Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 584, sondan 5653. ayet; 4. sure ve Nisâ Suresinin 91. ayetidir. Nisâ Suresi 91. ayetinin kelime sayisi 31, harf sayısı 162 ve toplam ebced değeri ise 9346 olarak hesaplanmıştır. Nisâ Suresinin toplam ebced değeri 1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ستجدون اخرين يريدون ان يأمنوكم ويأمنوا قومهم كلما ردوا الى الفتنة اركسوا فيها فان لم يعتزلوكم ويلقوا اليكم السلم ويكفوا ايديهم فخذوهم واقتلوهم حيث ثقفتموهم واولئكم جعلنا لكم عليهم سلطانا مبينا
Diğer birtakım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik.
Tefsircilerin Medine çevresinden Gatafân ve Esedoğulları’nı, Mekke’den de Abdüddâroğulları’nı örnek olarak gösterdikleri bu grup, menfaatleri böyle gerektirdiği için Medine’ye gelince müslüman oluyorlar, Mekke’ye gidince de şirke dönüp müşriklerle beraber putlara tapıyor, gerekli gördüklerinde müslümanlar aleyhine Kureyş’le iş birliği yapıyorlardı. Hz. Peygamber açıkça kâfir olmayanları, gizli din taşıyanları, müslüman görünenleri, dıştan göründükleri gibi kabul ediyor, kişinin küfrüne açık ve objektif delil bulunmadıkça ona mümin muamelesi yapıyordu. Allah Teâlâ bunların münafık olduklarını, müslümanlıklarının samimi olmadığını bildirerek müslümanlara –insanların kalpleri bilinemeyeceği için başka türlü elde edilemeyecek olan– bir delil vermekte ve bu grubun da sulha yanaşmadıkları, müslümanlara zarar verdikleri sürece kendileriyle savaşanlar gibi mütalaa edilmesi gerektiğini bildirmektedir.
Mehmet Okuyan
Hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Bunlar (münafıklar), her ne zaman Fitneye (Müslümanlara karşı savaşa) götürülseler ona hemen dalarlardı. Sizden uzak durmaz, size barış teklif etmez ve ellerini (sizden) çekmezlerse, bulduğunuz yerde onları yakalayın ve öldürün! İşte onlar aleyhinde (onlarla savaşmak için) size apaçık yetki verdik.
Bu mesaj Ahzâb 33:14. ayetle birlikte okunmalıdır.,Bu son dört ayet (88-91), Bakara 2:190-193, 256, Enfâl 8:39-40, Tevbe 9:2-4, 12, 36, 123; Hacc 22:39, Mümtehine 60:8-9 gibi ayetlerle birlikte okunmalıdır.
Bayraktar Bayraklı
Hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Bunlar her ne zaman fitneye götürülseler ona baş aşağı dalarlar. Eğer sizden uzak durmaz, barış teklif etmez ve ellerini çekmezlerse onları yakalayınız, rastladığınız yerde öldürünüz. İşte onlar üzerine sizin için apaçık yetki verdik.[81]
[81] Başkalarıyla toplumsal ilişkiler hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, V, 264-275.
Erhan Aktaş
Başkalarını¹ da bulacaksın hem sizden hem de kendi halklarından güvende olmak isteyen. Fitne ortamı² bulduklarında, hemen onun içine baş aşağı dalarlar. Eğer bunlar, sizden uzak durmazlar, sizinle barış yapmaya yanaşmazlarsa, sizden ellerini çekmezlerse onları yakaladığınız yerde her nerede bulursanız öldürün³ İşte bu kimseler hakkında size apaçık bir yetki verdik.
1- Münafık olanlardan. 2-Ortak koşma, küfre geri dönme. 3- Bu, Harem bölgesindeki “öldürme yasağından” dolayı, müminlerin öldürme tereddüdünü giderme ile ilgili bir buyruktur.
