba etmeyiniz ve birbirinizi öldürmeyiniz; zira Allah size merhamet etmektedir.[74]
[74] Haram lokma hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, V, 105-110.
Erhan Aktaş
Ey iman edenler! Birbirinizin mallarını karşılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla da olsa, haksız şekilde yemeyin. Ve kendinizi/birbirinizi öldürmeyin.¹ Kuşkusuz, Allah, size karşı çok merhametlidir.
Ey iman edenler! Mallarınızı, sizden (aranızda) karşılıklı anlaşmadan (doğan) bir ticaretten başka, (hile, hırsızlık, faiz, karaborsa, yalan ve aldatma gibi) haksız 'nedenler ve yollarla' (bâtılca) yemeyin. Ve kendi nefislerinizi de öldürmeyin (helâl ve meşru nimetlerden kendinizi mahrum etmeyin ve intihara yönelmeyin) ! Şüphesiz Allah, size çok Merhametlidir.
Ey inananlar, aranızda, mallarınızı haksız yere ve boşuboşuna yemeyin, ancak karşılıklı bir uzlaşmayla yapılan alışveriş başka ve birbirinizi öldürmeyin, şüphe yok ki Allah, size rahimdir.
Ey iman edenler! Birbirinizin mallarını haksız yollarla değil, karşılıklı rızaya dayanan ticaret yolu dışında tüketmeyin ve birbirinizi böyle kötü yollara düşürerek, hem şahsiyetlerinizi öldürmeyin hem de aşırı dünya hırsından dolayı başkalarını öldürüp kendiniz de intihar yoluyla öldürecek duruma sokmayın. Çünkü Allah siz kullarına karşı çok acıyandır.
Ey iman nimetine kavuşanlar, karşılıklı rızanıza dayanan şer'î usullere uygun ticarî alım-satımların dışında, mallarınızı, paralarınızı aranızda haksız yere, dolambaçlı haram yollarla yemeyin. Birbirinize düşerek kanlarınızı dökmeyin, canlarınıza kıymayın. Allah size karşı çok merhametlidir.
Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin; ancak karşılıklı hoşnutluğa dayanan ticaretle (yiyin) ve nefislerinizi öldürmeyin. [8] Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.
8.Buradaki "nefislerinizi öldürmeyin" ifadesi hakkında tefsirlerde değişik açıklamalarda bulunulmuştur. Bazı müfessirlere göre bu ifade ile "birbirinizi öldürmeyin" anlamı kastedilmiştir. Çünkü mü`minler bir bütündür ve bunun için"nefisleriniz" denilmiştir. Bazı müfessirlere göre ise burada: "Haram işleyerek, meşru olmayan yollarla birbirlerinizin mallarını yiyerek kendi kendinizi helake götürmeyin" anlamı kastedilmektedir. Bazı müfessirler ise bununla mü`minlerden kendilerini tehlikeye atarak ölümlerine yolaçacak bir durumla karşı karşıya gelmemelerinin istendiğini söylemişlerdir. Bir başka açıklamaya göre de bu ifade mü`minleri intihardan menetmektedir.
Ali Bulaç
Ey iman edenler, mallarınızı, sizden karşılıklı anlaşmadan (doğan) bir ticaretten başka haksız 'nedenler ve yollarla' (batılca) yemeyin. Ve kendi nefislerinizi öldürmeyin. Şüphesiz, Allah, sizi çok esirgeyendir.
Ey iman edenler! Mallarınızı, aranızda bâtıl sebeplerle yemeyin. Ancak birbirinizden hoşnud olarak ticaret yolu ile olmak başka. Herhangi bir sebeple nefislerinizi öldürmeyin. Şüphesiz ki Allah çok merhametlidir.
Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksız bir şekilde yemeyin. Fakat karşılıklı rızaya dayanan bir ticaret yapın. (Mal için) birbirinizi öldürmeyin. Muhakkak Allah size çok acıyandır.
Ey inanmış olanlar! Gönül hoşluğiyle alışveriş yapmaksızın, aranızda bir takım boş şeylerle, mallarınızı yemeyin, kendinizi öldürmeyin, Allah sizi yarlıgar
Ey inananlar! Birbirinizin mallarını (hırsızlık, gasp, kumar ve faiz gibi) haksız yollarla yemeyin. Karşılıklı rıza ile yapılan bir ticaret yapmanız ise elbette meşrudur. Sakın kendinizi öldürmeyin (mahvetmeyin)! Allah size pek merhametlidir.
