Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4159, sondan 2078. ayet; 40. sure ve Mü'min Suresinin 26. ayetidir. Mü'min Suresi 26. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 69 ve toplam ebced değeri ise 5918 olarak hesaplanmıştır. Mü'min Suresinin toplam ebced değeri 360656 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (2) bulunuyor.
Arapça Metin
وقال فرعون ذروني اقتل موسى وليدع ربه اني اخاف ان يبدل دينكم او ان يظهر في الارض الفساد
Bu ifadelerden anlaşıldığına göre –henüz Tevrat gelmemiş olsa da– Mûsâ, kavmini kurtarmak için geldiği Mısır’da Firavun ve çevresine Allah’ın birliği inancına dayalı İsrâil dinî kültüründen gelen bazı inançlardan söz etmişti. Halbuki eski Mısır dinî geleneğine göre firavunlar hem kral hem de tanrının oğlu, dolayısıyla tanrı sayılıyorlardı. İşte Firavun, muhtemelen, Mûsâ’nın sözünü ettiği dinî inançların kendi halkının geleneksel dinî telakkisini ve kendisinin o telakkiye göre sahip olduğu konumu tehlikeye sokacağını gördüğü için bu kaygısını çevresindekilere, “Onun, dininizi değiştireceğinden yahut ülkede huzursuzluk çıkaracağından kaygı duyuyorum” şeklinde ifade etmiş ve Mûsâ’yı öldürmeye, ona inananların erkek çocuklarını katliama tâbi tutmaya karar vermişti. Nitekim İbn Atıyye de söz konusu âyetleri bu yönde yorumlamaktadır (IV, 555). Ancak bu büyük tehlikeye rağmen Hz. Mûsâ, âhirete inanmadıkları için yaptıklarının yanlarına kalacağını sanan bütün despotik güçlere karşı Allah’ın, kendisine inanıp güvenerek doğru yolda azimle ilerleyenlere yardım edeceğinden emindi.
Mehmet Okuyan
Firavun, “Bırakın beni, Musa’yı öldüreyim; (o da) Rabbine yalvarsın! Şüphesiz ki ben onun, dininizi değiştirmesinden veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmasından korkuyorum!” demişti.
Firavun, toplumda yaşanmakta olan dini hayatı geleneksel anlamda doğru kabul ettiği için vahyi anlatan Hz. Musa’yı “dini değiştiren adam” ve “toplumda fesat çıkaran kişi” olarak tanıtmış ve onu öldürmek istediğini dile getirmiştir. Günümüzde benzer söylemlerin vahye karşı bilinçsizce kullanılması kimlerin farkında olarak veya olmayarak kimlerin yolunu takip ettiğini göstermekte son derece çarpıcı bir örnek oluşturmaktadır.
Firavun: “Bırakın beni, Mûsâ'yı öldüreyim. O istediği kadar Rabb'ini yardıma çağırsın. Ben, onun sizin dininizi¹ değiştirmesinden veya yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum.” dedi.
1- Din, kavram olarak Kur'an'da inanç sistemi, yaşam biçimi, toplumsal düzen, yasa, hesap, karşılık/ceza vb. anlamlarda kullanılmıştır. Din, öncelikli anlamı itibariyle, yaşamı düzenleyen ilke ve kuralların referans alındığı değerler demektir. Kur'an'a göre yaşamı düzenlemede vahyi referans almayan her düşünce ve inanç küfürdür. Keza insanlar; yaşamlarını, düzenlerini, sistemlerini hangi değerleri referans alarak düzenliyorlarsa, o değerler onların dinidir. Bak: 3:73; 6:70; 7: 51; 76; Kur'an, nasıl ki Mekkeli müşriklerin cahiliye değerlerini referans alan düzenlerini, sistemlerini din olarak tanımlıyorsa; günümüzün Kur'an'ı referans almayan bütün düzen ve sistemleri de birer cahiliye dinidir. Ancak şu gerçek göz ardı edilmemelidir: Allah, Kur'an'ı değerleri referans almak koşulu ile yaşadığımız hayatı düzenlemeyi kullarına bırakmıştır. Nasıl bir yönetim biçimi, nasıl bir ekonomik sistem, nasıl bir yaşam biçimi vb. olması gerektiği konusunda yetki de görev de sorumluluk da insana aittir. Kur'an'ı referans almak koşulu ile günün koşullarına ve ihtiyaçlarına göre istediğimiz düzeni/sistemi kurmak insana bırakılmış bir husustur.