Ahmet Akgül
(Bunun yanında, inkârcı ve münafıklardan) Diğer bazılarını da, (hem) sizden ve (hem de) kendi kavimlerinden güvende olmayı istiyor bulacaksınız. (Ama) Fitneye (teşvik edilip) her geri çağrılışlarında (hemen onun) içine baş aşağı (şuursuzca balıklama) dalarlar. Şayet sizden uzak durmaz, barış (şartların) ı size bırakmaz ve ellerini (fitne fesatlıktan) çekmezlerse, artık onları her nerede bulursanız, tutup yakalayın ve onları öldürüp (etkisiz bırakın) . İşte size, onların aleyhinde apaçık olan 'destekleyici bir delil' kıldık.
Başka bir bölüğünü de şöyle bulacaksınız: Onlar, sizden de emin olmak isterler, kavimlerinden de. Fakat bir fitneye sevk edilince ta içine dalıverirler. Onlar sizi bırakmazlar, sizinle barış halinde yaşamazlar ve sizden el çekmezlerse tutun onları, öldürün onları bulduğunuz yerde ve işte size, onlara karşı apaçık bir kudret ve salahiyet verdik.
Başka bir takım insanlar da bulacaksınız ki, hem sizden hem de kendi toplumlarından güven içinde kalmayı isterler. Ama her ne zaman kavga ve kargaşaya sürüklenirlerse ona balıklamaya atılırlar. Öyleyse onlar sizi bırakıp bir tarafa çekilmezler ve barışı önermezler, kargaşadan el çekmezlerse onları yakalayın ve nerede bulursanız öldürün. İşte öylelerine karşı Allah size açık bir yetki vermiştir.
Hem sizden, hem de kendi kavimlerinden emin olmak isteyen başkalarını da göreceksin. Fitne çıkarmak, ortalık bulandırmak, inkâra, küfre yardımcı olmak, müslümanların kanına girmek için davet olunduklarında balıklama dalarlar. Sizden uzak durmazlar, size barış teklif etmezler, ortalık karıştırmaktan da ellerini çekmezlerse, onları yakalayın, bulduğunuz yerde onları öldürün. İşte onların aleyhine, size, apaçık bir ferman, bir yetki verdik.
Diğer bazılarının da hem sizden hem de kendi toplumlarından güvende olmak istediklerini göreceksiniz. Ne zaman fitneye çağrılsalar, baş aşağı içine dalarlar. Eğer sizden uzak durmaz, size barış teklifinde bulunmaz ve sizinle uğraşmaktan el çekmezlerse onları tutun ve yakaladığınız yerde öldürün. İşte bunlara karşı size açık bir yetki verdik.
Diğerlerini de sizden ve kendi kavimlerinden güvende olmayı istiyor bulacaksınız. (Ama) Fitneye her geri çağrılışlarında içine başaşağı (balıklama) dalarlar. Şayet sizden uzak durmaz, barış (şartların)ı size bırakmaz ve ellerini çekmezlerse, artık onları her nerede bulursanız tutun ve onları öldürün. İşte size, onların aleyhinde apaçık olan 'destekleyici bir delil' kıldık.
Diğer bir takım kimseleri de bulacaksınız ki, hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin kalmak isterler. Her ne zaman fitneye çağırılırlarsa, o tarafa döner, içine düşerler. Eğer bunlar sizden çekinmezler, barışınıza yatıp taarruzdan ellerini çekmezlerse, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün. İşte bunlar aleyhinde size açık bir ferman ve salâhiyyet verdik.
Başkalarını da, hem sizden hem de toplumlarından emin olmak istediklerini göreceksiniz. Fitneye her düştüklerinde (İslam’a karşı savaşa çağrıldıklarında,) başaşağı içine dalarlar. Eğer onlar sizden geri durmaz, barışı istemez, ellerini çekmezlerse; onları yakalayın, nerede karşılaşırsanız onları öldürün. İşte asıl, bunlara karşı Allah size açık bir yetki vermiştir.