“Kendinizi öldürmeyin” ifadesini, “kendi canınıza kıymayın” ya da “birbirinizi öldürmeyin” şeklinde almak yerine ayetteki anlam bütünlüğünden yola çıkarak, “birbirinizin mallarını haksız yere yiyerek toplum hayatınızı yaşanmaz hale getirmeyin, ömrünüzü mahvetmeyin” şeklinde yorumlamak daha doğru olur çünkü ayetin sonundaki “Allah size pek merhametlidir” cümlesi de bunu doğrular niteliktedir. Yani birbirinizin malını haksız yollardan yemez de ticari yollarla kazanmaya çalışırsanız Allah da size yardım eder ve istediğiniz bereketi verir.
Diyanet İşleri (Eski)
Ey İnananlar! Mallarınızı aranızda haksızlıkla değil, karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle yeyin, haram ile nefsinizi mahvetmeyin. Allah şüphesiz ki size merhamet eder.
Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali müstesna, mallarınızı, bâtıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda (alıp vererek) yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah, sizi esirgeyecektir.
İnananlar! Birbirinizin malını haksızlık ve hile ile yemeyin; karşılıklı rıza ile yapılan ticaret olursa başka. Birbirinizi öldürmeyin. ALLAH size Rahimdir
Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ancak kendi rızanızla yaptığınız ticaretle yemeniz helaldir. Birbirinizin canına kıymayın. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.
Ey o bütün iyman edenler! Mallarınız aranızda batıl behanelerle yemeyin, kendiliğinizden rızalaşarak akdettiğiniz bir ticaret olmak başka, kendilerinizi öldürmeyin de, Allah size cidden bir rahîm bulunuyor
Ey îman edenler, birbirinizin mallarınızı haram sebeblerle yemeyin. Meğer ki (o mallar) sizden karşılıklı bir rızaadan (doğan) bir ticâret (malı) ola. Kendilerinizi öldürmeyin. Şübhe yok ki Allah sizi çok esirgeyicidir.
Ey îmân edenler! Kendiliğinizden anlaşarak yaptığınız bir ticâret olması müstesnâ, mallarınızı aranızda bâtıl (haram yollar)la yemeyin ve nefislerinizi (kendinizi ve birbirinizi)öldürmeyin! Şübhesiz ki Allah, size karşı çok merhametlidir.
Ey iman edenler! Aranızdaki meşru olan alışverişlerin dışında, birlerinizin mallarını birtakım hileli yollarla, nefislerinizi duygusuzlaştırarak (içinizdeki merhamet ve adalet duygularını öldürerek) üzerlerinize geçirmeyin. Hâlbuki Allah size karşı çok merhametlidir.
Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda boşu boşuna [³] yemeyin; meğer ki aranızda uzlaşmadan hasıl olan bir alım, satım ola. Kendinizi öldürmeyin [⁴]. Allah hakkınızda merhametlidir.
Ey iman edenler! Mallarınızı karşılıklı rıza ile yapılan ticaret dışında batıl ile (haram ve haksızlıkla) aranızda yemeyin ve birbirinizi öldürmeyin. Allah şüphesiz size merhamet edicidir.
Ey iman edenler! Birbirinizin mallarını haksız yollarla yemeyin; ancak, karşılıklı anlaşmaya dayalı bir alışveriş, yahut hediye, miras, vasiyet, sadaka, mehir, tazminat gibi meşrû yollarla elde ettiğiniz kazançlar hariç. Bununla birlikte, ilk bakışta karşılıklı anlaşmaya dayalı bir alışveriş gibi görünen, fakat aslında, bir tarafın bilgisizliği, tecrübesizliği yahut çâresizliği sebebiyle aldatıldığı, açıkça zarara uğratıldığı ticârî ve hukukî işlemler de haksız kazanç kapsamına girer. Çünkü bir kişinin kendisine yapılan haksızlığı kabullenmesi, bunu zulüm olmaktan çıkarmaz. Bir de, haksız yere birbirinizin canına veya intihar ederek kendi canınıza kıymayın! Doğrusu Allah, size karşı son derece şefkatli ve merhametlidir. Siz de O’nun merhametine lâyık olmaya çalışın. Unutmayın ki:
Ey iman edenler!