Ahmet Akgül
Firavun: “Bırakın beni, Musa'yı öldüreyim de o (gitsin) Rabbine yalvarıp-yakarıversin (bakalım kendisini kurtarabilecek mi?) Çünkü ben, (onun) sizin dininizi (mevcut hayat sisteminizi) değiştirmesinden, ya da yeryüzünü (ülkemizi) fesada vermesinden korkuyorum” diyerek (halkı kışkırtıvermişti).
Ve Firavun, bırakın beni de dedi, Musa'yı öldüreyim ve Rabbini çağırsın bakalım; şüphe yok ki ben, dininizi değiştireceğinden, yahut da yeryüzünde bir bozgun çıkaracağından korkuyorum.
Firavun dedi: “Bırakın, Musa'yı öldüreyim de Rabbine yalvarsın bakalım, O Musa'yı kurtaracak mı? Dikkat edin, ben O'nun dininizi değiştireceğinden, yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum!”
Firavun:
“Bırakın beni, Mûsâ'yı öldüreyim. Rabbine dua etsin de kendisini kurtarsın. Ben, onun, sizin inançlarınızı, rejiminizi değiştireceğinden, ülkede, yeryüzünde karışıklık çıkararak, fesadı ve anarşiyi hâkim hale getireceğinden korkuyorum.” dedi.
Firavun dedi ki: "Beni bırakın Musa'yı öldüreyim de o Rabbine yalvarsın! Çünkü ben onun sizin dininizi değiştireceğinden yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum."
Firavun dedi ki: 'Bırakın beni, Musa'yı öldüreyim de o (gitsin) Rabbine yalvarıp-yakarsın. Çünkü sizin dininizi değiştirmesinden ya da yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum.'
Firavun dedi ki: “- Bırakın beni, Mûsa'yı öldüreyim de, o, Rabbine dua etsin. Çünkü ben, onun, dininizi değiştirmesinden, yahud yeryüzünde bir fesad çıkarmasından korkuyorum.”.
Ve Firavun: “Bırakın beni, Musa’yı öldüreyim de o Rabbine yalvarsın. Çünkü ben, onun dininizi değiştirmesinden veya yeryüzünde bozgunculuk yapmasından korkarım.” dedi.
Firavun dedi ki: “Bırakın beni, şu Musa'yı öldüreyim de o varsın (var olduğunu iddia ettiği) Rabbine yalvarıp dursun! Ben gerçekten, O'nun dininizi değiştireceğinden veya ülkede bozgunculuk çıkaracağından endişe ediyorum.”
Cemal Külünkoğlu Mü'min Suresi 26. Ayet Açıklaması
Firavun’un, halkına hitaben: “dininizi değiştireceğinden endişe ediyorum” ifadesi ve Yunus 10:78 ayeti, onların da kendilerine göre bir dinlerinin olduğunu göstermektedir. Eski Mısırlılar dindar insanlardı. Ancak dinleri Hak din değil, çok tanrılı sapkın bir dindi. Firavunların çok tanrılı dini benimsemeleri, bu din sayesinde kendilerini kolayca tanrılaştırmalarındandı. Halk, hükümdarlarına: “Ey biz canlıların tanrısı, yaşa, varol!” gibi tezahüratlar yaparlardı. Yani hükümdarlarına ilahlık atfetmek gibi çok yanlış bir inanca sahiplerdi. Bugün de bazı insanlara tanrısal nitelikler yüklenerek onlar üzerinden insanlar sömürülmüyor mu? Üstelik de Allah’ın dini kullanılarak bu sömürü işi yapılıyor. Olur olmaz insanlara büyüklük atfederek, onların karşısında el pençe durarak, kendilerine göre ihdas etmiş oldukları sahte dinleriyle Hz. Peygamberin sözde sünnetini ihya ederek insanlar putlaştırılmıyor mu? Hangi isimle olursa olsun Allah’ın otoritesini paylaşan, buna inanan, seyirci kalan, karşı çıkmayan Firavunun sünnetini ihya ediyor demektir.