Hem sizlerden, hem de kendi ulusundan, emin olmak isteyen birçok kimse bulacaksınız, ne zaman fitneye çağrılırlarsa, hemen koşarlar, sizden çekinmeyip, barışmazlarsa, el de çekmezlerse yakalayıp onları nerde bulursanız öldüresiniz, işte size bu kimseler hakkında açık belgeler verildi
Bir de hem sizden ve hem de kendi kavimlerinden emin olmak isteyen başka kimselere rastlayacaksınız. Bunlar ne zaman fitneye (şirke veya inananlarla savaşmaya), bozgunculuğa itilseler ona canla başla atılırlar. Eğer bunlar sizden uzak durmaz ve size barış teklifi getirerek savaştan (ve sizi öldürmeye yeltenmekten) geri durmazlarsa onları yakalayın ve nerede bulursanız öldürün. Onlara karşı size apaçık bir yetki verdik.
Bkz. 2:191, 9:5, 47:4Bu ayet, Hz. Muhammed’e Müslüman olduklarını söyleyerek kendilerini güvence altına almak isteyen ancak müşriklerle beraber olduklarında putlara taparak onların himayesine giren Mekkeli bir topluluk hakkında nazil olmuştur. “Hem sizden ve hem de kendi kavimlerinden emin olmak isteyen başka kimselere rastlayacaksınız” cümlesi bunu doğrulamaktadır. Bunlar imanla şirk arasında karar verememekten ziyade, imanla şirkin gölgesinde kimseye fark ettirmeden hayatlarını sürdürmeyi tercih edenlerdir.
Diyanet İşleri (Eski)
Diğerlerinin de sizden ve kendi milletlerinden güvende olmayı istediklerini göreceksiniz. Ne var ki fitneciliğe her çağırıldıklarında ona can atarlar; eğer sizden uzak durmazlar, barış teklif etmezler ve sizden el çekmezlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhlerine size apaçık ferman verdik.
Hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Bunlar her ne zaman fitneye götürülseler ona baş aşağı dalarlar (daldırılırlar). Eğer sizden uzak durmaz, sulh teklif etmez ve ellerini çekmezlerse onları yakalayın, rastladığınız yerde öldürün. İşte onlar üzerine sizin için apaçık yetki verdik.
87-91. âyetler bahis mevzuu olan kâfirler Medine dışındaki münafıklardır. Bunların bir kısmı Mekke’de kalmış, hicret etmemiş ve müşriklerle işbirliği yapmışlardır; bunlar müslümanların düşmanı oldukları ve onlara karşı savaştıkları için bulundukları yerde imha edileceklerdir. Bir kısmı müslümanlar ile aralarında saldırmazlık antlaşması bulunan toplumlara sığınmışlar, diğer bir kısmı da hem müslümanlarla hem de kendi toplumlarıyla savaşmak istemeyip tarafsızlığı tercih etmişler ve müslümanlarla sulh yapmaya, iyi geçinmeye temayül göstermişlerdir. Bu son iki kısım kendi hallerine bırakılacak, onlarla savaşılmayacaktır.
Edip Yüksel
Hem sizinle hem kendi toplumlarıyla güven içinde durmak isteyen bir başka grup bulacaksın. Ne zaman kargaşalığa çağrılsalar içine dalarlar. Sizi yalnız bırakmaz, barış yapmak istemez ve ellerini sizden çekmezlerse karşılaştığınız yerde onları öldürebilirsiniz. Böylelerine karşı size apaçık yetki verdik.
Dinden dönen insanlar, müslümanların can ve mal güvenliklerini hiçe sayan düşmanlarla birlik olup savaşmadıkça kendilerine dokunulmaz. Savaşın temel ilkesi için bak 60:8,9.
Elmalılı Hamdi Yazır
Diğer birtakım kimseleri de bulacaksınız ki; hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak isterler. Fitne için her davet olunuşlarında onun içine başaşağı dalarlar. Eğer bunlar sizden çekinmezlerse, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün. İşte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdik.