Karşılıklı rızaya dayalı ticaretten başka, aranızda mallarınızı Bâtıl (yollar) ile yemeyin!
Nefislerinizi öldürmeyin!
Allah, size çok merhametli olandır.
Ey îman edenler! Birbirinizin mallarını haksız yolarla1 değil,2 karşılıklı anlaşmaya dayalı (meşru) ticaret yolu ile yiyin. Birbirinizin canına kıymayın.3 Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.
1 Yani; hırsızlık, gasp, kumar, faiz, israf ve her türlü gayr-ı meşru yollarla yemeyin.2 Bu istisna edatından önce zikredilen bâtıl işler, “müstesna minh’e” mana itibariyle dâhil olmayacağı için bu istisna, munkatı’ istisna olarak kabul edilmiş ve tercüme bu şekilde yapılmıştır. Zîrâ munkatı’ istisna kasr ifâde etmeyeceğinden tercümeyi; “mallarınızı aranızda haksız yollarla yemeniz haram, fakat kendi rızanızla yaptığınız ticaret dinen bâtıl bile olsa helaldir.” diye anlamamak gerekir.3 Âyetin bu bölümü, şu şekillerde anlaşılabilir: 1- Kasten intihar ederek kendinizi öldürmeyin. 2- Hind fakirlerinin yaptığı gibi Allah’a kulluğu zühtte arayıp, züht’ü de rûhbanlık zannederek nefislerinizi ezmeyin. 3- Ticareti takvaya ters görerek, kendinizi fakirleştirmeyin. 4- Ticaret yapacağım diye kendinizi tehlikeye atmayın. 5- Birbirinizi hiç bir şekilde öldürmeyin. 6- Hıristiyan ve diğer rûhbanlar gibi, nefislerinizi öldürmeyin ve bunu bir ibâdet zannetmeyin. (Özetle-Elmalılı) Bu ayet burada dururken sufi ekollerinde nefislerini öldürmeye çalışanlar ne yaptıklarının farkındalar mı acaba?
Muhammed Esed
SİZEY imana ermiş olanlar! Birbirinizin mallarını haksız yollarla -karşılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla da olsa- 38 heba etmeyin ve birbirinizi mahvetmeyin; zira Allah, sizin için bir rahmet kaynağıdır.
Ey iman edenler! Aranızda karşılıklı anlaşma, bir ticaret olmadan haksız ve gayrı meşru yollarla birbirinizin mallarını yemeyin. Böylece kendinizi ekonomik olarak mahvetmeyin. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir. 2/188, 4/161
Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya da dayansa, birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin;[763] -tabî ki (meşru) ticaret hariç- ve kendinize kıymayın; çünkü Allah sizin için bir rahmet kaynağıdır.
[763] Veya: “karşılıklı rızaya dayalı ticaret yoluyla da olsa…” Bu ibare çoğunluk tarafından şöyle anlaşılmıştır: “Birbirinizin mallarını, karşılıklı rızaya dayalı ticaret hariç, haksız yollarla yemeyin.” Ne ki, bu çeviride şu anlama problemleri ortaya çıkmaktadır: 1) “Karşılıklı rızaya dayalı ticaret” dışındaki meşru kazanç yolları tıkanmakta mıdır? Bu problemi haklı olarak Râzî de gündeme getirmiş ve “hibe, vasiyet, miras, sadaka, mehir ve hak edilmiş yasal tazminat” gibi kalemleri sayarak “ticaret dışında birçok mal edinme yollarının olduğuna” dikkat çekmiştir. 2) “Karşılıklı rıza” ticareti ticaret kılan vasıftır; dolayısıyla helâl ticarete ilave bir vasıf değil, ticaretin özüne ilişkin ayrılmaz bir vasıftır. Kur’an’da da meşru ticaret, bu vasıfla değil, hep yalın olarak gelir. Bu nedenle, cümle yalnızca ticarete hamledilmemelidir. 