Diyanet İşleri (Eski)
Firavun: "Beni bırakın da Musa'yı öldüreyim, o, Rabbine yalvaradursun. Onun, sizin dininizi değiştireceğinden veya yeryüzünde bozgun çıkaracağından korkuyorum" dedi.
Firavun’un, bırakın beni, Musa’yı öldüreyim diye konuşması, onun öldürmekten alıkonduğunu göstermektedir. Çünkü Firavun’a Musa için bu senin korkacağın bir kimse değildir. Eğer onu öldürürsen, halkın kalbine bir şüphe sokmuş olursun. Herkes senin açık delille tartışmaktan âciz olduğuna hükmeder demişlerdi. Bununla beraber Firavun’un zikredilen ifadesi, kendisinin Musa (a.s.)’dan ne derece korktuğunu da göstermektedir.
Edip Yüksel
Firavun dedi, "Beni bırakın Musa'yı öldüreyim de o da Rabbine yalvarsın. Sizin dininizi değiştireceğinden veya yeryüzünde kötülük çıkaracağından endişeleniyorum."
Bir de Firavun: "Bırakın beni, öldüreyim Musa'yı da o Rabbine dua etsin. Çünkü ben onun, dininizi değiştirmesinden veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmasından korkuyorum" dedi.
Bir de Fir'avn: bırakın beni, dedi: öldüreyim Musâyı da o rabbına duâ etsin, zira ben onun dininizi değiştirmesinden ve yâhud Arzda bir fesad çıkarmasından korkuyorum
Firavun “Beni bırakın, Musa’yı öldüreyim de o Rabbine yalvarsın dursun. Ben, onun sizin dininizi değiştirmesinden ve yeryüzüne (Musa’nın öğrettikleri ile) bozgunculuğun yayılmasından korkuyorum” dedi.
Firavun dedi ki «— Beni bırakın ki Musa/yı öldüreyim, o da varsın Rabbini çağırsın da kendisini benden kurtarsın. Çünkü ben onun dininizi değiştireceğinden veya Mısır toprağında fesat çıkaracağından korkuyorum.
Firavun dedi ki: “Bırakın beni; Musa'yı öldüreyim de o (gidip) Rabbine yakarsın. Çünkü ben, sizin dininizi değiştirmesinden ya da yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum.”
Böylece Firavun, danışma meclisini toplayarak Mûsâ’nın durumunu görüştü. İçlerinden bazıları, halkın tepkisini çekmemek için ona yumuşak davranmak gerektiğini söylediler. Bunun üzerine Firavun, Mûsâ’dan korktuğunu belli etmemek için, “Bırakın Mûsâ’yı öldüreyim!” dedi, “Karşısında celladı görünce, o çok güvendiği Rabb’ine yalvarsın; bakalım onu elimizden kurtarabilecek mi? Doğrusu ben bu adamın, kültürel ve siyâsî bir devrim yaparak inanç sisteminizi değiştirmesinden ve bu ülkede yönetimi ele geçirip bozgunculuk çıkarmasından korkuyorum!” dedi.