Diğer bir takımlarını bulacaksınız ki hem sizden emin olmak hem de kavmlerinden emin kalmak isterler, fitneye sevkedildikce de döner döner içine atılırlar, eğer bunlar sizden çekinmezler ve sulha yatıb taarruzdan ellerini çekmezlerse kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün, işte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdik
Diğer bir takımını da şu halde bulacaksınız: Onlar hem sizden emîn olmak, hem kendi kavmlerinden emîn olmak isterler. Ne zaman fitneye döndürülürler (sevk-u davet edilirler) se onun içine baş aşağı atılırlar. Öyle ise onlar sizi bırakıb bir tarafa çekilmezler, barışı size bırakmazlar, ellerini çekmezlerse onları nerede bulursanız yakalayıb tutun, onları öldürün. İşte size onlar, hakkında apaçık bir hüccet (ve salâhiyyet) verdik.
Bir başkalarını (da) bulacaksınız ki, (o münâfıklar) hem sizden emîn kalmak, hem de kendi kavimlerinden emîn olmak isterler. Ne zaman fitneye çağrılsalar, ona baş aşağı dalarlar. Ama sizi bırakmazlar, size barış teklîf etmezler ve (savaştan) ellerini çekmezlerse, artık onları yakalayın ve kendilerini bulduğunuz yerde onları öldürün! Ve işte onlar yok mu, kendileri aleyhinde size apaçık bir delil (ve salâhiyet) verdik.
Sizden ve kendi kavimlerinden güven içinde olmak isteyen, başka kimselerle de karşılaşacaksınız. Eğer onlar tekrar sizinle savaşmak için fitne çıkartırlar, sizi rahat bırakmazlar, sizinle barış yapmak istemez ve size kötülük yapmaktan vazgeçmezlerse, onları yakalayın ve nerede bulursanız öldürün. Böylece biz size, düşmanlarınız hakkında yapmanız gereken apaçık yetkiler verdik.
Başka bir güruh bulursunuz ki hem sizden, hem kendi aşiretlerinden emin olmağı [⁶] isterler. Bunlar her ne zaman fitneye döndürülürlerse [⁷] hemen ona baş aşağı atılırlar. Eğer bir tarafa çekilmezler, size müsalemet teklif etmezler, ellerini de çekmezlerse onları yakaladığınız yerde tutun, öldürün. İşte size, onlara karşı apaçık bir hüccet verdik [⁸].
İsmail Hakkı İzmirli Nisâ Suresi 91. Ayet Açıklaması
[6] Sizi temin için Müslümanlık, aşiretlerini temin için gâvurluk gösterirler.[7] Küfre veya müslimlerle katle davet olunsalar.[8] Adavetleri o kadar aşikârdır ki, küfür ve gadirleri o kadar açıktır ki onlara taarruz hususunda apaşikâr bir burhan hasıl olmuştur.
Kadri Çelik
Diğer bir takımını da (Aftan veya Esed oğulları gibi) hem sizden emin kalmak hem de kendi kavminden güven içinde olmayı ister halde bulacaksınız. Fitneye (inkâra) her döndürüldüklerinde ise hemen baş aşağı ona daldırılırlar. Eğer sizden uzak durmazlar, barış teklif etmezler ve sizden el çekmezlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhine size apaçık bir delil verdik.
Diğer birtakım insanlar da göreceksiniz ki; ne sizinle, ne de kendi soydaşlarıyla başlarının derde girmesini istemezler; ama ne zamanMüslümanlar aleyhinde bozgunculuk ve fitneye çağırılsalar, ona koşar, gözü kapalı ta içine dalıverirler. Eğer bunlar, sizi rahat bırakmaz, sizinle barışa yanaşmaz ve ellerini fitne fesattan çekmezlerse, onları savaş alanında gördüğünüz yerde yakalayıp öldürün! İşte kendilerine karşı savaşmanız konusunda size açıkça yetki verdiğimiz kimseler, bunlardır. Bir de, hicret etmeye gücü yetmediğinden, düşman diyarında yaşamak zorunda kalan Müslümanlar var ki, onlara zarar vermemek için son derece dikkatli olmalısınız, çünkü:
Diğerlerini, size de güven vermek, kendi kavimlerine de güven vermek istiyorlar bulacaksınız.