3) Meşru olmayan mal edinme yöntemlerinin başında faiz gelmektedir ve tüm faizli işlemler “karşılıklı rızaya” dayalı olarak gerçekleşmektedir. Bütün bu problemleri göz önüne alarak, “karşılıklı rıza”yı, sadece “ticarete” değil, istisna edatı öncesini de kapsayacak bir şekilde tüm cümleye şamil kılmamıza mani bir hâl bulunmamaktadır. Bunlardan ayrı olarak, Muhammed Esed, çoğunluğun anlayışına şu eleştiriyi getirmiştir: “karşılıklı anlaşmaya dayalı ticaretten doğan haksız kazançların “birbirinizin mallarını haksız yollarla heba etmeyin” şeklindeki genel yasaklamanın dışında tutulduğu intibaını vermektedir.” Bu problemi aşmak için de illa edatının ve anlamını, ya da yasak bildiren la ile kullanıldığında “ne…ne de…” anlamını öne çıkararak “Birbirinizin mallarını haksız yollarla —karşılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla da olsa- heba etmeyin” mânası vermektedir. Delil olarak da 27:10-11 âyetini göstermektedir ki, bunu ve 2:150 âyetini illânın “ne.. ne de..” kullanımı için Süyûtî de delil gösterir (İtkân II, 160). Ancak Esed, bu âyeti, gösterdiği delile uygun olarak çevirseydi anlamın şöyle olması gerekirdi: “Birbirinizin mallarını ne haksız yollarla, ne de karşılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla heba edin.” Tabiatıyla, böyle bir çevirinin doğru olmayacağı müsellemdir. Esed, istisna edatına hattâ anlamı vermektedir ki, Arapça’da illa edatının bu kullanımı bilinmemektedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ey imân etmiş olanlar! Mallarınızı aranızda bâtıl yere yemeyiniz. Meğer ki karşılklı rızayla yapıları bir ticaret olsun. Ve kendinizi de öldür-eyiniz. Şüphe yok ki Allah Teâlâ sizlere rahîmdir.
Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda meşrû olmayan yollarla yemeyin. Karşılıklı rıza ile yapılan bir ticaret yapmanız ise, elbette meşrûdur. Sakın haram yiyerek, başkasının hakkını gasbederek kendinizi öldürmeyin. Allah size pek merhametlidir.
Âyette: “kendi kendinizi öldürmeyin!” emri: a- ”Birbirinizi öldürmeyin!” veya “intihar etmeyin!” demektir. Veya b- “Haksız yere başkalarının mallarını alanlar toplumun nizamının bozulmasına sebeb olurlar; bu kendilerinin de sonunu hazırlayabilir.” anlamına gelebilir.
Süleyman Ateş
Ey inananlar, mallarınızı aranızda batılla (doğru olmayan yollarla, haksız yere) yemeyin. Kendi rızanızla yaptığınız ticaret olursa başka. Canlarınızı da öldürmeyin. Doğrusu Allah, size karşı çok merhametlidir.
Müminler, mallarınızı aranızda uydurma (batıl) yolla değil, karşılıklı rızaya dayalı ticaretle yiyin de kendinizi öldürmeyin; Allah size karşı çok merhametlidir.
-Ey iman edenler! Mallarınızı, aranızda karşılıklı anlaşma, bir ticaret olmadan ve batıl yollarla yemeyin, kendinizi mahvetmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.
Ey iman edenler! Birbirinizin malını haksız şekilde yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yaptığınız ticaret müstesnadır. Nefislerinizi öldürmeyin.(15) Muhakkak ki Allah size karşı pek merhametlidir.
(15) Birbirinizi öldürmeyin. Veya kendinizi öldürmeyin. Veya haksız yere birbirinizin malını yiyerek toplum hayatınızı yaşanmaz hale getirmeyin. Amr ibni Âs, bir sefer sırasında, soğuk bir gecede yıkanması icap ettiği halde teyemmüm ederek namaz kıldırmış, Peygamberimiz ona “Cünüp olarak mı namaz kıldırdın?” diye sorunca, o “Çok soğuk bir geceydi; helâk olmaktan korktum” cevabını vermiş ve bu âyeti okumuş, Peygamberimiz de bu cevap karşısında tebessüm ederek sükût buyurmuştu. (Ebû Davud, Tahâret: 124.)
Yaşar Nuri Öztürk
Ey inananlar! Mallarınızı aranızda bâtıl bir yolla/tutarsız bahanelerle yemeyin. Kendi hoşnutluğunuzla gerçekleşmiş bir ticaret olursa başka. Kendi canlarınıza kıymayın/intihar etmeyin. Hiç kuşkusuz, Allah, size karşı çok merhametlidir.