Firavun: “Bırakın beni, Mûsa’yı öldüreyim de o (gitsin) Rabbine yalvara dursun. Zîrâ ben, onun dininizi değiştirmesinden ya da yeryüzünde bozgunculuk çıkarmasından korkuyorum.” dedi.1
1 Anlaşılıyor ki Hz. Musa’nın mucizeleri karşısında Firavunun zulmü kırılmış, dilediğini yapamaz olmuş ve şaşırmıştı. A'raf Sûresinde de geçtiği üzere mesele toplumun görüşüne müracaattan ibaret kalmamış, bir müdahale mahiyetini almış olmalı ki; “bırakın beni” diye bağırıyordu. Demek ki o Firavun, cebrini yürütemez olmuş ve şaşırmış idi. Şaşkınlığından hezeyan ediyor, bir taraftan; “o Rabbine duâ etsin” diye Allah’ı inkâr veya hafife almak istiyor, bir taraftan da “dininizi değiştirecek” diye dindarlık gösteriyordu. Belki de onun Allah dediği kendi saltanatı idi. (Elmalılı)
Muhammed Esed
Ve Firavun “Bırakın” dedi, “Musa'yı ben öldüreyim ve bırakın o'nu, [var olduğunu iddia ettiği] Rabbine yalvarıp dursun! 18 Dikkat edin, ben o'nun dininizi değiştirmesinden yahut yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum!”
Firavun: – Bırakın beni, Musa’yı öldüreyim. O, Rabbine yalvaradursun. Ben, onun, sizin dininizi değiştirmesinden aynı zamanda ülkede düzeni bozarak kargaşa/fesat çıkarmasından endişe ediyorum, dedi. 20/47...58
Firavun “Beni bırakın, şu Musa’yı öldüreyim!” dedi ve ekledi: “O Rabbine yalvaradursun; ama ben asıl onun sizin hayat tarzınızı[4188] değiştirmesinden ya da ülkede düzenin bozulmasından korkuyorum!”[4189]
Mustafa İslamoğlu Mü'min Suresi 26. Ayet Açıklaması
[4188] Dînin anlamı için ilk geçtiği 107:1’in ilk notuna bkz.
[4189] Fesad Kur’an’da hep insan davranışlarının neden olduğu ferdî, içtimaî ve tabiî çözülme süreçleri için kullanılır (Bkz: 30:41, not 49).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Fir'avun dedi ki: «Beni bırakınız Mûsa'yı öldüreyim ve O Rabbine dua ediversin. Şüphe yok ki, sizin dininizi tebdîl edeceğinden veya yeryüzünde bir fesad çıkarmasından korkarım.»
Firavun: “Bırakın beni, şu Mûsâ'yı öldüreyim. O da varsın Rabbine yalvarsın, bakalım O kendisini kurtaracak mı? Zira bu gidişle onun, sizin dininizi değiştireceğinden veya ülkede anarşi çıkaracağından endişe ediyorum. ” dedi.
Burada dinden maksat: Mısır toplumunun tuttuğu yol ve medeniyettir. Firavun aslında kendi saltanatının yıkılacağından korktuğu halde, birçok politikacı gibi, güya halkı düşündüğü için, onlar namına Mûsâ’yı yok etmeye giriştiğini ileri sürüyordu.
Süleyman Ateş
Fir'avn dedi: "Bırakın Musa'yı öldüreyim de, Rabbine yalvarsın (bakalım O, Musa'yı kurtaracak mı?) Çünkü ben onun, dininizi değiştireceğinden yahut yeryüzünde fesad çıkaracağından korkuyorum"
Firavun: "Bırakın beni, ben Musa'yı öldüreyim, o da Sahibini yardıma çağırsın. Çünkü sizin dininizi kendininki ile değiştireceğinden veya kurulu düzeni bozmasından korkuyorum." dedi.
Firavun:-Bırakın beni, Musa'yı öldüreyim. O, Rabbine yalvarıp dursun. Ben, onun dininizi değiştirmesinden ya da yeryüzünde bozgunculuğu yaymasından korkuyorum, dedi.
Firavun “Bırakın beni, Musa'yı öldüreyim,” dedi. “O da Rabbine yakaradursun. Çünkü o sizin dininizi değiştirir yahut ülkede bozgun çıkarır diye korkuyorum.”