Her ne zaman Fitne’ye sırt çevirdiyseler, tekrar dönüyorlar.
Sizden ayrılmadılarsa, size Teslimiyet / Barış sunmadılarsa ve ellerini (saldırıdan) çekmedilerse, bulduğunuz yerde onları yakalayın, öldürün!
İşte onların aleyhine size açık bir sültan / yetki / güç verdik.
Ancak (onların içerisinden) hem sizden emin olmak, hem de toplumlarından emin olmak isteyen ve ne zaman fitneye çağırılsalar onun içerisine körü körüne dalanları da bulacaksın. Eğer bunlar, sizden uzak durmaz, sizinle barış içerisinde yaşamak istemez ve sizinle savaştan el çekmezlerse, onları da yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Böylece Biz, onlarla (savaşmanız için) size açık bir yetki verdik.1
1 Bazıları da hem sizden emin olmak hem de kendi kavimlerine karşı emin olmak isterler. Yani mü'min ile mü'min, kâfir ile kâfir olurlar. Rivayete göre Esed ve Gatafan kabilelerinden bazıları Medine’ye gelirler, Müslümanların güvenini kazanmak, bir harp vukuunda canlarını ve mallarını korumak için Müslüman olurlardı. Fakat kabilelerine gidince de küfrederlerdi. Bu hal Abdüddar Oğullarının da âdeti idi. Bir de Nuaym b. Mes'ud el-Eşcaî Müslümanların yanında güvenilir bir rol üstlenir, Peygamber (s.a.v) ile müşrikler arasında söz götürür getirirdi. Bu ayetin sebeb-i nüzulü olarak bu olaylar zikredilmektedir.
Muhammed Esed
Hem sizden hem de kendi kavimlerinden emin olmak isteyen, [ama] kötülük eğilimi ile her karşılaştıklarında kendilerini gözü kapalı ona kaptıran başkalarını[n da var olduğunu] göreceksiniz. 112 O halde şayet onlar sizi bırakmaz, sizinle barışa yanaşmaz ve üstünüzden ellerini çekmezlerse, onları gördüğünüz her yerde yakalayın ve öldürün: İşte size kendileriyle açıkça [savaşma] izni ver-diklerimiz 113 bunlardır.
Bir de hem sizden hem de kendi toplumlarından, kendilerini sağlama almak ve güvende olmayı arzu eden bir grup bulabilirsin ama size karşı bir savaşa çağrıldıklarında hemen koşarlar. Şayet sizi tacizden geri durmaz, barışa yanaşmaz ve saldırıdan ellerini çekmezlerse, onları takip edin ve yakaladığınız yerde tutup öldürün. İşte size, aleyhlerine açık bir yetki verdiklerimiz bunlardır. 9/1...8, 60/8-9
Siz, hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen, fakat ne zaman (mü’minler aleyhine bir) entrikaya davet edilseler, içine balıklama dalan daha başkalarına da rastlayacaksınız. İşte o zaman, eğer onlar sizi bırakmaz, sizinle barışa yanaşmaz ve ellerini yakanızdan çekmezlerse; onları da savaş içinde gözünüze kestirdiğiniz[821] her yerde yakalayın ve katledin: İşte size, kendileriyle savaşmanız için açık bir yetki belgesi verdiğimiz kimseler bunlardır.
[821] Sekiftumûhum kelimesinin türetildiği es-sakfe kullanıldığı altı yerde de savaş ve düşmanlık bağlamında gelir. Benzer bağlamlarda vecedtumuhum şeklinde gelmesi bu fiili vecedenin eşanlamlısı yapmaz (Bkz: 2:191, not 367). “Bulduğunuz her yerde” yerine “gözünüze kestirdiğiniz her yerde” karşılığını kullanmamızın gerekçesi budur.
Ömer Nasuhi Bilmen
Başka bir tâife de bulacaksınız ki, onlar hem sizden emin olmayı ve hem de kavimlerinden emin bulunmayı dilerler. Fitneye her sevkedildikleri zaman da onun içine başaşağı atılırlar. Artık onlar sizden çekinmezlerse ve barışı size bırakmazlarsa ve ellerini çekmezlerse onları her nerede ele geçirirseniz tutunuz ve öldürünüz. İşte sizin için onların aleyhine apaçık bir ferman verdik.
Bir de öyleleriyle karşılaşacaksınız ki onlar hem sizden, hem de kendi kavimlerinden emin kalmak isterler. Bunlar ne zaman fitneye (şirke veya mü'minlerle savaşmaya) çağırılsalar derhal ona dalarlar. O halde bunlar sizden uzak durmaz, size barış teklif etmezler, ellerini sizden çekmezlerse onları nerede bulursanız yakalayın, öldürün! İşte bunlara karşı size kesin bir izin ve yetki vermişizdir.
Bu âyette fitne şirk, küfür, savaş veya bozgunculuk olarak tefsir edilmiştir.Bu son âyetlerde söz konusu edilen kâfirler, Medine dışında bulunan münafıklar olup şu üç gruba ayrılmışlardır: 1. Müşriklerle işbirliği yapanlar. Bunlar imha edileceklerdir. 2. Müslümanların kendileriyle saldırmazlık anlaşması yaptıkları toplumlara sığınanlar. 3. Gerek Müslümanlarla gerekse kendi kavimleriyle savaşmak istemeyip tarafsız kalmayı tercih edenler.
Süleyman Ateş
Başka birtakım insanlar da bulacaksınız ki, hem sizden, hem de kendi toplumlarından emin olmak isterler. Ama ne zaman fitneye götürülseler, fitnenin içine başaşağı atılırlar. Eğer onlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini (saldırıdan) çekmezlerse onları yakalayın ve nerede bulursanız öldürün! İşte öylelerine karşı size açık bir yetki verdik.
Göreceksin, onların geriye kalanı, hem sizden emin olmak, hem kendi topluluklarından emin olmak isteyeceklerdir. Ne zaman fitneye (çatışma ortamına) yöneltilseler balıklamasına daldırılacaklardır. Eğer sizden uzak durmazlar, barışa yanaşmazlar ve sizden el çekmezlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhine size açık bir yetki vermişizdir.
Başkalarını da sizden ve kendi topluluklarından güvende olmayı arzu eder gibi bir halde bulabilirsin ama fitneye her çağrılışlarında ona balıklama dalarlar. Şayet sizden uzak durmaz, barışı size bırakmazlar ve ellerini de çekmezlerse, onları bulduğunuz yerde tutup öldürün. İşte size onların aleyhine açık bir yetki veriyoruz.
Bir de öyle kimselerle karşılaşacaksınız ki, hem sizden, hem de kendi kavimlerinden emin olmak isterler. Fakat ne zaman bir fitneye çağırılsalar başaşağı içine dalarlar. Eğer onlar sizden uzak durmaz, barışa yanaşmaz ve ellerini sizden çekmezlerse, onları bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün. İşte öylelerine karşı size apaçık bir yetki vermişizdir.
Diğer bazılarını da bulacaksınız ki, hem sizden emin olmak hem de kendi toplumlarından emin olmak isterler. Ama fitneyle yüz yüze getirildiklerinde baş aşağı içine dalarlar. Bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barışa gitmezler ve ellerini sizden çekmezlerse onları yakalayın, tuttuğunuz yerde öldürün. İşte böylelerinin üstüne gitmeniz için size açık bir izin ve kuvvet verilmiştir.